NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU
Türkiye’deki Doğu Türkistan mücadelesinin en önemli yayın organlarından “Doğu Türkistan’ın Sesi Dergisi”nin ilk sorumlu yazı işleri müdürü, Destan şairimiz, Kalemi Türkistan için, gönlü Türk milleti için atan Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nu vefatının 34. yılında rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.
Ruhu şad, mekânı cennet olsun.
Ben Ömer Hemdulla, Doğu Türkistanlıyım.
Anam, iki ağabeyim ve iki ablamla Doğu Türkistan’ın Korla şehrinde yaşıyorduk.
“Yaşıyorduk” diyorum, çünkü şu anda onlardan haber almam imkânsız.
Ağabeylerimden, annemden ve ablalarımdan hiçbir haber alamıyorum.
Şanlı Saidiye Hanedanlığı’nın kuruluşunun 512. yılını anıyoruz.
Yarkent Saidiye Hanlığı, 15. yüzyılda, yani 1514 yılında Sultan Said Han tarafından kurulmuş olup, altı nesil boyunca 11 hükümdarın dönemini yaşamıştır.
Hanlık, Doğu ve Güney Türkistan’ın birçok bölgesini hâkimiyeti altına almış; kendi döneminde yalnızca İpek Yolu’nun önemli bir ticaret merkezi olmakla kalmamış, aynı zamanda ilim ve irfanın beşiği hâline gelmiştir. Kültür ve sanatın yüksek düzeyde geliştiği bu dönemde, Uygur kültürünü temsil eden önemli eserlerden biri olan “Tarih-i Reşidî” kaleme alınmıştır.
Bu görkemli hanedanlık, 1678 yılına kadar yaklaşık 170 yıl hüküm sürmüştür.
Doğu Türkistan Maarif Hareketi
1980’lerde Doğu Türkistan…
Çin-Sovyet ilişkileri giderek gerilirken, Çin’in askerî ve ekonomik kapasitesi zorlanıyor; Doğu Türkistan’da ise yıllarca süren ağır baskıların ardından toplumsal huzursuzluklar yeniden görünür hâle geliyordu.
Mao döneminin ağır dinî ve kültürel baskılarının ardından, Deng Xiaoping ve özellikle Hu Yaobang döneminde Pekin, Doğu Türkistan’daki kontrol politikalarında geçici ve sınırlı bir esnemeye gitti.
Fotoğraftaki çocuk da işte bu dönemin sessiz bir tanığı… Yıkılmış bir duvarın dibinde, doppa’sıyla Kur’an_ı Kerim okuyor.
Ancak bu dönem, kalıcı bir özgürlük dönemi değildi.
Pekin’in amacı, bölgedeki huzursuzluğu yatıştırmak, toplumsal kontrolü yeniden tesis etmek ve Doğu Türkistan üzerindeki hakimiyetini korumaktı. Açılan alanlar da bu nedenle sınırlı ve kırılgandı.
Nitekim 1980’lerin sonlarına doğru protestolar yeniden arttı. 1990’da Barın Ayaklanması yaşandı ve tarihe kanlı bir BARIN KATLİAMI yazıldı. Aynı dönemde Çin, dini faaliyetler üzerindeki denetimini yeniden sıkılaştırmaya başladı.
Ardından Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Türkistan’da bağımsız Türk devletlerinin hürriyet ilan etmesi, Pekin’in Doğu Türkistan’a yönelik güvenlik kaygılarını daha da artırdı.
1980’lerde açılan dar alan, giderek yeniden kapandı. Bugün bu fotoğrafa baktığımızda yalnızca Kur’an okuyan bir çocuğu görmüyoruz.
Bir toplumun yıllarca süren baskının ardından bulduğu kısa süreli nefes alma alanını ve ardından yeniden sıkılaşan kontrol politikalarının yarattığı tarihsel kırılmayı görüyoruz.
Çin’in yöntemleri değişmişti. Fakat Doğu Türkistan üzerindeki kontrol anlayışı hiçbir zaman ortadan kalkmamıştı!