Cumhuriyet’in ilanından çok önce, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkına kavuşması için çalışmaları başlatmış, kadının toplumdaki yerinin ancak eşitlikle güçleneceğini yıllar öncesinden ortaya koymuştur.
Atatürk, 30 Ağustos 1925’te Kastamonu���da yaptığı konuşmada, bir toplumun ancak kadın ve erkeğin birlikte ilerlemesiyle yükselebileceğini vurgulamış; toplumun yarısı zincirlenmişken bütünün özgür olamayacağını açıkça ifade etmiştir.
Bugün, Türkiye’de kadınların seçme ve seçilme hakkını kazandığı gündür. Bu hak, kadını eşit yurttaş kabul eden bir Cumhuriyet devrimidir.
Ancak bugün hala;
• Kadınlar şiddetle,
• Yoksullukla,
• Eşitsizlikle,
• Korunmayan hayatlarla mücadele etmektedir.
Biz bugün 5 Aralık’ı kutlamakla yetinmiyoruz.
Biz bugün 5 Aralık’ı, tam eşitlik sağlanana kadar sürecek mücadelenin hatırlatıcısı olarak görüyoruz.
AHG Kadın olarak:
Kadın mücadelesini sandıkta da, sokakta da, mahkeme salonlarında da savunmaya devam edeceğiz.
Atatürk’ün açtığı eşitlik yolundan geri adım atmıyoruz.
Seçme hakkı da bizim,
seçilme hakkı da,
yaşama hakkı da.
Bu anlamlı günü, Atatürk’ün kadınlara hitap eden o sözüyle anıyoruz:
“Ey kahraman Türk kadını, Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar ��zerinde göklere yükselmeye layıksın.”
Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmiyoruz!
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde AHG Ankara Kadın Hakları Merkezi olarak gece yürüyüşünde yerimizi aldık.
Kadına yönelik şiddetin, kadın cinayetlerinin politik olduğu bilinciyle her adımımızda, her sloganımızda; eşitlik, özgürlük ve yaşam hakkı için sesimizi yükselttik.
Adaletin birer temsilcisi olarak, bu düzen değişene kadar şiddetin karşısında durmaya, kadınların yanında olmaya ve mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.
#25kasım #25kasımkadınayönelikşiddetlemücadelegünü
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü
Her bir öldürülen kadın, uygulanmayan bir koruma kararını, görmezden gelinen bir şikayeti, cezalandırılmayan bir tehdidi bize tekrar hatırlatıyor.
Koruma kararlarının uygulanmadığı, şiddet faillerinin cezasızlıkla cesaretlendirildiği her gün, bir sonraki kadın için işlenen yeni bir ihlaldir.
Oysa hukuk, kağıt üzerinde değil; kadının hayatta kalmasını sağlayacak şekilde uygulanmak zorundadır.
Devletin yükümlülüğü açıktır: Şiddeti önlemek, korumak, soruşturmak ve cezalandırmak.
Bugün 25 Kasım; yasaların işletilmediği için hayatta kalamayan kadınları anma,
hayatta olan kadınlar için mücadele etme günüdür. Ve biz avukatlar biliyoruz ki; korunmayan her kadın, devletin ihmalinin somut bir sonucudur.
Biz kadınlar,
yasalar uygulansaydı bugün aramızda olabilecek tüm kadınların sesi olmaya devam edeceğiz.
Şiddetin karşısında, hukukun yanında, kadınların yanındayız.
Hiçbir kadın yalnız yürümeyecek.
#KadınaŞiddeteHayır #AHGkadın #İstanbulSözleşmesiYaşatır
❗️SKANDALIN ADI:
Bacak Bacak Üstüne Atmayın!
İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi salonunda mübaşir tarafından "BACAK BACAK ÜSTÜNE ATMAYIN HAKİM BEY İSTEMİYOR" diye uyarılan, ardından bizzat Hakim tarafından "HALA BU ŞEKİLDE OTURMAYA DEVAM EDİYOR" denilerek oturuş şekli nedeniyle baskıya maruz kalan meslektaşımızın tuttuğu bu tutanak, yargının geldiği noktayı gözler önüne seriyor.
Avukatın duruşma salonunda nasıl oturaca��ına karar vermek ne mübaşirin, ne de hakim'n görev, yetki ve haddidir!
Avukat, yargılamanın kurucu unsuru ve eşitlerdendir.
⚖️ Saygı mı? Yoksa Keyfi Baskı mı?
"Saygısızlık" mı dediniz? Asıl saygısızlık, bir hukuk profesyonelinin oturuş tarzıyla duruşmanın uzatılması, "EMREDERSİN" gibi bir ifadeyle tehdit edilmesi ve 1 saat ARA verilmesidir!
Bu, mesleki onuru zedeleyen, ve yargılama faaliyetini keyfilikle hafifleten bir yaklaşımdır.
Hakimler ve Savcılar Kuruluna (HSK) soruyoruz: Duruşma salonlarında avukatların kılık kıyafeti, saç rengi, OTURUŞ ŞEKLİ adaletten daha mı önemlidir ve bu tür keyfi uygulamaların dayanağı nedir❓️
🔴Avukatın Onuru Pazarlık Konusu Değildir!
Meslektaşımızın mahkeme kapısında saatlerce bekletilmesine rağmen duruşma saatini "KASTEN" geçirmekle itham edilmesi ve sırf oturuş şekli yüzünden şikayetçi olması avukat düşmnalığının en açık göstergesidir.
Avukat Hakları Grubu olarak, bu olayın takipçisi olacağız!
Avukatın oturuşuyla giyimiyle kabul edip ünvanıyla saygı duyacaksınız.
✊🏻Şikayetçi meslektaşımızın yanındayız ve olayın tüm sorumluları hakkında yasal süreç başlatılması için elimizden geleni yapacağız!
💐Tutanağa imzasını koyarak mesleki dayanışma gösteren diğer taraf vekili meslektaşımızı da kutluyoruz.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü
Her bir öldürülen kadın, uygulanmayan bir koruma kararını, görmezden gelinen bir şikayeti, cezalandırılmayan bir tehdidi bize tekrar hatırlatıyor.
Koruma kararlarının uygulanmadığı, şiddet faillerinin cezasızlıkla cesaretlendirildiği her gün, bir sonraki kadın için işlenen yeni bir ihlaldir.
Oysa hukuk, kağıt üzerinde değil; kadının hayatta kalmasını sağlayacak şekilde uygulanmak zorundadır.
Devletin yükümlülüğü açıktır: Şiddeti önlemek, korumak, soruşturmak ve cezalandırmak.
Bugün 25 Kasım; yasaların işletilmediği için hayatta kalamayan kadınları anma,
hayatta olan kadınlar için mücadele etme günüdür. Ve biz avukatlar biliyoruz ki; korunmayan her kadın, devletin ihmalinin somut bir sonucudur.
Biz kadınlar,
yasalar uygulansaydı bugün aramızda olabilecek tüm kadınların sesi olmaya devam edeceğiz.
Şiddetin karşısında, hukukun yanında, kadınların yanındayız.
Hiçbir kadın yalnız yürümeyecek.
#KadınaŞiddeteHayır #AHGkadın #İstanbulSözleşmesiYaşatır
Bugün Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün aramızdan bedenen ayrılışının 87. yıldönümü...
Hukukun üstünlüğünü, bağımsız yargıyı ve çağdaş bir hukuk düzenini Cumhuriyet’in vazgeçilmez temellerinden biri yapan Atatürk, adalet idealimizin değişmez yol göstericisidir.
Savunduğumuz her hakta, adalete yürüyüşümüzün her adımında, koruduğumuz her ilkede onun mirasına sahip çıkmanın övünç ve sorumluluğunu taşıyoruz.
Cumhuriyetimizi gerçek bir hukuk devletinde ilelebet yaşatma kararlılığımızı manevi huzurunda bir kez daha yinelerken,
onu saygı, minnet ve özlemle anıyoruz.
#10Kasim
#UluÖnder #Atatürk
CUMHURİYETİMİZİN 102. YAŞI KUTLU OLSUN❗️
1 Kasım 1922.
Ulu Önder Atatürk, milletin temsilcilerine şunu söyledi:
“Türk milleti hakimiyet ve saltanatı isyan ederek bilfiil kendi eline almıştır. Bu olmuş bitmiş bir durumdur.”
O gün saltanat kaldırıldı.
Ama aslında, o gün Cumhuriyet’in kalbi atmaya başladı.
O gün kimse ikna edilmedi.
Çünkü herkes biliyordu:
Bazı hakikatler tartışılmazdı.
1 yıl sonra Meclis'te söz alan Abdurrahman Şeref Bey dedi ki:
“Hükûmet şekillerinin teker teker sayılmasına gerek yoktur.
Hâkimiyet, kayıtsız şartsız milletindir, dedikten sonra,
kime sorarsanız sorunuz, bu Cumhuriyet’tir.
Doğan çocuğun adıdır.
Ama bu ad bazılarına hoş gelmezmiş, varsın gelmesin.”
29 Ekim 1923 günü o hakikat milletin meclisinde oybirliği ile ilan edildi.
“Milletimiz kendisinde var olan özellikleri ve değeri,
hükûmetin yeni adıyla, medeniyet dünyasına çok daha kolaylıkla gösterebilecektir.
Türkiye Cumhuriyeti, dünya devletleri arasında tuttuğu yeri lâyık olduğunu eserleriyle ispat edecektir.”
O gün bir çağ kapandı.
Ve hakikat, bir milletin adı oldu.
Bu yüzden “Cumhuriyet” bizim için yalnızca bir kelime değil;
hakikatin yüksek sesle söylenişidir.
Bugün ikinci yüzyılını yaşadığımız Cumhuriyet; asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
CUMHURİYETİMİZİN 102. YAŞI KUTLU OLSUN❗️
Nicelerine adalet, hukuk, huzur, barış ve aydınlıkla!..
Bir kadın daha, “barışma” bahanesiyle öldürüldü.
İstanbul Beykoz’da Aysel Karakoç, ayrıldığı erkek tarafından evine çağrıldığı sırada 5 bıçak darbesiyle yaşamdan koparıldı.
Bir kez daha görüyoruz ki; kadınların öldürülme nedeni “aşk” değil, erkek şiddetidir.
Defalarca uzaklaştırma kararı çıkarılan, şiddet geçmişi bilinen faillerin elini kolunu sallayarak dolaşabilmesi bir güvenlik zafiyetidir, bir hukuk sorunudur.
Kadınlar, sevilmek isterken değil, korunmak isterken öldürülüyor.
Aysel Karakoç’un ve yaşam hakkı elinden alınan tüm kadınların hesabını sormaya,
bu düzenin cezasızlık duvarını yıkmaya devam edeceğiz.
Hiçbir kadın, bir erkeğin “kararıyla” ölmeyecek.
#AyselKarakoç #KadınCinayetleriPolitiktir
#İstanbulSözleşmesiYaşatır
Biz biliyoruz ki kız çocuklarını korumak; yasaları uygulamak, failleri cezalandırmak, eğitimde ve yaşamda eşitliği sağlamakla mümkün.
Kız çocuklarının çocuk olarak yaşama, güvenle büyüme ve kendi geleceğini kurma hakkını savunuyoruz.
Kız çocukları susmayacak, biz de susmayacağız.
💜 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü
Her kız çocuğu, oyun oynayacak bir bahçeyi, okuyacak bir kitabı, güvenli bir evi, hayal kuracak bir zamanı hak eder. Ama ne yazık ki bu ülkede birçok kız çocuğu, çocuk olamadan büyütülüyor; büyüyemeden susturuluyor.
❗Suzan Elik, boşanmak istediği erkek tarafından sokak ortasında vuruldu.
Yıllardır şiddet gören Suzan, uzaklaştırma kararı aldırmıştı.
Buna rağmen saldırgan Yunus E., onu pusu kurarak başından vurdu ve kaçtı.
Suzan hâlâ hastanede yaşam mücadelesi veriyor.
Devletin koruyamadığı her kadın, bu ülkenin utancıdır.
Kadınlar koruma kararlarına rağmen vuruluyorsa, sorun bireysel değil sistemiktir.
👉 Kadınları değil, şiddet uygulayan erkekleri durdurun.
Suzan yaşasın diye susmayacağız.
Her “koruma kararı” ihlali, bir cinayetin önsözüdür.
Adalet, bir kadının yaşamını koruyamadığında değil,
koruyabildiğinde vardır.
@tcailesosyal
#SuzanElik #KadınCinayetleriPolitiktir #İstanbulSözleşmesiYaşatır
📍 Kahramanmaraş’ta 42 yaşındaki Eser Karaca, boşandığı eşi Atilla Ayıntaplı tarafından çalıştığı hastanede pompalı tüfekle öldürüldü.
Eser, defalarca uzaklaştırma kararı aldırmış, tehditleri yetkililere bildirmişti. Ancak alınan tedbirler onu korumaya yetmedi. Cinayet, 4. uzaklaştırma kararının çıktığı gün işlendi.
Kadınların yaşam hakkı, kağıt üzerinde değil, fiilen korunmak zorundadır. Uzaklaştırma kararlarının etkisizliği, bireysel silahlanmadaki kontrolsüzlük ve cezasızlık politikaları kadınların hayatına mal oluyor.
Eser Karaca’nın öldürülmesi bir “bireysel vaka” değil; kadınları korumayan sistemin yarattığı sonuçtur.
#İstanbulSözleşmesiYaşatır
İzmir Urla’da şef Selin Angun, hakkında uzaklaştırma kararı bulunan Ramazan Görgülü tarafından öldürüldü. Aynı saldırıda iki kişi de yaralandı. Fail, cinayetin ardından intihar etti.
Bu cinayet bize bir kez daha gösterdi ki;
➡️ Kağıt üzerindeki uzaklaştırma kararları, uygulanmadıkça kadınları korumuyor.
➡️ Bireysel silahlanma denetlenmedikçe kadınların yaşam hakkı her an tehdit altında.
➡️ Devlet, kadınların güvenliğini sağlamakla yükümlü iken sistematik biçimde bu sorumluluğunu yerine getirmiyor.
Selin’in hayatı, görmezden gelinen tehditler ve önlenmeyen erkek şiddetiyle elinden alındı. Biz kadınların yaşam hakkını savunmaya, adaletin peşini bırakmamaya devam edeceğiz.
#KadınCinayetleriPolitiktir #SelinAngun
📍 İstanbul, Cevizlibağ KYK Atatürk Kız Yurdu'nda öğrencilerin odaları izinsiz karıştırıldı, eşyaları karıştırıldı, kişisel mahremiyetleri ihlal edildi. Kişisel alanlarımızda bu güvenliksizlik kabul edilemez.
✅ Kartlı giriş sistemi iptal edilmiş, dolap kilitleri kırılmış, iç çamaşırları üzerine işaretler konmuş, prezervatif bazaların altında bırakılmış.
🚩 Bu, sadece rahatsızlık değil; anayasal güvenlik, mülkiyet ve mahremiyet haklarımızın ihlalidir.
Anayasa’ya göre özel hayatın gizliliği, mülkiyet hakkı ve güvenlik hakkı devletin koruması altındadır. Öğrencilerin barındığı yurtlarda bu hakların ihlali kabul edilemez.
⚠️ KYK yurtlarının asli görevi, gençlere güvenli bir yaşam alanı sunmaktır. Öğrencilerin gece kendi odasında dahi korku duyması, en temel devlet yükümlülüklerinin yerine getirilmediğini gösterir.
📢 Görevliler görevden alınmış, soruşturma başlatılmış; ama yeterli mi?
Görevden almalar ve soruşturmalar ilk adımdır; ama sorumluların hesap vermesi ve öğrencilerin güvenliği sağlanmadan bu mesele kapanmış sayılmaz.
🥇🥈 Avrupa Güreş Şampiyonası’nda sporcumuz Nesrin Baş, gümüş madalya kazanarak ülkemizi gururlandırdı.
Kadın sporcularımız, emekleri ve azimleriyle yalnızca madalya değil, ilham da kazanıyorlar. Nesrin Baş’ı tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz! 💜
#KadınlarınGücü #NesrinBaş
🥊✨ İngiltere’de düzenlenen Dünya Boks Şampiyonası’nda kadınlar finalinde ringe çıkan sporcumuz Buse Naz Çakıroğlu, gümüş madalya kazandı. Milli boksörümüz Büşra Işıldar’ın ardından ikinci gümüş madalyamız da Buse Naz’dan geldi.
Kadın sporcularımız, azim ve kararlılıklarıyla yalnızca kendi güçlerini değil, aynı zamanda ülkemizin gururunu da dünyaya gösteriyor. Onların başarısı, kadınların hayatın her alanında neleri başarabileceğinin en somut kanıtıdır.
Tebrikler Buse Naz, tebrikler Büşra! 💜
#KadınlarınGücü #BuseNazÇakıroğlu #BüşraIşıldar
AVUKATLIKTA YAPAY ZEKA KULLANIMI - ONLINE EĞİTİM
Hukukun Dijital Geleceğine Hazır mıyız?
15 Eylül 2025 Pazartesi (YARIN)
Saat: 20.00
Yer: YouTube Canlı Yayın
Konuşmacı:
Av. M. Gökhan AHİ
Moderatör:
Doç. Dr. Nil KARABAĞ
Etkinlikte Neler Konuşulacak?
- Yapay zekânın avukatlık mesleğine etkisi
- Etik, gizlilik ve hukuki sorumluluklar
- Güncel mevzuat ve TBB çerçevesi
- Pratik kullanım alanları ve örnek promptlar
- Yapay zeka destekli sözleşme, dava ve danışmanlık örnekleri
- Soru-cevap ve uygulamalı ipuçları
Avukatlar, hukukçular, genç meslektaşlarımız,
Yapay zekayla dönüşmekte olan mesleğimizin geleceğine birlikte bakıyoruz.
Kaçırmayın!
Avukat Hakları Grubu YouTube Kanalı: https://t.co/rh9BLmcvzp
Bugün de Ankara’da yüksek mühendis Başak Gürkan Arslan, kayınpederi tarafından öldürüldü.
Kadınlar birer birer hayattan, sevdiklerinden, çocuklarından koparılıyor.
Kadın cinayetlerinin önlenmesi ve kadınların yaşam hakkının korunması için derhal tüm uygun araçlar kullanılmalı , failler en ağır biçimde cezalandırılmalıdır.
Ve bir an önce İstanbul Sözleşmesine geri dönülmelidir.
Artık daha fazla eksilmek istemiyoruz.
#İstanbulSözleşmesiYaşatır
Dünya ikincisi olan Filenin Sultanları’nı yürekten kutluyoruz!
Türk kadınının gücü, azmi ve inancı sadece sahada değil, hayatın her alanında bize ilham veriyor. Sizler, kadınların neler başarabileceğini tüm dünyaya bir kez daha gösterdiniz.
Her şey için teşekkürler #FileninSultanları 💜
Gururumuzsunuz!
Küçükçiftlik Park’ta Manifest grubunun konserinde yapılan danslara dair “hayasızca hareketler” ve “teşhircilik” suçlamasıyla resen başlatılan soruşturma, kadının, hukuk sopa yapılarak dizayn edilmeye çalışılmasıdır.
Kadınların kendi hayatına dair karar alma hakkını baskı altına alan bu tutum, iktidarın yıllardır sürdürdüğü kadın düşmanı politikaların bir yansımasıdır. Kadın cinayetleri ve kadına karşı işlenen suçlarda etkin soruşturma yürütülmezken, kadınların sahnede ürettikleri sanat hedef alınmaktadır.
Biz kadınların hayatını, sözünü ve sanatını kriminalize eden bu anlayışı kabul etmiyoruz.
Manifest grubunun yanındayız.