Bizler iyimser değiliz; herkesin gönlünü kaptırabileceği hoş bir dünya vizyonu sunmuyoruz. Sadece, her neredeysek orada yoksullar için adaletten yana yerine getirilmesi gereken küçük bir ödevimiz var. Herbert McCabe
Örgütlü bir toplum olmadığımız ve iktidara kafa kaldıramadığımız için hepimiz içimizde biriken ve dışarı yansıtamadığımız öfke nedeniyle mikro ölçekte kötü insanlar olduk. Buna ister çürüme diyin, ister toplumsal cinnet hali.
Oturmuşsun deniz kıyısına,
Bakıyorsun limana giren Amerikan zırhlısına
Hastasın, açsın, öfkelisin.
O da bakıyor sana,
Hem de nasıl,
Efendinmiş
Patronunmuş,
Sahibinmiş gibi
İtoğlu it.
Nâzım Hikmet
@buzzspor Mahallede sırtımızda 9 Fatih formasıyla goooll diye bağırdığımız o toprak sahalar.. aynı heyecanı aynı duyguyu bugün yaşatıyorsun hocam. Yolun açık olsun. İyi ki varsın.
Alperen Şengün yeni sezona harika bir performansla başladı! 🇹🇷
🏀 39 sayı
💪 11 ribaund
🅰️ 7 asist
🧤 2 top çalma
❌ 1 blok
🎯 5 üçlük
Sezonun açılış maçında Oklahoma City Thunder, Houston Rockets’ı 125-124 mağlup etti.
TBMM'de birlikte görev yaptığımız, kıymetli hemşehrim Öznur Çalık'ın yeni açtığı eczanesini ziyaret ederek hayırlı olması dileklerimi paylaştım.
Misafirperverliği için kendisine teşekkür ediyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum.
Sizi unutmayacağım, sizi ölümsüzleştireceğim
Sabah sayımı için mahkumlar çenelerini eşofmanlarına sıkıştırıp titreyerek avluya adımlarını attı birer birer. Hazır kıta “U” şeklini almış onlarca mahkum yağmur altında gardiyanları beklemeye koyuldu. Soğuk hava ve yağmur mahkumları yakınlaştırıyordu kendine. Omuzlar birbirine sürtüyor hem yalnızlık hem de sıcaklık paylaşılıyordu. Komutan edasıyla sayıma gelen gardiyanlar ipleri kestikten sonra muzaffer askerler gibi çeneleri yukarıda “Allah kurtarsın” diyerek kapıyı bir kere daha suratımıza kapadı. “Allah asıl sizi kurtarsın” diye fısıldadım Toso Dayı’nın yanına sokularak.
Sol elinde koğuşun en ağır tesbihini usul usul çeken Toso Dayı, sağ elindeki sigaradan bir nefes çekti, “Bak iki gözüm bu kapı bir gün hepimiz için açılacak ama diri ama ölü, önemli olan buraya nasıl girdiğimiz değil nasıl çıktığımız. Buradan çıkanların kimi anısıyla kimi anasıyla hatırlanır”, “Bir ölümlüye yakışan tek şey onurlu bir yaşam değil midir zaten dayı?”
Günün ilk sigarasını ciğerlerime boca ederek yaktım, nefesleri hızlı hızlı çektim, kahvaltılarını donuk suratlarla hazırlayan mahkumların arasından tesbihimden hızlı bir tur çekerek geçtim. Başkan sandalyesine oturmuş, seri nefesler çekiyordu sigarasından. “Bir şeyler daha yapmalıyım başkan, bir şey daha, öykü, haber, kitap… Yetmez bir şey daha lazım”, “Savaşta mermi hep namluda hazır bulunmalıdır doktor. Eğer silahtaki merminin yetmeyeceğini düşünüyorsan, silahı değiştir. Mesela pompalıyla keleş güçlü silahlardır, veryansın edersen karşı tarafı baskı altına alırsın ama bu baskıyı ve silah kullanmayı bilmezsen bir anlamı kalmaz”, “Eyvallah başkan.”
Öfkenin ve düşüncelerin ağırlığıyla gözlerim kapandı. “Mazgal açıldı hoca, seni çağırıyorlar, bir baksana gardiyana.” Atladım yataktan mazgala eğildim, temiz yüzlü iki gardiyan gülümsedi, “Hazırlan, sevk oluyorsun.”
Sevk haberi koğuştaki tüm bölmelere anında ulaştı. Kimi haftalardır güzel bir film için sakladığı kekini, kimi şampiyonlar ligi için fitilde tuttuğu cipsini, içeceğini getirdi, yanımda götürmem için hazırlanan poşete doldurdu. 5 dakika içerisinde eşyalarım ve erzağım hazırlandı. Başkanla göz göze geldik, “Vay be doktor, gönderiyorlar seni ama biz bir kere sevdiysek bir daha onu bırakmayız.”
Merdivenleri ikişer ikişer çıkıp vedalaşmak isteyen gençleri geçip Abdülhalit’i buldum. Kollarımı hissetmeden sarıldım Abdülhalit’e, “Hoca bırakma bizi, gitme, götürmesinler seni kıro” dedi. Tek kelime çıkmadı ağzımdan. Kollarımı hissetmiyordum, bırakamadım Abdülhalit’i, hiçbir akrabama böyle sarılmamıştım sanırım. Sen bir uyuşturucu baronusun Abdülhalit ama baba yarımsın. Toso Dayı kalktı yatağından apar topar, elini cebine attı, katladığı kağıdı elime tutuşturdu. Speedy kızgın, üzgün, utangaç tüm duyguları aynı anda barındırabilen gözleriyle köşede beni izliyordu. Sarıldık, “Dışarıda görüşeceğiz kardeşim” diyerek. Elimdeki tesbihimi bırakıp, “Bunu Ortodoks Aslan’a verirsin” deyip merdivenlerde sıralananlara “Hakkınızı helal edin” diye fısıldamasıyla kapıya yöneldim. Eser’in kaşlarının ortasına oturan merhametle bekliyordu, sarıldı, omzumu öptü, “Devam et, arkandayız” dedi.
Başkan gürledi o an “Doktoor” diye sarıldık, “Agaya selam söyle başkan” deyip kapı ağzındaki Toso Dayı’nın parlayan gözlerine baktım. Kapıya adımımı attım, arkamı döndüm, kalbi kırık, elleri nasırlı ve sıkı dimdik mahkumları gördüm. Sizi unutmayacağım, sizi ölümsüzleştireceğim…
Silivri Hapishanesi 9 Nolu Kapalı CİK A/80
23 yıldır Türkiye’yi tek başlarına son 15 yıldır demir yumrukla yönetiyorlar.
Kamunun tüm imkanları bu zihniyete akıyor, şirketlerine döviz garantili ihaleler veriliyor, ülkenin Cumhurbaşkanı, bakanları ticari mümessil gibi gezip bunların ürünlerini ülke ülke pazarlıyor, hazine arazileri, binaları vakıflarına, derneklerine üç otuz kuruşa veriliyor, şirketleri vergi affına, vakıfları bağışlara boğuluyor, kamu bankaları en ucuz en yüksek vadeli krediyi bunlara aktarıyor
Ne ürettiniz kardeşim?
1 tane şairiniz, bir tane şarkınız, bir tane dünyaya ilham veren romanınız var mı?
O “yıkmakla” itham ettiği zihniyet savaşlarda yanmış ülkeden edebiyatçılar çıkardı, hala bizlere ilham veren müzisyenler, şairler, mimarlar, anıt gibi sopranolar üretti.
Bir tane tarihçi, coğrafyacı, jeolog, biyolog, matematikçiniz var mı? Ya geçtim hukukçunuz var mı?
O “hep takoz olmuşsun” dediği zihniyet Halil İnalcıklar, Sulhi Dönmezerler, Hıfzı Veldetler, Cahit Arflar üretti.
Burhan Kuzularınızla, Kadir Mısıroğlu’nuzla bir ağız konuşuyorsunuz. Bir tane bu ülkeye kazandırdığınız kurum var mı? Bir dünya çapında üniversite, bir tane lise, bir tane fakülte eklediniz mi?
Boğaziçi’ni boğazlamak, ODTÜ gibi kurumları boğmak, akademisyenleri kaçırmak dışında “işte bunu da bu ülkeye biz kazandırdık” diyeceğiniz ne var?
Kayınbabanızın ihsanı olmasa böyle konuşabilir misin?
23 yıl. Ülkeye kazandırdığınız bir tane şey yok. Kibrinizden geçilmiyor.
O da geçer. Geçecek.
Eskiden gazi paşayı bir kahraman zannerdim, yaş aldıkça gazinin yok olmanın kıyısına gelmiş türkleri kurtarmak için bizzat tanrı tarafından kut verilen erenlerden biri olduğunu kavradım
Gazi hazretleri kesinlikle kırklardandır, bilimsel kanıtlara dayanan çıkarımım bu yönde.
90 küsur sene önce, tenis maçı izlerken fotoğrafı var. Yüzerken fotoğrafı var, sahilde kumda otururken, kürek çekerken, at binerken, konser izlerken, zeybek oynarken, dans ederken, heykel incelerken fotoğrafı var.
Salıncakta çocuk gibi gülerek sallanırken bile fotoğrafı var. ++
Ben Eren Üner, 23 yaşındayım. İstanbul Tarih Bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Saraçhane protestocularına yapılan işkenceleri, herkese açık kendi sosyal medya hesaplarından paylaşan Çevik Kuvvet Polisleri'ni kişisel sosyal medya hesabımdan haber yaptığım için; 24 Mart Pazartesi saat 23:00'ten 25 Mart Salı 05:00'e kadar Vatan Emniyet'te işkence gördüm. İki hafta, 25 Mart - 9 Nisan tarihleri arasında cezaevinde yattım.
Burada inanılmaz bir kırılma anı var... İnsanlar o kadar geçinemiyor ki açıkça "hapse atsalar en azından öğün verip bakmak zorundalar" noktasına kadar gelmiş.
Turpunan, şalgamınan devlet idare edilmez. Adalet ilen idare edilir.
Hor görülen çiftçi, yok sayılan köylü Yozgat’tan başlayıp hesap soracak!
Milletin istikbalini, milletin azim ve kararı kurtaracak.
Sandıktan korkan darbeciler değil, millet kazanacak!
Cüneyt kes. Vekil vekilliğini yapacak, biz de işini iyi yapana bravo diyip geçeceğiz. Cumhurbaşkanı adayımız İmamoğlu’dur. Mahmut Tanal halkın vekilidir. Sen ise gazeteci bile değilsin.
"yoksullar bazen yorulurlar, sık sık da yenilirler. sabretmekle teslim olmayı; soluklanmakla vazgeçmeyi birbirine karıştırmayın. zamanın çivisi çıkmış, yerine takılmayı bekliyor. kim takacak onu da marks söylüyor; 'henüz gelip çatmamış devrimcinin saati vardır'"
selçuk kozağaçlı