Millî Eğitim Bakanlığı, eğitim sisteminin ağır sorunlarının ortasında öğretmenin ne giyeceğini belirlemekle meşgul.
2023 yılında “tercih” ve “teşvik” söylemiyle başlatılan öğretmen önlüğü uygulaması, 2026-2027 eğitim öğretim yılı için yayımlanan genelgeyle artık açıkça bir zorunluluğa dönüştürülmüştür. O dönem öğretmenlerin önlük giymeyi “tercih etmelerinin teşvik edilmesi” istenirken bugün öğretmenlerin görevlerini yerine getirirken önlük “giyecekleri” belirtilmekte; uygulamanın millî eğitim müdürlüklerince takip edilmesi istenmektedir.
Şimdi de “Öğretmen Önlüğü Standartları Kılavuzu” yayımlanmış; öğretmenin giyeceği önlüğün renginden kumaşına, boyundan cep sayısına, yaka biçiminden nakış ölçüsüne kadar her ayrıntı Bakanlık tarafından belirlenmiştir. İlkokul, ortaokul ve liselerde görev yapan kadın ve erkek öğretmenler için beyaz, yüzde 75 polyester ve yüzde 25 viskondan oluşan önlükler tasarlanmış; beden ölçülerinden kol ve yırtmaç boylarına kadar ayrıntılı standartlar getirilmiştir.
Türkiye’de eğitimin ve eğitim emekçilerinin bunca yakıcı sorunu varken Bakanlığın önlüğün santimetresine kadar gösterdiği bu “özen” ibretliktir.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/0IKbilPw0M
Tren kazası olur;ölürüz.
Otel yanar;ölürüz.
Gemi batar;ölürüz.
Maden çöker;ölürüz.
Deprem olur;ölürüz.
Hep fazla fazla ölürüz.
Hep haksız haksız ölürüz.
Ne sorumlu vardır ne de üstlenen.
Olan olur ve acı yaşayanlara kalır.
Sonra dalga geçerler.
Nasılsa helva evlerinde pişmiyor.
💥657'ye tabi çalışıp 5434 ile emekli olup 4688 ile maaş zammı alan Memur ve Emeklisi aynı kanuna tabiidir
💥Çalışan Memura verilen seyyanen 375/40 ile #EmekliMemur a neden verilmiyor kanuna neden uyulmuyor adalet nerede ⁉️
@Akparti@MHP_Bilgi@herkesicinCHP@iyiparti@nowhaber
Okul müdürlüğü, üst makamlara itaat ederek koltuğu koruma makamına dönüşünce eğitim yöneticiliği ortadan kalkıyor. İlçe MEM karşısında öğretmeninin hakkını dile getiremeyen, yalnızca kendisine verilen talimatları uygulayan kişi okulu yönetmez; sadece idare eder.
Şengül Kara
@asilkafa
Eeyy eski adıyla Twitter, yeni adıyla X yetkilileri;
Takipçi sayısını silmek üzere geliştirdiğiniz program ya da algoritmanızı bir daha benim hesabıma uygulayıp takipçi sayımı silmeyin.
Sizi şikayet edince benim takipçilerim çok sert tepki veriyorlar, bunu defalarca yaşadınız ve de panik içerisinde sildiğiniz takipçi sayılarını hemen iade ettiniz.
Takipçilerime sonsuz teşekkürler. 🙏
Emekli'nin Yükü 200 Milyar Diyenlerin
Kur Korumalı Mevduatların 800 Milyar
ve Faiz Yükünün 1.2 Trilyon Dediklerini Duydunuz Mu Hiç..?
#EmekliyiDüşünenYok
Seyyanen zam ve başöğretmenlik tazminatı emekliler için geçerli olsun kadrolar anında boşalır. Hem norm kadro fazlası öğretmenler erir hem de yeni atama için kadro açılır. Çözüm basit.
♦️Kanunen Hakkı SEYYANEN #EmekliMemur a kanuna aykırı 375/40 KHK ile verilmiyor
♦️ @Akparti ve @MHP_Bilgi Emekliyi Enflasyona ezdirmedik deyip, #EmekliMemur a sürekli enflasyon altında zam veriyor
♦️Sonuc olarak Seyyanen Emekli Memura verilmeden #MemurEmeklisineAdalet gelmez
ÖĞRETMENLER NEDEN EMEKLİ OLAMIYOR?
2. BÖLÜM | Başöğretmen emekli olunca neden başöğretmen sayılmıyor?
30-35 yılını eğitime vermiş bir öğretmen düşünün.
Mesleğinde yıllarını doldurmuş, tecrübesi ve hizmet süresiyle başöğretmen unvanını kazanmış.
Devlet, görev yaptığı sürece bu kariyer basamağını tanıyor ve karşılığında ilave tazminat ödüyor.
Peki öğretmen emekli olduğunda ne oluyor?
Başöğretmenlik tazminatının sağladığı gelir avantajı emekli aylığına aynı şekilde taşınmıyor.
İşte öğretmenlerin emeklilik kararını zorlaştıran en önemli nedenlerden biri de bu.
Emeklilik yaşına yaklaşmış, 1/4 derecedeki bir başöğretmenin görevdeki geliri; başöğretmenlik tazminatı ve varsa ek dersleriyle birlikte yükselirken, emeklilikte bu gelir kalemlerinin önemli bölümü ortadan kalkıyor.
Yani sistem öğretmene adeta şunu söylüyor:
“30-35 yıl çalış.
Tecrübe kazan.
Başöğretmen ol.
Ama emekli olduğunda bu kariyerinin ekonomik karşılığının önemli bölümünden vazgeç.”
Burada sorulması gereken soru çok açık:
Başöğretmenlik bir kariyer basamağıysa, öğretmen emekli olduğunda bu kariyer neden ekonomik olarak yok sayılıyor?
Üstelik mesele yalnızca başöğretmenlik tazminatı değil.
Emeklilikle birlikte;
• başöğretmenlikten kaynaklanan ilave gelir azalıyor,
• ek ders geliri tamamen ortadan kalkıyor,
• görevde alınan bazı ödemeler emeklilik gelirine aynı ölçüde yansımıyor.
Sonuçta yıllarca çalışıp mesleğinin en kıdemli dönemine ulaşmış bir öğretmen, emekli olduğu anda gelirinde çok ciddi bir düşüşle karşı karşıya kalıyor.
Sonra da soruyoruz:
“Öğretmenler neden emekli olmuyor?”
Asıl sorulması gereken bu değil.
Asıl soru şu:
Bu şartlarda bir başöğretmen neden emekli olsun?
Çözümün ilk adımı bellidir:
Uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik nedeniyle yapılan ilave ödemelerin emeklilik aylığına ve emeklilik haklarına yansıtılmasını sağlayacak düzenleme yapılmalıdır.
30-35 yılını eğitime veren öğretmenin kariyeri, emeklilik kapısından çıktığı anda ekonomik değerini kaybetmemelidir.
Başöğretmen görevde başöğretmense, emeklilikte de bunun karşılığını görmelidir.
Bir sonraki bölüm:
EMEKLİ OLAMAYAN ÖĞRETMEN, ATANAMAYAN ÖĞRETMEN
Ali İhsan Hasanpaşaoğlu
YASAKLARA İHTİYACIMIZ VAR!
AMA O YASAKLAR ŞÖYLE OLMALI:
• Sabunu olmayan okullar yasak!
• Kütüphanesiz ve laboratuvarsız okullar yasak!
• Fotokopi imkânı olmayan okullar yasak!
• 40 kişilik sınıflar yasak!
• Sorunlu öğrenci ve velilerin öğretmene yönelik şiddeti ve hakareti yasak!
• Liyakatsiz yöneticiler yasak!
• Her isteyenin elini kolunu sallayarak okula girmesi yasak!
• Öğretmenin mesai saati dışında, 7/24 telefonla aranması ve mesajlarla rahatsız edilmesi yasak!
Madem eğitimde yasaklardan söz ediyoruz, önce eğitimin gerçek sorunlarını yasaklayalım!
Milli Eğitim Bakanlığının 81 ile gönderdiği 2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler Genelgesi, siyasi iktidarın eğitimi bilimsel ve pedagojik ilkelerden uzaklaştırarak ideolojik kalıba sokma çabasının yeni bir örneğidir.
Eğitim-İş olarak, eğitimin kronikleşmiş sorunlarına çözüm üretmek yerine öğretmeni daha fazla denetleyen, eğitim süreçlerini merkezî talimatlarla kuşatan ve yönetmeliklerle düzenlenmiş alanlarda dahi yeni yükümlülükler yaratmaya çalışan genelgeye karşı dava açtığımızı kamuoyuna duyururuz.
Kılık-kıyafet eylem kararımızın arkasındayız; bu dönemde alacağımız eylem kararını önlük dayatmasını da kapsayacak şekilde genişleteceğiz. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri ile okul idarelerinin olası baskı ve dayatmalarına karşı hiçbir üyemizi yalnız bırakmayacağız.
Genelgede yer alan kılık-kıyafet ve önlük dayatması, öğretmenlerin mesleki özerkliğine ve kişisel yaşam alanına açık bir müdahaledir. Hukuki veya pedagojik hiçbir karşılığı olmayan “toplumsal hassasiyet” gibi muğlak kavramların arkasına sığınılarak belirli bir yaşam tarzı hedef alınmaktadır.
Öğretmenler açlık ve yoksulluk sınırında yaşam mücadelesi verirken, okullarda temizlik ve güvenlik personeli yokken, çocuklarımız okula aç gelip giderken, öğretmenler ücretli-sözleşmeli gibi çalışma koşullarıyla sömürülürken Bakanlığın öncelikli meselesinin kılık-kıyafet olması kabul edilemez.
Açıklamanın tamamını okumak için tıklayınız:
https://t.co/seZpnkXF1L
Sayın Bakan, Millî Eğitim Bakanlığının yetkilileri; bir kez de öğretmenlerin sesini duyun, yıllardır ertelenen taleplerini dikkate alın!
Yıllardır iller arası yer değişikliği bekleyen öğretmenler için ikinci il dışı atama takvimi daha fazla gecikmeden ilan edilmelidir.
Ancak yalnızca yeni bir tercih ekranı açılması çözüm değildir. Öğretmenlerin karşısına birkaç il ve göstermelik kontenjan çıkarılmamalı; 81 ili kapsayan, yıllardır biriken taleplere karşılık verecek geniş ve gerçekçi bir atama imkânı sunulmalıdır.
MEB, norm kadro ve personel planlamasındaki sorunları öğretmenlerin yer değiştirme hakkını sınırlandırmanın gerekçesi hâline getirmemelidir. İsteğe ve mazerete bağlı yer değişikliği taleplerini birlikte gözeten, yeterli kontenjana dayalı, adil ve şeffaf bir süreç yürütülmelidir.
Yer değiştirme hakkı, kâğıt üzerinde tanınan değil, fiilen kullanılabilen bir hak olmalıdır. İkinci il dışı atama yapılmalı; öğretmenlerin yıllardır biriken haklı talebi artık karşılanmalıdır. @tcmeb
#2ildışınaMEBbolkontenjan
Seçimi Yeni Partiye kaybettirdiğini sanacak kadar kin ve öfke dolu. Oysa ki seçimi Menderes ve İzmir halkına kaybettirdi. Siyaset sahnesinde de uzun süre bu korkunç açıklamalarla hatırlanacak.