İl Başkanımız Ömer Korkmaz’ın başkanlığında Ankara İl Yürütme Kurulu toplantımızı gerçekleştirdik.
Teşkilat çalışmalarımızı kapsamlı şekilde değerlendirirken, önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerimizi ve yol haritamızı istişare ettik.Ortak akıl, güçlü teşkilat anlayışı ve milletimize hizmet sorumluluğuyla çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.
Birlikte üretiyor, birlikte güçleniyor, hep birlikte Ankara için çalışıyoruz.
15 Temmuz; milletimizin vatanına, bayrağına ve millî iradesine sahip çıkarak yazdığı kahramanlık destanıdır.
Aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor; birlik ve beraberliğimizin daim olmasını diliyoruz.
Unutmadık, unutturmayacağız. 🇹🇷
Yola çıkarken,
"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" dediniz.
Bugün ise milleti,
hayat pahalılığıyla baş başa bıraktınız.
Bir zamanlar "Simidi bile çok görüyorlar" diyerek iktidara geldiniz.
Bugün emekliye de asgari ücretliye de aynı simidi çok görüyorsunuz!..
Türkiye’de emeklilik meselesi yalnızca emeklilerin aldığı maaş üzerinden tartışılamaz. Bu mesele; istihdamı, sosyal güvenlik sistemini, prim yapısını, çalışma hayatını ve gençlerin iş gücüne katılımını birlikte ele almayı gerektirir.
Bugün ne eğitimde ne istihdamda olan milyonlarca gencimiz var. O gençler üretime ve çalışma hayatına katıldığında hem prim gelirleri artacak hem de sosyal güvenlik sistemi daha güçlü bir yapıya kavuşacaktır. Emeklilik rejimi de kök maaş uygulaması da bu bütüncül anlayışla yeniden ele alınmalıdır.
Emekliye, “Bu maaşla idare edin.” demek milletimize hakarettir. Bu maaşlarla yaşanmaz; ancak hayatta kalma mücadelesi verilir. Bu yüzden emeklilik meselesini sadece maaş artışı olarak değil, ekonomi, istihdam ve sosyal güvenlik politikalarının ortak konusu olarak görüyoruz. Bu konuda ayrıntılı ve uygulanabilir bir yol haritamız hazır.
Fedakârlığa emeklilerden başlamak ayıptır. Zaten yıllarca çalışmış, ömrünü bu memlekete vermiş insanlara “Biraz daha sabredin.” denemez. Eğer tasarruf yapılacaksa önce siyaset tasarruf etmelidir.
Cumhurbaşkanı külliyesinden, makam uçaklarından, makam araçlarından; siyaset kurumunun temsil giderlerinden ve israf kalemlerinden başlanmalıdır. “Ülke zor durumda.” deniliyorsa, bunun yükünü önce devleti yönetenler omuzlamalıdır.
Biz, Anahtar Parti olarak bunu bir siyasi ilkeye dönüştürdük:
Kamuda lale, yönetimde sülale dönemine son vereceğiz.
Çünkü bu ülkede sorun sadece israf değildir; aynı zamanda liyakatin yerine adam kayırmacılığın geçirilmiş olmasıdır. Millet fedakârlık yaparken devlet de fedakârlık yapmak zorundadır. Devlet, vatandaşından istediğini önce kendi uygulamalıdır.
ROTA BELİRLENDİ!
‘Anahtar’ın Rotası: Millet!
Yaz boyunca Türkiye’nin dört bir yanındayız.
81 ilimizde vatandaşlarımızla buluşacak; esnafımızı, çiftçimizi, emekçilerimizi dinleyecek, kadınlarımızın ve gençlerimizin beklentilerini doğrudan kendilerinden dinleyeceğiz.
Milletimizin sesine kulak vermek, sorunlarını birlikte değerlendirmek ve çözüm önerilerimizi paylaşmak için 1 Temmuz’da yola çıkıyor; 1 Ekim'e kadar memleketimizi karış karış geziyoruz.
Özümüz, sözümüz, yönümüz millet!..
#RotamızMillet
Kabotaj Kanunu ile denizlerimizdeki egemenlik hakkımız tescillenmiş, denizcilik alanında millî bağımsızlığımızın en önemli adımlarından biri atılmıştır.
Mavi Vatanımıza, denizcilik sektörümüze ve bu alanda emek veren tüm denizcilerimize teşekkür ediyor; denizlerdeki bağımsızlığımızın simgesi olan Denizcilik ve Kabotaj Bayramı’nı gururla kutluyoruz.
1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı kutlu olsun.
Gençlerimiz; işsizliğin, umutsuzluğun ve gelecek kaygısının değil, üreten, çalışan ve hayallerini kendi vatanında gerçekleştiren bir Türkiye'nin parçası olmalıdır.
Bugün konuşulması gereken; gençlerin ülkesini terk etme hayali değil, geleceğini bu topraklarda kurabilmesidir.Eğitimden istihdama, girişimcilikten sosyal hayata kadar her alanda gençlerin önünü açacak politikalar artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Gençliğin umudunu yeniden yeşertecek, emeği ve liyakati esas alan bir Türkiye mümkündür.
Türk siyaseti yıllardır aynı kısır döngü içinde dönüp duruyor.
Seçimler kazanılıyor, makamlar korunuyor, rakipler yeniliyor...
Peki vatandaşın derdi çözülüyor mu?
Bugün milletimizin beklentisi; kutuplaşan değil kucaklaşan, kavga eden değil çözüm üreten, günü kurtaran değil geleceği inşa eden bir siyasettir.
Anahtar Parti olarak siyasette kaliteyi, rekabeti ve hizmet anlayışını yeniden hakim kılmak için yola çıktık.
Çünkü mesele seçim kazanmak değil, memleket kazanmaktır.
"Siyasetçiler birbirini yeniyor,milletin sorunları yerinde sayıyor.Bu düzene itirazımız var!"
Batı Trakya Türklerine Zulüm Sürerken Heybeliada Israrı Neden?
20 Haziran 2026’da İskeçe’de, Batı Trakya Türklerinin seçilmiş müftülerine sahip çıkmak ve Lozan Antlaşması’ndan doğan haklarını savunmak amacıyla gerçekleştirilen demokratik protestoya katılan dört soydaşımız, Yunan mahkemeleri tarafından 17’şer ay hapis cezasına mahkûm edildi. Şiddet yoktu, terör yoktu, kamu düzenini bozan bir eylem yoktu. Cezalandırılan şey, Lozan’ın tanıdığı hakları savunmaktı.
Şimdi soruyoruz: Batı Trakya Türklerinin seçilmiş müftülerini tanımayan, vakıf, eğitim ve kimlik haklarını yıllardır kısıtlayan Yunanistan bu hukuksuzluğu reva görürken, Heybeliada Ruhban Okulu neden yeniden gündeme getirilmektedir? Türk hukukunda karşılığı bulunmayan “Ekümenik” sıfatıyla uluslararası platformlarda dolaşıp imza atan Patrik Bartholomeos karşısında neden sessiz kalınmaktadır? Mütekabiliyet ilkesi yalnızca Türkiye için mi geçerlidir?
Lozan bir bütündür. Lozan yalnızca Patrikhane için değil, Batı Trakya Türkleri için de vardır. Anahtar Parti olarak bu çifte standardı kabul etmiyor, Batı Trakya Türklerinin haklarının takipçisi olacağımızı ve bu hukuksuzluğa karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğimizi bir kez daha ifade ediyoruz.
Cesaret bulaşıcıdır…
Memleketimizin zor zamanlardan geçtiği bugünlerde, milletimize umut olan Hasan Tahsin’in hatırası önünden seslendik.
İzmir’de, ilk kurşunun ve ilk cesaretin simgesi Hasan Tahsin Anıtı önünde korkuya değil cesarete, umutsuzluğa değil umuda yaslanmanın gereğini paylaştık.
"24 yıl bekledik... Sabrettik... Güvendik... Ama sonuç? Geçim derdi, adaletsizlik, işsizlik ve umutsuzluk.
Artık bahane değil çözüm zamanı.
Milletin sesini duyan, milletin derdini bilen kadrolar geliyor.
Yavuz Ağıralioğlu'nun Çorum'da yaptığı bu konuşmayı sonuna kadar dinleyin. Çünkü bu sözler bir siyasetçinin değil, memleketin sesi.
Millet yoruldu.
Anahtar artık milletin elinde.
Batıkent Kentkoop Semt Pazarı’nda vatandaşlarımız ve esnafımızla buluştuk.
İl Başkanımız Ömer Korkmaz, Yenimahalle İlçe Başkanımız Selman Alpaydın, il ve ilçe yönetimimiz ile birlikte talep ve görüşleri dinledik.
Sahada, milletimizin yanındayız.
Bize soruyorlar: İkinci turda ne yapacaksınız?
Cevabımız net: İkinci tura biz kalacağız…
“Şuysan oraya, buysan buraya” diyen anlayış bitecek.
Ay yıldızlı bayrağa bağlı olan herkesle aynı hedefe yürüyeceğiz.
Hesap yapan değil, hesabı değiştiren olacağız.
Milletle kurduğumuz bu yürüyüşü sonuna kadar taşıyacağız.
Bu defa denklemi biz kuracağız. Seyirci değil, oyunun kurucusu olacağız!
#MilletinAnahtarı
Ayağa kalkıyoruz!
Bu bir siyasi rekabet değil, bir mücadeledir.
Bu bir koltuk yarışı değil, milletin yeniden dirilişidir.
Adalet için, emek için, gençlerin hayalleri için…
Çiftçinin alın teri, işçinin hakkı, annenin duası için buradayız.
Bu parti;
susmayanların, vazgeçmeyenlerin,
“daha iyisi mümkün” diyenlerin partisidir.
86 milyonun umudu,
Anadolu’nun sesi,
geleceğin anahtarı burada!
Biz hazırız. Siz de hazır mısınız?
Siyaseti kavga diliyle değil, kardeşlik diliyle yapmak gerekir.
Biz bu ülkenin insanına karşı değil, hatalara karşı konuşuyoruz.
İktidarın sorumluluğu ağırdır…
Bu sorumluluk sadece oy verenlerin değil, umut edenlerin, dua edenlerin de omuzlarındadır.
Biz susmayız.
Çünkü bu millet daha iyisini hak ediyor.
Kırmadan, dökmeden…
Ama açık ve net konuşmaya devam edeceğiz.
Yavuz Ağıralioğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a açık çağrı yaptı: Anahtar Parti’ye gel.
“Ben ne diyorsam o da aynısını söylemeye başladı. O da AK Parti’yi benim gibi beğenmiyor.”
“Doğruları yapacak bir adres arıyorsan
Anahtar Parti’ye gel.”
#pazartesi