VATANDAŞIMIZIN HUKUKUNA SAHİP ÇIKIYORUZ!
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın yakından takip ettiği fon soruşturmasında önceliğimiz; vatandaşlarımızın haklarını korumak, birikimlerinin istismar edilmesine izin vermemek ve uğradıkları mağduriyetlerin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesini sağlamaktır.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.
Bu kapsamda bugün yeni bir adım daha atılmış; 1 Temmuz-16 Eylül tarihleri arasındaki fonlardan para çıkışları en yüksek tutardan başlamak üzere incelenerek 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı dondurulmuş; haklarında daha önce herhangi bir tedbir bulunmayan 37 şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.
Bu kapsamda; devir, temlik, satış, bağış, ipotek ve rehin tesisi, hesap kapatma, yüksek tutarlı nakit çekimi, EFT/havale ve malvarlığını azaltıcı diğer işlemlerin önlenmesi; sermaye piyasası araçlarının dondurulması ve şüpheli işlemlerin gecikmeksizin adli makamlara bildirilmesi amacıyla ilgili tüm kurum ve kuruluşlara müzekkereler yazılmıştır.
Amacımız açıktır: Soruşturma konusu malvarlığı değerlerinin kaçırılmasına, el değiştirmesine veya üçüncü kişiler üzerine geçirilmesine imkân vermemek; suçtan elde edildiği tespit edilen değerleri güvence altına almak ve mağdur vatandaşlarımızın haklarına kavuşmasını sağlamaktır.
Para hangi hesaba aktarılmış, malvarlığı hangi şirketin veya kişinin üzerine geçirilmiş olursa olsun; izini sonuna kadar süreceğiz. İyi niyetli vatandaşlarımızın yılların emeğiyle oluşturduğu birikimlerin birtakım kişi ve yapılar tarafından istismar edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz.
Hukuka aykırı işlemleri ve bağlantılarını ortaya çıkaracak, kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde mağdur vatandaşlarımızın haklarının korunması için gereken bütün hukuki tedbirleri kararlılıkla uygulayacağız.
Vatandaşımızın hakkını, emeğini ve birikimini korumak için hukukun bize verdiği bütün imkânlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz.
1809 imza olmuş 2 günde
O kadar tepkiye karşı şimdiye kadar alınan sonuç bu
Çıkan sonucu Pazartesi günü İstanbul Valiliği ve Turizm Bakanlığı'na mail olarak ileteceğim
2 gündür farklı etikete yazan arkadaşları yarın tek bir etikette buluşturup tepkiyi gündem edersek ne mutlu!
İstanbul’un en mübarek tepesine Fransız ajanı, sapkın eşc@nsel birinin ismi nasıl verilebilir?
Piyer Loti ismi değiştirilsin diyenler #PiyerLotiDeğiştirilsin yazarak destek verebilirler mi…
Teşekkür ederim…
Pierre Loti diye bir ismin hala İstanbul’da olması,
Ülkemiz için bir talihsizlik bence…
Bu ismin değiştirilmesine destek verir misiniz? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Şimdi sıra baronlarda demiştik…
Sözümüzün arkasındayız. Uyuşturucu baronlarının ve kurdukları uluslararası suç ağlarının peşindeyiz.
Daha iki gün önce İstanbul’da, 2017’den bu yana firari olan uluslararası uyuşturucu ticareti yapan suç örgütünün lideri İslam Yakut’u yakalamıştık. Bugün de Mersin’de, Güney Amerika’dan deniz yoluyla getirilen kokainin sevkiyatını planlayan bir uyuşturucu ağına darbe vurduk.
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığımızın talimatıyla yürütülen soruşturma kapsamında Mersin İl Emniyet Müdürlüğümüzle yürütülen çalışmalarla uyuşturucunun geminin su altındaki gövdesine gizlenerek dalgıçlar marifetiyle çıkarılması ve batı illerimize sevk edilmesi planını deşifre ettik.
Brezilya’dan hareket ederek Mersin Limanı’na yanaşan CSPC PISCES isimli gemide yapılan aramada, gövdenin alt kısmındaki motor soğutma suyu bölümüne zulalanmış yaklaşık 350 kilogram kokain ile dalış ekipmanları ve su altı deniz scooteri ele geçirdik.
Piyasa değeri yaklaşık 1,5 milyar lira olan uyuşturucuya el konuldu, teknik ve fiziki takiple tespit edilen 9 şüpheli yakalandı. Şüpheliler hakkında “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” suçundan adli işlem başlatıldı.
Operasyonu başarıyla yürüten Mersin Cumhuriyet Başsavcılığımızı, Mersin İl Emniyet Müdürlüğümüzü ve süreçte emeği geçen tüm kamu görevlilerimizi canı gönülden tebrik ediyorum.
Gençlerimizi ve geleceğimizi hedef alan uyuşturucu suçlarıyla mücadelemizi kaynağından dağıtım ağına, finansöründen baronuna kadar kararlılıkla sürdüreceğiz.
Zehir tacirlerine müsamaha yok. Baronlara geçit yok!
Suriye Türkmen Meclisi Halep İl Sorumlusu Hüseyin İsa başkanlığındaki heyet, Milli Eğitim Bakanı Dr. Muhammed Abdurrahman Turko ile görüştü.
Görüşmede, Türkmen çocukları ve Türkiye’den dönen öğrencilerin uyumu için Türkçenin seçmeli ders olarak müfredatta korunması talep edildi.
Suriye’de yeni bir idari düzen kurulurken meselenin yalnızca güvenlik ve toprak kontrolünden ibaret olmadığı açıktır. Suriye’nin en kadim ve yerleşik unsurlarından biri olan ve Araplardan sonra en fazla demografik üstünlüğe sahip Türkmenlerin idari ve siyasi mekanizmalarda yeterli temsil edilmemesi; Türkçe eğitimin ve kültürel bağların zayıflatılması yönündeki her gelişme, Türkiye açısından yalnızca kültürel değil, aynı zamanda stratejik ve güvenlik boyutu olan bir meseledir.
Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve halkların meşrû taleplerini savunurken Türkmenlerin varlığını ve temsil hakkını da daha güçlü bir kararlılıkla gözetmelidir. Türkmenler ne bir pazarlık unsuru ne de geçici bir siyasi denklemin tali unsuru olarak görülmelidir. Suriye’nin geleceğine ilişkin hiçbir idari yapılanma, bu ülkenin asli toplumsal unsurlarından biri olan Türkmenlerin iradesi ve temsili dışında şekillendirilmemelidir.
Bugün Türkçenin dışlanmasına ve Türkmenlerin yalnızlaştırılmasına gösterilecek sessizlik, yarın Türkiye’nin kendi sınır hattındaki güvenlik ve egemenlik haklarını savunmasını zorlaştıracak tarihsel bir zaafa dönüşebilir. Bu sebeple Türkiye’nin önceliği yalnızca sahadaki güvenlik dengelerini takip etmek olmamalıdır. Suriye’de kalıcı istikrar; bütün toplulukların kimliğine, diline, kültürüne ve siyasi temsil hakkına saygı gösterildiği kapsayıcı bir düzenle mümkündür.
Türkmen soydaşlarımız, Baasçı Esed rejimi ile ABD-CENTCOM şemsiyesi altında yıllarca bölücü faaliyetler yürüten YPG/PYD terör örgütüne karşı en çetin, en kararlı mücadeleyi yapmış; bu haklı direnişleri sırasında on binlerce şehit vermiştir.
Suriye'nin tarihsel ve bugünkü durumu ele alındığında, Türkmen soydaşlarımızın bu toprakların sıradan bir parçası değil, asli unsurlarından biri olduğu açıktır.
Suriye’nin en büyük birkaç topluluğu arasında yer alan ve ülke genelinde Türkmen nüfusun toplam nüfusun %15’in üzerinde olduğu gerçeği dikkate alındığında ve Türkmen nüfusu dışında yine yüz binlerce Arap unsurun da Türkçe konuştuğu dikkate alındığında, Türkçe, Suriye'de yalnızca seçmeli bir ders olarak kalmamalı, Irak’da olduğu gibi doğrudan resmî bir dil olarak kabul edilmelidir.
Suriye coğrafyasındaki, köklü Türkmen varlığı yok sayılamaz ve hakları hiçbir surette inkâr edilemez. Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti de elbette buna sessiz kalmaz.
“Kuzey Suriye’de Türkçe seçmeli dersleri kaldırılarak yerine Fransızca eğitimin getirildi.”
Suriye savaşında en çok bedel ödeyen Türk milletinin hassasiyetlerinin yok sayılarak Suriye Türkmenlerinin dil, kültür ve kimlik haklarının hiçe sayılması kabul edilemez!