İLBER HOCA’NIN ARDINDAN
Hoca bugün toprağa verildi. Anma töreni esnasında tanıyanları, sevenleri İlber Hoca hakkında anılarını paylaşmış, bende nacizane, Hoca’nın hayatımda kapladığı yeri anlatmak istiyorum:
Bende pek çok kişi gibi Hoca’yı ‘’cahil’’ capsleri ile tanıyanlardanım. Önce capsler, sonra televizyon programları, ardından kitapları… 1995-2005 arası doğan neslin, belki de fazlasının, tarihe, kültüre, sosyal bilimlerin diğer disiplinlerine ilgisini inşaa eden yegane isimdi. Ben ilk olarak ‘’Yakın Tarihin Gerçekleri’’ kitabıyla başlamıştım Hoca’yı okumaya. Sömestrde tatilinde kitabı okumaya başlamış ardından nisan ayındaki kitap fuarında büyük bir heyecanla imzalatmıştım. Kitabı imzalatırken adımı söyleyince, ‘’gerçekten Batu Han gibiymiş yav’’ diyerek gülmüştü ikonik kahkahasıyla. En son ise üniversitemize teşrifiyle İlber Hoca’yı dünya gözüyle canlı görme fırsatına erişmiş oldum. Konu: ‘’Süleyman Demirel’di.’’ Isparta’dan çıkıp Anadolu’yu bayındır hale getiren bu Yörük evladını çok güzel anlatmıştı İlber Hoca. Hatrımda kaldığı kadarıyla: ‘’Kalabalığı hiç sevmediğini, Isparta’nında göç almayıp, Cambridge gibi bir bilim şehri olarak kalmasını temenni ettiğini’’ söylemişti. Konferans salonundan içeri girmek için gürültü yapan arkadaşlarımızı ‘’Patırtı ederek bir şeyler öğrenemeyceksiniz’’ diyerek sahneye oturtmuştu kendi tatlı sert üslubuyla. ‘’Osmanlı’da Mahalli İdareler Tarihi’’, ‘’Osmanlı’da Alman Nüfuzu’’. ‘’İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı’’, ‘’Osmanlı Toplumunda Aile’’ gibi eserleriyle akademi dünyasına; ‘’İlber Ortaylı Seyahatnamesi’’, ‘’Defterimden Portreler’’, ‘’Osmanlı’yı Yeniden Keşfetmek’’ gibi eserleriyle popüler tarih yazımına büyük katkı sundu. En çokta bu popüler tarihçi yönü eleştirilmiş olsa da AB uyum süreci kapsamında ortaya atılan Pos-Kemalist, ikinci cumhuriyetçi ve neo-Osmanlıcı tarih tezlerine karşı İlber Hoca kadar kamuoyunda sağlam itirazlar öne sürebilecek kimse yoktu. Yine küçük yaşta okuduğum bir kitabında ‘’Çocuklarımıza söylenen ‘artık savaş olmayacak, biz dünyada ebedi barışı kutlayacağız’ sözü büyük bir yalandır.’’ Mealinde bir sözünü okumuş, yaşım epey ufak olduğu için idrak edememiştim, bizlere söylenen böyle bir yalan mı vardı? Evet varmış ve İlber Hoca bizleri henüz on iki yaşımızda elimize geçen bir kitabıyla uyarmış. İşte bu şekilde, şuan yetişmekte olan, tarihe, kültüre meyleden bütün halk çocukları; nasıl ki bütün bir modern Rus edebiyatı, Dostoyevski’nin deyimiyle ‘’Gogol’un Paltosu’ndan çıktıysa’’ İlber Hoca’nın şiltesinden çıkmıştır. Hocanın aramızda ayrılışı ise bir başka Rus edibi Gorki’nin Tolstoy için dediği söz getirdi hatırlara: ‘’Bu adam yaşadığı sürece öksüz sayılmam yeryüzünde…’’ İşte İlber Hoca da bizim için böyle bir adamdı fakat artık İlber Hocamız yok, bizlerde öksüz kaldık. Ne diyordu şair?
‘’Yüz il sonra sorsan bəs o hardadır?
Hər beyti səslənər: Burda, burdadır!’’
Osmanlı dünyasını çok iyi bilen ve seven bu cumhuriyetçi Tatar çocuğunun beyitleri kalbine kültür ve tarih kıvılcımını yaktığı bizleriz: Burdayız, burdayız!
Devrin daim, menzilin mübarek olsun Hocam!