%2 SENDİKAL BARAJ AYM TARAFINDAN İPTAL EDİLDİ
Hukuk tanımadan, uluslararası sözleşmelere ve anayasamıza aykırı olan düzenleme yangından mal kaçırır gibi bir yıl önce TBMM'den geçmiştir.
Sendikal örgütlenme özgürlüğünü ortadan kaldıran %2 barajı ile çalışanların sendikal tercihlerine müdahale edilmiş, ilgili düzenleme 18 Ocak 2024 tarihinde Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'nda görüşülerek iptal edilmiştir.
Yüzbinlerce kamu çalışanını mağdur ettiği gibi sendika seçme özgürlüğünü de ortadan kaldıran bu düzenlemede hukuk geç de olsa gereken cevabı vermiştir.
Bizler bağımsız sendikacılık anlayışımız ile önümüze getirilen barajları bir bir aşacak ve kamu çalışanlarını siyasi sendikalara mahkum etmeyeceğiz!
%2 SENDİKAL BARAJ AYM TARAFINDAN İPTAL EDİLDİ
Yüzbinlerce kamu çalışanını mağdur ettiği gibi sendika seçme özgürlüğünü de ortadan kaldıran bu düzenlemede hukuk geç de olsa gereken cevabı vermiştir.
Bizler bağımsız sendikacılık anlayışımız ile önümüze getirilen barajları bir bir aşacak ve kamu çalışanlarını siyasi sendikalara mahkum etmeyeceğiz!
Yaşanan #enflasyon %127'lerde olup, alınan artışlar %64'lerde olunca alım gücü azalıyor. 2-3-4 yıl önce maaşımız ile aldıklarımızı şimdi alamıyorsak bunun nedeni budur. Alım gücünü yükseltmek için sabit gelirlikere #Refahpayı şarttır!
Sendika seçme özgürlüğünü ortadan kaldıran düzenleme 27-28 Aralık tarihlerinde AYM'de görüşülecektir. Anayasamıza ve uluslararası sözleşmelere aykırı olan düzenleme iptal edilmelidir.
#AYMSendikalBarajıKaldır
ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜNÜ ENGELLEYEN DÜZENLEME İPTAL EDİLMELİDİR
Örgütlenme özgürlüğünün önünü kesmeyi amaçlayan, çalışanları siyasi sendikalara mahkum etme planının bir parçası olan, toplu sözleşme ikramiyesinden faydalanmak için 2021 6. Dönem toplu sözleşmesiyle konulmaya çalışılan %1'lik örgütlenme oranının aleni bir şekilde kanuna, anayasamıza ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu açıklamış ve Danıştay’a götürüp yürütmeyi durdurmuştuk. Danıştay da zaten gerekçeli kararını d açıklayarak bunun hukuki olmadığını ispatlamıştır. Anayasa Mahkemesi'nde esastan görüşülmeyi bekleyen düzenleme de bir an önce işleme alınmalı ve örgütlenme özgürlüğünü engelleyen düzenleme iptal edilmelidir.
Hal böyle iken toplu sözleşme ile yapamadıklarını kanun teklifi ile verdiren ve %2’lik örgütlenme oranının getirilmesini destekleyenler bilsinler ki anayasaya ve hukuka aykırı olan bu antidemokratik uygulama ile amacınıza kavuşamayacaksınız.
Bu anlayışa bir ders verme zamanı gelmiş ve geçmektedir. Çalışanların ve ailelerinin umutlarını sömürenlere bunun hesabını çalışanlar soracak ve gerekli demokratik tepkilerini bu sendikalardan istifa ederek göstereceklerdir.
Anayasaya ve yasalara aykırı biçimde yapılan bu uygulamaya ses çıkarmayanlar, ellerini ovuşturanlar, bunu bir baraj olarak görüp destek verenler tarihin sayfalarında sarı sendikal mücadelenin aktörleri olarak anılacaktır.
Buradan bütün çalışanlara seslenmek istiyorum. Gün haklarımıza sahip çıkma günüdür. Bizleri masada görmeyenlere, sendikal tekelleşmeye çanak tutmak isteyenlere ders verme günüdür. Siyasetin gölgesinde yapılan sendikacılığın çalışanlara reva gördüğü muameleye karşı durma günüdür. Ne yaparlarsa yapsınlar kendilerinden istifa edilmeyeceğine olan inançlarını bitirme günüdür.
1-Toplu sözleşme görüşmeleri 1 Ağustos'ta başladı. 24 Temmuz'da sendika ve konfederasyonlar tekliflerini Çalışma Bakanlığına vermesine rağmen, 1 Ağustos'ta Çalışma Bakanlığı ilk toplantıya eli boş gelmiş ve ilk teklifini 14 Ağustos'ta vermiştir. Yani 14 günlük süre boşa geçirilmiştir.
2- İkinci teklifin 17 Ağustos'ta verileceği de belli iken 3 günlük süre de böyle geçirilmiştir.
3- 1 milyon üyesi olmasına rağmen hiç bir etkisi olmayan, eylemlilik gücünü kullanamayan, iktidarın emrinde hareket eden konfederasyondan da güç alarak 22 Ağustos'taki son toplantıda da yeni teklif dahi verilmemiştir. Böylelikle Hakem Kuruluna gidilmiştir.
4-Hakem kurulu göstermelik 5 toplantı yapmış, süreyi doldurmuştur. Bugün yapılan son toplantıda da Kamu İşveren Heyeti'nin teklifi aynı şekilde kuruldan geçmiştir.
5- İki ay sonrasının dahi enflasyon verileri tutmazken, iki yıl sonrasının zam pazarlığını yapmak doğru değildir! İlgili kanunda düzenleme yapılmalı ve toplu sözleşme her yıl bulunduğumuz yıl için yapılmalıdır.
6- Şimdiye kadar tüm toplu sözleşmelerde alınan artışlar enflasyon altında kalmışken, tüm bunlara rağmen toplu sözleşmeye imza atan YETKİLİ sendika ve konfederasyon değişmiyor iken daha fazla kazanım sağlamak mümkün değildir.
7-Eğer kamu çalışanları değişim istiyorsa önce üyeliklerini gözden geçirmeli, bunca başarısızlığa imza atanlardan istifa etmelidir.
Sonu belli olan ve daha önce 6 defa oynanan oyun sonunda bitti. Kamu çalışanı arkadaşım aynı sendikaya üye olarak yetki verdiği sürece bu oyunu 8-9-10 kere de izleyebiliriz.
Aynı şeyleri yapıp farklı sonuç beklemek doğru değildir. Ne yazık ki kamu çalışanları ve emeklilerinin alım gücü artık kalmamış, göz göre göre #enflasyon altında bırakılmış, bırakılmaya da devam edecektir.
Kamu çalışanları artık SİYASETEN BAĞIMSIZ SENDİKACILIK çatısı altında buluşmalı, hak ettiklerini alabilmek için sendikal tercihlerini değiştirmelidir.
6 dönemdir toplu sözleşmelerde memuru enflasyon altında ücretlere mahkum edenler, 7. Dönem için de aynı tiyatroyu sergilediler.
Tek düşüncelerinin çalışanlar değil, sendikal çıkarları olduğunu resmiyete döktüler.
Kenarda beklemek, şikayet etmek sorunlarımızı çözmeyecektir. Haklarımızı alabilmenin tek yolu SİYASETEN BAĞIMSIZ SENDİKACILIK'tan geçmektedir.
Sizleri de hak ettiğimizi alabilmek için BİRLİKTE mücadele etmeye davet ediyoruz.
#AnadoluEğitimSendikası https://t.co/jQN64QI9i7
2021 yılında Merkez Bankası'nın 2023 yılı enflasyon beklentisi sadece %5'ti. Zaman içerisinde güncellenen hedefler ve tahminler artarak bugün itibariyle %58'e çıktı.
Toplu sözleşme öncesi YETKİLİ konfederasyonu tekrar uyarıyoruz! Hükümet 2024 ve 2025 yılları için yine Merkez Bankası enflasyon tahminleri üzerinden artış vermek isteyecektir. Yıllardır tutmayan tahminlerle mağdur olan kamu görevlileri ve emeklileri olmuştur.
Bu yüzden tahminler üzerinden değil, yaşanan kayıplar üzerinden pazarlık yapılmalıdır.
Bu nedenle göremediğimiz iki yılın pazarlığını yapmak yerine, toplu sözleşmeyi HER YIL yapmak gereklidir.
Alınan artış ne olursa olsun ENFLASYON FARKI altı aylık dönemler ile değil AYLIK OLARAK ödenmelidir.
Tam altı yıl önce BATMAN’ın Kozluk İlçesi’nde pkklı hainlerin silahlı saldırısı sonucu şehit olan müzik öğretmenimiz Şenay Aybüke Yalçın’ı rahmetle anıyorum. Unutmadık, unutturmayacağız öğretmenim...
#aybükeyalçın
ÖĞRETİCİ: MEMUR MAAŞLARI AÇLIK SINIRINA NASIL GELDİ?
BASK ve AES Genel Başkanı Mehmet Alper ÖĞRETİCİ açlık sınırına gelen memur maaşları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Maaşların yıllar içerisinde nasıl eridiğini açıkladı. Açıklamaları şöyle;
TÜRK İŞ’in açıklamış olduğu Nisan ayı verilerine göre açlık sınırı (dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı) 10 bin 135 TL iken yoksulluk sınırı(Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı) ise 33 bin 014 TL’dir.
En düşük devlet memuru maaşı 10 bin 450 TL iken ortalama memur maaşı ise Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı verilerine göre 12 bin 200,5 TL’dir. Peki memur maaşları yıllar içerisinde açlık sınırına nasıl geldi?
Öncelikle bilinmelidir ki memurların maaşları her iki yılda bir toplanan toplu sözleşme ile belirlenmektedir. Toplu sözleşmeler imzalandıktan sonraki iki yıl için yapılmaktadır. Yani en son yapılan toplu sözleşme örneğini verecek olursak 2021 yılı Ağustos ayında imzalanan toplu sözleşmeler 2022 ve 2023 yıllarında alınacak artışları imza altına almaktadır. Toplu sözleşmenin tarafları ise Çalışma Bakanlığı ile hizmet kolunda en çok üyeye sahip sendikalar ve bağlı bulundukları konfederasyondur.
https://t.co/o1KAhxi4sI
ÖĞRETİCİ: MEMUR MAAŞLARI AÇLIK SINIRINA NASIL GELDİ?
BASK ve AES Genel Başkanı Mehmet Alper ÖĞRETİCİ açlık sınırına gelen memur maaşları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Maaşların yıllar içerisinde nasıl eridiğini açıkladı. Açıklamaları şöyle;
TÜRK İŞ’in açıklamış olduğu Nisan ayı verilerine göre açlık sınırı (dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı) 10 bin 135 TL iken yoksulluk sınırı(Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı) ise 33 bin 014 TL’dir.
En düşük devlet memuru maaşı 10 bin 450 TL iken ortalama memur maaşı ise Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı verilerine göre 12 bin 200,5 TL’dir. Peki memur maaşları yıllar içerisinde açlık sınırına nasıl geldi?
https://t.co/NhvukcQWYV
Milli Eğitim Bakanı sn @prof_mahmutozer uzman öğretmenlik için 10 yıl şartının 5 yıla düşeceğini, meslekte 20 yılını aşan öğretmenler için başöğretmenliğe geçişte 10 yoçıl uzmanlığın veklenmeyeceğini açıklamıştı ancak kılavuzda hala eski şartlar yazıyor. İlk günden itibaren söylediğimizi tekrarlayalım;
Her öğretmen zaten UZMANDIR! Meslek kanunu tüm paydaşlar ile yeniden ele alınmalı, ünvanlara gerek duyulmaksızın her öğretmenin ücreti artırılmalıdır. Öğretmenler ünvan değil, yoksulluk sınırı üzerinde ücret istiyor...