Bu şehirde uyuşturucu sattırmayacağız.
Biz Kayserili hemşehrilerimize bir söz vermiştik.
Gençlerimizi zehirlemek isteyen suç odaklarının tamamı bu şehirden temizlenene kadar mücadelemiz aynı azim ve kararlılıkla devam edecek. Çünkü her bir gencimiz, her bir evladımız bizim en kıymetli hazinemizdir.
Kayseri’de gerçekleştirilen ve uyuşturucuyla mücadelede son yılların en kapsamlı operasyonlarından biri olma özelliği taşıyan “Narko Kapan Şehit Polis Memuru İbrahim Birol Operasyonu”, 2 bin 500 emniyet personelinin katılımıyla geniş çaplı ve eş zamanlı olarak icra edilmiştir.
Operasyon kapsamında önceden belirlenen 282 hedef şahsa yönelik, 263 farklı adreste eş zamanlı çalışma gerçekleştirilmiş; faaliyetlere bir helikopter, bir insansız hava aracı (İHA) ve dört drone ile havadan destek sağlanmıştır.
“Narko Kapan Şehit Polis Memuru İbrahim Birol Operasyonu”, devletimizin uyuşturucuyla mücadeledeki sarsılmaz kararlılığını ve kurumlarımız arasındaki güçlü iş birliğini bir kez daha ortaya koymuştur.
Şehidimiz İbrahim Birol’u rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; operasyonu başarıyla gerçekleştiren tüm güvenlik güçlerimize teşekkür ediyorum
"Kayserispor ligden düşerken parmağını dahi oynatmayan, kentin en büyük markasının çöküşünü adeta kapalı kapılar ardında dua ederek izleyen malum çevrelere bir çift sözümüz var. Sizin derdiniz Kayserispor değil, sizin tek derdiniz şahsi hırslarınız ve Sayın Baki Ersoy’a olan hazımsızlığınızdır. Şehrin söz sahibi geçinen bazı siyasetçileri İş insanları ve oda başkanları, takımı değil kendi egolarını kurtarma peşine düştüler. Utanmasalar Cumhuriyet Meydanı'nda davul zurna çaldıracaklar! Şehir bu ihaneti, bu sessiz bekleyişi ve bu düşmanlığı asla unutmayacak." @bakiersoymhp@KayserisporFK
Sendikaların iş bırakma eylemi “farkındalık” oluşturma amacı taşımaktadır.
“Polis karakoluna saldırı olduğunda bir gün sonra polisin göreve gitmemesi” teşbihi, abes bir mukayesedir!
Öğretmen kolluk görevlisi midir?
Meslektaşlarımız, öğretmenlerin ve öğrencilerin katledilmesine kadar varan şiddet hadiselerine dikkat çekmek istiyor.
Bunu göremiyor musunuz?
Dönün bir bakın, sadece son 10 yılda kaç tane öğretmenimiz görevi başında katledildi!
Hiç merak etmeyin!
Okullarımızın, öğrencilerimizin, eğitimimizin selameti konusunda ikaz edilmesi gerekmeyen tek meslek grubu öğretmenlerimizdir.
Okullarda yaşanan şiddet hadiselerini önlemeye yönelik yasal ve güvenlik tedbirleri İllaki alınmalıdır, alınacaktır.
Ancak öğretmeni itibarlı kılmadan, eğitim sürecinde öğretmenin etkisini artırmadan alınacak hiçbir tedbir beklenen sonucu sağlamayacaktır.
Fakat öğretmenlerimizin haklı feryatlarını dile getirmek için ortaya koyduğu eylem ve etkinlikleri, işte böylesi abes mukayeselerle rencide eder ve öğretmeni toplum nezdinde mahkum etmeye çalışırsanız ÖĞRETMENİN SAYGINLIĞINA bir darbe de siz vurmuş olursunuz!
Yapmayın!
Öğretmene kıymayın!
Çocuklarımıza kıymayın!
Öğretmene vereceğiniz değer, aslında çocuklarımıza verdiğiniz kıymettir!
“Hepiniz birer Türk bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin.”
Ülkücülerin başbuğu, mücadele dolu siyasi bir yolculuğun öncüsü…
MHP'nin kurucu lideri #AlparslanTürkeş’in vefatının 29. yılı.
https://t.co/V9Py8Hakce
Yılların özlemi, inançla ve mücadeleyle taçlandı.
A Milli Futbol Takımımızın, 2026 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri play-off finalinde Kosova karşısında aldığı bu 1-0 lık galibiyet; sadece bir maçın sonucu değil, 24 yıllık Dünya Kupası hasretinin sona ermesidir.
Tarihi bir başarıya imza atan A Milli Takımımızı yürekten kutluyorum. 🇹🇷🇹🇷
@talatyavuz29 İnsan bunu paylaşırken en azından üyesi olan bir okul müdürüne sorar. Sizin her kazanım dediğiniz böyle. Okuldan ,sahadan habersiz yetkili sendika @talatyavuz29
Yazmaya devam et başkan
KOSTÜMÜNÜZ DEĞİŞSE DE GERÇEĞİNİZ DEĞİŞMEZ!
Mizah, bir seviye meselesidir ve herkes kendi bilgi, birikim ve duruşu ölçüsünde mizah üretebilir. Bu yüzden mizahın kalitesi onu yapanın dünyaya bakışıyla doğru orantılıdır.
Karınca ve ağustos böceğinden başka bilgi ve birikimi olmayanların mizah seviyeleri, Nemrut’un ateşine “SAFIM BELLİ OLSUN!” diyerek su taşıyan karıncanın TESlimiyetini anlama seviyesine asla erişemeyecektir.
Hakikati idrak etmek o yolda yürümeyi göze almakla mümkündür ve bizim TESlimiyetimiz irfan isterken bizi anlamak ise insan olmayı gerektirmektedir. “Nereye gidiyorsun?” diye sorulan karıncanın “Hacca gidiyorum!” cevabına “Sen bu hızla ölene kadar varamazsın ki” diyenlere, “Olsun, varamasam da yolunda ölürüm!” cevabı bizim TESlimiyetimizdeki azmin ve inancın en sade nişanesidir.
“Türkiye sevdamız, ekmek için kavgamız!” şiarımız bizim yol haritamızdır ve bu değerler uğruna ortaya koyduğumuz duruşa sonuna kadar TESlimiz! Sizin teslim olduklarınız bizim elimizin tersiyle ittiklerimizdir!
Bu hafta birileri, kamu çalışanlarımıza izah edemedikleri acziyetlerini basit mizahlarının arkasına saklama çabasıyla kendilerince “Karınca” rolüne bürünmüşler. Öyle ya, pek de haksız sayılmazlar! Zira kendilerini olduklarından farklı göstermeye, kameralar önünde ötüp masada susmaya pek bir alışkındırlar.
İki yılda bir ortaya çıkıp cırcır böceği gibi ses çıkaran, ardından uzun süre sessizliğe gömülenlerin bugün karınca kostümü giymesi başlı başına bir mizah örneği olmuştur. Antenlerini ovuşturarak “Acaba ağustos böceği olduğumuzu unutturabilir miyiz?” çabası ise aslında bu ironinin en açık ve en gülünç göstergesidir.
Mücadele anlayışları da ironileri kadar basit olan bu zihniyete karşı kamu çalışanlarının en temel beklentileri açıktır ve ötelenemez niteliktedir.
Aylık alınamayan enflasyon farkları, ağır bir yük haline gelen vergi dilimi, kuşa döne ek ders ücretleri konusunda susarlar!
Seyyanen zamların emeklilere neden yansıtılmadığı, yıllarını bu ülkeye hizmetle geçiren emeklilerimizin neden mağdur edildiği sorsanız cevapsız bırakırlar!
Ama bilinsin ki bu sorunlara kulak vermek yerine konuyu mizahla örtmeye çalışmak, aslında sorunun büyüklüğünü gizleyememekte aksine daha da görünür kılmaktadır.
Yamalı bohçaya dönen sendikal seviyeleri gibi mizah seviyeleri de ilköğretim seviyesinde olanlar iyi bilsin ki mizah anlayışı ile gerçek değişmez, sadece kullanılan söylemler ve takılan kostümler değişir. Ve sizin ne söylemleriniz ne de kostümleriniz bu hakikatlerin üzerini örtmeye yetmez.
Kamu çalışanlarının beklentileri de sorunları da nettir ve görmezden gelinmeye devam edildikçe bu gerçek Türkiye’nin sendikası olan Türk Eğitim-Sen tarafından her fırsatta kendini daha güçlü bir şekilde hatırlatacaktır.
TESLİMİYETİMİZE gelince: TESlimiyetimiz, günü kurtarmaya, görüntüye ya da kostümlere değil, hakikate ve inandığımız değerlere adanmış bir duruştur. Bu duruş, ne söylemlerle ne de değiştirilen kostümlerle şekillenir. TESlimiyetimiz, kökü sağlam bir inancın ve sarsılmaz bir irfanın tezahürüdür. Teslimiyetimiz, boyun eğmek değil hakikatin safında dimdik durmaktır. Ve biz, maddeye manadan daha çok önem veren sizlerin asla anlayamayacağı bu TESlimiyeti sonuna kadar taşıyacağız.
"Suskunluğum asaletimdendir; her lafa verecek bir cevabım var elbet, lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye"
Mevlana
Karikatür sevenlere bir not..
Eğitim Bir-Sen resmi sosyal medya hesaplarından bir karikatür paylaşmış.Güler misin,alar mısın..
İnsanın ar damarı çatlamaya dursun!
Gülmek kolaydır; aynaya bakmak ise cesaret ister.
Kendi alkışını kendi üretenler, bir süre sonra hakikatin sesini duyamaz hale gelir.
Kul hakkı görmezden geliniyorsa,
eğitim çalışanı yoksulluğa itiliyorsa,
toplu sözleşmeler sonuç üretmiyorsa;
artan sayılar başarı değil, sorgulanması gereken bir tablodur.
Gerçek karikatür işte budur!