Atilla Uğur, seni insan hakları savunucuları iyi tanır. Kızıltepe’de işlediğin insanlık suçlarından, infaz ettiğin insanları koyduğun kamyon kasalarından, kaybettiklerinden, katlettiklerinden. Senin hukuktan, insanlıktan söz etme hakkın yok !!! Ama utanman da yok!
“Bu halka söz verdim. Sonu ne olursa olsun, her cezayı yaşamaya razıyım,” dedi. Bir gün bile size boyun eğmedi.
10 yıl 6 aydır esir aldığınız başkanımız Bekir Kaya için adalet istiyoruz. Bekir Kaya’ya özgürlük!
Gazetecilik tam da böyle zamanlarda anlam kazanır.
Ruşen Çakır’ın Kandil’e gidip Duran Kalkan’la röportaj yapması, sonucu ne olursa olsun önemli bir gazetecilik faaliyetidir. Çözüm sürecinin ya da diğer adıyla terörsüz Türkiye sürecinin başarılı olup olmayacağını bugün kimse bilemez. Geçmişte benzer bir süreç başarısızlıkla sonuçlandığında birçok kişi yargılandı.
Böyle bir geçmişe rağmen, doğabilecek tüm riskleri göze alıp kamuoyunu bilgilendirmek adına bu söyleşiyi yapmak cesaret ister. Gazetecinin görevi, toplum adına soru sormak ve bilgiye ulaşmaktır. Bu nedenle yapılan işi son derece kıymetli buluyorum.
İstanbul metrosunda bir genç, NATO’yu sözlü protesto ediyor.
Tam bu esnada sivil polis olduğunu söyleyen bir şahıs ve metro güveliği gence müdahale ediyor.
Ama dikkat ederseniz “boynunu kıracak seviyede” arkaya çekiyorlar adeta gence işkence yapıyorlar!
Üstelik böyle bir yetkileri yok! Bu olayın sonuna kadar takipçisiyim! Kimse bir gence böyle müdahale edemez!
Yavaş ölüm : Kapitalizm seni bir kurşunla öldürmez. Fazla mesaiyle, borçla, fast food'la, 'biraz daha dayan'larla öldürür. Ölümün bir olay değil, yaşam biçimin olur. Yaşamını sürdüren şeyler, aynı zamanda seni tüketen şeylerdir.
Kadir İnanır'ın Kenan Evren hakkındaki sözleri:
"17 yaşındaki çocuğu yaşını bile bile asan bir şerefsize ben saygı mı duyacağım? Herkes gitti görüştü, ben asla görüşmedim.
Cahil bir herif. Her gittiği mitingte hadis okuyan general olur mu?"
“Bu ülkeyi sevenler devrimcilerdir.
Kürt sorunu, adalet, gelir dağılımı, yüzlerce temel sorunumuz var. Ama bence en önemlisi, bu ülkede kardeşçe yaşamak istiyorsak, birinci sırada Kürt sorunu var. Herkes elini taşın altına koyacak, ezilecek o eller. Elimden geleni yapıyorum ama bunu yaptığım için kendimi ayrıcalıklı biri gibi görmüyorum. Böyle yapılması gerekiyor.”
Yattığı yer incitmesin. Saygı ve minnetle.
Milyonluk eşeklerin 30 kelime ile Türkçe konuştuğu yerde İlkin Aydın şakır şakır İngilizce röportaj veriyor. Diğer kızlar da farklı değil. Kendilerini sürekli geliştiriyorlar. Futbolcular da biraz para kazanınca kendini bir halt sanıyor! Gelişim sıfır!
Rahmi Koç, İzmir’de bir hastane açılışında Kürt kadınının bedenini “fıkra” yaptı.
“Doktor soyun deyince ilk sen soyun demiş”
Bu espri değil, düpedüz ahlaksızlık.
Yanında gülüp alkışlayan protokol de bu ahlaksızlığın ortağı.
Kürt kadınının bedeni ne sizin mizah malzemeniz, ne de sizin kibrinizin konusu.
O kadın tarih yazıyor, fıkra değil.
Haddinizi bilin. #RahmiKoçÖzürDile
KK yönetimi Kürt siyasetiyle masaya oturmayıp seçimleri her defasında Erdoğan’ın istediği atmosferde geçirirken Özel yönetimi ısrarla Dem Parti’yle CHP’nin arasını açamazsınız, dedi. Yetmedi, bu sadece seçimle ilgili değil Türkiye’nin geleceğine ilişkindir, dedi. Muhalif kılığındaki tüm ulusalcı, milliyetçi cepheye rağmen Özgür Özel geri adım atmadı. Erdoğan’a yıllarca seçim kazandıran matematiği değiştirdi. Yerel seçimlerde de “kent uzlaşısı” ile bunun sonuçlarını gösterdi. Mevzu budur kanımca. Derin devletin, uluslararası sermayenin ya da adına ne derseniz deyin o yapının istemediği ittifak budur. Demokrasi ittifakıdır istenmeyen. Belli ki KK’ya görevi tamamlatmak, Erdoğan’ın istediği seçim takvimi geldiğinde, bizi seçimle korkutamazlar, dedirtip seçime gitmek isteyecekler. Tüm bunlara karşı yılmadan, ayrışmadan, birlikte mücadele etmek önemli. Ya hep beraber ya hiçbirimiz.