"biliriz dünyadaki yorgunluk habire mızraklanır
dağlarda gürbüz bir ölümdür bizim arkadaşlarınki
pusmuş bir şahanız şimdilik, ne kadar şahan olsak
ama budandıkça fışkıran da bizleriz
ölüyoruz, demek ki yaşanılacak."
Biz de kendi çapımızda geçmişte siyaset yaptık. 10 kişilik dergi çevresinden ayrıldığımda 23 yaşındaydım. 3 ay gözüme uyku girmedi. 10 kilo verdim. Görenler hasta mısın, sevgilinden mi ayrıldın diyorlardı. Çünkü büyük ideallerimiz vardı, gerçekten uğruna ölebilirdik. Öyle bir fark var işte.. Gezi sonrasında bunu yaşayan çok yaşıtım arkadaşım var, onlar ne demek olduğunu anlar.
Bu video inanılmaz ya. Sanki CHP'ye değil de babamın şahsi partisine kayyum atamışlar. Biraz yalandan öfkelenin ya. Zorunuza da mı gitmiyor? BARIŞ YARKADAŞ'A PARTİ KAPTIRDINIZ...
seks yapabilmek için son çare koşu kulübü kurup her sabah 6.30’da hikaye atan bir grup erkeğin çaresizliği konulu bir film senaryosu üzerinde çalışıyorum
Türkiye sosyalist hareketi içinde birçok özgün fikre ve teze imzasını atmış sosyalist Yalçın Küçük 87 yaşında hayatını kaybetti.
Robespierre ve Stalin|
-Yalçın Küçük
“İşte böyle, Robespierre öldü; kırk yıl, Konvansiyon'un son günlerinde, Direktuar döneminde, Konsüllük ve İmparatorlukta, Burbon Restorasyonu'nda, O'nun anısı, İhtilâl'in tüm günahlarını taşıdı”.
Gerçekten böyle oldu. Gerçekten Robespierre'in ölümünden sonra yaşadığı kırk yıl, 1794 yılından 1834 yılına kadar, kendi ihtilâlinden korkan burjuvazi, feodal restorasyon umudunu yitirmemiş olanlar, tek kelime ile zamanın gericiliği, Büyük Fransız Ihtilâli'nde bulduğu tüm suçları Robespierre'e yükledi. Maximilien de Robespierre'in güçlü omuzları, Büyük Fransız İhtilâli'nin mantığını, bir başka anlamda teorik özünü, taşıdı.
Robespierre'den 159 yıl sonra Stalin öldü. Kapitalist gericilik, ihtilâli ve Ekim Ihtilâli'ni anlayamayanlar Büyük Ekim Ihtilâli'nde bulduklarını sandıkları tüm günahların sorumluluğunu, dünyaya İyusif Visaryonoviç Cugaşvili olarak gelen Stalin'in omuzlarına yüklediler.
Paris, Robespierre'e bir heykel dikmedi. Hruşov, Stalin'in heykelini söktü. Robespierre ile Stalin, büyük burjuva ve büyük sosyalist ihtilâllerin “günah keçisi” oldular.
Tarih, terörü, Robespierre ile Stalin'in adına ve alnına yazdı. Uzun yıllar “Jakoben”, “Robespierre” ve “Terör” eş anlama geldi. Robespierre, Paris'te Saint-Honore sokağındaki Jakoben manastırında “Anayasa'nın Dostları Derneği” ile harekete geçti. O zaman “sovyet” zamanı değildi; «dernek» zamanıydı. Robespierre, Anayasa'nın Dostları Derneği'ni canlandırdı. Danton, “İnsan Hakları'nın Dostları” içinde çalıştı. Marat ise “Halkın Dostları” derneğini manivela saydı. En yaygını, en ünlüsü ve en görkemlisi Robespierre'in derneği oldu; manastırın adından "Jakoben Kulüpleri" olarak bilindiler.
“Jakoben Terörü” bir teori oldu. Nasıl? Lenin, Ekim Devrimi'nin arefesinde yazdı. 1917 yılı Temmuz ayında “'Jakobenizm' İşçi Sınıfını Ürkütür mü?” diye sordu. Şöyle cevapladı : “Burjuva tarihçileri Jakobenizmi bir düşüklük ('alçalma') olarak görüyorlar. Proleteryen tarihçileri, Jakobenizmi ezilen sınıfın kurtuluş mücadelesinin en yüksek zirvelerinden birisi olarak görürler. Jakobenler, Fransa'ya, demokratik ihtilâl ile bir cumhuriyete karşı monarklar koalisyonuna karşı direnişin, en güzel modellerini verdiler. Jakobenlerin alın yazgılarında mutlak zaferi kazanma yoktu; en başta on sekizinci yüzyıl Fransa'sı, Kıt'a Avrupası'nda çok geri ülkelerle çevrili olduğu için ve sonra Fransa'nın kendisi sosyalizm için maddi temelden yoksun olduğu, bankalar, kapitalist holdingler, sanayide makine ve demiryolları olmadığı için”. Çok açık: Jakobenizm, ezilen sınıflar için bir model oluyor.
Robespierre ile başlıyor. Robespierre ne yaptığının farkında görünüyor. “Terör Saltanatı” döneminde şöyle haykırıyor : “Halk hükümetinin dayanağı, barışta erdem ise eğer, devrim içinde de hem erdem hem terördür: Gerçekten de, erdemin olmadığı yerde terör kıyıcıdır, terörün olmadığı yerde de erdem güçsüzdür. Terör, tetikte duran, sert, yumuşama bilmez bir adaletten başka bir şey değildir”. Terör, devrimci adalettir. Devrimci adalet, ilkel adalettir.