🔴 | Hastaneler Hayvan Barınağı Değildir!
Milas Devlet Hastanesi'nin bahçesindeki sahipsiz hayvanları toplattığı için başhekimi hedef gösterip linç etmeye çalışıyorlar.
Bu hayvan sevgisi değil apaçık bir provokatörlüktür.
Sağlık Bakanlığı'nın genelgesi kapsamında hastane içi ve çevresinde hayvan bulundurmak yasaktır.
Halk sağlık ve güvenliğini sağlamak için görevini layığıyla yerine getiren, vatana ve millete hizmet eden Milas Devlet Hastanesi Başhekimi Sayın Volkan GÜNEŞ’e teşekkür ediyoruz.
Sayın Bakan @drmemisoglu, Milas Devlet Hastanesi Başhekim'ni tüm hastanelerinize örnek göstermenizi ve yanında durarak destek olmanızı bekliyoruz!
@milasdevlethast@MuglasaglikMd@saglikbakanligi
Ne zaman ders alacağız?
Bu fotoğraf, Srebrenitsa Soykırımı’nın
insanlığın hafızasına kazınan acı karelerinden biri…
Bir anne ve oğlu, elleri bağlı hâlde birbirlerine son kez bakıyor.
Temmuz 1995’te Bosnalı Müslümanlara karşı işlenen bu soykırımda, birkaç gün içinde 8 binden fazla Boşnak erkek ve çocuk katledildi. On binlerce kadın ise savaşın en karanlık yüzlerinden biri olan sistematik cinsel şiddetin mağduru oldu.
Bugün bize “insan hakları” dersi verenler, dün Avrupa’nın ortasında bu vahşeti izledi.
Srebrenitsa’yı unutmak, sadece geçmişi değil; insanlığın vicdanını da kaybetmektir.
#SrebrenitsaSoykırımı #SrebrenicaGenocide #مذبحة_سربرنتسيا
🚨Galatasaray bu sezon son dakikalara berabere girdiğinde verilen uzatma
🕣Total: 36 dakika
🚨Fenerbahçe yenik ya da berabere iken verilen uzatma
🕣Total: 74 dakika
Seni sezon başlamadan algı yapmaya çalışanlara gösterin
FENERBAHÇE YİNE FİKSTÜR ŞİKESİ YAPTI!
fenerbahçe, bu sezon fikstüre göre neredeyse 4 ay boyunca yalnızca 1 kez İstanbul dışına çıkacak. fenerbahçe bu sayede rakiplerine karşı haksız bir avantaj elde etmiş olacak.
Ve bu, TFF'nin fenerbahçe'yi ilk kollayışı da değil.
Fikstür şikesi yaparlar.
Transferde usulsüzlük yaparlar.
Maaş ödemelerinde usulsüzlük yaparlar.
Tarihleri şaibeler ile dolu.
Bunlara dur diyebilecek bir insan evladı yok mu?
@AliNaciKucuk Haber yaptırdığınız muhabir deyince nasılda hopladın hemen 🤣 Sen boşver beni, simidini ye güzelce ve aşağıdaki yorumları oku. 😁 Benim ne söylediğimi ve neden rahatsız olduğumu milyonlarca taraftar anladı sen canını sıkma...
Yalova’da köpeğini gezdiren bir genç, hayvanın cami önüne dışkılamasına aldırış etmedi.
— Cami görevlisinin uyarısına rağmen pisliği temizlemeden yoluna devam etti.
Köpeğin gireceği ve giremeyeceği plajlar ayrı olmalı. 15 saniye önce bu köpek dışkısını kumlara bıraktı. Sahibinin elinde plastik torba yok ve dışkı kumlara ve denize karışacak. Burası Mayi Bayraklı Menderes Özdere Çukuraltı Plajı @menderesbel@iLkayeFe
Çankaya Belediyesi ihbar üzerine Ankara Öveçler’e gidiyor. Burada yavru ve büyük köpekler var. Oradaki kadınlar belediye personeline zorluk çıkarıp küfür ediyor.
Ekipler 4 köpeği almış ama kadınlar 2 köpeği kaçırmış. Olay yerine polis çağrılıyor, gelen polisler kadınlarla konuşmuş ama onlar da müdahale etmeden gitmiş. Polis bu kişileri alıp karakola götürmeyecekse niye geliyor?
@EmniyetAnkara@AnkaraValiligi@cankayabelediye
4 milyon uyuz it için harcanan para yıllık 170 milyar, yazık değil mi günah değil mi , ay sonunu getirmek için didinen milyonlarca insan var bu memlekette
Diyanet işleri başkanlığı TV kanalının başka işi yok mu?
Dini motifler ile başıboş köpek güzellemesi yapıyorsunuz?
Başıboş sokak köpeği sorununun önünde ki en büyük engel, sokakta, dağda taşta besleme yapmaktır.
Bu uygulama Avrupa ülkelerinde suçtur.
Ünlü restoran zincirinin şubesinden şoke eden görüntüler.
Çocuğun yediği tavuğun içinden kurtlar çıktı.
Anne Cennet Akgün, olay yerinde çektiği videoyu sosyal medyada paylaşarak olayla ilgili suç duyurusunda bulunacağını açıkladı.
🗣️ Yüksel Yıldırım: "Dursun Başkan diyor ki “Maliye Bakanlığına gidelim, kulüplerin vergi vermediği söyleniyor. Her kulüp son 3 senedir maliyeye ne kadar vergi verdiğimizi, oyuncuların transferinde, SGK'larda, gelirlerde ne verdiğimizi önüne koyalım, belgeleyelim”.
Fenerbahçe buna karşı çıktı. Burada esas konu bu. Fenerbahçe dedi ki “mali işlerimizi açamayız, verdiğimiz vergiyi söylemek istemiyoruz” dedi. Bunu söyleyen Barış Bey. Şok olduk.
Koskoca Fenerbahçe, sen vergi mi kaçırıyorsun kardeşim?
Dursun Başkan diyor ki eğer biz maliyeyle konuşup, devletle konuşup bu vergi işini çözeceksek şeffaf olmamız lazım. Bize resmen Maliye Bakanlığı 10. sınıf vatandaş muamelesi yapıyor, sanki biz hiç vergi vermiyoruz, vergi kaçırıyoruz gibi.
Biz her aldığımız oyuncuya vergi veriyoruz." (TGRT Haber)
Rakamı veriyorum, lütfen dikkatle okuyun:
Geçtiğimiz yıl sadece İstanbul'da kuduz şüphesiyle hastanelere başvuranların sayısı tam 124 bin.
Türkiye genelinde ise bu rakam yarım milyona dayanmış durumda.
Yanlış okumadınız. Yarım milyon!
Burası Ganj Nehri kıyısındaki bir Hindistan kasabası değil. Burası Türkiye.
Fakat biz hâlâ sokaklarımızdaki sayıları 10 milyonu bulan başıboş köpeği, içi fena halde boşaltılmış, vıcık vıcık bir romantizmle tartışmaya çalışıyoruz.
KUZU PATLICAN MI?
Sürekli, ama sürekli bir "merhamet, çocuk, can, pati" edebiyatıdır gidiyor.
Sokaktaki köpeğe adeta kutsiyet atfedenlerin o devasa vicdanı; nedense o köpekler doysun diye her gün kesilip preslenen ve mamaya dönüştürülen kuzulara, tavuklara gelince anında sus pus oluyor.
Sormadan edemiyor insan:
Köpek "can" da, kuzu patlıcan mı?
Bir yırtıcıyı şehir ortasında yapay olarak ayakta tutabilmek için tonlarca çiftlik hayvanını katlediyorsun. Bunun neresi hayvanseverlik? Neresi ekolojik denge?
Geçiniz bu işleri.
Bu ikiyüzlülüğün dinde, ahlakta veya vicdanda zerre kadar karşılığı yok.
Mesele merhamet falan değil. Mesele devasa bir rant. Mesele "mama lobisi".
İşin daha da mide bulandırıcı tarafı, bu rant çarkının bizzat yerel yönetimler eliyle döndürülmesi. Belediyelerin her yıl milyarlarca lira akıttığı o devasa "sokak hayvanları için mama" ihalelerine bir bakın Allah aşkına. Şişirilmiş faturalar, adresi baştan belli ihaleler, sokaktaki hayvana zerre faydası dokunmayan ama kâğıt üzerinde tıkır tıkır dağıtılmış gibi gösterilen tonlarca mama... Sokaktaki köpeklerin üzerinden kurulan bu düzen, sözde hayvanseverlik maskesi altında alenen bir para aklama ve kaynak transferi mekanizmasına dönüşmüş durumda.
"AÇ KALMASALAR SALDIRMAZLAR" MASALI
Sokaklarımızdaki köpekler öyle Instagram paylaşımlarındaki gibi sevimli, fiyonklu süs köpekleri falan değil. Neredeyse tamamı Anadolu bozkırının devasa, korumacı çoban köpeklerinin kırmaları.
Doğal seleksiyon şehirde sadece en irilerini hayatta tutmuş. Bu hayvanların genetiğinde üst düzey koruma içgüdüsü var, alan savunması var, avlanma dürtüsü var.
"Aç kalmasalar saldırmazlar" edebiyatını acilen bırakın.
Bu işin açlıkla maçlıkla ilgisi yok, tamamen fıtrat meselesi. Sürü hiyerarşisiyle hareket eden bu hayvanlar yoldan geçen motosikletliyi de, parkta koşan çocuğu da tehdit görür. Önce göğsüyle çarpar, dengeni bozar, sonra da güçlü çenesiyle parçalar.
Gerçek budur.
Yol kenarlarında "çocuklara ayrı mama veriyoruz" diyerek köpekle insan yavrusunu eş tutan akıl tutulmasına ne demeli peki?
Bu apaçık bir cinnet halidir.
KAAN PROJESİ Mİ, BARINAK FONU MU?
Gelelim işin kimsenin yüzleşmek istemediği matematik ve ekonomi kısmına.
Lafı hiç dolandırmadan net rakamlarla konuşalım:
Tek bir köpeğin yem, veteriner, personel ve barınma dahil yıllık maliyeti 120 bin lira. Mevcut 550 bin barınak köpeğini hayatta tutmanın yıllık faturası tam 66 milyar Türk Lirası!
Daha çarpıcı bir kıyaslama yapayım size:
Savunma sanayimizin göz bebeği, millî muharip uçağımız KAAN projesinin bugüne kadarki tüm AR-GE, tasarım ve prototip üretim süreçleri için harcanan kaynak 90 milyar lira seviyesinde.
Yani her yıl, sadece mevcut barınak köpeklerine ayırdığımız bütçeyle neredeyse sıfırdan bir KAAN projesini finanse edebilecek muazzam bir millî kaynağı dipsiz bir kuyuya gömüyoruz. Birçok Afrika ülkesinin gayrisafi yurt içi hasılasından büyük bir paradan bahsediyorum!
Biz deprem yaralarını sarmaya, ekonomiyi toparlamaya çalışırken; senede iki kez 8 yavru veren ve o yavruların 1 yılda üremeye başladığı bu geometrik nüfus patlamasına hangi devletin bütçesi dayanır?
BATI BU İŞİ NASIL ÇÖZMÜŞ?
Hep "Batı standartları" deriz ya... Hadi gelin Almanya'ya bir bakalım.
Sihirbazlıkla mı çözmüşler bu işi? Hayır. Tamamen "acımasız" diyebileceğimiz kadar katı kurallarla:
BİR: Almanya'da köpek demek, vergi demektir. Tehlikeli bir ırk besliyorsanız devlete her yıl 1000 Euro'ya kadar vergi ödersiniz.
İKİ: Çipsiz, karnesiz, aşısız köpek gezdiremezsiniz. Sokakta "kimliksiz" tek bir hayvan bulunmaz.
ÜÇ: Köpeğiniz birini mi ısırdı? Yola atlayıp kaza mı yaptırdı? Ödeyeceğiniz "Schmerzgeld" (acı ve ıstırap tazminatı) ile ocağınıza kelimenin tam anlamıyla incir ağacı dikerler.
DÖRT: Sokağa, parka karton içinde dünden kalan yemeği veya mama koymak mı? "İyilik meleği" olayım derken yasadışı çöp atmaktan yüzlerce Euro cezayı yersiniz.
BEŞ: Otoyola başıboş köpek mi girdi? Trafiği ve insan canını tehlikeye attığı an vurulur. Barınak falan beklenmez. İnsan hayatı söz konusu olduğunda sistem bir saniye bile tereddüt etmez.
SONUÇ: LAFI UZATMANIN ALEMİ YOK
Şunu artık kafamıza sokalım:
Devletin asli vazifesi başıboş hayvanları beslemek değil; vatandaşının canını, malını ve huzurunu korumaktır.
Alttaki delik bu kadar büyükken havuzu durmadan suyla doldurmaya çalışmak, kısırlaştırma masallarıyla vakit kaybetmek popülizmden başka bir şey değildir. Doğaya ve topluma hiçbir getirisi olmayan yırtıcıları fıtratlarına aykırı daracık alanlara hapsetmek de hayvana yapılabilecek en büyük zulümdür.
Önümüzde sahte duygusallıkların, dijital dilencilerin ve mama lobilerinin değil; matematiğin, ekonomik gerçeklerin ve devlet aklının dayattığı tek bir rasyonel seçenek kalıyor:
Hayvanlar sokaklardan derhal toplanmalı ve sahiplenilmeyenlerin tamamı dünya standartlarındaki acısız yöntemlerle itlaf edilmelidir.
Aklın, bilimin ve vicdanın yolu budur.
Nokta.
🔴 SON DAKİKA | Van'ın Çaldıran ilçesinde başıboş köpeklerin saldırısına uğrayan 3 çocuk ağır yaralandı.
Vücutlarında çok sayıda ısırık izi oluşan 12-13 yaşlarındaki 3 çocuk, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Çocukların durumunun ciddi olduğu öğrenildi.
@tcvanvaliligi I @mustafaciftcitr
Galatasaray'ı sürekli hile hurda ile suçlayan Fenerbahçe, bugün bir kez daha transfer hilesi yüzünden UEFA'dan para cezası aldı. Geçmişe dönüp baktığımızda 2000 yılından bu yana Fenerbahçe UEFA'dan,
- 2005, 2008, 2010, 2013(4 defa), 2022, 2023, 2024(3 defa), 2025(2 defa), 2026 yıllarında tribün olayları cezası
- 2007 Anderlecht cezası
- 2010 - 2011 Avrupa kupalarından men
- 2016 FFP cezası (7,5M)
- 2026 uygunsuz transfer cezası (7,5M)
ceza aldı. Aynı tarihe baktığımızda Galatasaray'ın UEFA'dan aldığı tek şey kupa (2 adet)
Görüyoruz ki ligimizde iyi ve kötü birbirine karışsa da UEFA'nın adaleti kimin doğru kimin yanlış olduğunu ortaya koyuyor. Geriye ise ev sahibini bastırmak için canhıraş saldıran yavuz hırsızın beyhude çabaları kalıyor.