19 Eylül Gaziler Günü vesilesiyle, Valiliğimiz tarafından düzenlenen gazilerimizi anma törenine; il yöneticilerimiz, ilçe başkanlarımız ve kadın kollarımızla birlikte katılım sağladık.
Vatanımız ve milletimizin bekası uğruna fedakârlık gösteren tüm gazilerimize şükran ve minnetlerimizi sunuyor; ebediyete irtihal eden gazilerimize ve aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum.
Hayatta olan gazilerimize sağlık, huzur ve hayırlı ömürler temenni ediyorum.
Gaziler Günü’müz kutlu olsun.
Yöremizin yetiştirdiği değerli sanatçılarımızdan kıymetli kardeşim Onay Şahin’in muhterem babası Mustafa Şahin’i ebediyete uğurladık.
Cenaze merasimine il yönetim kurulu üyemiz Yıldıray Danışmaz, Yomra İlçe Başkanımız Sezgin Yıldız ve Şalpazarı Belediye Başkan Adayımız Necati Selvitop ile birlikte iştirak ederek Şahin ailesinin acısını paylaştık.
Merhum Mustafa Şahin’e Cenab-ı Allah’tan rahmet; Onay Şahin kardeşim ve ailesine sabır ve başsağlığı diliyorum. Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.
Sürmene Devlet Hastanesi’nde tedavi görmekte olan Sürmene İlçe Başkanımız Davut Toprak’ı, Yönetim Kurulu Üyemiz Yıldıray Danışmaz ve Yomra İlçe Başkanımız Sezgin Yıldız ile birlikte ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerimizi ilettik.
Davut Başkanımıza ve ailesine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, Rabbim’den en kısa zamanda sağlığına kavuşmasını diliyorum.
Allah şifa versin.
GEÇMİŞ OLSUN TRABZON, GEÇMİŞ OLSUN RİZE
Şehrimiz Trabzon’da ve komşu ilimiz Rize’de etkili olan şiddetli yağışlar nedeniyle meydana gelen sel ve su baskınlarından etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Yaşanan hadiselerin ardından sahada görev yapan kamu kurumlarımızın, yerel yönetimlerimizin ve ilgili ekiplerin çalışmalarını yakından takip ediyoruz. Önceliğimiz, oluşan zararların tespit edilmesi ve vatandaşlarımızın mağduriyetlerinin mümkün olan en kısa sürede giderilmesidir.
Bölgemizde son yıllarda benzer yağışların ardından yaşanan sel ve su baskınlarının tekrar etmesi, mevcut risklerin ve altyapı sorunlarının daha kapsamlı şekilde ele alınmasını gerekli kılmaktadır. Bu vesileyle ilgili kurumlarımızı; yaşanan olaylardan gerekli derslerin çıkarılması, riskli alanların yeniden değerlendirilmesi ve benzer durumların tekrar yaşanmaması için kalıcı ve önleyici tedbirlerin güçlendirilmesi konusunda birlikte çalışmaya davet ediyoruz.
Büyük Birlik Partisi Trabzon İl Başkanlığı olarak şehrimizin meselelerine yapıcı bir anlayışla yaklaşmaya, çözüm üreten her çalışmanın yanında olmaya ve sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Trabzon’umuza, komşu ilimiz Rize’ye ve yağışlardan etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi sunuyoruz.
Büyük Birlik Partisi
Trabzon İl Başkanlığı
TRABZON’UN GELECEĞİNE TÜM ŞEHRİMİZLE BİRLİKTE
Bugün Trabzon’umuza sadece bir ulaşım projesinin değil, şehrimizin geleceğine dair tarihi bir yatırımın temelini attık.
Akçaabat’tan Yomra’ya uzanacak Raylı Sistem Projesi; ulaşımımızı kolaylaştıracak, hemşehrilerimize zaman ve konfor kazandıracak, Trabzon’un gelişimine ve şehir vizyonuna önemli katkılar sunacaktır.
Trabzon’un gelişimine katkı sağlayan, şehrimizin geleceği için emek veren ve kalıcı eserlerin ortaya çıkmasına vesile olan herkesi takdir ve şükranla anıyorum.
Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Metin Genç’e, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Sayın Abdulkadir Uraloğlu’na; projenin her aşamasında emeği bulunan tüm teknik ekiplere, mühendislerimize, çalışanlarımıza, kurum ve kuruluşlarımıza ve katkı sunan herkese gönülden teşekkür ediyorum.
Trabzon’umuza ve hemşehrilerimize hayırlı, uğurlu olsun.
TRABZONSPOR’DA MESELE SKORDAN ÖTE
Bugünkü skor elbette değişebilir. Bugün kazanırsınız, yarın kaybedersiniz. Asıl mesele skor değil; o skoru sürdürülebilir şekilde üretecek bir futbol aklının, oyun disiplininin ve sistemin sahada olup olmadığıdır.
Bugün Trabzonspor’da maalesef bunu göremiyoruz.
Takımın saha içi yerleşiminde, oyuncular arasındaki mesafelerde, geçiş oyununda, merkezdeki organizasyonda ve hücumların yönlendirilmesinde ciddi problemler var. Doğru kadro kurulamıyor, oyuncular doğru rollerinde değerlendirilemiyor, rotasyon sağlıklı yönetilemiyor ve oyun içerisinde gerekli müdahaleler zamanında yapılamıyor.
Bunlar teknik direktörün doğrudan sorumluluğundadır.
Diğer taraftan Trabzonspor’un kadro omurgasında da ciddi eksiklikler bulunuyor. Bu takıma;
Net bir 6 numara, fizik ve mücadele gücü yüksek bir merkez orta saha, oyunu yönlendirecek kaliteli bir 10 numara, kendini ispatlamış net bir santrfor ve güçlü bir rotasyon forveti gerekiyor.
Ancak transfer de tek başına çözüm değil.
Doğru kadro + doğru diziliş + doğru roller + doğru oyun planı = Trabzonspor’un ihtiyacı olan futbol aklıdır.
Bugün bir takım, kendisinden daha sınırlı kadroya sahip olsa bile oyun disiplinine ve sistemine sadık kalarak bizi rahatlıkla oyunun dışına itebiliyorsa, burada ciddi bir problem var demektir.
Benim kanaatim net:
Trabzonspor’un sorunu bugünkü skor değildir. Asıl sorun, yarının skorlarını getirecek sistemin bugün sahada olmamasıdır.
Bu nedenle Trabzonspor’da hem kadro yapılanması hem teknik yönetim hem de oyun sistemi konusunda vakit kaybetmeden doğru kararlar alınmalıdır.
Çünkü Trabzonspor’un bu kadro kalitesiyle çok daha güçlü, çok daha disiplinli ve çok daha karakterli bir futbol ortaya koyması gerekir.
Girne açıklarında meydana gelen feribot kazasında yaşanan can kayıpları ve devam eden arama-kurtarma çalışmaları hepimizi derinden üzmüştür.
Hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet; kederli ailelerine, yakınlarına ve milletimize sabır ve başsağlığı diliyorum.
Kazadan yaralı olarak kurtulan vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyor; kendilerinden henüz haber alınamayan vatandaşlarımızın sağ salim bulunmalarını ve devam eden arama-kurtarma çalışmalarının en kısa sürede güzel bir haberle sonuçlanmasını diliyorum.
Arama-kurtarma çalışmalarında görev alan tüm ekiplerimize kolaylık ve başarı diliyor, hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ailelerinin acısını yürekten paylaşıyorum.
Milletimizin başı sağ olsun.
GAZİLERİMİZİN YANINDA OLMAK, DEVLETİMİZİN VE MİLLETİMİZİN VEFASIDIR
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, hemşehrimiz Sayın Oktay Saral Beyefendi’ye, gazilerimizin haklı taleplerine gösterdiği duyarlılık ve hassasiyet dolayısıyla teşekkür ediyorum.
Geçmişte gazilerimizin hak arayışı sırasında hepimizi üzen bazı görüntüler yaşanmıştı. Bugün gelinen noktada, bu yaklaşımın düzeltilmesi ve gazilerimizin taleplerinin sahiplenilmesi memnuniyet vericidir.
Sayın Saral’ın gazilerimizle doğrudan görüşerek sorumluluk üstlenmesini ve çözüm iradesi ortaya koymasını takdirle karşılıyor, kendisine teşekkür ediyorum.
Gazilerimiz, şehitlerimizin bizlere emanetidir; bu milletin onuru, devletimizin vefa borcudur. Onların haklarını teslim etmek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Dilerim ki bu hassasiyet, devletimizin ve siyaset kurumumuzun bütün kademelerinde daha da güçlenir.
Sayın Oktay Saral’a duyarlılığı ve sorumluluk bilinci için tekrar teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
🇹🇷 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN
30 Ağustos; bir milletin bağımsızlığına, hürriyetine ve istiklaline sahip çıkma iradesinin tarihe altın harflerle yazıldığı büyük bir zaferin adıdır.
Bu büyük zaferin 104. yıl dönümünde; Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, vatanımızın istiklali uğruna canını ortaya koyan aziz şehitlerimizi ve fedakârlıklarıyla bu toprakları bizlere emanet eden kahraman gazilerimizi rahmet, minnet, şükran ve saygıyla anıyorum.
30 Ağustos; siyasi görüşlerimizin, düşüncelerimizin ve farklılıklarımızın ötesinde, hepimizi aynı bayrağın altında, aynı vatanın evlatları olarak buluşturan ortak bir milli gururdur.
Bu toprakları bize vatan kılan bütün kahramanlarımızın emaneti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni; birlik ve beraberlik içinde, milli ve manevi değerlerimize bağlı kalarak, gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde bırakmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Başta Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını; vatanımız uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
🇹🇷 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Ne mutlu, vatanını ve milletini sevenlere.
Ne mutlu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet yaşaması için sorumluluk taşıyanlara.
30 Ağustos, Türk milletinin kendisine çizilmek istenen karanlık kaderi reddederek kendi geleceğini yeniden yazdığı gündür.
Kocatepe’den yükselen istiklal iradesi, Dumlupınar’da zafere ulaşmış; yalnız vatan topraklarımız değil, milletimizin onuru, hürriyeti ve istikbali de kurtarılmıştır.
Bu büyük zafer bize göstermiştir ki zafer, yalnızca düşmanı yenmek değildir. Asıl zafer; korkuyu yenmek, çaresizliği reddetmek ve milletin kendi geleceğine sahip çıkmasıdır.
Türk milleti, bağımsızlığını hiçbir pazarlığın konusu yapmaz; vatanını hiçbir tehdide, geleceğini hiçbir yabancı iradeye teslim etmez.
30 Ağustos Zafer Bayramı’mızın 104’üncü yıl dönümünde; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Zaferimiz kutlu, birliğimiz daim, devletimiz ebedî olsun.🇹🇷
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, sağduyu, birlik ve kardeşlik çağrısı yaparken neden “Kürt’e yakışır ev sahipliği” ifadesini kullanma ihtiyacı duyuyor?
Kardeşlik, etnik kimlikleri öne çıkararak değil; aynı vatanın evlatları olduğumuzu hatırlatarak güçlenir. Bu nedenle bu dili doğru ve samimi bulmuyorum.
Futbolu siyasetin ve etnik ayrıştırmanın aracı hâline getirmeyelim. Siyaset başka, futbol başka; kardeşlik ise hepimizin ortak paydasıdır.
Pazartesi oynanacak Amedspor–Trabzonspor karşılaşmasında Trabzonspor’umuza başarılar diliyorum. Trabzonspor sahada futbolunu oynayacak, Türk misafirperverliğinin gereğini yerine getirip Türkiye’ye yakışan bir mücadeleyle Trabzon’a dönecektir.
Bizim kardeşliğimizin de misafirperverliğimizin de adresi birdir:
TÜRKİYE 🇹🇷
Bir Güzel İnsanı Rahmet-i Rahmân’a Emanet Ettik…
Lübnan’da başlayan hayatına layık, dünyanın çeşitli bölgelerinde başarılarla dolu bir spor hayatı yaşadın. Kazandığın onlarca ödülün yanında, asıl izini güzel kalbinle ve güzel insanlığınla bıraktın.
Yaklaşık beş yıl önce tanıdım seni. Türkiye’de ekmeğinin peşinde koştun, dostluklar biriktirdin. Merhametli, vicdanlı ve güzel bir kalbin vardı.
Zalim bir hastalık seni sadece iki ayda aramızdan aldı.
Hayat gerçekten çok kısa…
Bugün seni Yomra’nın yükseklerinde, hayırsever bir kardeşimizin bağışladığı toprağa emanet ettik.
İyi bir Müslümandın, iyi bir insandın, iyi bir dosttun.
İyi ki seni tanımışım kıymetli Adel kardeşim. Bende çok güzel hatıralar bıraktın.
Biz senden razıydık. Rabbim de senden razı olsun. Mekânın cennet, kabrin nur olsun. Rahmet-i Rahmân seni kuşatsın.
Başta kıymetli ailesi olmak üzere tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Bir güzel insanı Rahmet-i Rahmân’a emanet ettik.
Allah’ın rahmeti üzerine olsun, Adel kardeşim.
OLUMLU BİR AŞAMA, AMA TEMKİNLİ BİR TAKİP ŞARTTIR
YPG ve SDG’nin kendilerini feshettiklerine yönelik açıklamalarını, Türkiye’nin yıllardır ortaya koyduğu terörle mücadele iradesi bakımından olumlu ve önemli bir gelişme olarak değerlendiriyoruz.
Türkiye’nin terörsüz bir geleceğe kavuşması, milletimizin huzur ve güven içerisinde yaşaması ve bölgemizde kalıcı istikrarın sağlanması elbette hepimizin ortak temennisidir.
Ancak gelinen noktada bizim açımızdan esas mesele, yalnızca bir örgütün kendisini feshettiğini açıklaması değildir.
Dışişleri Bakanımız Sayın Hakan Fidan’ın da ifade ettiği üzere, önemli olan bu kararın sahadaki karşılığının görülmesi ve kontrol edilmesidir. Biz de bu yaklaşımı son derece önemli buluyoruz.
Suriye yönetimi ile SDG arasında entegrasyon konusunda varılan mutabakatın ardından, ağır ve orta silahların Suriye Savunma Bakanlığına devredildiğine ilişkin haberlerin daha sonra Suriye İnsan Hakları Gözlemevi kaynaklarınca yalanlanması ise hâlâ cevaplanması gereken önemli sorular bulunduğunu göstermektedir.
Çünkü yıllar içerisinde bölgeye taşınan binlerce tır silah, mühimmat ve ağır askeri teçhizatın akıbeti konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekir.
Bizim beklentimiz açıktır:
Silahların envanteri çıkarılmış mıdır?
Hangi silahlar nereye teslim edilecektir?
Hangi silahlar imha edilecektir?
Teslim ve imha sürecini kim denetleyecektir?
Bu sürecin Türkiye açısından güvenilir ve doğrulanabilir bir kontrol mekanizması olacak mıdır?
Çünkü terör örgütünün yalnızca isminin veya tabelasının değişmesi yeterli değildir.
Terör örgütü, silahlı kapasitesiyle birlikte tasfiye edilmelidir.
Bununla birlikte Türkiye açısından en az bunun kadar önemli bir başka hassasiyet daha vardır.
Bu süreç yürütülürken şehitlerimizin aziz hatırası, şehit ailelerimizin emaneti, gazilerimizin onuru ve milletimizin ortak değerleri asla incitilmemelidir.
On binlerce insanımızın canı, kanı, gözyaşı ve fedakârlığı üzerinden oluşmuş bir toplumsal hafızamız vardır. Bu hafızayı yok sayan, şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin vicdanını yaralayan hiçbir söylem ve hiçbir siyasi tutum, hangi gerekçeyle olursa olsun doğru değildir.
Türkiye’nin terörsüzleşmesi hedeflenirken terörle mücadelede bedel ödemiş insanlarımızın hakları, hukuku ve onuru da aynı hassasiyetle korunmalıdır.
Bu nedenle başta siyaset kurumumuz olmak üzere herkesi; kullandığı dile, attığı adıma ve verdiği mesaja azami hassasiyet göstermeye davet ediyoruz.
Bu süreç ne rövanş duygusuyla ne de geçmişi unutturan bir anlayışla yürütülmelidir.
Devlet aklı, hukuk, adalet ve milletimizin ortak vicdanı esas alınmalıdır.
Şehitlerimizin emaneti incitilmeden, gazilerimizin hukukuna halel getirilmeden, ailelerinin acıları istismar edilmeden; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üniter yapısı, milli güvenliği, bağımsızlığı ve milletimizin ortak değerleri gözetilerek hareket edilmelidir.
Bizler bu sürece umutla fakat rehavete kapılmadan bakıyoruz.
Olumlu gelişmeleri olumlu karşılarız.
Ancak soru işaretlerini de sormaktan çekinmeyiz.
Desteklenmesi gereken adımları destekler, milletimizin hukukunu ve hassasiyetlerini ilgilendiren konularda da uyarımızı açıkça yaparız.
Çünkü bizim ölçümüz bellidir:
Terörsüz Türkiye.
Güçlü devlet.
Hukukun üstünlüğü.
Şehidimizin emanetine sadakat.
Gazimizin onuruna hürmet.
Milletimizin ortak değerlerine bağlılık.
Temkinliyiz; çünkü geçmiş tecrübelerimizi unutmuyoruz.
Umutluyuz; çünkü Türkiye’nin kararlı mücadelesinin sonuç verdiğini görmek istiyoruz.
Ve takipteyiz; çünkü bu mesele herhangi bir siyasi hesabın değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği ve milletimizin geleceğinin meselesidir.
MALAZGİRT: BİR ZAFERDEN FAZLASI, BİR MİLLETİN EBEDÎ YÜRÜYÜŞÜ
26 Ağustos 1071…
Malazgirt; yalnızca bir savaşın kazanıldığı tarih değil, Anadolu’nun kapılarının aziz milletimize açıldığı, bir medeniyetin yeni bir coğrafyada kök saldığı ve tarihimizin yönünün değiştiği kutlu bir dönüm noktasıdır.
Sultan Alparslan ve onunla birlikte Malazgirt’te mücadele eden kahraman ecdadımız, bizlere sadece bir vatan bırakmadı. İnançla, fedakârlıkla, kardeşlikle ve büyük bir ideal uğruna mücadele etmenin mirasını bıraktı.
Malazgirt’te kazanılan zafer, Anadolu’yu yalnızca fethetmek değil; onu vatan bilmek, imar etmek, yaşatmak ve gelecek nesillere emanet etmek iradesiydi.
Bugün bize düşen, ecdadımızın bıraktığı bu büyük emaneti sadece anmak değil; onun sorumluluğunu taşımaktır.
Birliğimizi ve kardeşliğimizi korumak, milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmak, ülkemizi daha güçlü ve müreffeh yarınlara taşımak; Malazgirt ruhunun bugünkü nesillere yüklediği en büyük vazifedir.
Çünkü bizler, 1071’de Anadolu’nun kapılarını açan iradenin mirasçılarıyız.
Malazgirt ruhu; teslim olmamaktır.
Malazgirt ruhu; kardeşliktir.
Malazgirt ruhu; vatanı emanete sahip çıkar gibi korumaktır.
Malazgirt ruhu; geçmişten aldığı güçle geleceğe yürümektir.
Bu vesileyle Anadolu’yu bizlere vatan kılan başta Sultan Muhammed Alparslan Han olmak üzere Malazgirt’in bütün kahramanlarını, aziz şehitlerimizi ve ecdadımızı rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
1071’den 2071’e; aynı inanç, aynı ruh, aynı istikametle…
Ne mutlu vatanına, milletine ve bayrağına sahip çıkanlara.
Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) dünyaya teşriflerini idrak ettiğimiz bu mübarek Mevlid Kandili’nin; gönüllerimize huzur, hanelerimize bereket, hayatlarımıza sağlık ve afiyet getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.
Bu müstesna gecenin; başta ülkemiz ve milletimiz olmak üzere tüm İslam âlemine hayırlar ve güzellikler getirmesini, dualarımızın kabulüne vesile olmasını diliyorum.
Mevlid Kandilinizi en kalbi duygularımla tebrik ediyor; aileniz ve sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve mutluluk içerisinde nice mübarek kandillere erişmenizi temenni ediyorum.
TONYA’DA BÜYÜK BİRLİK’İN KAPILARINI MİLLLETİMİZE AÇTIK
Bugün Tonya’mızda, Büyük Birlik Partisi Tonya İlçe Teşkilatımızın yeni hizmet binasının açılışını, kıymetli hemşehrilerimizin ve değerli misafirlerimizin yoğun katılımıyla gerçekleştirdik.
Bu anlamlı günümüzde bizleri yalnız bırakmayan; başta devlet erkânımız olmak üzere, belediye başkanlarımıza, siyasi partilerimizin kıymetli temsilcilerine, kamu ve sivil toplum kuruluşlarımızın yöneticilerine, teşkilat mensuplarımıza ve çok kıymetli Tonya halkımıza gönülden teşekkür ediyorum.
Bu hizmet binasının hazırlanmasında büyük emek ve gayret gösteren Tonya İlçe Başkanımız ve kıymetli teşkilat mensuplarımızı özellikle tebrik ediyor, her birine ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Burası sadece bir siyasi parti binası olmayacak.
Burası milletimizin derdini dinleyen, fikrine değer veren, sorunlarına çözüm arayan ve her vatandaşımıza gönül kapılarını açık tutan bir hizmet merkezi olacaktır.
Bizim siyaset anlayışımız; ayrıştırmak değil birleştirmek, ötekileştirmek değil kucaklamak, makamı değil millete hizmeti öncelemektir.
Merhum Şehit Liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun bizlere emanet ettiği vatan, millet ve devlet sevdasını; Alperen ruhuyla, samimiyetle ve kararlılıkla yaşatmaya devam edeceğiz.
Tonya İlçe Teşkilatımızın yeni hizmet binası; Tonya’mıza, Trabzon’umuza, teşkilatımıza ve Büyük Birlik davamıza hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun.
Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin.
Birliğimiz daim, kardeşliğimiz güçlü, devletimiz payidar, milletimiz bahtiyar olsun.