Bu ara alevlenen köpek nefretinin derinine inince şunu görüyorsunuz:
Mesele aslında köpek değil.
Köpek, sadece hedef tahtasına konmuş en savunmasız canlı.
Asıl mesele, bir yaşam biçimine duyulan öfke.
Hayvanı sevene, ağacı koruyana, sokaktaki canın yaşam hakkını savunana, “önce yok etmeyelim” diyene karşı birikmiş bir hınç var.
Çünkü bazıları için dünya, insanın emrine verilmiş sınırsız bir mülk. Her şey istismarlarına açık bir köle
Ağaç kesilir.
Hayvan kovulur.
Dere kurutulur.
Kuş susturulur.
Sokak sterilize edilir.
İtiraz eden de “duyar kasan elit” ilan edilir.
Köpekler üzerinden aslında bize saldırıyorlar. Öç almaya çalışıyorlar.
Bizim yaşam hakkı hassasiyetimizi zayıflık, doğayla birlikte yaşama fikrimizi şımarıklık, hayvan hakkı dediğimiz şeyi de “beyaz Türk takıntısı” sanıyorlar.
Oysa mesele sınıf değil, uygarlık meselesi.
Bir toplumun kalitesi, en güçlüye nasıl davrandığıyla değil; en savunmasıza nasıl davrandığıyla ölçülür.
Köpeğe duydukları öfke, sadece köpeğe değil; birlikte yaşama ahlakının kendisine yönelmiş bir öfke.
Akıllarınca bizden öç alıyorlar.
Ama farkında değiller:
Bir ülke, köpeklerden kurtularak değil; yaşam hakkını savunarak medeni olur.
@Armagan_caglaya Armağan bey,sizin das das Ataşehir'de ki Seyfi bey oyununuzu bu akşam izledim.O kadar güzel ve o kadar muhteşem bir oyun sergilediniz ki... alkışlamaktan ellerimi hissetmedim.Sizi tebrik etmek istiyorum İyi ki varsınız❤️
Zülfü Livaneli diyor ki; "..Sorun, onun gitmesiyle bitmeyecektir. Sorun onu iktidara getiren, üst üste dokuz seçim kazandıran, bir sürü yolsuzluk ve yönetim skandallarına rağmen körü körüne peşinden giden halktır. Daha doğrusu halkın bir bölümüdür. Bu halk yığının Anadolu müslümanlığıyla, gelenekle, ahlakla, haram helal kavramıyla, merhametle, şefkatle hiçbir ilgisi yoktur. Köyden kente göçle başlayan, ne köylü ne kentli olabilen, bütün değer ölçülerinden kopmuş, vahşi birer yaratık haline gelmiş, talandan yalandan pay kapmaya çalışan ve literatürde lumpen proletarya olarak tanımlanmış olan kitledir bu. AKP’ye oy vermiş olanların tümünü böyle yaftalamak doğru değil elbette. İçlerinde düzgün ve samimiyetle oy veren seçmenler de olabilir. Ama o kitlenin genel karakteristiği budur. Bu kesim kendini önce arabesk müzikle gösterdi. Güzelim türküleri, geleneksel şarkıları, Anadolu’nun büyük şiir geleneğini terk eden insanlar, bir anda mide bulandırıcı seslere, insanın kulağını tornavida gibi delen elektro bağlamalara, içinde hiçbir hakiki lirizm ve hüzün barındırmayan ‘’Ben de isterem!’’ saldırganlığına kaptırdı kendini. Şehirler kaçak mahallelerle, üzerinde demir filizleri bırakılmış sıvasız çirkin yapılarla, lağım kokan mahallelerle doldu. Suç oranı ve özellikle kadına karşı şiddet akıl almayacak ölçülerde arttı. Bunun adına ‘’muhafazakarlık’’ denilebilir mi? Elbette denilemez. Aşağı yukarı sayıları kırk milyon dolayında tahmin edilen bu kitle Itri, Mimar Sinan estetiğine de sahip değildir; Anadolu’da yüzyıllarca aydınlık bir nehir gibi akmış olan Karacaoğlan, Pir Sultan, Dadaloğlu temizliğine de. Dolayısıyla bu kesim muhafazakar değil, Türkiye’ye çarpık ve ahlak ölçülerinden yoksun bir ‘’modernleşme’’ sunan yeni bir oluşumdur. Lafı uzatmadan söyleyeyim. Bu kesimin hayatta en çok nefret ettiği model uygarlaşma, kültür, temizlik ve zarafet simgesi Mustafa Kemal Atatürk, kanıyla canıyla savunduğu lideri ise şimdiki cumhurbaşkanıdır. Kimse kendini aldatmasın. Sayıları çok kalabalık olan bu kesim, ne olursa olsun, hangi skandal patlarsa patlasın sonuna kadar liderini destekleyecek ve Cumhuriyet’e karşı çıkacaktır. Erdoğan siyasi ömrünü tamamlasa da ona benzeyen başka bir lider bulmakta gecikmeyecektir. Çünkü Türkiye’nin çürüyen kesimi , bu bozulmayı önce müzikle, sonra hayatımızın her alanına egemen olan lumpenleşme ve arabeskleşmeyle ifade etmeye devam ediyor. Gafil aydınlardan (!) destek alan lümpen kültür, örgütlü cehaletle beslenerek kılcal damarlarımıza kadar yayılıyor. Bu manzaraya, lumpenlerin ele geçirdiği muazzam para ve iktidar gücünü de eklerseniz geleceğin hiçbirimiz için kolay olmadığı çok açık. Erdoğan bu kitlenin lideridir ve onun yokluğunda yeni bir lider bulacaklarına hiçbir kuşku yok. Mustafa Kemal aydınlığını savunan kitleler birleşene ve kendi aralarındaki çelişkileri gidererek, evrensel değerleri savunan bir Türkiye kültürü yaratana kadar acılar devam edecek.
ZÜLFÜ LİVANELİ❤️
Muazzez İlmiye Çığ: İNSANLIĞIN İLK DİLİ TÜRKÇEDİR
Türkçe insanlığın dilidir.
Diyelim ki hiç konuşma bilmeyen insansınız.
Ağzınızı açın ve ses çıkarmayı deneyin;
Doğaçlama ilk ses olarak
Aaaa… dersiniz!.
A harfinin önüne abc.deki tüm sessiz harfleri koyup okuyun:
Ab,
Aç,
Ad,
Af,
Ağ,ag,
Ah,
Ak,
Al,
Am,
An,
Ap,
Ar,
As,
Aş,
At,
Av,
Ay,
Az…
Diğer sesli harflerin önüne de sessiz harfleri koyup aynı yöntemi uygulayın.
Sonra dünya dillerinde bu kök sözcükleri araştırın.
Büyük çoğunluğu Türkçe kök sözcüklerden türemiştir.
Arapça diye bildiğiniz bir çok sözcük kök olarak Türkçe’dir!.
KUR-an
TEK-bir
AY-et (ay gibi açık edilmiş bilgi.)
KAL-em (kalıcı olarak emilmiş olan, alet)
AR-AF-AT
(Arınma, af edilme, Taş ATma… )
Farsça: OR-UÇ
OR: orta, ordu, güçlü nokta…
UÇ: Yükselmek, uçmak…
OR-UÇ
Güçlü ruhsal yükseliş.
NAM: ün…
AZ: azalma…
Nam-az: Benlik duygusunun azalması durumu (Ben yokum TEK olan var bilincine ulaşmak)
En az 2.500 yıldır kullanılan GÖKTÜRK yazıtlarındaki dil varken arapça yazılı dil bile değildi!
İngilizce dil yapısının ana çatısı da Türkçedir:
ON: on the table..
üstünde;
Onunca, konunca, üstünde…
İN: içinde; in the box.
Yapınca, edince…
AT: at the… havada
AT’layarak…
OK: okey, Ok atınca dönüşü olmayan ONaylama anlamında.
SİN: Günah, saklanan…
Sinmek, örtülen…
Brother: erkek Kardeş
BİR AD ER…
Bir ad almış er(erkek kardeş)
Rusça’nın yüzde 70’i Türkçe kök sözcüklerden oluşmuştur.
Yazı dili yokken Taşlara kazılmış, insanların duygu ve düşüncelerini TAMGA’larla anlattığı simgelere bakın:
Hepsi TÜRK ESERİDİR!
10 binlerce yıl öncesine gidin Türkleri ve Türkçeyi görürsünüz!
700 yıl önce Rus ve Rusça yoktu.
1.500 yıl öncesinde ingiliz ve İngilizce,
1.800 yıl önce Fransız ve Fransızca,
2.000 yıl önce de Alman ve Almanca yoktu!
Almanların, isveçlilerin, Slavların eski Runik GÖKTÜRK alfabesini
Kullandıklarını da biliyor muydunuz.
Bir ara nasıl korktum, nasıl endişe ettim anlatamam...
Pırlanta, elmas ve inci gibi kıymetli taşlara da ÖTV getirilmesi öngörülmüştü ama neyse ki bundan son anda vazgeçildi.
Bunlar "özel tüketim" sayılır mıydı ki ÖTV alınsın!
Maliye gitsin ÖTV'yi sevgili @ozanbingoll'ün dediği gibi mutfak tüpünden alsın.
Yazık değil mi zenginlerimize!
Kademeli emeklilik bekleyenler açıkça zamanla yarışıyor…..
Aylık bağlama oranları düşüyor, her geçen gün emekli maaşları eriyor. Bu tablo ortadayken hâlâ oyalama değil, net çözüm gerekir…..
Tek gerçek çözüm: Prime dayalı kademeli emeklilik……
Bugün bu netlikte durmazsak, yarın daha düşük maaşlarla aynı hakkı tekrar tekrar aramak zorunda kalırız…….
Bu bir tercih değil, zorunluluktur.
👆👆👆👆👆👆👆👆👆👆👆👆👆
@ozngndgdu@ozgurerdursun@nowtvturkiye@nowhaber@KademeFed@EmekDerResmi@ETTDER1999
#KademeliEmeklilikKabinede
@WhileTravelling Yorumlar şaka https://t.co/l1K332UELl olduğu belli olmayan 20/40 kişilik erkek grubu istedigi gibi rahatsızlık versin ama sen bunu dile getirdigin için suçlu ol.Kendileri de aynıdir bunların.