Hilal Köylü: Zeydan Karalar diyor ki, "Bu partinin bölünmesi, yeni bir partinin çıkması... Kim bölüyor, kim bölmüyor ben o isimlere bakmıyorum. Buradan bir parti çıkması hepimizi, CHP'yi yaralar." Mesajı bu: Yaralar.
"Bu kimsenin işine gelmez." mesajını açıkça veriyor. Ve "Bizim için önemli olan, Atatürk'ün en büyük iki mirasından biri olan Cumhuriyet Halk Partisi'ni korumak, ayakta tutmaktır." diyor.
O yüzden, "Genel başkanlar gelir geçer; bizim için kalıcı olan kaledir. Kalemiz Cumhuriyet Halk Partisi'dir." diyor. Zeydan Karalar'ın siyaset okuması böyle.
Bunlar yüzlerce yıllık ancak git gide bozulan devlet geleneğinde yetişen asalaklar.Siyasal Bilimler’de bunlar öğretilmiyor elbette.TS ne ilk ne de böyle giderse sonuncu olacak.Bunun gibiler fırsatını buldular mı en küçük menfaat için katliam dahi yapar.Aileleri de kendileri gibi.
Kendisini ele��tiren halkı polise 20 bin tl karşılığında evini bastırıp dövdüren, bir genç kızı bile bile ölüme terk eden, katilleri koruyan, saklayan, devlet dairelerindeki delilleri yok eden bir vali !!! Devletin gücünü sınırsızca kullanan mafyadan daha mafya bir vali Tuncay Sonel!
Yeni kitabım The Economics of Artificial Intelligence: Productivity, Labor, and Policy, Kasım ayında Routledge tarafından yayımlanıyor.
Yapay zekânın büyüme, çalışma hayatı, eşitsizlik ve ekonomik politika üzerindeki etkilerini ele alıyor.
https://t.co/wosDIwEHGf
Bu aynı zamanda bir fırsat da olabilir,yeter ki doğru şekilde değerlendirilsin. Geçmişin eksik ve yanlışlarında ısrar etmeden,her şeyden önce rasyonel ve bilimsel davranarak ayrılıkları giderip,birliği güçlendirmek şartı ile elbette.100 yılda her şeyi doğru yaptık derseniz olmaz!
"Edilgen" politikaların temsilcisi olarak 13 yıl boyunca CHP Genel Başkanı olarak görev yapan Sn. Kemal KILIÇDAROĞLU'nun, artık, CHP'yi, fiilen "feshetme ve lağvetme" görevini yerine getirdiği/getireceği son 2 yıldaki gelişmelerle doğrulanmıştır.
Kemal Bey'in "Kendisinden sadır olan" bir iradesinin olmadığı, Kendisine çizilen takvim ve çerçeveye göre "görevini yaptığı/yapacağı" anlaşılmıştır.
Gerek açıkladığım ve ayrıca bu kararımı doğrulayan ve bir bölümünü kamuoyuyla daha önceden paylaştığım nedenlerle; içim acıyarak ve ızdırap duyarak "görünen ve şekli hale gelen CHP'den" İSTİFA EDİYORUM.
Ancak, unutulmamalıdır; CHP, Cumhuriyet'in kazanımları ve demokrasiye sahip çıkma misyonunu, bir şekilde bundan böyle de sürdürecektir. Sorun şudur; bu yolculukta, kendi bünyesine sızmış olan "Biri'lerinin", bu yolculuğu zaafa uğratmasına fırsat verilmemelidir.
Sayın Özgür ÖZEL; Genel Başkan olmanın ötesinde, artık "lider olma" misyonunu üstlenmiştir. Sayın ÖZEL'in, bu misyonunun tarihi ve sosyal gereklerini "kararlılıkla ve ödün vermeden" yerine getireceğine inanıyorum.
Bu konudaki "ihtirazi kaydımı" vurgulamak gereğini duyuyorum.
Yolu/yolumuz açık olsun...
@eczozgurozel@kilicdarogluk
@bilgingokberk Bilgin abi seni süreklitakip ederim ve çok severim. Dediklerini çoğunuda senden başka cesur söylecek sözde “muhalif” görünümlü hiç kimse söylemez.
Ama bence Özel’de Truva atı olabilir!!?? Çünkü hiç yol kat etmiyor. Malum şahsın dediklerini yapıyor gibi..
Yöneticilerin hesap vermemeye başladığı,önemli kararları tek başlarına verdikleri, siyasal işleri duygusal/cinsel arzularına göre düzenledikleri ve bunların hiç eleştirilmediği an işte milat esas burada. Bunların hepsine örneği olan birçok başkanlar oldu.
Bunlardan 5 kişi kritik oylamada ihanet etmişler ve sonunda Hüseyin Balan, Hüseyin Çınar, Yusuf Ulusoy AP’ye, Ali Naki Ulusoy ve Kazım Ulusoy Güven Partisi’ne geçerek partilerinin sönmesini başlatanlar olmuş.
Geride kalan CHP, Saray ve Yargı kolları ile gizli değil açık işbirliği içerisinde olan, Erdoğan'ın 'yerli ve milli' çizgisine gönüllü dönüştürülmüş, İŞBİRLİKÇİ SÖZDE MUHALEFET'tir...
Not: Asıl kavgayı kongre sürecinde yaşayacaklar, botokslular ve G.T'ler, merkezde atanmış kayyumlar tasfiye edilecek, başkayyumun müritlerinden oluşmuş bir parti yapısı ortaya çıkacaktır. O CHP, 70'li yıllardaki Mustafa Timisi'nin partisinin benzeri olacaktır.
O değnekçi dediklerinizi onyıllarca oluşturup semirten ortam o partinin en önemli ilçelerinde hüküm sürdü,halen de yer yer vardır.O şebekeleri yönetenlerin, bu sayede sınıf atlayanların da hiç sesleri çıkmıyor. Onları teşhir etmek de çok önemli ki bir daha benzerleri türemesin.
Bir bardak çeşme suyu yaklaşık 2,75 kuruş.
Depozito sistemiyle yarım litre ambalajlı su fiyatı bunun yaklaşık 440 katı.
Bu geri dönüşüm mü, yoksa yeni bir gelir modeli mi?
#BoykotDepozito#ÇeşmeleriAç@Yusra_Batihan
analizi; https://t.co/YW7J0gBuG8
O “sağcı” adam tüm varlığını riske attı bedelini ödüyor. Pislikler ise onu gömmeye çalışıyor şimdi.
Bunlar geçecek ve elbette Eİ da siyasette yerini alacak bir gün. O gün gelince onu da göreceğiz, çapkın mı, içten pazarlıklı,sinsi mi, kendini tanrısal namus abidesi mi ilan edecek
Bir taraftan da kafasına göre ihalelerle partinin parasını dağıtıp, kendine güç mü kazandıracak. O gün gelene dek sabretmemiz gerekiyor. O gün gelene dek başını mücadelesine koymuş birine saygı gerek sadece. Siyasete bambaşka bir renk getirmiş müstesna biri olduğu ortada.
Anlaşılıyor ki Eİ ile ilgili o dedikoduları da bu ekipler yapıyordu. Adamı “sağcı” olarak damgalamışlardı, sanki kendileri solun süzülmüşü. Öyle uyuz yeteneksiz menfaatçiler ki düzenleri sürsün de iktidar olmak hiç umurları değil.
Hem onun hem de DB’ın ne işler çevirdiklerini bilip de deşifre etmeyen ahlaksız partililer olduğu da ortada. Bu liderlere keyfi hareket imkanı bırakmayan sağlam bir sistem gerekiyor.
Bu parti DB’ın megolomanyası ve çapkınlık düşkünlüğü nedeniyle zaten bir şey olamıyordu, üstüne de bu kompleksli en kötü özellikleriyle memur, kifayetsiz, tüm eksikliklerini de bir nimetmiş gibi yutturdu.
Eİ ilk adı duyulduğunda ordan burdan bize de “bunun bir takım sakatlıkları varmış” gibisinden bir şeyler iletmişlerdi ama bu iddiaları açıklayan da yoktu. Anladım ki, müteahhid olarak yaptığı olağan faaliyetler bile ileri sürülüp adının parlamasını önlemek istiyorlardı.
KK ise namus abidesi idi; oysa ne saf-salak görüntülü çakalmış, görüyor musunuz; hepimizi pek de güzel kandırdı. Hep bir bahanesi vardı ama hiç bir zaman ben yapamadım, başkası gelsin yapsın demedi.