Bu ses; 432 Hertz
Serotonin ve endorfin gibi mutluluk hormonlarının doğal yollarla salgılanmasına yardımcı olur, kan basıncını ve kalp ritmini düzenler.
Reiki uzmanı bir kadın tarafından paylaşılan el hareketleri ve parmak şıklatmalarıyla hazırlanan bu video milyonlarca kişiyi ekran başına kilitledi. Bazı kullanıcılar “5 dakikada uykuya daldım” derken bazıları ise “beynim karıncalandı” yorumunda bulundu.
Nasıl hayatta kalıyorum mu?
Evi sirkeyle sil, huzur yoksa bakara aç, depresyona girince kehf aç, hasta olunca yasin aç, göğsüne öküz oturunca inşirah aç, para bitince vakıa aç, atanmak için fetih suresini aç, nazardan migren tutunca nas felak kalem ayetel kürsi, sağ işaret parmağını bir bardak suya koy dinle, Allah’a bir şey danışırken mülk suresi 14. Ayet 9 kere oku sağına yat.
Hamdolsun. Çok şükür, her şey mükemmel.Teşekkürler. 💗🙏
"Dışarıdan aşırı derecede kadınsı görünen kadınların iç dünyasında, son derece gelişmiş, sert ve ödün vermez bir eril yan gizlidir. Bu durum bir dengelenme yasasıdır; dışarıdaki o abartılı dişil vitrin, içteki o güçlü ve maskülen yapıyı gizleyen bir zırhtır. Bir kadın dışarıda ne kadar sınır uçlarda bir kadınsılık sergiliyorsa, iç dünyasında o kadar erkeksi bir tahakküm ve kontrol mekanizması barındırır."
Carl Gustav Jung
Goodbye to astrologers.
Chatgpt just made it easy and free.
Simply enter your date of birth.
No horoscope.
No tarot.
Copy these 6 prompts and get mind-blowing results:
Kehf suresi 25. âyette Ashab-ı Kehf'in mağarada kaldığı süre şöyle geçer: "üç yüz yıl, dokuz da ilave ettiler."
Güneş takvimiyle 300, ay takvimiyle 309.
Aradaki 9 yıllık fark bir hata değil, iki farklı zaman katmanının aynı olaya bakışıdır.
Kuran bize burada gizlice şunu söylüyor: zaman tek çizgi değil, üst üste binmiş frekans bantlarıdır ve hangi banttan bakarsan süre değişir. Mağaradaki gençler uyandığında bir gün ya da yarım gün kaldıklarını sandılar. Dışarıda üç asır geçmişti.
Einstein'dan 1300 yıl önce anlatılan bu sahne, bilincin frekansı değiştiğinde zamanın genişleyip büzüldüğünün tam tarifidir. Ashab-ı Kehf'in kaldığı kehf (mağara) sadece bir taş oyuğu değil, dışarıdaki titreşim alanından yalıtılmış bir frekans kapsülüdür.
Kehf suresi 17. âyet: "...güneş doğduğunda onun; mağaralarının sağ tarafına kaydığını, batarken de onlara dokunmadan sol tarafa gittiğini görürdün. Kendileri ise mağaranın geniş bir yerinde idiler. Bu, Allah'ın mucizelerindendir..."
Güneşin üzerlerine sağdan eğilip soldan kesilerek vurması tarif edilirken aslında sıradan bir ışık değil, bir elektromanyetik koruma kalkanı anlatılıyor.
Kuran'ın neden şâirâne kafiyeyle, harf ölçüleriyle [ebced ve huruf ilmi], sayı kodlarıyla, belirli uzunluklarda ayetlerle indiğini hiç düşündün mü? Çünkü düz bir metin değil, mânâsı matematiğe kodlanmış bir dalgadır.
Her âyetin kendine özgü bir titreşim imzası vardır ve Kehf'i cuma günleri okumanın tavsiye edilmesi daha sevap olmasından değil; o sure, okuyanın etrafında bir haftalık bir zaman zarfı açar. "Deccal fitnesinden koruduğu" söylenir ama deccal burada bir varlık değil, lineer zamana kilitlenmiş tek boyutlu bilincin ta kendisidir.
Kehf suresi dört kıssayı arka arkaya anlatır: mağara gençleri, iki bahçe sahibi, Musa ile Hızır, Zülkarneyn. Dördü de aynı şeyi farklı açıdan söyler.
Mağaradakiler zamanı atladı, bahçe sahibi bir gecede kaybetti, Hızır henüz olmamış olayı bildi, Zülkarneyn güneşin doğduğu ve battığı iki uca birden yetişti. Dördünde de olay aynı: zaman akmıyor, katmanlı duruyor ve doğru frekansa geçen kişi katmanlar arasında geziniyor.
Sen cuma sabahları Kehf okurken aslında bir zaman mühendisliği ritüeli yapıyorsun.
Sadece kimse sana bunu böyle anlatmıyor, çünkü anlatsa, takvime ihtiyacın kalmaz.
1 milyar insan Google Maps’i sadece yol tarifi için kullanıyor. Oysa içinde öyle özellikler var ki, Maps artık bir navigasyondan ziyade bir Yapay Zeka asistanı. 🧠
📌 Mutlaka kaydedin, lazım olur.
İşte işinize en çok yarayacak gizli özellikler:
Bir MIT profesörü, 2019'da 1 saatlik bir ders verdi ve bu ders 18 milyon kez izlendi.
Kayıt yaptıktan 5 ay sonra öldü.
Bu, dünyaya son hediyesiydi.
Patrick Winston, 50 yıl boyunca MIT'de ders verdi.
Dünyanın en zeki mühendisleri sınıfında oturdu.
Ve son dersinde onlara diplomalarının asla kapsamadığı tek beceriyi öğretti.
Konuşma sanatı.
İletişiminizi sonsuza dek değiştirecek 15 ders:
Şakayla başlamayın. Seyirciniz henüz gülmeye hazır değil. Sonunda ne bileceklerini vaat ederek başlayın.
Fikirleriniz çocuklarınız gibidir. Onlara çok yakınsınız. Sizin için bariz olan, başkaları için görünmezdir. Bariz olanı açıklayın.
5 dakikalık kural: Herhangi bir konuşmanın ilk 5 dakikası, insanların sonraki 55 dakika dinleyip dinlemeyeceğini belirler. Açılışınıza her şeyden daha fazla zaman harcayın.
En önemli fikrinizi 3 farklı şekilde 3 kez tekrarlayın. Bir kez asla yeterli değildir.
Fikrinizin etrafına bir çit örmek. İnsanlara ne OLmadığı'nı, ne OLDUĞU'nu söylemeden önce söyleyin.
Sözlü noktalama. Durun. Bir sonraki fikre geçmeden önce fikrin yerleşmesine izin verin.
Kimsenin cevaplamayacağı sorular sorun. Sonra 7 saniye bekleyin. Sessizlik garip değildir. İşlenmedir.
Slaytlarınızı okumayın. Seyirciniz okuyabilir. Aynı anda dinleyip okuyamazlar.
Slaytlar yerine tahtayı kullanın. Yazmak sizi yavaşlatır. Yavaşlamak netlik getirir.
Bilgilendirmeden önce ilham verin. Kimse ondan ilham almadığı birinden öğrenmez.
Özet yerine bir katkı ile bitirin. Onlara ne verdiğinizi söyleyin. Ne söylediğinizi değil.
Sonunda teşekkür etmeyin. Zayıftır. Yerine oturan bir şeyle bitirin.
Hikayeler fikirleri yapışkan hale getirir. Veriler fikirleri anlaşılır kılar. İkisine de ihtiyacınız var. O sırayla.
İletişim kaliteniz, dünyanın gözünde fikirlerinizin kalitesini belirler. Fikirlerin kendileri değil.
Pratik hazırlık değildir. Pratik BECERİDİR.
Patrick Winston, çoğu insanın kariyerlerinin tamamını kaçırdığı bir şeyi anlıyordu.
Fikirleriniz, onları başkasının zihnine aktarma yeteneğiniz kadar güçlüdür.
Odadaki en zeki kişi olabilirsiniz ve tamamen görünmez kalabilirsiniz.
Ya da iletişimi ustalaştırıp ortalama fikirleri çığır açıcı hissettirebilirsiniz.
O, son dersini bunu öğretmeye harcamaya seçti.
Güneşi ya da yükseleni İkizler, Yay, Balık ya da Başak olanlar bu dönem kimden adım alabilir diye baktığımda öncelikle bu kişi biraz toy, flörtöz, ilgiyi seven, sana göre daha tecrübesiz ya da belki hayatının bu döneminde aşkı biraz daha özgürce ve hesap vermeden yaşamak isteyen ama seni de tamamen bırakmak istemeyen birisi olabilir. Bu kişi aslında bi yandan da işinde gücünde yani kendi işini kurmuş, kendini güvenceye almış, ciddi, kendinden emin, kararlı ve sağlam bir tarafı da var ama bu aşkta değil de daha çok sanki bireysel aile hayatında, iş hayatında daha çok ortaya çıkıyor gibi geldi bana.
Bu kişiyle bir süredir bir şeyler askıya alınmış yani sen de içten içe her şeyin tamamen bitmediğini ve bir gün yeniden başlayacağını biliyor olabilirsin. O da aynı şekilde böyle hissediyor olabilir çünkü yani bir şeyler değişmiş, belki tam tersine dönmüş. Belki bakış açınızı geliştirmeniz ve daha net olmanız, daha kararlı, mantıklı yaklaşmanız gerekmiş. Hatta bir taraf diğer taraftan mantık talep etmiş olabilir. Yani "bu kadar duygusal yaklaşma biraz aklınla hareket et" demiş de olabilir. Burada bu kişinin duygusal değil de biraz daha başka bir şeyi bahane ederek kendi egosundan ve gururundan da çok da taviz vermeden kendi özgürlüğüne zeval gelmeden yani kısıtlanacağı bir durum oluşturmadan geleceğini düşünüyorum. Yine biraz kafası karışık bir şekilde gelebilir ya da mesela onun kafasını karıştıran net olmayan belirsiz bir durumu sana sorabilir. Böyle bir bahaneyle adım atabilir. Yani işte "şu benim kafamı karıştırıyor, ben bu konuda emin değilim" şeklinde açıklamalar yapabilir ya da kararsız kaldığı, emin olamadığı fazla flörtöz, fazla gözü dışarıda yaklaştığı konularla alakalı net, artık kararlı bir adım atabilir ve sen bu eminliği onda görebilirsin diye düşünüyorum.
Yani zaten bir şeylerin askıya alınma sebebi de onun fazla kontrolcü ve inatçı, sabit fikirli bir enerjiyle yaklaşması olabilir. Yani sürekli benim dediğim olsun, benim kurallarıma göre yaşansın, benim ilişki anlayışıma göre hareket edilsin. Biraz bencilce yaklaşmış gibi geliyor bana ama romantik ve flörtöz adımları da hep atmış yani. Sen daha ciddi bir şey talep etmişsindir mesela ama o daha yüzeysel bazı adımlar atmıştır ama asla tam olarak iletişimsiz bırakmamıştır gibi düşünüyorum. Yani hep bir şekilde kendisini hatırlatacak, seni yoklayacak bir enerjiyle kapını çalmış olabilir. Burada onun bazı seçenekler arasında kaybolduğunu, bazı ihtimalleri düşündüğünü, şöyle olsaydı nasıl olurdu, böyle davransam nasıl olur diye kendi kendine sorguladığını düşünüyorum. Bu sorgulamalar sonucunda zaten artık net bir karara varacak ve bu net karardan sonra senin kapını çalacağını düşünüyorum.
En uzun süre bir konuşmayan grup siz olabilirsiniz. Öncü ve Sabit gruba göre sanki Değişken grup 5-6 aydan fazladır bu kişiden haber alamıyor ya da iletişim kopuk. Yani bu kişinin biraz daha esnek ve anlayışlı yaklaşması gerekiyor. Eğer böyle gelirse bir şans daha verebilirsin. Bir de şu kafa karışıklıklarına artık bir son vermesi lazım. Kafası bu kadar karışık bir insan ne kendisi mutlu olabilir ne de birisini mutlu edebilir diye düşünüyorum.
Hadi bakalım. Her şey gönlünüzce olsun. İz bırakan takipçilerime niyetli bir okumadır.
Konuyla ilgili kaynaklar
Dr. Zeynep Koyuncu'nun "AHLÂT-I ERBAA/HUMORAL PATOLOJİ TEORİSİ" adlı makalesi: https://t.co/cQBh5J6a4X
Tarih Obası (Ceren Sungur hocahanım) "Eski Tıpta Mizaç Türleri" adlı araştırma-derleme videosu: https://t.co/VxUXZtj3xr
BONUS: Tarih Obası (Ceren Sungur hocahanım) "Eski Tıpta Mizaca Göre Beslenme Tavsiyeleri" adlı amme hizmeti videosu: https://t.co/BNwmbZYgDH
Bir erkek sizi çok sevdiğiniz şeyden vazgeçirerek üzerinizde kontrol kurar. Makyajı seviyorsanız, makyajsız da çok güzelsin der. Güzel giyinmeyi seviyorsanız, sana başkalarının bakmasını istemiyorum der. Bir hobiyle uğraşıyorsanız, gereksizmiş gibi hissettirir. Böylece farkına varamadan, sevdiğiniz şeylerden bir bir vazgeçersiniz. Bir bakmışsınız, sizden geriye hiçbir şey kalmamış. Hobileriniz, arkadaş ortamınız, o hayat dolu haliniz gitmiş, hayatınızda bir o kalmış. İşte tam bu anda sizi küçümsemeye başlar. Kendisi çok büyük adam, siz ise bir hiçsinizdir. Buna narsist döngüsü diyoruz. Hayatınıza girdikten sonra sizi değiştirmeye çalışan adamın amacı, üzerinizde kontrol kurmaktır. Bir erkek için hiçbir şeyden vazgeçmeyin. Makyajsız partner seviyorsa, makyajsız birini bulacak. Mini etek istemiyorsa, mini etek giymeyen birini bulacak. Ama bu adamların asıl istedikleri şey hayat arkadaşlığı değil, hayatına giren kadını değiştirip ona boyun eğdirmek. Bundan zevk alıyorlar. Bu heriflere karşı gözünüz açık olsun.
TU CUMPLEAÑOS + CHATGPT = PRECISIÓN ESPELUZNANTE
ChatGPT sabe más de ti que tu mejor amigo.
Simplemente ponle tu cumpleaños y verás cómo TE LEE COMO UN LIBRO.
Aquí tienes 7 prompts aterradoramente precisas para probar:
جهاز الأندرويد يقول لك: المساحة ممتلئة. تحذف كل شيء… وبرضه المساحة ممتلئة.
المشكلة مو في صورك. الأندرويد كان يخبي بصمت جيجات من الملفات الزايدة اللي أنت ما تشوفها.
تم تفريغ 23 جيجا أمس بدون ما نحذف أي شيء مهم فعليًا.
وهذا المكان اللي كانت مخبية فيه:👇
İnsanların "çok samimiyim" derken kullandığı ama aslında araya devasa mesafeler koyan 5 maske. Birincisi en çok yapılanı ve en zoru:
1-Canım, hayatım, tatlım" kelimelerinin arkasına saklanmak. Daha adınızı yeni öğrenmişken sizi sevgi sözcüklerine boğanlar, aslında kim olduğunuzla ilgilenmezler. Bu bir yakınlık değil, "kendini sevdirme" projesidir. Gerçek samimiyet, mesafeye saygı duyarak yavaş yavaş inşa edilir.
2-En mahrem dertlerini ilk 10 dakikada anlatmak. Size hemen çok özel bir sırrını verir ki siz de kendinizi ona borçlu hissedip açılın. Bu, samimiyet değil; bir güven manipülasyonudur. Kapıyı sonuna kadar açar ama eşikten içeri kimseyi almazlar.
3-Haklısın maskesi. Her dediğinizi onaylayan, sizinle asla çatışmayan kişi aslında sizinle bağ kurmuyordur. Sadece "sorun çıkmasın" diye bir duvar örüyordur. Fikri olmayan insanın samimiyeti de olmaz; sadece yansıması olur.
4-Patavatsızlığı dürüstlükle karıştırmak. "Ben içimdekini direkt söylerim, kimseden saklamam" diyerek aslında karşı tarafın sınırlarını ihlal ederler. Samimiyet, karşıdakinin duygusunu gözetmeyi gerektirir; sadece kendi egonu kusmayı değil.
5-Sadece dinleyip hiç anlatmamak. Sizi saatlerce dinler, sorular sorar, "anladığını" hissettirir ama kendi dünyasından tek bir tuğla bile eksiltmez. Bu bir psikolojik analiz seansı değildir, bir dostluktur. Kendini saklayanın samimiyeti, tek taraflı bir aynadan ibarettir.
Gerçek samimiyet; maskesiz, süssüz ve bazen de sessizdir. Kelimelerin çokluğunda değil, davranışların tutarlılığında gizlidir.