Yeterince sevilmeyen her insan, zamanla kendine başka uğraşlar bulur. Kimi raflarını kitaplarla doldurur, kimi valizini hazır tutar, kimi evini çiçeklerle doldurur,kimi sabahın ilk ışığında yürür, kimi kalabalıkların içinde yalnız yaşamayı öğrenir. Sonra buna güçlü olmak der…
Çağın en iyi yatırımı psikolojik sağlamlılıktır dostlar. Bu umursamazlık değil,kendini yönetebilme becerisidir. Kırıldığında dağılmamak,haksızlık gördüğünde kendini tüketmemek, kaybettiğinde yeniden başlayabilmek,herkesin seni anlamasını beklemeden kendi gerçeğinde durabilmektir.
Geçen gün şöyle bi cümle okudum "Seyahat, mevcut hayatınızın tek olası hayat olduğu illüzyonunu yıkar." Hakikaten de öyle…Psikolojik sağlığınız için bol bol seyahat edin.
Kurumsal iş yaşamında, hayatta kalma uğraşının %50’si işini yapmak, diğer %50’si etrafındakilerin kişilik patolojileriyle, ilkel savunma mekanizmalarıyla, aralarındaki güç ve çıkar çatışmalarıyla baş etmektir.
Madrid'in göbeğinde 5 avro'ya kalamar yerken, dönüşte, kendi ülkemde otoyol kenarı tesiste bir ezogelin çorbasına 4 avroya yakın para ödemenin ne hükümet ile, ne muhalefet ile bir alakası yok! İşte bunu adı toplumsal çürümüşlüktür.
Aile kutsal değildir. Çoğu aile psikolojik açıdan toksiktir. (zehirli) Toplumun temeli de değildir. Bu sadece geleneksel bir dayatmadır. Toplumun temeli, herkes için adalet olgusu üzerine inşaa edilmiş koşullarda eşitliktir.
Sabah kalkıp bakımını yapan, işine giden, kitap okuyan, spor yapan, kendini geliştiren hanımefendilere; oturduğumuz yerden göbeğimizi kaşıya kaşıya "selam güzellik" falan yazıyoruz. Sonra da cevap gelmeyince 'orospu' diyoruz. Erkeklik gerçekten organize bir yüzsüzlük. Bilimsel
Şu konfor alanından çıkın hikayesini bir hayatımızdan çıkaralım.
Dünyanın en uzun hayatını yaşayan insanların neredeyse tümünün "STRES" 'den uzak rutin bir hayatı vardır (Bknz. "BLUE ZONES".
Henüz bir maceraperestin 100 yaşına yaşadığına rastlamadım.
Sürekli konfor alanını bozanlar sadece "KORTİZOL" "İNFLAMASYON" ve sonunda "DERT" sahibi olur.
Konforunuzu bulun, tutun, hiç bırakmayın...
Ne denli isabetli ve ne denli güçlü bir çözümleme:
“Kadir İnanır’ın büyük oyunculuğu güçlü erkekleri oynamasında değil, o gücün içindeki kırılganlığı görünür kılabilmesindeydi. Onun erkekleri bekleyen, yanılan, kaybeden erkeklerdi.”
Dünden bu yana yediden yetmişe Kırık Bir Aşk Hikayesi, Selvi Boylum Al Yazmalım paylaşıyorsak, sebepsiz değil.
Evlenirseniz pişman olacaksınız. Evlenmezseniz de pişman olacaksınız. Çocuk sahibi olsanız da olmasanız da pişman olacaksınız. Kierkegaard bunu 200 yıl önce söylemişti:
"Ne seçerseniz seçin, pişman olacaksınız. Çünkü sorun seçimlerinizde değil, yaşanmamış bir hayatı romantize etmenizdedir. İnsanlar her zaman ayak basılmamış bir yolu çekici ve gizemli bulurlar. Bu nedenle, mesele doğru seçimi yapmak değil, hangi pişmanlıkla yaşayacağınıza karar vermektir."
Peki siz neye karar verdiniz?
Bir şeyi yıllar önce fark ettim: İyi insanların, kalbi temiz olanların üzerinde gerçekten ilahi bir koruma var. Hayat boyunca her türlü belanın kıyısından dönüyorsun. Bazen son anda, bazen hiç beklemediğin bir şekilde kurtuluyorsun. Üstelik bunun farkına da varıyorsun. Çünkü içten içe biliyorsun ki mesele özel bir güce sahip olmak değil. Mesele, kimsenin hakkını yemeden yaşamak, vicdanını kaybetmemek ve kötülüğü karakter haline getirmemek. Hayat herkesi sınar ama bazı insanlar düştüklerinde bile tamamen yıkılmaz. Sanki görünmeyen bir el onları en karanlık yerden çekip çıkarır. Ben buna şans demiyorum. Kalbin temizliğinin, niyetin ve enerjinin hayata bıraktığı iz diyorum. Bu yüzden enerjinizi koruyun. Kime ne verdiğinize, kimleri hayatınızda tuttuğunuza dikkat edin. Çünkü bazen insanın en büyük koruması, sahip olduğu temiz kalptir.
Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Kulübümüzü ziyaret edişinin 108. yılı, Kulübümüzün kuruluşunun 119. yıl dönümü kutlu olsun! 💛💙
#Efsane119Yaşında