🗣️ Abdülkerim Durmaz:
“Galatasaray camiası yarın puan kaybettiğinde, "Bu sene zaten bizi şampiyon yapmayacaklardı." falan demeye de başlayacak artık. Bu durum can sıkıcı bir hâl aldı. Oyuncuların tavırları, hakemlere saldırmaları, tehdit etmeleri falan filan.
İşin tuhafı, kendilerine karşı korkunç bir oyun var diyen camia 4 yıldır üst üste şampiyon oluyor. İnanılır gibi değil ama buna inanmış milyonlarca insan var. İnandırmışlar yani kendilerini buna. Bütün Türkiye'nin karşılarında olduğunu ama buna rağmen şampiyon olduklarını, rakiplerinin ise devamlı kollandığını ama beceriksizliklerinden dolayı olamadığını söyleyip buna yürekten inanıyorlar. Asıl sorun bu.”
(Neo Spor)
Teknosa’da yaşadığım olaya bakın.
Philips çaycı almak için mağazaya gittim. Ürünün etiketinde yaklaşık 6.500 TL yazıyordu. Kasada görevli personel, “70 TL karşılığında kasko/garantiyi 1 yıl daha uzatabiliriz” dedi. 70 TL olduğu için kabul ettim.
Ödeme iki ayrı işlem şeklinde alındı. Ben de ürünün yaklaşık 6.500 TL olduğunu, üzerine de 70 TL sigorta bedeli ödediğimi düşünerek işlemi onayladım.
Sonra MediaMarkt’ta aynı ürünü yaklaşık 5.500 TL’ye görünce işkillendim. Teknosa faturası elime ulaştığında ise durum ortaya çıktı:
Ürün: 5.549 TL
Kasko/ek hizmet: 1.019 TL
Toplam: 6.568 TL
İşin ince noktasına bakın: Etikette gördüğüm yaklaşık 6.500 TL ile toplam ödeme neredeyse aynı. Dolayısıyla ben ürünün yaklaşık 6.500 TL olduğunu ve bana söylenen 70 TL’yi de sigorta için ödediğimi zannediyorum.
Meğer 5.549 TL’lik ürüne 1.019 TL’lik ek hizmet satılmış.
Bana kaskonun 1.019 TL olduğu söylenseydi kesinlikle kabul etmezdim. Mesele 1.019 TL değil; 70 TL denilerek kabul ettiğim bir hizmetin faturada 1.019 TL olarak karşıma çıkması.
Teknosa gibi kurumsal bir markadan böyle bir alışveriş deneyimi yaşayacağımı düşünmezdim.
@HaberReport Yıllardır aynı argüman kullanıldı. Hıncal uluç denen mahluk bunun 40 sene kullandı. Öldü gitti. Rasim denen ahlaksızda kullandı. Şuan kodeste. Bu seferde bu iş sebahattin şirine kalmış. 10 seneden fazladır şampiyon olamayan, engellenen fenerbahçe. Kayrılan nemallanan galatasaray
@SebahattinReis Sayın sebahattin şirin, öyle uzun uzun yazmayacağım madem şampiyonluğun yolu bakanlardan geciyo, sizin şu 4 sene üst üste gelen sampiyonluklar için hangi bakanları etiketliyoruz, senin kulağın deilktir bize de bi yol göster
Emirgan Sütiş’te masaya ücretli olduğu belirtilmeden getirildiği söylenen ekmek sepetleri adisyona 120 TL, yemek sonrası sunulan 6 çay ise 810 TL olarak eklendi.
♦️Takipçi şikâyeti:
“Hesabı istediğimizde bize ‘Çay içer misiniz?’ diye soruldu. Biz de ‘Olur’ dedik.
Daha sonra çayların adisyona eklendiğini gördük. Her bir çay 135 TL’ydi. 6 kişi için toplam 810 TL çay ücreti yazılmıştı.
Ayrıca masaya oturur oturmaz getirilen 2 ekmek sepeti için ayrı ayrı 60 TL olmak üzere toplam 120 TL adisyona eklenmişti.
Biz ekmek tüketmiyoruz, masadaki 4 kişinin de gluten hassasiyeti var. Ekmek sepetleri getirilmeden önce ücretli olduğu konusunda herhangi bir bilgilendirme yapılmadı.
İşletmede büyük su bulunmadığı için küçük suların her biri de 110 TL olarak adisyona yazılmıştı.
Açılmamış 2 su olduğunu söylediğimizde, ‘Kalsa olur mu, adisyonu kestik.’ şeklinde cevap verildi. Daha sonra bu sular adisyondan çıkarıldı ancak ekmek ve çay ücretleriyle ilgili herhangi bir işlem yapılmadı.
Madem ikram gibi sunulan ekmekler ve yemek sonrasında ‘Çay içer misiniz?’ denilerek getirilen çaylar ücretli, bunun önceden açıkça belirtilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Biz kahvaltıya değil, akşam yemeğine gittik. Yemek sonrasında çayın birçok işletmede ikram olarak sunulduğu bir ortamda, farklı bir ücretlendirme uygulanıyorsa bunun sipariş öncesinde açıkça söylenmesini beklerdim.
Emirgan Sütiş’ten ekmek ve çay ücretlerinin neden önceden belirtilmediğine dair açıklama yapılmasını ve adisyondaki bu ücretlendirmelerin incelenmesini talep ediyorum.”
-2019'da en düşük emekli aylığı alan emekli sayısı 800 bindi, bugün 5 milyon 100 bin.
-O zaman en düşük emekli aylığı 1000 lira, ortalama emekli aylığı ise 1927 lira idi.
-Bugün en düşük aylık 23,552 TL iken ortalama aylık 27 bin lira.
-O günkü oranla bugün ortalama aylık 42 bin TL olmalı.
-Emekliler dibe doğru eşitlendi @Emegin_Halleri@studyorecap
https://t.co/lU4qKbQW1j
Antalya'da güneş çarpması şikayetiyle özel hastaneye giden İsviçreli iki genç kız, muayene ve serum için çıkarılan 1.293 euroluk (71 bin TL) faturayı Sağlık Bakanlığı ile CİMER'e şikâyet etti:
"Kayıt sırasında kişi başı 210 euro (muayene ücreti) aldılar. Kan alma sırasında 'Burada kalsanız daha iyi olur. Size sadece serum takılacak' dediler. Kan alındıktan sonra tekrar kayıt yerine gittik. Orada tekrar 440 euro ödedik."
Trafik ışıklarında gördüğü lüks araba sahibine dayanamayıp ne iş yaptığını soran vatandaş:
-Beyefendi bir şey sorabilir miyim?
-Sor tabi.
-Abi araban çok güzel, Allah rızası için ne iş yapıyorsun?
-Allah razı olsun. Tamirciyim, araba tamircisi.
-Kurban olduğum, tamirci buna nasıl biner? Avrupa'da mısın sen?
-Abi aynen, çalışa çalışa, çok çalışıyoruz.
"İşin rast gelsin! Vay kardeşim benim ya. Abi bunları kıskanıyorlar da bunlar bizim var ya...Avrupa'daki gururumuz bunlar, ülkeye döviz getiriyorlar..."
"Emeklinin durumu iyi diyen taş olur!" 🗣️
Canlı yayında emekli maaşları ve geçim sıkıntısı üzerine sıcak tartışma:
💬 "Emekli çözüm bekliyor, Cumhurbaşkanından bir iyileştirme bekliyor."
#Emekli#Maaş#Gündem
Maliye ve Hazine Bakanımız @memetsimsek ‘in misafiriydik bugün.
Malum, ara ara piyasalardan, sokaklardan, pazarlardan paylaşımlar yapıyoruz ya, vatandaşın gündemini yüz yüze anlattık.
Sağolsunlar, yoğun gündemine rağmen bize hayli vakit ayırdı, 3 yıllık ekonomik politikanın kısa özetini yaptı.
Çok verimliydi.
Çok iddialıydı.
2027’den itibaren topluma nefes aldıracak 3 temel programı hazırladıklarını anlattı.
İnşallah, detayları Pazartesi başlayacak TGRT’deki Medya Kritik Programında anlatırız.
ÖZGÜR ÖZEL’İN ARKASINDAKİ KALABALIKLARIN SEBEBİ BUTLAN DEĞİL, MUTFAKTAKİ YANGINDIR!
📌Siyah zeytin 475 TL…
📌Sucuk 1.800 TL…
📌Kuzu kuşbaşı 1.295 TL…
📌Kuzu pirzola 1.950 TL…
Özgür Özel’in arkasındaki kalabalıkları doğru okumak gerekir.
Bunun sebebi ne “mutlak butlan” tartışmalarıdır ne de Özgür Özel’in siyasi performansıdır.
Asıl sebep; mutfakta tükenen bütçeler, pazarda ve markette durmadan yükselen fiyatlar, üreticiyi bunaltan maliyetler, esnafı ezen vergiler, SGK yükü ve vatandaşın sırtına binen ağır ekonomik yüklerdir.
Sayın Mehmet Şimşek’in uyguladığı ekonomi politikalarının sahadaki sonuçları artık
her mutfakta,
her pazarda ve
her alışveriş fişinde hissedilmektedir.
Vatandaşın tepkisi de esas olarak bu ekonomik tabloya yöneliktir.
Bütün bunlara rağmen milletin önemli bir kısmı hâlâ Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a güvenmeye devam ediyor.
Ancak bu güvenin, ekonomik sıkıntılar karşısında tek başına yeterli olacağını düşünmek büyük bir hata olur.
Sahadan yükselen ses iyi dinlenmeli, ekonomik politikalar yeniden gözden geçirilmeli ve vatandaşın omzundaki yük hafifletilmelidir.
Çünkü unutulmamalıdır ki; Özgür Özel’in arkasındaki kalabalığın asıl sebebi butlan değil,
mutfakta,
tarlada ve
market raflarında büyüyen ekonomik yangındır.
Bordrolarda eriyen ücretlerdir.
🔴 NOT: Etiketler, “En ucuzu bizde” reklamı yapan bir zincir marketin şubesinden bugün alınmıştır.
35 bin TL açlık sınırıysa,
57-58 bin TL sadece mutfak masrafıysa…
Kira hangi maaşla ödenecek?
Faturalar hangi maaşla ödenecek?
Bu artık geçim değil, açıkça sefalet.
#sefaletiçindeyaşıyoruz
İktidar, yıllardır emekliliği her altı ayda bir yapılacak maaş düzenlemesi olarak görüyor.
Oysa gerçek sorun en düşük emekli maaşı değil; kök maaşların erimesi ve sosyal güvenlik sisteminin her geçen gün daha adaletsiz hâle gelmesidir.
Bugün daha fazla çalışanla daha fazla prim ödeyenin hakkı korunmuyor. Gerçek enflasyon karşısında emekli maaşları erirken, kalıcı reform yapmak yerine günü kurtaran düzenlemeler tercih ediliyor.
Yetmiyor…
Bu torba yasayla devlet, Sosyal Güvenlik Kurumu’na verdiği katkıyı da azaltarak sosyal güvenlik sisteminden bir adım daha geri çekiliyor.
Bir taraftan emekliye “kaynak yok” deniliyor, diğer taraftan milyarlarca liralık vergi ayrıcalıkları tartışmasız şekilde dağıtılıyor.
Sosyal devleti zayıflatan, emeklinin hakkını eriten ve gelecek kuşaklara daha ağır bir yük bırakan bu anlayış, Anayasa’nın sosyal devlet ilkesine de açıkça aykırıdır.
Ey Faruk Bey,
Siz ve sizin gibi yüzlerce vekil ayda yarım milyon TL’nin üzerinde para çekerken, milletin emeklisi 15-20 bin TL ile geçinmeye çalışıyor.
“Beklentiler karşılanamıyor” diyorsunuz.
Sizin beklentiniz zaten karşılanmış. Milletin beklentisi ise ADALET!
AK Parti’de emekli maaşı çatlağı: Biri eleştirdi, diğeri savundu.
Eski Çalışma Bakanı ve Ak Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, en düşük emekli aylığı uygulamasının prim adaletini bozduğunu belirterek, “10 yıl prim ödeyenle 25-30 yıl prim ödeyen arasındaki maaş farkı ortadan kalktı” dedi.
Ak Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu ise en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükseltilmesini savundu. Aksu, maaşın yeterli olmadığını kabul ederken, hükümetin emeklileri enflasyona ezdirmediğini öne sürdü.
Cumhuriyet / Mustafa Çakır
Bir Sosyal Güvenlik Masalı
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, memleketin birinde cevval bir çalışma bakanı varmış.
1999’dan bu yana altı kez milletvekili seçilmiş, aradan yirmi yedi yıl geçmiş, hâlâ vekilmiş. İki kez, toplamda altı yıla yakın süreyle çalışma bakanlığı koltuğunda oturmuş, başka bakanlıklarda da görev almış.
Muhalefetteyken iktidarın çıkaracağı sosyal güvenlik yasalarına büyük bir öfkeyle karşı çıkarmış. Mecliste yeri göğü inletmiş, esip gürlemiş. Şöyle demiş:
“Bu tasarı, ülke gerçeklerine aykırı bir tasarıdır. Bu tasarı, bilimsel analizin ürünü değildir. Bu tasarı, kâr ve zarar mantığına göre hazırlanmış bir tasarıdır. Bu tasarı, sosyal kaygıları dikkate almamaktadır. Ayrıca, bu tasarı, Anayasa’nın sosyal devlet olma özelliğini ve sosyal güvenlik hakkını da dikkate almayan bir tasarıdır.”
Sözünü ettiği tasarı, o memlekette sosyal güvenlik karşı devrimini başlatan, emeklilik yaşını yükselten ve emeklilik koşullarını ağırlaştıran bir tasarıymış. Cevval vekil, partisi adına tasarıyı yerden yere vurmuş. Gel gör ki istek büyük yerden gelmiş ve tasarı yasalaşmış.
O tuhaf memlekette birkaç yıl sonra vekilin kurucuları arasında yer aldığı bir parti tek başına iktidara gelmiş ver hâlâ iktidarmış. İşin tuhafı, kendisinin ve arkadaşlarının vaktiyle yerden yere vurduğu tasarıdan çok daha ağırını bu kez kendileri gündeme getirmiş.
Talep yine beynelmilel sermayenin çıkarlarını kollayan yerlerden geliyormuş: Bu yasa çıkmazsa, darda olan ülkeye kredi musluğu açılmayacakmış.
Tesadüf bu ya, eskisinden çok daha ağır olan yasanın gündeme geldiği günlerde cevval vekil çalışma bakanıymış. Geçmişte eleştirdiği tasarıdan kat kat vahimini aslanlar gibi savunuyormuş. Eski konuşması hatırlatılıp “bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” denilince kendini şöyle savunmuş:
“Diyelim ki ben o gün yanlış yapmışım, yeni bir milletvekili olarak ben yanlış yapmışım. Devletin içini de bilmediğimiz için, biz bu konuşmayı yapmış olabiliriz ama bugün bir farklı gerçek var.”
Anlaşılan cevval bakan, devletin içini öğrenince çark etmiş. O zamanlar yapılan uyarıları ise kulak ardı etmiş.
Yasa çıkmış. Aradan yıllar geçmiş. Bir kez daha çalışma bakanı olmuş ve savunduğu yasanın uygulayıcısı da olmuş.
Şimdi kalkmış, “Bizim yasa iyiydi ama kötü uygulandı” diyormuş. O zaman kendi deyişiyle memleket gerçeklerinden uzakmış; şimdi de sorunun esasını demagojiyle örtmeye çalışıyormuş. Bir türlü “Biz yanlış yaptık, Allah affetsin” diyemiyormuş.
O masal ülkesinde o marifetli vekil hâlâ vekilliğini sürdürüyormuş. Emekliler ise çıkardığı yasa yüzünden perişan olmuş. Ama o vekil, “Biz iyi yapmıştık, bizden sonrakiler sistemi bozdu” diyormuş.
Peki, bozanlar kimmiş? Kendi partisinin bakanları, başbakanları, cumhurbaşkanları… Anlaşılan ne dediğinin farkında değilmiş.
Kim bilir, belki yeniden çalışma bakanı olmak istiyormuş ve o yüzden böyle laf olsun torba dolsun kabilinden yazılar yazıyormuş!
Allah selamet versin! Devletin içini öğrendi mi bilinmez ama sosyal güvenliği hâlâ öğrenemediği aşikâr!
***
İşte 18 yıl önce hakkında kaleme aldığım yazı: Devletin içini öğrenen bakan!
https://t.co/dYNf0BZrOl
En düşük emekli maaşı 23.552 TL oldu.
Bir insanın kirasını, faturasını, ilacını, ekmeğini bu parayla karşılamasını beklemek, ona “sen artık toplumun dışındasın” demekle aynı şey.
Bir ömür alın teri döken insanlara böyle bir emeklilk layık görülmemeliydi. Rakamlar her dönem “zam” diye açıklanıyor ama emeklinin sofrasındaki gerçek hiç değişmiyor: daha az, daha kısıtlı, daha çaresiz.
Bir toplumun vicdanı, emeklisine ne kadar değer verdiğiyle ölçülür ve mevcut hükümet bu sınavı 23.552 lirayla kaybetti…
2-Bugünkü emeklilik sistemimiz en son 2008 yılında yapılan sosyal güvenlik reformuna dayanmaktadır. Temel esaslarından biri; sistemde daha uzun kalan, daha fazla prim ödeyen sigortalıya daha yüksek emekli aylığı bağlanmasıydı.
Ancak yıllar içinde reformun temel parametreleri dikkate alınmadı ve sistem, "çok prim ödeyen daha çok emekli aylığı alır" ilkesinden uzaklaştı.