Hadislerde Tarif Edilen Allah'ı Çizmişler - Mustafa İSLAMOĞLU
.
Programın tamamını Mustafa İslamoğlu YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz.
(Kur'an'ın Hayat Yolculuğu 99.Dersten)
Videonun tamamı için: https://t.co/GHOFg3OggZ
.
#Allah#kuran#din#felsefe#mustafaislamoğlu
Bugün de devam ettik. Sizler de bizzat kendiniz ihtiyaç sahiplerini arayın bulun ve bizzat ellerinizle yardım edin.
Bunu ısrarla söylüyorum çünkü iyiliğin en güzel hali bizzat kendi ellerimizle yaptıklarımızdır. En güvenlisi, en hayırlısı budur.
Azerbaycan kardeşimizdir. Kardeşler birbirlerinin sevincini de acısını da paylaşırlar. İslam’ın kardeşlik anlayışı ise bize bunun ötesinde iki yönlü bir sorumluluk yükler: Kardeşimiz zulme uğradığında yanında durmak, zulmettiğinde ise onu zulmünden vazgeçirmeye çalışmak.
Hazin bir tecelli olarak Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin okullara alınmaması ve eğitim haklarından mahrum bırakılması, kardeşlik hukukunun bu iki sorumluluğunu da bugün bize hatırlatmaktadır.
Hâlisane duygularla kaleme aldığımız bu sözlerin, kardeşliğin bize yüklediği sorumluluğun bir gereği olarak okunmasını temenni ediyoruz.
Türkiye bir 28 Şubat tecrübesi, hatta kâbusu yaşadı. Gencecik kızlarımızı hedef alan uygulamalarla başlayan baskıların zamanla bütün bir toplum üzerinde nasıl ağır yaralar açtığına hep birlikte şahit olduk. Aradan yaklaşık otuz yıl geçmesine rağmen millet olarak o dönemin bıraktığı travmayı bütünüyle geride bırakabilmiş değiliz.
Nerede ve ne zaman olursa olsun, hangi gerekçeye dayandırılırsa dayandırılsın, hangi siyasi hesapla yapılırsa yapılsın, insanların inanç ve ibadet özgürlüğünü baskı altına almak, dinî şiar ve sembolleri devlet takibatının konusu hâline getirmek hiç kimseye hayır getirmemiştir. Bu tür uygulamalar devletleri güçlendirmemiş, iktidarları yüceltmemiş, aksine milletlerin hafızasında derin yaralar bırakmıştır.
Çocukları inançları ile eğitimleri arasında tercihe zorlamanın ne adaletle ne vicdanla ne de insan haysiyetiyle bağdaşır bir tarafı vardır.
Bizler samimiyetle “iki devlet, bir millet” diyoruz. Bu şiar, yalnızca ortak tarihimizin ve kardeşliğimizin ifadesi değil, aynı zamanda birbirimizin tecrübelerinden ders çıkarma sorumluluğunun da ifadesidir.
Karabağ Zaferi, Azerbaycan halkının fedakârlığını, diriliş iradesini ve sahip olduğu manevi gücü bütün dünyaya göstermiştir. Karabağ’da ve başka cephelerde şehit düşenler, hayatlarını yalnızca bir toprak parçası uğruna feda etmediler. Onlar, ecdatlarından miras kalan değerleri korumak ve gelecek nesillere onurlu bir istikbal bırakmak için şehit oldular.
Öyleyse bir millete güç veren manevi değerlerin, o milletin günlük hayatında yasakların konusu hâline getirilmesi nasıl izah edilebilir?
Bir kez daha hatırlatmak isteriz: Devletler ve iktidarlar insanların inançlarına engeller koyarak büyümez. Büyük devlet, milletinin haklarını, hürriyetini ve haysiyetini adaletle koruyan devlettir. Bir milletin evlatlarını inançları sebebiyle eğitimden mahrum bırakmak, o milletin geleceğinden eksiltmektir.
Kız çocuklarımızı eğitimleri ile inançları arasında tercihe zorlayan bu vahim uygulamadan bir an önce dönülmesi, insan haklarına ve inanç hürriyetine saygı duyan herkesin talebi, kardeş Azerbaycan’ın iyiliğini isteyen bütün Müslümanların beklentisi ve nihayet bütün kız babalarının gönülden ricasıdır. Tüm Azerbaycan halkına selam, sevgi ve saygıyla...
İNSAN ÖLECEĞİNE KESİN OLARAK İNANSAYDI ÖLÜMDEN BU KADAR KORKMAZDI!
İnsan insanın cenneti olmasaydı, Allah cenneti yaratmazdı!
İnsan insanın cehennemi olmasaydı, Allah cehennemi yaratmazdı!
İnsana, insanın iradesine hükmetme hakkı verilseydi; insan, insan olmazdı!
İnsanın insanlıktan çıkmak gibi bir huyu olmasaydı Allah din göndermezdi!
İnsanın insana ilah kesileceğini bilmeseydi, Allah kendini tanıtmazdı!
İnsan kendi değerini bilseydi, kendine bir fiyat koymazdı!
İnsan kusursuz bir varlık olsaydı, dünyaya gelmek gibi bir imtihanı olmazdı!
Yazının devamı için👇
https://t.co/IHjchKdpZM
GENÇLER NEDEN ATEİST- DEİST OLMASIN?!
Bir "Peygamber" düşünün!
"Bu Peygamberin sahabesi kendi Peygamberlerini eşleriyle birlikteyken gözetliyorlar ve performansına bakıp 4000 erkek gücünde olduğuna karar veriyorlar!"
Bu "Peygamberin" cinsel gücüyle övünüyorlar!
Asırlarca bu "Peygamber" gençlere, kadınlara, erkeklere, çocuklara anlatılıyor.
"Senin peygamberin 4 bin erkeğin cinsel gücüne sahipti!"
"Senin peygamberinde öyle bir cinsel güç vardı ki, tek duşla (gusülle) 9 kadınla cinsel ilişkiye girerdi!"
Böyle bir "Peygamberin" seksten başka bir şey düşünmesi mümkün mü?
Böyle bir "Peygamberin" vahye uyması mümkün mü?
Böyle bir "Peygambere" kadın dayanır mı?
Böyle bir "Peygamber" sokakta gördüğü her kadına saldırmaz mı?
Böyle bir "peygamber" insan olabilir mi?
Böyle bir "Peygamberi" herhangi bir kadın sevebilir mi?
Kendisine anlatılan bu "Peygamberi" dinleyen genç; "4 bin erkek cinsel gücü verilen biriyle evlenen kadınlar nasıl kadınlardı acaba? Onlar da en az bin kadın gücünde olmaları gerekmez mi? Ama Peygamberin eşlerinin normal insanlar oldukları söylenmiyor muydu?" demez mi? Evet, böyle diyor ve gidip ateist-deist oluyor!
Böyle bir "Peygamber" dünyaya elçi olarak değil, sadece seks için gelmiş olabilir!
Yunan seks tanrılarına özenen pislikler yaratmıştır bu "peygamberi!"
Peki böyle bir Peygambere inanılması mümkün mü? Mümkün! Çünkü bu "peygamber" İslam peygamberi değil cinsi sapıkların yarattığı bir peygamber!
Cübbeli Ahmet'in ve onun muadillerinin anlattığı bu "Peygambere" iman etmeden rivayet dininin mümini olamıyorsun?
Bu "Peygamber" İslam Peygamberini karalamak, yaralamak, onun mesajını katletmek için; İslam Peygamberinden intikam almak için yaratıldı.
Allah'ın elçisi insan Peygambere selam olsun.
Cübbelinin, Şenocakgillerin, Şimşircigillerin, Sifilgillerin, Buharicigillerin yarattığı cinsi sapık peygambere ve onu yaratanlara ise lanet olsun!
Allah'ın elçisi Hz. Muhammet (a.s) her türlü sapıklıktan, sapkınlıktan, aşağılık işlerden, Yunan Tanrılarına benzemekten, cübbeligillerin yarattığı ucube peygambere benzemekten beridir. Onun sahabesi onun yatak odasını dikizlemekten münezzehtir.
Ramazan Yaman
Not:
Onun yatak odasını dikizleyen bir tane ahlaksız vardı. Allah rasülü onu sürgün etti ama Emeviler onu geri getirip çoluk çocuğuyla birlikte müslümanların başına bela ettiler. Halâ belalarından kurtulamadık. Bu da uzun mevzudur. Araştırın bence. Onun tıyneti cübbeliye benzer, zihni cübbelinin zihni gibi işlerdi! Cübbeligiller onu ve onun sülalesini, kavmini pek severler!
Asıl Kriz Ekonomi mi? - Mustafa İSLAMOĞLU
.
Programın tamamını Mustafa İslamoğlu YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz.
Videonun tamamı için: https://t.co/GHOFg3OggZ
.
#Allah#kuran#din#felsefe#mustafaislamoğlu
Hafta sonu tüm imkânımızı tükettik. Ama gitmemiz gereken haneler var. İmkân olursa onlara da gideceğiz.
Sizler de çocuklarına okul için beslenme koyamayan haneleri arayın bulun. Bizzat ellerinizle sevindirin.
Biz bugün imkan bulduğumuzda öyle yapacağız...
İSLAM, İYİLİKTE YARIŞALIM DİYE GELMİŞTİR.
İslam, insanı ruhban kılmaya gelmemiştir; insan kılmaya gelmiştir.
İslam, insanın kafatasını sarıkla, gövdesini cübbeyle süslemek için gelmemiştir; kafasını çalıştırmak, gövdesini işletmek için gelmiştir.
İslam, yüzü sakalla, gözü sürmeyle, dili hamasetle donatmaya gelmemiştir; yüzü ar'la, gözü nurla, dili hakikatle donatmaya gelmiştir.
İslam, zorunlu kılmak için gelmemiştir; sorumlu kılmak için, gönüllü kılmak için gelmiştir.
İslam, şeriat devleti kurmak için gelmemiştir; adalet devleti kurmak için gelmiştir.
İslam, insanlığı düşmanlar kılmak için gelmemiştir; insanları kardeşler kılmak için gelmiştir.
İslam, kafa keserek adam eksiltmek için gelmemiştir; gönül kazanarak yürek çoğaltmak için gelmiştir.
İslam, insanları sürüleştirmek için gelmemiştir; insanları sürülerden ayırmak, insanı şahsiyet kılmak için gelmiştir.
İslam, insana fiyat koymak için gelmemiştir; fiyatlar karşısında insana değerini hatırlatmak için gelmiştir.
İslam, insana hayatı zorlaştırmak için gelmemiştir; zor hayatı kolay kılmak için gelmiştir.
İslam, aklı baskılamak, iradeyi sıfırlamak için gelmemiştir; aklı özgür kılmak, iradeyi güçlendirmek için gelmiştir.
İslam, mal mülk yarışı, ego yarışı, evlat yarışı, para yarışı, gösteriş ve gösteri yarışı için gelmemiştir; insanlıkta, barışta, adamlıkta, yiğitlikte, sadelikte, emekte, hayırda, iyilikte, güzellikte, güldürmekte bir ömür yarış edelim diye gelmiştir.
İşte, İslam bunlar için gelmiştir.
Ramazan Yaman
(Pazar Yazısı)
DÜŞÜNCELER...
Yeryüzündeki açlığın sebebi nimet yetmezliğinden değil, vicdan yetmezliğindendir.
—
İslam ülkelerinin geri kalmışlığının sebebi inanç eksikliğinden değil, inanç fazlalığındandır.
—
İnsanların hayal kırıklığına uğramalarının sebebi hayal kurmaları değil, hayalperest olmalarındandır.
—
Çok konuşanların çok konuşmalarının sebebi, söyleyecek sözlerinin olmamasındandır.
—
Bağırarak konuşanların bağırmalarının sebebi, kendi argümanlarına güvenmemelerindendir.
—
İnkâr edenlerin iman edenlere tepeden bakmaya çalışmalarının sebebi, kendilerini çok alçakta görmelerindendir.
—
Lanetlenen sonuçların sebebi çoğu zaman kutsanmış sebeplerdir!
—
Kaderin üstünde bir kader yoktur; kaderin altında bir sebep vardır.
—
Biz yaşarken “yokmuşuz” gibi dönen dünya, bir öldükten sonra da “varmışız” gibi dönmeye devam edecektir.
—
Her zorlukla birlikte veya her zorluğun içinde bir kolaylık vardır.
—
Kargayı gül bahçesine, bülbülü leş çukuruna hapsetseniz, ikisi de kötü kokudan şikayet eder.
—
Soru soranların çoğu cevap aramaz; sadece kendi bildiklerini teyit edecek bir ağız arar.
—
Bir dine inananların çoğu, inancının kendisini geliştirmesi için değil, kendi gelişimine karşı kendisini sabit tutması için inanır.
—
İman edenlerin çoğu, kendini muhafaza etmek için değil, her yeniliğe karşı eskinin muhafazakârı olmak için “iman” eder.
—
Müşrikler Allah’a inanırlar; ama Allah’ı yeterli görmezler. Bu “yetersizliği” taştan kerpiçten, etten kemikten putlarla kapatmaya çalışırlar.
—
Yaptığımız beklentisiz bir iyiliğin yüreğimizde kaç cennete tekabül ettiğini gerçekten hissedebilseydik; iyiliğimizin karşılığı için Allah’tan “huri” beklemeye haya ederdik!
—
Hayat “kısa” değildir; bizim ona yüklediğimiz anlam “uzundur”!
—
Akleden bir kafa, mutmain bir kalbin kutsal emekçisidir. Sabit bir kafa, viran bir kalbin despot efendisidir.
Ramazan Yaman
Not: İnternet sitem https://t.co/eH5UsmQaat 'a üye olmayı, destek vermeyi ihmal etmeyin.
Yazılarımın, mücadelemin ve iyilik çalışmalarımın devamı için üye olmanız ve destek vermeniz önemlidir. Sitem 20/B kapsamında olup tamamen yasaldır ve tamamen benim emeğimden oluşmaktadır. Kitaplarımın PDF’ini, diğer yazılarımı ve şiirlerimi siteme üye olduğunuzda okuyabilirsiniz.
KURTARILANLAR, KURTULMAYA ÇALIŞANLARI; KURTARICILAR, KURTULUŞUN YOLUNU GÖSTERENLERİ ASLA ANLAYAMAZLAR!
"Cenneti garantilemiş" bir mürit, hiçbir garantisi olmayan müminin hâlinden anlayamaz.
"Yetiş ya gavs!" dediğinde "hemen yetişen" ve sıkıntısı anında çözülen bir mürit, sıkıntıyla imtihan edilen müminin hâlinden anlayamaz.
Şeyhinin eteklerine tutunarak kurtulan bir mürit, zor yokuşlarda sınanan müminin hâlinden anlayamaz.
Salavat başına bin huri kazanan bir mürit, salat için emek veren, ter döken, dertlenen müminin hüznünü hissedemez.
Günlük, haftalık, aylık, yıllık, ömürlük kurtuluş promosyonlarından yararlanan ve kurtuluşu her türlü garantileyen mürit, kazanmak-kaybetmek arasında titreyen, bir ömür sorumluluk hisseden müminin yükünü göremez.
Sürünün içinde ultra güvende olan bir mürit, tek başına ümmet olmak zorunda kalan bir muvahhidi adam yerine koyamaz.
Her üfürüğüyle milyarlarca müridi cennete götüren bir gavs, ümmetinin cehenneme gitmesi korkusuyla yüreği yanan bir resulü anlayamaz.
Kendisini seyredene binlerce rekât namaz sevabı yazdıran bir şeyh, kendi kızını bile kurtaramayan Nebi'yle muhatap olamaz.
Postunda oturarak savaşlar kazanan bir ruhban, Uhud Savaşı'nı kaybeden bir peygambere tenezzül edemez.
Her istediğinde kendisi için gökten sofralar inen bir ulu, açlıktan karnına taş bağlayan (!) Muhammed'in (a.s.) dinine iman edemez.
Bir mezhebin, bir kliğin, bir kalenin içine sığınıp insanlığın ve diğer canlıların sorumluluğundan yalıtılmış, sadece elindeki boncukları yuvarlayarak, kafa sallayarak, tepinerek, sayı sayarak, ezber ederek, taklit ederek, tekrar ederek, cezbelenerek, badelenerek, koşerlenerek, kaşarlanarak sorumluluğunu yerine getirmiş sayılan bir salik, insanlığın ve diğer canlıların derdiyle dertlenen salihleri anlayamaz.
Tasavvuf dinindeki "Allah'ın oğulları" (!) İslam dinindeki Allah'ın kullarını kendi türünden sayamaz.
Allah'ın elinden adam kurtaran put, Allah'a ibadet edemez.
Postuyla, kisvesiyle, bineğiyle, sülalesiyle, soyuyla, kavuğuyla, cübbesiyle, sürüsüyle, holdingleriyle "ben ululardanım!", "ben kurtarıcılardanım!", "ben başka türlü yaradılmışlardanım!" diye bağıran bir şeyh, "hanginiz Muhammed?" diye sorduracak kadar sade ve mütevazı bir hayatı olan Allah'ın elçisini örnek alamaz.
Cinlere, perilere, meleklere ahır temizleten bir şeyh, söküğünü kendisi diken bir peygamberle dindaşlık edemez.
Mezara girdiğinde "Allah'tan gizli" (hâşâ) süfle (telkin) verilerek kurtulan, kılmadığı namazlar için devir tiyatrosuyla, Allah'ı aldatmak suretiyle (hâşâ) namazları "kıldı" sayılan bir sünni, Allah'ın her şeyi bildiğine inanarak yaşayan, umutla-yeis arasında duran bir Müslümanı anlayamaz.
Bir buçuk milyon hadise aynı anda iman eden, binlerce çelişkiyi hiç kafasına takmayan; aynı zamanda Kur'an'a da iman ettiğini söyleyen; Kur'an'ı yalancı çıkaran rivayetleri de Allah resulünün söylediğine iman eden bir rivayetçi, "bu Kur'an'dan hesaba çekileceksiniz" ayetine ittiba eden ve rivayetleri sorgularken beyni yırtılan bir mümini anlayamaz.
"Mehdi gelecek bizi kurtaracak!" diyen bir sünni; "kayıp imam (Mehdi) gelecek bizi üstün kılacak!" diyen bir şii, "kurtuluş ancak (Mehdi'yi değil) hidayeti arayanlaradır" diyen Kur'an'a iman eden bir Müslümanı anlayamaz.
Pantolonunun paçasına, sakalının boyuna, akıttığı kana, kurduğu cehennemin nârına güvenen bir selefî; sırat-ı müstakimi arayan, yüzündeki hayâya güvenen, insanlar için cennete yol arayan halis kullara değer veremez.
Kafayı bir sarıkla sarınca beynindeki bütün hücreleri aktive olan ve evrenin bütün bilgileri beynine hücum eden; cübbenin içine girince kalp gözü tam kapasite faal olan ve gaybın tüm bilgisi kalbine dolan bir mürit, çıplak kafayla, sıradan-basit giysilerle evreni anlamaya çalışan, gayba muttali olamayan bir Müslümanı kardeşi sayamaz.
Peygamberin sidiğini, sümüğünü, tükürüğünü özleyen bir din satıcısı, peygamberin Kur'an davasını yüklenen ve hayatını Kur'an'a adayan insanları anlayamaz.
Eline gücü geçirince mazlumlara karşı sınanma sınavının sona erdiğine karar veren, kendini müstağni zanneden, her yaptığını Allah adına kendisi onaylayan bir diktatör, adil olmak gibi bir "acziyeti" gururuna yediremez.
Her sözünü vahyin muadili gibi söyleyen ve böyle anlaşılmasını isteyen bir âlim, ortak akla tenezzül edemez, kendisine itiraz edeni Müslüman sayamaz.
Kaderi zorunluluk olarak anlayıp konforlu bir alanda keyif süren bir kaderci, kaderi sorumluluk olarak anlayan bir müminin yüküne ortak olamaz.
"Şeriat Devleti" kurup tüm iradeler üstünde tahakküm etme, dini ele geçirme, Allah adına ceza kesme hayaliyle narkozlanan, rahatlayan, keyiflenen bir kafa; İnsan Devleti kurmak için gayret eden, iradeye hürmet eden, Allah'ın yapmadığını yapma hadsizliğinden kaçınan kafaları sevemez.
Gücü kutsayan, güce tapan, güçle ikna yöntemini seçen bir militan; merhametle, adaletle, güzel bir dille Allah'a çağıranı anlayamaz.
Şiddetle çağıran, hikmetle çağıranı anlayamaz.
Kendine çağıran, Allah'a çağıranı, insanı fıtratına çağıranı anlayamaz.
İslam'ı rivayet rivayet, Yahudi Yahudi, Tora Tora, Nasrani Nasrani, Pavlus Pavlus, menkıbe menkıbe, mit mit, kehanet kehanet, sayı sayı, şaman şaman, Yunan Yunan, Hind Hind, Pers Pers, Türk Türk, Geylani Geylani, Nakşi Nakşi, Bağdadi Bağdadi, Şii Şii, Sünni Sünni, Selef Selef, Arap Arap, Fethullah Fethullah, Mahmut Mahmut, Süleyman Süleyman, Daiş Daiş, Hizbullah Hizbullah, hizip hizip, kale kale bölüp, lime lime edenler, talan edenler, ziyan edenler; dinin tek kaynağı olan Kur'an'a, Allah'ın tek yolu olan sırat-ı müstakime tabi olamazlar.
Kurtarılanlar, kurtulmaya çalışanları; kurtarıcılar, kurtuluş yolunu gösterenleri asla anlayamazlar. Arada sadece din farkı yok; insanlık farkı, dert farkı, vicdan farkı, tezgâh farkı, seçkinlik farkı, iblis tabiatlı olmakla Adem tabiatlı olmak farkı da var çünkü!..
Ramazan Yaman
Hz. Adem İlk İnsan Mıydı? | Mustafa İSLAMOĞLU
.
Programın tamamını Mustafa İslamoğlu YouTube kanalı üzerinden izleyebilirsiniz.
Videonun tamamı için: https://t.co/3Ld01eBfiv
.
#Allah#kuran#din#felsefe#mustafaislamoğlu
"KORSAN HUTBE!"
Değerli müminler:
İslam'ı atasından, babasından, kavminden miras olarak alma beleşçiliğiyle değil, bununla yetinen ve övünen değil, kendi emek ve sorgulaması sonucu; bir arayış, bir bedel, bir vazgeçiş, bir kavuşma, bir sancı, bir sorgulama, kavli ve kevni ayetleri beyin hücrelerini infilak ettirircesine bir okuma neticesinde bulan ve bu yüzden Allah'ın övgüsüne mazhar olan kıymetli fedailer, mücahitler, muvahhitler, yiğitler!:
Bugün sizlere, bizlere ve bütün müminlere hiç yakışmayan yanlarımızdan bahsedeceğim.
İnşallah bunları düzeltmemize bir nebze yardımcı olurum. Biraz uzun bir hutbe olacak ama sabredin lütfen.
Başlıyorum!:
"Düşüne düşüne oku" diyen Allah ile adeta dalga geçiyoruz (haşâ) ve şarkı söyler gibi Kur'an okuyup, kaval dinler gibi Kur'an dinliyoruz.
Mest oluyoruz, keyif alıyoruz, “sevap alıyoruz” ama bir türlü ibret almıyoruz, öğüt almıyoruz, ders almıyoruz.
Hiç neşemiz kaçmıyor.
Hiç kafamız karışmıyor.
Hiç derdimiz artmıyor.
Hiç sorularımız çoğalmıyor.
Hiç beynimiz gerilmiyor.
Hiç bedenimiz ağırlaşmıyor.
Hiç kalbimiz sarsılmıyor.
Hiç umudumuz artmıyor.
Hiç ortalık aydınlanmıyor.
Hiç güneş doğmuyor.
Hiç yağmur yağmıyor.
Hiç yollar açılmıyor.
Yüzümüze tebessüm olmuyor.
Bizi bir yoksul kapısında bırakıvermiyor.
Bir din satıcısıyla kavgaya tutuşturmuyor.
Bir zalimin karşısına dikmiyor.
Hüzünlendirmiyor.
Ağlatmıyor.
Derin bir nefes aldırmıyor.
Bir “ah” çektirmiyor.
Düşüp kafamızı gözümüzü yaracak kadar;
tekrar kalkıp doğrulacak kadar sarp yokuşlara vurmuyor.
Hata yapacak, tekrar hata yapacak ve tekrar tekrar baştan başlayacak kadar dirayet vermiyor.
Kur’an hayatımızın her alanına inmek istiyor, bizi yetimlerin kalbine indirmek istiyor; biz oraları terk ediyoruz.
Kur’an bizi kendimize yükseltmek istiyor, biz kendimizden alçak yerlere kaçıyoruz.
Kur’an bize kendimizi tanıtmak istiyor; biz kendimizi görmek istemiyoruz.
Kur’an bizi kendimize getirmek istiyor; biz kendimizden geçmek istiyoruz.
Kur’an bizi kendi şahsiyetimizle var etmek istiyor; biz bir sürünün içinde yok olmak istiyoruz.
Kur’an bizi hakikate çağırıyor; biz masal dinlemek istiyoruz.
Kur’an bizi delile çağırıyor; biz delilere gidiyoruz.
Kur’an bizi akıllandırmak istiyor; biz aklımızdan kurtulmak istiyoruz.
Kur’an bizi anlama çağırıyor; biz anmalar düzenliyoruz.
Kur’an bizi Rasülullaha çağırıyor; biz Mekke’nin çocuğunun yaşam şartlarını, elbiselerini, soyunu,
Mekkeliliğini ve Araplığını kutsuyoruz.
Kur’an bizi insan olmaya çağırıyor; biz insanlığımızdan soyunuyoruz.
Kur’an her birimizi yeteneklerimize göre giyindirip kuşandırıp kimimizi dağlara, kimimizi göklere, kimimizi makinaların başına, kimimizi kalemin-defterin başına, kimimizi laboratuvara, kimimizi ormana, kimimizi denizlere çağırıyor ve oralarda fiili (gerçek) dua etmemizi istiyor; biz cübbelerimizi giyip, sarıklarımızı sarıp, kravatlarımızı takıp, kokularımızı sürüp, sürmelerimizi çekip eşyanın, hayatın, zamanın sırrına vakıf olmaya çalışıyoruz.
Kur’an yeniliğe çağırıyor; biz eskiye öykünüyoruz.
Kur’an zamana, imkânlara, değişen dünyaya nüfuz etmek istiyor, onun ahlakını, hukukunu oluşturmak, şekillendirmek istiyor; biz Kur’an’ın bu işlerden anlamayacağını iddia ediyoruz.
Kur’an hayatın her alanına, zamanın her ânına aralıksız nazil oluyor; biz ona geçmişin fıkhıyla, geçmişin yorumlarıyla; başka koşullara, başka insanlara, başka hayatlara, başka ânlara inmiş haliyle cevaplar yetiştiriyoruz.
Kur’an, kaliteli, nitelikli, kişilikli bireyler olarak hayatta var olmamızı, hayatın öznesi olmamızı istiyor; biz güneşten korunmaya çalışan koyunlar gibi kafalarımızı birbirimizin karnının altına sokuyoruz.
Kur’an, hizipleri yıkmak istiyor; biz onunla hizbimizi güçlendirmeye çalışıyoruz.
Kur’an her bireyin yüreğine bir “İnsan devleti” kurmak istiyor; biz insan devletlerini tarumar edip “Şeriat devleti” kurmak istiyoruz.
Kur’an ayet indirmek istiyor, anlam indirmek istiyor, hayat indirmek istiyor; biz hatim indirmek istiyoruz!
Kur'an rehber olmak istiyor; biz ezber etmek istiyoruz.
Hayırlı cumalar!!!
Duyuru!: Cuma günü müminlerin bayramıdır. Bugün sevindirecek yetim, yoksul, gariban bulun ve onların bayramı olun. Ki cuma size hayrolsun.
Bir zalime, bir zorbaya, bir din satıcısına, bir din düşmanına hakkı hakikati hatırlatarak da cumayı hayır edebilirsiniz. Ama en iyisi ve en güzeli, imanınız sizi bir yoksulun, bir yetimin, bir mazlumun, bir mahrumun, bir ihtiyaç sahibinin kapısına, yüreğine götürüp bıraksın!
Demem o ki; siz iyilik yapın da, bu iyilik ister bir zalimin karşısında durarak olsun, ister bir yetimin yüreğine girerek olsun. İyilik iyiliktir. Bugün mutlaka bir iyilik yapın. Göreceksiniz nasıl iyileşecek, nasıl güzelleşeceksiniz. Allah kabul etsin.
Ramazan Yaman