@OnizukaGoat2@theweirdinggay She’s the one who relied on a 20yo oath & a deer sighting for two decades instead of actually learning politics. Instead of staying in KL to gain power, she hid at Dragonstone & had obvious bastards. Zero strategic effort to prepare for ruling. Total political incompetence.
“Demek okul değil de medrese istiyorsunuz? Oysa bu millet okul istiyor. Şu zavallı milletin yakasını artık bırakın da vatan evladı yetişsin, yükselsin! Medreseler asla açılmayacaktır..."
(Mustafa Kemal Atatürk, 18 Eylül 1924)
3 Mart 1924 tarihli 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu ile medreseler önce Eğitim Bakanlığı’na bağlandı. Sonra Bakanlık medreseleri kapattı.
Bugün Anayasanın 174.maddesine göre anayasal güvence altındaki devrim kanunlarından biri de 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu'dur. Medreselerin kapatılma süreci bu kanunla başlamıştır.
1924 yılında Türkiye’de toplam 479 medrese vardı. Bu medreselere 18 bin öğrenci kayıtlıydı. Buna karşın aynı dönemde ortaokullarda 7 bin, yükseköğretimde 3 bin öğrenci kayıtlıydı. Eğitim Bakanı Vasıf Bey’in verdiği bilgiye göre medreselere kayıtlı bu 18 bin öğrencinin 6 bin kadarı okula devam ederken, 12 bin kadarı okula devam etmemekteydi
Atatürk, medreselerin kapatılmasından yaklaşık 7 ay sonra, 17 Eylül 1924'te, Rize'yi ziyaret etmişti. Valilikten çıkıp adliyeye indiği sırada Rize Müftüsü Mehmet Hulusi (Alemdar) Efendi ve Pazar müftüleri,
Atatürk'ün önüne çıkıp ona bir dilekçe verdiler. Dilekçeyi alıp okuyan Atatürk, yüksek bir ses tonuyla hocalara şöyle seslendi:
“Demek okul değil de medrese istiyorsunuz? Oysa bu millet okul istiyor. Şu zavallı milletin yakasını artık bırakın da vatan evladı yetişsin, yükselsin! Medreseler asla açılmayacaktır. Millete okul lazımdır. Bunu böyle bilesiniz! Para istiyorsanız, size millet yetecek kadar verecektir. Açsanız, karnınızı doyuracaktır. Siz ibadetle meşgul olunuz. Böyle şeyler düşünmekte mana yoktur. Bu bir kanundur. Bu şunun veya bunun demesiyle değişmez ve değişmeyecektir. Bu kanunu yapanlar da sizden daha alimdirler. Medreseler bir daha açılmayacaktır. Anladınız mı? Alın dilekçenizi!” (Atatürk'ün Bütün Eserleri (ATABE), C. 17, s. 23,24)
Orada bulunan halk ve öğrenciler
“bravo” diyerek Atatürk'ü uzun uzun alkışladılar. Müftüleri ise kınadılar.
Atatürk, sonra valiye��döndü: “Bunlar İranlılardan da ibret almadılar mı? Burasını İran gibi mi yapmak istiyorlar?” dedi. (ATABE, C.17, s. 24)
Cumhurbaşkanı Atatürk, bu olaydan sonra, Rize'de rejim karşıtı bir takım gizli çalışmaların olduğunu düşündü. 18 Eylül 1924'te Rize'den ayrılıp Giresun'a giderken yolda Başbakan İsmet Paşa'ya şifreli bir telgraf çekip hükümeti uyardı. Yapılması gerekenleri anlattı.
Atatürk'ün söz konusu telgrafı şöyleydi:
“Bugün Rize'den ayrıldığım sırada Rize ve Pazar müftülerinin temsil ettiği bir hoca heyeti, bütün memleket ve civar halk önünde, kapatılan medreselerin açılmasını dilekçeyle talep ettiler.
Dilekçeyi okuduktan sonra çok kızdım. Yüksek ve şiddetli bir sesle kendilerini azarladım ve memleketin, milletin şimdiye kadar felaket sebeplerinin kendileri olduğunu işaret ettim. (…)
Bütün halk ve mektep talebesi ‘Bravo' sesleri ve heyecanlı alkışlarla karşıladılar.
Buna karşılık Rize'deki liseyi canlandırmak elzemdir. Mektep binası ve eğitim aletleri yoktur.
Hocaları çok olan bu muhitte ilim ve irfan teşkilatımızın süratle faaliyete başlaması pek lüzumludur. Burada Osman Ağa'nın oğlu İsmail Bey, 20 bin liralık bir okul binası yapmak üzereymiş. Buna iltifat ederek işin hızlandırılması ve hemen eğitim aletleri göndermek ve fazla alaka göstermek suretiyle, halkın taassuba (bağnazlığa) karşı gösterdiği fiili tezahüre karşılık vermek icap eder.” (ATABE, C.17, s. 25)
Görüldüğü gibi Atatürk, bugün kimi politikacıların ve sözde aydınların yaptığı gibi, halka hoş görünmek için ilkelerinden taviz vermiyor ve devrim karşıtlarına asla yüz vermiyor. “Medreseler açılsın!” diyen hocaları, halkın içinde yüksek sesle azarlıyor. Devrimlerine tereddütsüz sahip çıkıyor.
102 yıl sonra ise dinci siyasetçi ve yandaş gazeteci "Medreseler açılsın ne olacak!" diyebiliyor? 21.yüzyılda medrese kafası Türkiye'yi nereye götürecek? Medrese kafasının Türkiye'yi daha çağdaş, daha gelişmiş, daha özgür, daha demokratik bir ülke yapmayacağı çok açıkken bu medrese aşkının nedeni nedir?
Cebinde bokla gezecek tıynette bir güruh var bu ülkede, kediye köpeğe düşman, İsrail'e hizmetkar... Bir de namuslu insanları var, o insanların kadim dostları.. Savaş bunlar arasında, namuslu olan ile olmayan arasında...
Pound for pound the worst scene in S1. It served no purpose to the plot, a bunch of innocent people die which is never brought up again and it was done to give Rhaenys her “boss moment”. They couldn’t even give us a scene where Helaena and Aegon take their dragons and fly over KL