Değerli Dostlar,
Canım Nasuh’un yaşadığı bu ikinci hukuki süreç nedeniyle bizleri merak eden, halimizi hatırımızı soran, iyi dileklerini ve desteğini esirgemeyen tüm dostlarımıza bu mesajla seslenmek istedim.
Bu süreçte gösterdiğiniz ilgi, nezaket ve dayanışmanın bizler için ne kadar kıymetli olduğunu kelimelerle ifade etmek gerçekten zor. Nasuh, çocuklar ve ben; her birinize içtenlikle teşekkür ediyoruz.
Nasuh yaklaşık 10 gündür Silivri Cezaevi’nde bulunuyor. Öncelikle bilmenizi isterim ki cezaevi koşullarına uyum sağlamaya çalışıyor. Sağlığı, morali ve motivasyonu yerinde. Bu süreçte ben kapalı görüşte kendisiyle bir araya gelebildim. Çocuklarımız da babalarıyla telefonla görüştüler. Nasuh, farklı sosyo-ekonomik çevrelerden ve farklı düşüncelerden insanların aynı ortamda kurallar ve karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada yaşayabilmelerinden takdirle söz etti.
Şu anda 48 kişilik bir koğuşta 54 kişiyle birlikte kalıyor. Sigara içilmeyen bir koğuşta olması ise bizim için küçük de olsa bir teselli.
Her zamanki metaneti, sükûneti ve sağduyusunu koruyor. Biz de aile olarak hukuki sürecin en kısa sürede adil bir şekilde sonuçlanmasını bekliyor, adaletin tecelli edeceğine yürekten inanıyoruz.
Bir eş, bir anne ve bir aile olarak en büyük dileğimiz ise hiçbir ailenin, hiçbir çocuğun ve hiçbir yakının böylesine yıpratıcı belirsizlikler yaşamak zorunda kalmamasıdır. Hayatın en kıymetli zamanlarının endişe ve bekleyiş içinde geçmesini kimse hak etmez.
Biz, sabırla, sükûnetle ve umutla beklemeye devam ediyoruz. Siz kıymetli dostlarımızın desteği ve duaları bize güç veriyor. En kısa zamanda adaletin yerini bulacağına olan inancımızı koruyoruz.
Sevgi ve teşekkürlerimizle,
Mine Mahruki
#nasuhmahruki
Holding çıkarlarının barikatı olmuş durumda devlet kurumları.
Acele Kamulaştırma kararlarıyla insanları 300 yıldır sahip oldukları evlerden, tarlalardan sökülüp atılıyorlar eskimiş eşyalar gibi..
Olay yeri Kütahya ama yurdun dört bir yanı böyle.
Zalimlik..
Sıkıldım “fakir” edebiyatınızdan. Ahmet’in katillerinden biri paralı okula gidiyor. Hepsinin telefon incelemelerinde son model telefonlar vardı. Evlerinde para verip alamayacağınız silahlar var. 1 kişi sordu mu “O silahlar nerede” diye…
Canım kardeşim canım Yaseminim çiçeğim. Unutmak mı asla! Bak bu Serpil öğretmen cinayeti benim asla unutamadığım bir acı mesela.
Neden bilir misin?
Failleri 15 17 yaş arasındaki sözde çocuktu. Hele biri cezaevinden olay günü çıktı denmişti. Ve asla ıslah olmayacak o tipleri aldıkları yüksek cezalara rağmen 2005te çıkan SSÇ yasası ile erken tahliye ettiler. 7 yılda dışarı çıktı o iblisler.
Tekrar suç işleyip tekrar içeri girdiler ama o garabet yasa yerli yerinde kaldığı ve 2012 sonrası ıslahevleri eğitim evlerine döndürüldüğü için bir çok ssç denen küçük şeytanlar bu durumu suistimal etti. En sonunda nasılsa cezası az diyerek ortada hava basan o iblislerle baş başa kaldık.
Tüm taşların yerine oturması,adaletten bahsetmemiz için yasa değişikliği şart. Ve bu mücadele Ahmetle başladı.
Ahmet'in adaleti demek,SSÇ denen o küçük canilere adaletin keskin kılıcının inmesi demek.
O yasa değişikliği olacak @YMinguzzi78568
Ve senin, Ahmetin sayesinde olacak.
Unutmayacağım,
Unutturmayacağım kardeşim.
Yusuf yüzlü meleğim huzurla uyuyacak.
Bizler buradayız.
https://t.co/O6f94wfB53
Bakın, bu videoda gördüğünüz cennet yer, "Milli Takım oyuncularına villa hediye ediyoruz" bahanesiyle katledilmek istenen bölgedir. Burası, yıllardır birinci derece sit alanı olarak korunan, nesli tükenmekte olan binlerce canlıya ev sahipliği yapan ve antik kent dokusuna sahip muhteşem bir doğa harikasıdır. Bizim uyanık Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, futbolcular üzerinden bu cennet yerin reklamını yaptırarak, bugüne kadar korunması için alınmış tüm mahkeme kararlarını hiçe sayıyor. Sit alanı olan bu bölge için yeniden mahkemeye başvurup onay çıkartarak, imara açılan bu yere tam 4 bin adet villa inşa edecek…Hiçbir futbolcumuz bu evleri istemezken "Zorla bu çocuklara evlerini vereceğim" diyerek haber ve basında algı oluşturup, arka tarafında 9.7 milyon metrekarelik devasa doğayı katledecekler.
Atatürk 'e hakaret eden Rümeysa hâlâ ceza almadı
Mobing uygalayan diplomasız kadın hâlâ gözaltına alınmadı
Bu Ülke'de ADALET kime göre neye göre uygulanıyor...!?
#RümeysaEkerTutuklansın#irmaköğretmeniçinadalet
Bunları gündeme dalıp gidip lütfen unutmayalım.
Timur Soykan, komedyen Deniz Göktaş’ın son gösterisini yorumladı, 20 yıl önceyle kıyasladı:
• Deniz Göktaş genç bir komedyen ve Ölü Deniz isimli bir gösterisi var.
• Ve sahnede de gördüğünüz gibi kelle koltukta bir gösteri sergiliyor.
• Böyle onun maketi şeklinde kellesi koltuğa konulmuş.
• Ve gerçekten de kelle koltuk.
• Şimdi aslında gösteriyi izleyenlerin hepsinin ortak yorumu şu;
• Deniz için endişelenmek.
• “Aman Deniz’in başına bir şey gelmesin.”
• Deniz çünkü siyasi mizah yapıyor.
• Ve bununla ilgili sosyal medyada sürekli paylaşımlar yapılıyor.
Gösteriyi izlediğinizde Tayyip Erdoğan’la ilgili espriler var. Akın Gürlek’le ilgili espriler var.
İnce, çok ince dokundurmalar ve mizahi… Yani siyasi mizah, tam olması gerektiği gibi.
• İmamoğlu da var.
• Aklınıza gelecek bütün siyasi iklimi cesur esprilerle sahneliyor Deniz Göktaş.
• Ben de endişelendim Deniz için.
• Dedim ki biz ne olduk böyle?
• Yani niye bu kadar kelle koltuktayız?
• Bir insan bir siyasetçi hakkında espri yapamayacaksa orada demokrasinin D’sinden bahsedilebilir mi?
• 20 yıl öncesinde bunlar çok çok normal şeylerdi. Olacak O Kadar vardı.
• Siyasetçilerle ilgili çizilen karikatürleri hatırlıyorum.
• Şimdi o karikatürleri Tayyip Erdoğan için çizdiğinizi düşünseniz, gözünüzü anında Silivri’de açarsınız.
• Özgür fikirlerimizden bir anlamıyla yarattıkları korku iklimiyle, baskıyla nasıl beynimizin içinde kafesler yarattıklarını görüyoruz.
• Şimdi aslında Deniz de bununla eğleniyor.
• Bununla alay ediyor bir anlamıyla.
• Ve bunu göze alıyor.
• Biz onun için endişeleniyoruz ama o kelleyi koltuğa almış, öyle onu sergiliyor.
• Ve aslında bunun bir suç olmadığını, bunun çok da normal olduğunu çok mütevazı bir şekilde, hassas ve ince bir şekilde anlatıyor.
• Ama dediğim gibi toplumda bir kaygı var.
• Eskiden çok normal olabilecek ama günümüz Türkiye’sinde, Deniz için de endişelenmemize neden olabilecek espriler.
• Şimdi merakla bekliyoruz değil mi?
• Yani Deniz’e bir şey olacak mı, olmayacak mı?
• Siyaset kurumu bunu nasıl karşılayacak?
• Bu konuda harekete geçecekler mi? Bunu bekliyor ülke.
• Maalesef ülke bu halde.
• Kafamızın içindeki kafesler çok dar maalesef.
• Oysa dediğim gibi bunlar çok normal.
• Hiçbir suç işlemeyen bir komedyen için, hele böyle bir dönemde bir komedyen için inanılmaz malzeme bulunan bir yer siyaset.
• Ve siyasi mizah her zaman çok etkilidir ve çok güzeldir.
• Bunu da söylemek lazım.
• Ama şimdi düşünün yaşadıklarımıza bakıyoruz ve Deniz için de biraz ondan endişeleniyoruz değil mi?
• Fikrini söyleyen, düşüncesini söyleyen gözünü hapiste açıyor.
Müdürenin hangi üniversite mezunu olduğunu, ataması ne zaman yapıldı, formasyon aldı mı? Öğrenemedik. Bir şekilde konu hızla gündemden düştü.
Paylaşın dostlar lütfen
Bende sevmem Ertuğrul Özkök'ü ama çok güzel analiz yapmış..
alıntı..
KENDİSİNDEN ZERRE KADAR HAZ ETMESEM DE;
Ertuğrul Özkök’ün Kemal Kılıçdaroğlu analizine hayran kaldım....
***
1986 yılından bu yana profesyonel gazeteci olarak siyaseti izliyorum.
Hayatım boyunca bu kadar sinsi bir siyasi konuşma görmedim.
***
Bir yıldan fazladır, tartışmalı iddianamelerle içerde yatan yüzlerce partili arkadaşını böyle üç cümlede müebbete mahkûm eden bir egoizme tanık olmadım.
Milyonlarca vatandaşa böyle geri zekâlı muamelesi yapan bir siyasetçi de görmedim.
***
Ona 13 seçimde oy veren vatandaşlarına, onu genel başkanlıkta bu kadar uzun süre tutan partili arkadaşlarına bu kadar geri zekâlı muamelesi yapmış bir genel başkan çıkmadı.
***
Ne CHP’de ne de başka bir partide, ihtirası yüzünden kendini, kendi iradesi ile bu kadar aşağılara indiren bir siyasi figüre rastladım.
***
İnsanlar iki türlü yaşlanırlarmış. Ya bilgeleşerek ya da habisleşerek...
***
Hayatım boyunca ikisini de gördüm de; bu kadar hezimetten sonra, hâlâ, bu kadar habisleşen bir siyaset emeklisini hiç görmedim...
***
Sinsi; ama, niyetini saklayamayan bir konuşma...
***
Konuşmayı kim hazırladıysa, dünya sinsilik ve habislik tarihine bir baş eser kazandırdığından emin olmalı.
***
•Sinsi!
diyorum ama; zannetmeyin ki, zeki bir belâgat…
Kötü niyetini saklayamayacak kadar da beceriksiz…
***
Arkadaki niyet ve ihtiras her tarafından sarkıyor, sırıtıyor, akıyor…
***
Güya; CHP’li seçmene sesleniyor.
Yuttuk mu o bakışları ve belâgati?
***
Taammüden hazırlanmış bir tuzak ve onun üzerinde sarkan elbise gibi duran demode bir belâgat…
***
Nasıl da kendinden emin!…Nasıl da dürüstmüş gibi bir eda, bir hâl, bir tavır…
***
Ama; hiçbiri sahici değil, hepsi miş gibi…
Lime lime sarkıyor…
***
Güya; CHP’ye oy veren insanlara sesleniyor…
Dürüstlük, temizlik, arınma…
Ne hoş kelimeler değil mi?
Ama; bir dakika!…
***
Sayın 13 seçim kaybetmiş eski genel başkan; siz bizi geri zekâlı zannedebilirsiniz, ama; biz sizin zannettiğiniz kadar saf ve aptal değiliz.
Üstelik 13 kere hüsrana uğratılmış insanlarız biz!…
***
2017 referandumunda, daha sandıklar kapanmadan, sizin suskunluğunuzla değiştirilmiş bir rejimde yaşayan vatandaşlarız…
***
Artık yutmuyoruz o şehvetli belâgati.
***
Siyasetin s harfinden nasibini almış biri; asıl adresin kimler olduğunu anlar.
Çünkü sırıtıyor...
***
O nedenle; siyasetin s harfinden nasibini almış herhangi bir vatandaş, bu sinsi ve beceriksiz konuşmanın asıl muhatabının kendileri olmadığını anında anlamıştır…
***
Üstelik; asıl adresin neresi, kimler olduğu öyle besbelli öyle sırıtıyor ki!…
***
Biri; CHP’nin seçilmiş belediye başkanlarına dava açmış Silivri savcı ve hakimleri, öteki de CHP’ye kurultay davası açan savcı ve hakimler.
***
Ne diyor o iki adrese?
***
Silivri savcı ve hakimlerine, •İmamoğlu ve arkadaşlarını içeri atmakta haklısınız.
Ortada adaletsiz bir durum yok!
Sonuna kadar gidin!
diyor…
***
Ya kurultay savcı ve hakimlerine?
•Siz çıkarın mutlak butlan kararını, ben partinin başına geçmeye hazırım…
***
Aynen böyle diyor, halkın yüzde 50’sine hayatının en büyük düş kırıklığını yaşatmış emekli siyasetçi...
***
Karşımızda inanılmaz bir karakter var...
***
13 kere seçim kaybetmiş…
14. kere de kaybetmeye azmetmiş...
***
Üstelik; toplumun yüzde 50’sine, belki de hayatlarının en büyük siyasi hayal kırıklığını yaşatmış bir siyasetçi…
***
Sokağa bile çıkamıyor ama; bir YouTuber olarak, ofisinin bir köşesinden düğmeye basıyor.
Belli ki; kendi kendine sefer görev emri çıkarmış.
CHP’yi bölecek ve bir seçim daha kaybettirecek.
***
Henüz savunmasını bile yapmamış partili arkadaşlarına suç etiketi yapıştırıyor.
***
Gözünü öyle ihtirası bürümüş ki; hukukun en basit ilkesi olan masumiyet karinesini bile unutmuş!...
İhtirası o kadar büyük ki; partisinin seçilmiş başkanlarına yapılanları meşrulaştırmak için, neredeyse, bir siyasi itirafçıdan bile ağır ruh haline girmiş.
***
Partili arkadaşları hakkında, henüz Silivri hakimleri bile kararını vermeden, o kararını vermiş, cezasını kesmiş, infaza gidiyor.
***
Kemal Bey; destekçilerinizle birlikte, o koltuğu gasp edebilirsiniz.
Hatta partiyi de bölebilirsiniz.
Ama; bilin ki, CHP’ye oy veren insanları bölemeyeceksiniz…
***
Özgür Özel; önce kurultayda sizi yendi, sonra sandıkta iktidarı yendi
O koltukta artık, sizin 13 hezimetinizden sonra, partiye ilk seçim zaferini kazandıran genç bir siyasetçi oturuyor.
Yılmak, durmak, dinlenmek bilmiyor…
Önce kurultay sandığında sizi yendi.
Sonra seçim sandığından birinci çıktı.
***
Şimdi; halkın da desteği ile, siyasi dalavere meydanında, sizi bir kere daha yenecektir ve siz de muhteris bir ihtiyar olarak evinize döneceksiniz...
***
2023’te, Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sandığında, sizi yenmişti.
Bu defa; hüsrana uğrattığınız size oy vermiş insanlar sizi yenecekler ve hayatınızın sonuna kadar sizi bir yapayalnızlık evine gönderecekler.
***
Bu son barutunuzdu.
Attınız ve 14. defa kaybettiniz.
ERTUĞRUL ÖZKÖK