Değerli meslektaşımız Av. Gökhan Pirinççi’nin vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız.
Öğrencilik yıllarından itibaren Türk Milliyetçiliği çizgisinden sapmadan yaşamını sürdüren meslektaşımızın cenazesi, bugün ikindi namazına müteakip Sincan Cimşit Mezarlığı’nda defnedilecektir.
Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı dileriz.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Ekrem İMAMOĞLU ve birçok belediye yöneticisi/personeli hakkında ‘suç örgütü yöneticisi olmak', 'suç örgütüne üye olmak', 'irtikap', 'rüşvet', 'nitelikli dolandırıcılık', 'kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek' ve ‘ihaleye fesat karıştırmak’ suçlamasıyla gözaltı kararı verdi.
Her şeyden önce ifade etmek gerekir ki; siyasi iktidar, siyaseti dizayn edebilmek ve muhalefeti baskı altında tutabilmek için her zamanki gibi yargıyı bir sopa olarak kullanmaktadır. Başta Ümit ÖZDAĞ olmak üzere birçok muhalif isim, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda özel olarak uygulanan ceza hukuku doğrultusunda gözaltına alınmakta ve hatta tutuklanmaktadır.
Yine şüpheli şahıslara yöneltilen en önemli suçlama ‘Kent Uzlaşısı’ adı altında PKK/KCK yapılanmalarına maddi destek sağlandığı ve bu örgüt üyelerinin belediye yönetiminde ve kadrolarında istihdam edildiği iddiasıdır. Kent uzlaşısı 2023 yılının sonlarında, yerel seçimler için ortaya konulan CHP/DEM gizli ortaklığıdır. Bu strateji ile birçok DEM’li, belediye kadrolarında istihdam edilmiş ve halen daha edilmeye de devam etmektedir. Yargının, aradan geçen 1 yıldan fazla bir süreden sonra bahse konu suçlamayı yapması, bu dosyanın siyasi bir dosya olduğunun da en büyük göstergesidir.
Kaldı ki siyasi iktidar, DEM Parti yöneticileri ve terör örgütü lideri ile ülkenin geleceğine dair pazarlıklar yapmakta, onları barış elçisi gibi lanse etmeye çalışmakta ve bunlarla birlikte Türk egemenliğine kastedecek gizli bir Anayasa çalışması yürütmektedir. Bu nedenle; siyasi iktidar tarafından, örgüt mensuplarının İBB ve diğer CHP’li belediyelerde istihdam edildiği gerekçesiyle suçlamada bulunulması da ikiyüzlü bir tavırdır.
Ülkenin iktidarı da, muhalefeti de cumhuriyetin kuruluş felsefesinden uzaklaşarak farklı yönlere doğru hareket etmektedir.
Yine İstanbul Valiliği tarafından dört gün süreyle her türlü toplantı, gösteri ve basın açıklamasının yasaklanması da Anayasa’nın 34. maddesine açıkça aykırı olup yok hükmündedir. Zira Anayasa’ya göre herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Bütün bunlara ek olarak; her ne kadar bahse konu soruşturma siyasi saiklerle hareket edilerek ve siyaseti dizayn etme amacı ile açılmış olsa da Ekrem İMAMOĞLU ve diğer şüphelilere yöneltilen suçlamalar oldukça ciddidir. Özellikle kent uzlaşısı kapsamında Dem Partili ve terör örgütü sempatizanı kişilerin belediye yönetiminde/kadrolarında istihdam edildiği kamuoyu tarafından bilinen ve sıkça dile getirilen bir konudur.
Özetle; söz konusu suçlamalar hakkında soruşturma yapılmasına değil, bu soruşturmanın tamamen siyasi saiklerle yapılmasına karşıyım. Bu sebeple; söz konusu soruşturmanın, olması gerektiği gibi, bir an önce hukuki bir zeminde yürütülmesi, iddiaların araştırılması ve varılacak sonuca göre hukuki değerlendirmenin yapılması da hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.