30 AĞUSTOS BUNDAN DAHA İYİ ANLATILAMADI!
"Nemiz varsa, eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batı’nın pençesinden, vicdanımızı ve düşüncemizi Doğu’nun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini, her şeyi 30 Ağustos zaferine borçluyuz."
(Falih Rıfkı Atay)
Pedagogdan bana gelen formu doldurduktan sonra kapalı zarfa koymama rağmen veli açar, okur, bana bilenir(potansiyel vardı) diye güvenemediğim için doktoru arayıp bilgilendirdiğimi ben biliyorum, siz değil.
Genellemiyoruz tabi ama sorunlu insan sayısı tahmininizden fazla maalesef.
İlkokullarda bile psikolojik sorunları olan o kadar çocuk var ki. Çocukların ıslah edilmesi gerekiyor ama aile müsade etmiyor. Cezasını öğretmen ve sınıf arkadaşları çekiyor. İdarenin eli kolu bağlı, hiçbir şey yapamıyor. Çözüm aşamasında en önemli kademe ilkokul halbuki.
Her ne hikmetse
Çocuk arsız olur suçlu öğretmen
Çocuk tembel olur suçlu öğretmen
Çocuk küfür eder suçlu öğretmen
Çocuk adam öldürür suçlu öğretmen
Başınıza taş yerine öğretmen düşsün
Yeter artık ya
Veli ve öğrenci benden değerli
Benden daha ne istiyorsunuz
#güvenliokulistiyoruz
İstanbul Silivri’de direksiyon sınavında görevini yapan komisyon üyesi üyemiz Bülent Ercan’ın, MTSK kuralları gereği başarısız olan bir sürücü adayı, babası ve yakınları tarafından darp edilmesi kabul edilemez, affedilemez, asla mazur görülemez.
Sınav kuralları keyfi değildir; can güvenliği içindir. Öğretmenler ve komisyon görevlileri, kimsenin hırsının, öfkesinin ya da baskısının hedefi olamaz.
Şiddeti meşrulaştıran her tutum, hukukun üstünlüğünü zedeler. Bu ülkede itirazın yolu şiddet değil hukuk olmalıdır; hak aramanın yolu tehdit değil dilekçe olmalıdır. Darp raporu alınmış, şikâyetçi olunmuştur.
Milli Eğitim Bakanlığı’na açık çağrımızdır: MTSK sınavlarında görev yapan öğretmenler sabah 07.30’dan akşam 17.00’ye kadar ağır ve insan onuruna aykırı koşullarda çalıştırılmaktadır.
Sınav alanlarında tuvalet yok!
Yağmurda, soğukta, güneş altında korunacak bir alan yok!
Yemek ihtiyacını karşılayacak tek bir imkân yok!
Olası kazalar için ambulans yok!
Güvenliği sağlayacak kolluk gücü ve önleyici tedbirler yok!
Bu tablo ihmal değil, açık bir sorumsuzluktur. Öğretmeni korumayan, insani ihtiyaçlarını yok sayan bir anlayış; sınav güvenliğini de kamu ciddiyetini de sağlayamaz. Bakanlık, bu tabloyu derhal değiştirmek ve öğretmenin güvenliğini eksiksiz sağlamak zorundadır.
İçişleri Bakanlığı’nı uyarıyoruz; adaletin gecikmeden sağlanması ve caydırıcı cezaların uygulanması için sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Eğitimciler asla yalnız değildir; şiddet asla normalleştirilemez. Üyemiz Bülent Ercan yalnız değildir; uğradığı saldırıya ilişkin tüm hukuki sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız. Eğitim-İş olarak eğitimcilere ve eğitim ortamlarındaki şiddete karşı başlatacağımız mücadelede tüm kamuoyunu destek vermeye çağırıyoruz. @tcmeb@TC_icisleri
Özellikle tarikatların kirli işlerine dair çarpıcı haberlere imza atan #İsmailArı 'yı 3 ay önce paylaştığı bir video gerekçesiyle bayram günü aile evinden gözaltına alıp apar topar tutuklamak, hukukun üstünlüğü degil üstünlerin hukukunun işlediğini bir kez daha göstermiştir. Biliyoruz ki her çağrıldığında ifade vermeye giden bu genç gazeteciyi kaçma şüphesi varmışçasına tutuklu yargılamak, diğer cesur gazetecilere "Sen fazla yazma", halka da "Sen fazla bilme" demektir. Bu beyhude gözdağı girişiminin sahipleri bilsin ki onurlu gazetecilere de, basın özgürlüğüne de, halkın haber alma hakkına da sonuna kadar sahip çıkacağız.
#İsmailArıyaÖzgürlük hemen şimdi!
Öğrencileri anlamak zordu şimdi çok daha zor. Sorun öğretmenlerimizde mi, öğrencilerde mi, sistemde mi yoksa çok daha farklı sosyolojik, psikolojik, pedagojik sorunlar mı söz konusu? Doğru teşhis koymadan doğru tedavi mümkün değil!
https://t.co/qHYSpv09eZ
Bugün Mustafa Kemal'in askeri Teğmen Mustafa Fehmi Kubilay ile bekçi Hasan ve Şevki Beylerin Cumhuriyet düşmanı yobazlarca şehit edilişlerinin 95.yılı.
Şehitlerimizi minnet ve rahmetle anıyor, Cumhuriyetimizin ilelebet payidar kalacağına yürekten inanıyorum.
(Kubilay önde ortada...)
#KubilayOlayı
#YaşasınTürkiyeCumhuriyeti
Mersin Anamur’da bir ortaokulda 7. sınıf öğrencisinin okul müdürünü silahla vurması, eğitim kurumlarında yaşanan güvenlik krizinin ciddi boyutlara ulaştığını açıkça göstermektedir.
En güvenli olması gereken yerler olan okullar, Millî Eğitim Bakanlığı’nın güvenlik, önleme ve sosyal destek alanlarındaki ihmali nedeniyle korunmasız hâle getirilmiştir. Okullarda güvenlik personeli bulunmamakta; önleyici tedbirler alınmamakta, sosyal destek mekanizmaları işletilmemektedir. Eğitim emekçileri hedef hâline getirilmiş, okullar sahipsiz bırakılmıştır.
Yaralanan okul müdürümüze geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, acil şifalar diliyoruz. Bu tür olayların bir daha yaşanmamasını temenni ediyoruz.
Ancak bu temenninin gerçeğe dönüşmesi için siyasi iktidarı ve Millî Eğitim Bakanlığı’nı bir kez daha uyarıyoruz:
Eğitimcilerin mesleki ve ekonomik haklarını tüketmekten vazgeçin! Sorumlu davranın, görevinizi yapın!
Eğitim süreci, derslerin içeriği ve süresi, teneffüs düzeni ve tatil hakkı; bilimin ve toplumsal yararın alanıdır.
Hiçbiri tarikat taleplerine, sermaye beklentilerine, turizm takvimine ya da günübirlik keyfî kararlara göre şekillendirilemez.
Tatil bir haktır; ancak bu hak, öğretmene seminer adı altında ideolojik yükleme yapılan, öğrencinin dinlenmesini gözetmeyen bir araca dönüştürülemez.
Tatil; propaganda değil, öğrenme bütünlüğünü ve öğretmenin mesleki iyilik hâlini destekleyen bir süreç olmalıdır.
Çocuğun öğrenme ritmini, öğretmenin emeğini ve eğitimin bütüncül yapısını korumak; bilim dışı her müdahaleye karşı söz söylemek sendikaların temel görevidir.
Bu nedenle bir sendika başkanı ve sendika yöneticileri, eğitime dair bir konuda sessiz kalamaz; “bu konuda sözümüz yok” diyemez.
Eğitim, “kim ne istiyorsa ona göre” değil; çocuğun üstün yararı ve eğitim biliminin gereği doğrultusunda planlanmalıdır.
Eğitime dair ve ülkemiz için doğru tatil planlamalarıyla ilgili değerlendirmelerimiz, aşağıdaki görsellerde ayrıntılı biçimde yer almaktadır; eğitim bilimi temelli bu yaklaşım, eğitimin gerçek bileşenleriyle — öğretmenlerle, öğrencilerle ve uzmanlarla — birlikte değerlendirilmeye açıktır.
Manisa Yunusemre’de;
Yandaş BirSen yöneticisi okul müdürü, yeterli puanı olmayan kendi oğlunu “Doğal Afet Yerleştirme” maddesinin arkasına saklanarak sınavla öğrenci alan bir Anadolu Lisesi’ne usulsüz şekilde yerleştirmiştir.
Bu skandal kararda;
İlçe MEM Müdürü, İlçe Şube Müdürü ve 5 okul yöneticisinin imzasının bulunduğu komisyon tutanakları tümüyle elimizdedir.
Bu kadar açık belgeye, net usulsüzlüğe ve kamu vicdanını yaralayan bu torpil düzenine rağmen, soruşturmanın hala sürdüğünün söylenmesi, kararın açıklanmamış olması kabul edilemez. Bakanlık ve İl MEM, sorumluları koruyan değil, görevini yapan makamlar olmak zorundadır.
Gereğini yapmayan her yetkili, bu skandalın ortağıdır.
Bu olay, sadece bir kişinin yaptığı etik dışı torpil değildir;
Nakil ve Yerleştirme Komisyonlarının birçok il ve ilçede benzeri şekilde kullanıldığına dair duyumlar geliyor. Yandaş sendika yöneticilerine ve iktidar partisi bağlantılı isimlere sağlanan ayrıcalıkların artık gizlenecek bir yanı kalmamıştır.
Eğitimde liyakati bitiren bu düzeni kabul etmeyeceğiz. Halka gerçekleri anlatmaya devam edeceğiz. Sürecin sonuna kadar takipçisiyiz.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@il_mem_45@ManisaValiligi