@orhanaydin6 Doğru devraldığı MHP'li kadrolar organize, bunların tekerine çomak soktu. İkisini yakalattı. Karşılığında Etimesgut Belediyesine çöreklenmiş çete iftiralar ile O'nu tutuklattı.Sinan Ateş'in katili uyuşturucu torbacısını da istanbul dan getiren yardım ve yataklık edenler ne oldu?
#SONDAKİKA İsviçre’de Kızılay markalı doğal maden suyu ile elma aromalı içecek, yasal sınırın üzerinde bor tespit edildiği gerekçesiyle geri çağrıldı.
Yetkililer, ürünlerin tüketilmemesi ve iade edilmesi çağrısında bulundu. (Birgün)
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında tanık sıfatıyla bilgime başvuruldu. Olayın kamu vicdanı adına tüm boyutlarıyla aydınlatılmasında yargı süreçlerine duyduğum saygının gereği olarak, o dönem yaptığım yayınlarda kullandığım ifadenin hiçbir art niyet içermediğini toplumun birlik ve beraberliğine hizmet amacı taşıdığını samimi ve eksiksiz şekilde yetkili makamlara aktardım. Yine kamu vicdanı adına maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına katkı sağlamak amacıyla tüm soruları tam bir şeffaflık içerisinde yanıtladım. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Mısır Tarım Bakanlığı sokak köpekleri ve başıboş hayvanların yönetimi için toplu itlafı yasaklayan ve aşılamayı ön plana çıkaran yeni bir birleşik ulusal strateji uygulamaya koydu. Sokak hayvanlarına karşı zehir kullanımı, toplu itlaf ve yetkisiz yer değiştirmeler tamamen yasaklandı. Bu kuralları ihlal edenler hakkında derhal yasal işlem başlatılıyor. Kuduz aşısı ve kısırlaştırma öncelikli olmak üzere sorunun hızlıca kontrol altına alınması amacıyla 180 günlük özel bir mücadele planı başlatıldı. Bu mücadele Bakanlıklar, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının ortak koordinasyonuyla yürütülüyor. Mısır öldürmek yerine yaşatmayı seçmiş.
En nefret ettiğim insan tipleri...
Size sesleniyorum!
Evet evet size…
Hani şu kapı önüne bırakılan mamalardan rahatsız olanlar.
Hani karda ayazda apartman girişlerine sığınan canlardan rahatsız olanlar.
Bir umutla ayağınıza değen kediye, köpeğe tekme atanlar.
O pis midenizi doyurmak için yol kenarı bir restoranda yemek yerken, masa altına gelip nasibini bekleyen ufaklığı garsona şikayet eden tipler.
Kendi pisliğini bilmeden düşünmeden, her gün defalarca kez bütün vücudunu temizleyen canlara “ayyy, ıyyy” diyenler.
Belediye’yi aradıktan sonra, gelen görevlilerce sokaktan toplanan anneleri, bebekleri camlardan izleyip “ohh bee kurtulduk” diyenler.
O igrenç, kokuşmuş yüreginizle hazırladığınız zehirli mamaları önce yedirip, sonra çırpınan bedenleri izlerken pis bir tebessüm ile yutkunan tipler.
İşkence ile can aldıktan sonra, bir de poz verip resim çekilen kansızlar!
Biliyor musunuz?
Bu kadar eziyete hiç gerek yok aslında…
Dünyaya gelmeleriyle birlikte çileleri başlıyor zaten bu canların; yaz gelir susuz kalırlar, kış gelir soğuktan donarlar, yiyecek bir şey bulamayıp aç gezerler çoğunlukla…
Bakımsız barınaklara düşer perişan olurlar. Hediye olurlar, oyuncak olurlar, sonra ormana atılırlar.
İnsanlardan kaçarlar, atılan taşlardan kaçarlar, arabalardan kaçarlar, belediye ekiplerinden kaçarlar ve bu arada hep aç ve susuzdurlar.
Eğer varsa bebekleri, onları da emzirmeleri gerektiği için daha fazla yemeleri gerekir. Sonra içinizden biri çıkar; “ayy buraya mama koymayın, alışıyorlar sonra” der.
Ve sizler, bütün bunlar yetmezmiş gibi, yüreği merhamet deniziyle taşan, var gücüyle cana can olmaya çalışan, adaları çekip ayağına getirecek kadar güçlü bir vicdanı olan, analık yapan, babalık yapan, kıyamayan, dayanamayan, en çaresiz zamanlarda gözyaşına sığınan insanlara da alaycı gözlerle bakıp “kediyle köpekle kafayı yemiş” diyecek kadar basitleşirsiniz.
Bu canlara sahip çıkmak insanlık görevidir; cennetten oda ayırmak falan değil..!
İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyorum❤️
Genel Başkanımız Özgür Özel'in sesini daha fazla kişiye ulaştırabilmesi için destek hesabını takip etmenizi rica ediyoruz.
Lütfen bu paylaşımı RT ve takip ederek destek olun. Desteğiniz bizim için çok önemli çok kıymetli.
🐶🌴 PLAJDA KÖPEKLER 👏👏👏
“Şimdiden iki kez oldu. Plajdayken insanların köpeklerini getirdiğini ve onlarla birlikte denize girdiğini gördüm.
Bu sırada bazı anne babalar şaşkın şaşkın bakıyor, sonra da öfkeyle bunun kendileri ve küçük çocukları için iğrenç bir şey olduğunu söylüyor.
Bilmiyorum… Ben de herkes gibi bir insanım. Başka bir gezegenden gelmedim, değil mi? Yoksa geldim mi?
Bazı sorularım var. Bunlar eleştiri değil, gerçekten merak ettiğim şeyler. Çünkü anlamıyorum. Tam da bu yüzden sorum samimi.
Bakın, eğer bana seçim hakkı verilse ve dense ki:
“Denizin içinde, beline kadar suya girmiş, sohbet ederek oyalanan insanların arasından mı geçmek istersin? Ki hepimiz biliyoruz, birçoğu oraya işiyor.”
Yoksa:
“Yanında bir köpekle mi denize girmek istersin?”
Ben köpeği seçerim.
İnsan atıkları bana bir köpeğinkinden bin kat daha iğrenç geliyor.
Hatta bir kedininkinden, ördeğinkinden, tavuğunkinden de öyle… açıkçası.
Bana göre insanların yere attığı sigara izmaritlerini ayaklarımla iterek yürümek çok daha iğrenç.
Ailemden bazı kişilerle bile denize girmiyorum; çünkü sürekli tükürüyorlar. Çevremde de birçok insan var, durmadan tuzlu su tükürüyor.
Hayvanlar size neden bu kadar iğrenç geliyor?
Bilmiyorum… Bunu hisseden tek kişi ben miyim?
Hazır sizi düşündürüyorken şunu da sorayım:
Çok ama çok terli bir şekilde denize giren biri ne olacak? O girebilir mi?
Yanınızdaki kişinin her gün yıkanıp yıkanmadığını nereden biliyorsunuz?
O zaman benim sorum şu:
Ne zaman bu gezegenin insanlara ait olduğuna karar verdik?
Alanların sınırlarını belirleyenlerin biz olduğumuza ne zaman karar verdik?
Kıyının tam dibine binalar dikmeyi, kumulları yok etmeyi egomuz kabul edilebilir bulduğu için ne zaman normal saydık?
Doğanın insanlar için var olduğuna, insanların oraya istedikleri gibi çöplerini ve beden sıvılarını bırakabileceğine; ama hayvanların serinlemek gibi son derece doğal bir şeyi yapmaya hakkı olmadığına ne zaman karar verdik?
Onlar da sıcaklıyor. Bu çok normal.
Biz mağaralardan başlayıp bugünkü karmaşık ev sistemlerine kadar yavaş yavaş barınma düzenlerimizi geliştirirken, dışarıda yaşayanlar hayvanlar değil miydi?
Yüzyıllar boyunca doğayı bir hayvandan daha iyi koruyabildiğimizi gerçekten kanıtladık mı?
Gerçekten insan türüne bakıp davranışlarımızı anlamayan tek kişi ben miyim?
Buna inanmayı reddediyorum!
İnsanlar hayvanlardan çok daha kirli ve iğrenç olabiliyor.
Denize işiyorlar, dışkılıyorlar. Bu yalan değil; kendi gözlerimle gördüm.
Denizde bulunan çöpler ve poşetler köpeklerden gelmiyor, insanlardan geliyor.
Hijyenik pedler, izmaritler, şişeler, deterjanlar, kremler ve daha sayamayacağımız birçok şey de cabası.
İnsan kirletiyor.
İnsan pisletiyor.
İnsan çok daha fazla bulaştırıyor.
Bir köpekten üç kat, hatta belki yüzde doksan daha fazla.
Peki ben de onlara dönüp, ‘Yanınızda denize girmekten iğreniyorum, sudan çıkın’ mı diyeceğim?
Hayır, değil mi?
İşte mesele de bu…”
#ALINTIVEŞİİRSEL
Dikkat banka dolandırıcıları daha rafine çalışıyor...
şüphe ettiğinde polis kimliğini whatbApp tan gönderiyor, araştırmayı sürdüren savcının da.. Sizin adınıza düzenlenmiş kimliklerle pasaport banka tapu işlemlerinin yapılmakta olduğunu bunların tespit edildiğini bu kimlikleri de gönderiyor de.. Ailenizin fertlerini sayıyor, nüfus kütüğünü de. komşularınızı da.. herşey ellerinde.. sonra geliyor bankadaki bazı hesaplarınızın ele geçirilmemesi için geçici olarak kapatılacağı bilgisine, bunun sizin hesaplarınız olup olmadığına ve ne kadar para olduğuna ilişkin sorulara..
İşin bu noktasında konuşma kesiliyor, size kolluk kuvvetlerini gönderiyorum hazırlanın...
NÜfus kütüğünüz, düzenlenmiş sahte savcı polis kimliği ve sizin kimliğinizde başka kişilere aitmiş gibi sahte kimlikler.. her şey inanmanız için uygun...Amaç sizi dolandırıcılardarn korumakmış... Sıradan insanların korkması ve soruların tümüne yanıt vermesi vermesi çok doğal..
DİKKAT DOLANDIRICILAR İŞ BAŞINDA
@muratagirel@EmniyetGenelMud