ÖNCE MİLYONLARCA İNSANI KULLANANLARDAN BAŞLASAK DA SONRA OTO KULLANANLARA SIRA GELSE ?
ABD de 80/90 yaşındakiler 5 yılda bir sadece göz muayenesi ile ehliyet yenilerler.
Ölümcül kaza yapanlar 65 yaş üstünde yüzde kaçtır toplam kaza içinde Türkiye de?
Yoksa başka türlü olsaydı, olay ezber bilgiden, kuru felsefeden öteye gidemezken,YAŞAM'dan da bahsedilemezdi. Mevlana 62 yaşına kadar “bildikleri ve yaptıklarıyla” Bİ-YERE varabilirdi! Ne var ki öyle olmadı, yani Büyük Âlim Molla Celaleddin, bir MEVLÂNÂ olamadı, taa ki ŞEMS ile karşılaşıncaya kadar!
VE ŞEMS, Mevlânâ’ya kitaplarını suya attırdı, yani bildiklerini unutturdu, onu aklından fikrinden geçirdi!!
İşte tüm bunlar, KUANTUM BEYİN ve Onun HİSSEDİŞ yani AÇIĞA ÇIKIŞ özelliğinin göstergeleridir!
SAĞLIK OLSUN!
"Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama, yarım saat erkene kurulsun saatin. Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin, Pencerini aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin. Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin, Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,
bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,
önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin.
Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile. Sonra koş git işine, dünden, önceki günden, hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla.
Ohhh şöyle bir hafifle, bir güzel kahve ısmarla kendine,
seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de.
Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık, yağmur varsa ıslan,
güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa.
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak,
Çiçek görürsen kokla, köpek görürsen okşa,
çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra, şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
sen çok darda iken kimler seni ferahlattı,
hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde, kimler kapını tıklattı?
Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?
Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara,
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor.
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak,
yüzünde güller açtıracak.
Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun,
Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun.
Saklama tabakları, bardakları misafire,
Sizden alâ misafir mi var dünyada.
Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
vazife yapar gibi hiç değil, şöyle keyife keyif katar gibi,
lezzete lezzet katar gibi.
Eksik bıraktıklarını tamamlar gibi, tadına var akşamının,
Gece evinde, dostların olsun,
Sohbetin yemeğin, kahkahan olsun.
Arkadaşım hayat bu, daha ne olsun?
Ama en önce illa ki sağlık olsun!"
İLMİ DEĞERİ 1450 sene sonra anlaşılmaya başlanan muhteşem bilgileri açığa çıkaran MUHTEŞEM BEYİN RESÛLULLAH’IN DEĞERLENDİRENLERİNDEN OLMAK NASİBOLA BİZE!
Ne mutlu bize ki, 1450 sene önce KUANTUM İLMİNİ AÇIKLAYAN İHLÂS Suresini “OKU”mak şerefine erdik!
ŞÜKÜR ELHAMDULİLLAH !
Öncelike Din, akla değil İmana, yani Beyindeki DİKEY-Katman(!)sal AÇIĞA ÇIKIŞ özelliğine, yani Gerçekte KUANTUM BEYNİN HİSSEDİŞ İşlevine hitap eder ki bu olayın karşılığı EPİFİZ dir!
"Kuantumdan ödünç alınan bir benzetme var; gözlenmeyen şey ihtimal olarak kalır, gözlem onu deneyime çevirir. Dikkat de böyle çalışıyor. Nöron köprüdür ama köprü ancak sen bir yön seçtiğinde belirir."
İşte KUANTUM BEYİN!
Yani tüm katman(!)larıyla TEK BİR YAPI! Bu yüzden her bir katman(!)ında aynı ESASLAR geçerli ve işlevsel!..
Öncelike Din, akla değil İmana, yani Beyindeki DİKEY-Katman(!)sal AÇIĞA ÇIKIŞ özelliğine, yani Gerçekte KUANTUM BEYNİN HİSSEDİŞ İşlevine hitap eder.
Dinin asıl işlevi de zaten budur, yani sende olanı işlevsel hâle getirip AÇIĞA ÇIKARMAK!
Yoksa başka türlü olsaydı, olay ezber bilgiden, kuru felsefeden öteye gidemezken,YAŞAM'dan da bahsedilemezdi.
Hâl böyle olunca, akıl, ilk etapta kişiyi iman noktasına getirir, sonra bu Hissedişlerin yoğunlaşması ve oturmasıyla İKAN'a dönüşür. Bunun somut örnekleri vardır ki gerek menkıbe kitapları, gerek Kurân, bu İNSAN'lardan çokça bahseder.
Öte yandan, en basit, dünya ve ahiret yaşamıyla ilgili, "imana dayalı" noktalarda isabet edemeyen birinden, YAŞAM'ın en derin ve incelikli alanlarında isabet etmesi de beklenemez! O, mütemadiyen baltayı taşa vuracak, bir türlü "geçemediği" aklından kurtulamayacak, böylelikle "et-beynin YATAY nöron bağlantıları" arasında, bir adı da HAKİKAT DENİZİ olan YAŞAM'ın "sığ sahillerinde" kalacaktır!
ALL'AH bize VELÎ'yi yani İNSAN'ı, tanımayı, KADİR Kıymetini bilmeyi, Hakkıyla değerlendirmeyi nasip etmiş ve kolaylaştırmış olsun!
O İNSAN ki; "TÜM KİTAPLAR VE ANLATILANLAR O'nun HAKKINDA"dır!