@JelibonMadeni ögretmen bir kez aldırtıyor zaten her ay aldırtmıyor ayrıca kendini riske atıp ögrencinin eğitimi için elinden geleni yapıyor bol bol etkinlik ve soru cözerek anlayabilir her saçma şeye para veriyorsunuz ama iş eğitime ,kitaplara gelince yok efendim niye kitaba para veriyoruz
@ferhatozer36 Şanlıurfa eğitimde 80. sıradayken köklü adımlar şart! Sayın Bakanımız @Yusuf__Tekin'in yerinde olsam, feodal yapının sürdüğü bu kentte ilçe müdürlerini dışarıdan atardım. Ancak bu sayede yerel aşiret ve siyasilerin baskısından uzak, bağımsız kararlar alınabilir.
@ferhatozer36@Yusuf__Tekin koskoca valiye el çektirdiler birkaç şube müdürü ve ilce milli eğitim müdürü. Başlar ayak ayaklar baş olmuş.
Acil müfettiş görevlendirilsin ankaradan bu konuyla ilgili.
Dün akşam Şanlıurfa’da çok sayıda ilçe milli eğitim müdürünün görev yerlerinin değiştirilmesine ilişkin gelişmeler yaşandı. Ancak aradan daha 24 saat geçmeden bu kararlardan geri adım atılması, kamuoyunda haklı olarak ciddi soru işaretleri oluşturdu.
Şunu açıkça ifade etmek gerekir:
Eğitim gibi doğrudan yüz binlerce öğrenciyi ve veliyi ilgilendiren bir alanda bu tür kararların hangi kriterlere göre alındığı kamuoyuna açıklanmalıdır. İl Milli Eğitim Müdürlüğü, mülki idare ve ilgili merciler arasındaki koordinasyonun nasıl yürütüldüğü konusunda şeffaflık şarttır.
Şanlıurfa’nın eğitimdeki tablosu ortadayken, asıl konuşmamız gereken makamlar değil başarıdır, liyakattir ve sonuçtur.
Şanlıurfa’da yaklaşık 747 bin öğrenci, 34 binin üzerinde öğretmen ve 2 bin 500’ün üzerinde okul/kurum bulunuyor. Buna rağmen TÜİK’in ortalama eğitim süresi göstergesinde Şanlıurfa’nın 81 il içerisinde 80. sırada yer alması, üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir tablodur.
Böylesine büyük bir eğitim yükünün bulunduğu bir şehirde, başarısızlığı olan yöneticilerin hangi gerekçeyle görevlerine devam ettirildiği; görev değişikliklerinin hangi objektif kriterlere göre yapıldığı sorgulanmalıdır.
Eğitim yönetiminde esas olan; kimsenin makamını koruması değil, çocuklarımızın geleceğinin korunmasıdır.
Şanlıurfa’nın çocukları ve velileri günübirlik kararlar, belirsizlikler ve kişisel hesaplar değil, liyakatli, istikrarlı, şeffaf ve başarıyı esas alan bir eğitim yönetimi bekliyor.
Burada mesele birkaç ilçe milli eğitim müdürünün görevde kalıp kalmaması değildir. Mesele, 747 bin öğrencinin geleceğidir.
Bu şehirde eğitim daha fazla ihmal edilemez. Şanlıurfa’nın çocuklarına yazık etmeyelim.
@Yusuf__Tekin@iozyavuz@bybekirbozdag@eminonen@HikmetBasak_63@malicevheri@ProfDrDusak@milhamigunbegi@ibrahimeyyupogl
Bu kadar kontenjan açığı niye?
Üniversitelerde 1. yerleştirme sonrasında 46 bin boş kontenjan kalmıştı. Kesin kayıtlardan sonra ortaya çıkan kontenjan açığı ise 46 bin + 68 bin : 114 bin oldu! YÖK, ÖSYM, üniversiteler ya da başka makamlar gerekçelerini araştırıyor mu? Maddi ve manevi kayıpların büyüklüğü ne kadar? Çaresi ne?
Ülkemizin dört bir tarafını üniversitelerde donattık.
Kötü mü ettik?
Kesinlikle hayır?
Devlet ve iktidarların görevi üniversite açmak, verimliliğini ve kalitesini artırmak ise YÖK, ÖSYM ve üniversite yönetimlerinin görevi!
Peki onlar bu görevlerini layığı ile yerine getiriyor mu?
Evet demek mümkün değil.
Eğer getiriyor olsalardı böylesine bir kontenjan açığı söz konusu olabilir miydi?
Peki ikinci yerleştirme sonunda bu kontenjanlar dolar mı?
Kesinlikle hayır.
Yarından fazlasının dolmayacağı kesin, umarız çok daha daha fazlası olmaz!
Neden mi?
Boş kontenjanların yükü devlet üniversitelerinde hepimizin, vakıf üniversitelerinde ise diğer öğrencilerin sırtına yüklenecek!
Tıpkı bursların ve yatırım harcamalarının yüklendiği gibi!..
Eğer öyle olmasa eğitim-öğretim harçları devlettekinin 20, 30 kat fazlası olur muydu?..
Gelişmiş ülkelerin neredeyse hiç birinde böylesine devasa kontenjan açıklarını hiç kimse ve özellikle de üniversite yöneticileri asla göze alamaz. Çünkü onlarda kayıtlı öğrenci başına bütçe belirleniyor. Boş kalan kontenjanların ya da üniversiteden ayrılan öğrencilerin ödemeleri anında kesiliyor. Bu yüzden de üniversiteler bütçelerinin altüst olmaması için kontenjanlarının boş kalmasını asla istemiyor.
Özellerde ise eğitim harcamaları dışındaki, harcamalar öğrenim ücretlerine asla yansıtılmıyor!
Peki öyleyse böylesine bir otokontrol sistemi bizde neden uygulanmıyor?
Vakıf üniversitelerinin ücretlerini böylesine şişirmelerine neden seyirci kalınıyo?
YÖK ve ÖSYM bu konuda ne düşünüyor?
Onlar neden hiç hesap vermiyor?..
Eğitim ve dolayısıyla da çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği konusunda devlet, millet ve iktidarlar olarak ne kadar duyarlı olduğumuz ayrılan kaynaklardan belli.
Eğitime ayrılan kaynaklar hem devlet hem de aile bütçesinde hep ilk sırada.
İşte bu noktada aynı duyarlılığı üniversitelerin ve onlara yön veren kurumların da göstermeleri gerekmez mi?..
Bu arada bazı vakıf üniversiteleri ek yerleştirmede kontenjanlarını doldurmak için öğrenim ücretlerini yarıya yakın indirmiş. Hoş bir jest. Peki ama bir ay önce kayıt yaptıranların günahı ne? Onlara da indirimli tarife uygulanacak mı?..
Herhangi bir art niyet söz konusu değil ama kafalar karışıyor, güven erozyonu yaşlanıyor.
Akıl, bilim, öngörü, liyakat, verimlilik ve en önemlisi de güven, topluma rol model olması gereken üniversitelerde değil de nerede olacak?..
Üniversitelerdeki boş kontenjan sayısı kazanıp da kayıt yaptırmayanlarla 114 bine çıktı.Çoğu da vakıf üniversitelerinde!Peki onlar ne yaptı? Akşam pazarında olduğu gibi fiyatları yarıya indirerek “Koş vatandaş koş,kapanın elinde kalıyor”taktiği uyguladı!Tutar mı?Zor!Adil mi? YÖK?
Türkiye’de gece yolculu��u artık tam anlamıyla çileye dönüştü!
Araçların büyük bölümünde kullanılan ayarsız ve aşırı parlak LED farlar, karşıdan gelen sürücülerin görüşünü ciddi şekilde engelliyor. Özellikle uzun farlarını kapatmayan sürücüler yüzünden önümüzü göremez hâle geliyor, âdeta kör oluyoruz.
Trafik güvenliğini tehdit eden standart dışı ve yanlış ayarlanmış farlara karşı denetimler artırılmalı, gerekli cezalar uygulanmalıdır.
Öğretmen arkadaşım, bir dur ve düşün...
📌 Öğle aralarında kendi cebinden yiyorsun.
Yemek ücreti alıyor musun? → YOK
📌 Köyde ya da uzak bir okulda görev yapıyorsun.
Yol parası alıyor musun? → HAYIR
📌 Şık ve örnek olman bekleniyor.
Giyim yardımı alıyor musun? → O DA YOK
Peki, bir çok farklı kurumda çalışanlar bu haklara sahipken, sen neden hâlâ bu haklardan mahrumsun?
Ve daha da önemlisi:
Üyesi olduğun sendika bu hakları senin adına talep ediyor mu?
Bu soruları artık sadece kendine değil, yetkiyi elinde tutanlara da sormanın zamanı gelmedi mi?
Hak verilmez, alınır! Birlik olursak, değiştiririz.
Seni de mücadelemizde görmek istiyoruz.
https://t.co/ZerO0OLHxl
#Yemek #Yol #Giyim
#AnadoluEğitimSendikası
2025 MEB-AGS’de Tarih 10, Coğrafya 8, Eğitim Bilimleri 24 soruydu. Yeni sistemde ise Tarih 6, Coğrafya 6, Eğitim Bilimleri 30 soru oldu. Yani sınavın ağırlıkları açıkça değişti.
Buna rağmen bugün açıklanan sonuçların 2025 MEB-AGS puanlama sistemi esas alınarak hesaplanması tam anlamıyla bir garabettir.
Sistemi değiştirip puanlamayı eski sisteme göre yapmak, ölçme-değerlendirmenin temel mantığıyla bağdaşmaz. Binlerce öğretmen adayının emeği söz konusuyken böyle bir uygulama “teknik hata” denilerek geçiştirilemez.
Soru dağılımı yeni, puanlama eski… Bu nasıl bir adalet?
ÖSYM bu hesabın gerekçesini derhal ve açık biçimde kamuoyuna açıklamalıdır. Öğretmen adayları keyfî uygulama değil, adil ve tutarlı bir değerlendirme istiyor.
#ösymbaşkanıistifa
Okulların açılmasına az kaldı. Öğretmenlerin kangren haline gelen sorunları çözülmedi. Özellikle metropollerde görev yapan öğretmenlere kira, ulaşım ve öğle yemeği desteği verilmesi gündeme dahi alınmadı. Öğretmenler maaşlarının dörtte üçünü bu sorunlara harcıyor, bilin istedim.
Eğitim öğretim yılına hazırlık ödeneği önceleri kurban parasına denk gelirken, şimdi üçte birine dahi denk gelmiyor.
Yemek ödeneği yok.
Ulaşım ödeneği yok.
Kıyafet ödeneği yok.
Bayram ikramiyesi yok.
En azından 1 asgari ücret kadar hazırlık ödeneğimiz olmalı.
Şunu unutmayacağız: Bizim en büyük sermayemiz, kardeşliğimizdir.
Bu ülkeyi kardeşlik büyütecek, bu ülkeyi kardeşlik güçlendirecek.
21’inci yüzyılı inşallah kardeşlik Türkiye Yüzyılı yapacak.
Hiç kimsenin endişesi olmasın, ne yapıyorsak ülkemiz ve milletimiz için yapıyoruz.
Ne yapıyorsak gelecek nesillerin selameti, refahı, aydınlık yarınları için yapıyoruz.
Ne yapıyorsak bu meseleyi tamamen çözerek evlatlarımıza terörsüz bir Türkiye, terörsüz bir bölge bırakmak için yapıyoruz.