Ç.kale | MALİ MÜŞAVİR | Çalışma Ekonomisti | İşletme Uzmanı | @onsekizmartuni İlahiyat | @Akparti G.D Merkez İlçe Başkanı | @KademVakif Çanakkale Kurucu Başkanı
“Eğer fakirlik, ölüm ve hastalık olmasaydı insanoğlunun kibirden başı eğilmez olurdu.”
(Mahmud Ustaosmanoğlu)
Rabbim cennetinde cemaliyle müşerref kılsın…🌹
Bir yarayı sarmak, yalnızca yardım etmek değil; insanlığın onurunu savunmaktır.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın ortaya koyduğu güçlü iradeyle Türkiye, mazlumlara umut ulaştıran ve küresel insani yardım seferberliğine öncülük eden ülkelerden biri olmaya devam ediyor.
Bugün bu vicdan; Gazze’de insani yardımın önündeki engellerin kaldırılması için 5 kıtada, 17’den fazla ülkede “İnsanlığın Sesi” olarak yükselecek. Filistinli kardeşlerimizin yalnız olmadığını haykıran bu ortak çağrıya yürekten destek veriyorum.
19 Ağustos Dünya İnsani Yardım Günü’nde, iyiliği dünyanın dört bir yanına taşıyan tüm yardım çalışanlarını ve gönüllülerini saygıyla selamlıyor; görevleri başında hayatını kaybedenleri rahmetle yâd ediyorum.
10 Ağustos 2014… “Söz de karar da milletindir” anlayışının sandıkta güçlü biçimde tecelli ettiği tarihî gün.
Milletimiz, Cumhuriyet tarihinde ilk kez Cumhurbaşkanını doğrudan kendi oylarıyla seçerek Türkiye’nin demokrasi tarihinde yeni bir dönemin kapılarını araladı.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın milletimizin güçlü teveccühüyle Cumhurbaşkanı seçilmesiyle Türkiye; kalkınmadan savunma sanayisine, dış politikadan teknolojiye pek çok alanda art arda elde ettiği başarılarla gücüne güç kattı.
Ülkemizin Türkiye Yüzyılı hedefine doğru adım attığı bu anlamlı günü kutluyorum.
Milletin iradesi, Türkiye’nin gücüdür. 🇹🇷
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın teşrifleriyle gerçekleştirilen 2. İletişim Şûrası’na katıldık.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın konuşmalarında vurguladığı; hakikatin korunması, dezenformasyonla etkin mücadele ve millî iletişim politikalarının güçlendirilmesine yönelik verdiği mesajlar, Türkiye Yüzyılı vizyonunda iletişimin taşıdığı önemi bir kez daha ortaya koydu.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanımız Sayın Prof. Dr. Burhanettin DURAN’ın açış konuşmalarıyla başlayan Şûra’nın ülkemiz ve iletişim camiası adına hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
@burhanduran@iletisim
ÖNÜMÜZDE AHBAP GİBİ BİR ÖRNEK OLDUĞUNA GÖRE YOĞURDU ÜFLEMEMİZ LAZIM
- Gülben Ergen’in başkanı olduğu “Çocuklar Gülsün Diye” isimli derneğin faaliyet sonuçları (kaç okul yapıldığı, kaç çocuğa ulaşıldığı gibi) kamuoyuna düzenli aktarılıyor; ancak Ahbap örneğinde olduğu gibi bağış tutarlarını ve gelir-gider kalemlerini ayrıntılı gösteren kapsamlı mali raporlar aynı görünürlükte yer almıyor.
BİZ DE İSTER İSTEMEZ MERAK EDİYORUZ
1) Son 10 yılda toplam ne kadar bağış toplandı?
2) Bu bağışların ne kadarı bireysel, ne kadarı kurumsal?
3) Her okulun yapım maliyeti ne kadar oldu?
4) İdari giderlerin toplam bağış içindeki oranı nedir?
5) Bağımsız denetim raporları kamuoyuna düzenli ve ayrıntılı biçimde açıklanmıyor mu, yoksa açıklanıyorsa neden kolay erişilebilir değil?
Gülben hanım, konuştuğunuz konular da öz adli konular da hiç haddinizi aşmış olabileceğinizi düşünmediniz mi?
Bakanlığın üzerinde titizlikle durduğu davalarda gereksiz aksiyonlar yapmış olabileceğinizi hiç düşünmediniz mi?
Haluk Levent konusunda da, paylaşımlarınız hala ortada.
Kendinizi çok duyarlı gösterip sanki size haksızlık yapılıyormuş gibi bir algı oluşturmaya çalışmayın.
Bütün suçu Haluk Levent’in üzerine yıkmamalıyız.
Onu iyilik meleği olarak gösteren başta Gülben Ergen olmak üzere sözde sanat sepet tayfasından da mutlaka hesap sorulmalıdır.
Bu grup ağustosta İstanbul’da gelip konser verecekmiş galiba. Zaten şu anda bu grupların Türk versiyonunda ülkemizde maalesef.
Bu grubun burada konser vermesini istemiyoruz! @TC_icisleri
Bakıyorumda hiç sesin çıkmıyor @gulbenergen ? Eğer Haluk Levent değil de islâmi cemaat, vakıf yahut dernek olsaydı şimdi avazın çıktığı kadar bağırıyordun, tweet üstüne tweet atmıştın!
Başkalarına 'koyun, aptal, cahil, kandırılmış' falan demeden önce şöyle bir kendinize bakmayı ihmal etmeyin.
İktidara olan nefretiniz, bir kumarbaz tarafından dolandırılacak kadar yüksek olmasın.
Neyse şimdi bol bol İzmir Marşı dinleyin…
Neden zorunuza gidiyor, sizin attiginiz tweeti haber yapmışlar.
Haberciler hakkında yazarken de haddinizi aşmayın Ensonhaber bilim yapıyor siz film yapıyorsunuz şarkı yapıyorsunuz!
Bence cahil sizsiniz, Haluk Levent’i anlayamadığınıza göre; Peşinden soluksuz koştuğunuza göre pek cahilmişsiniz!
Adamın peşinden koşa koşa giden sizlerdiniz, Milleti yönlendiren sizlerdiniz şimdi mağdur mu oldunuz?
Mağdur varsa; safça sizlerin yönlendirdiği inananlardır.
Ayrıca @ensonhaber
sizin bir haberinizin manşet olması sizin için de bir statüdür.
Yarın ilk oturumu gerçekleştirilecek olan 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) girecek tüm evlatlarımıza gönülden başarılar diliyorum.
Uzun ve emek dolu bir hazırlık sürecinin ardından önemli bir eşiğe geldiniz. Gösterdiğiniz gayretin ve özverinin karşılığını almanızı; hedeflerinize bir adım daha yaklaşmanızı temenni ediyorum.
Unutmayın; sınavlar hayat yolculuğunun yalnızca bir durağıdır. Asıl değerli olan, hedefleriniz uğruna ortaya koyduğunuz emek, azim ve kararlılıktır.
Rabbim zihin açıklığı versin. Yolunuz ve bahtınız açık olsun. 📚
Kurban Bayramı; merhametin çoğaldığı, paylaşmanın anlam kazandığı, gönüllerin aynı duada buluştuğu mübarek bir iklimdir.
Birlik ve beraberliğimizi güçlendiren bu kıymetli günlerin; ülkemize huzur, milletimize bereket ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
Kurban Bayramımız mübarek olsun.
20 Nisan 1994’ten bu yana değişen teknolojiyle büyüyen gücümüz, sarsılmaz ilkelerimizdir.
32 yıllık birikimiyle RTÜK; kamu yararını esas alan, etik ve sorumlu yayıncılığın güvencesidir.
Geleceğin hızla dönüşen medya ekosisteminde; dijitalleşmenin sunduğu imkânları en doğru şekilde değerlendirirken, millî ve manevi değerlerimizi koruyan, toplumsal sorumluluğu önceleyen ve güvenilir yayıncılığı güçlendiren bir anlayışla yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz.
Hakikat çağında hedefimiz; sadece denetleyen de��il, aynı zamanda yön veren, rehberlik eden ve yayıncılık standartlarını daha da yukarı taşıyan bir RTÜK vizyonunu hayata geçirmektir.
Geleceğe emin adımlarla ilerlerken, ilkelerimizden aldığımız güçle, kamu yararını her zaman en üstte tutmayı sürdüreceğiz.
#RTÜK
Sevda Türküsev:
“Gülben Ergen, Müjdat Gezen, Perran Kutman, Uğur Dündar... Her biri ayrı ayrı bu topluma insanlık dersi verip duyar kasan tipler. Bizi beğenmiyorlar ama onların duyarsızlığını da vicdansızlığını da bütün Türkiye gördü.
‘Çocuklar gülsün’ diyenlerin, çocuklar ölürken, çocuklar yoğun bakımda canıyla uğraşırken, aileler bu acıyla kavrulurken hiç rahatsız olmadan sahneye çıkıp göbek attıklarını gördük.
Belki de teşekkür etmeliyiz! Bize duyar kasanların, aslında işlerine geldiği zaman duyarlı, işlerine gelmediği zaman duyarsız; hatta üç maymunu oynadıklarını göstermiş oldular.”
@sevdaturkusev
21 yaşında İstanbul’u fethedip bir çağı kapatıp yeni bir çağ açan, Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar olan Fatih Sultan Mehmet’e “içkici” diyen bir sarhoşu, onun yanına defnetmek atamızın kemiklerini sızlatır.
Umarım bu yanlıştan dönülür.
İnsan hayatını korumayı ve yaşatmayı en büyük sorumluluk bilen; emek ve fedakârlıkla görev yapan tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum.
Bu vesileyle RTÜK olarak toplum sağlığına duyarlı, bilinçlendirici ve sorumlu yayıncılık anlayışının önemini bir kez daha vurguluyoruz.
#14MartTıpBayramı
Osmanlı'dan ziyade Kemalizm misyonu üstlenmiş, Kemalist olmayana ekmek bile verilemeyeceğini savunmuş birinin yeri Fatih Camii haziresi değil, Anıtkabir'dir.. #ilberortaylı
MİLLETİ VE TARİHİNİ “TARİHE GÖMEN” ADAM!
Bir cenazenin arkasından uluorta konuşmayı edeben doğru bulmadım ve konuşmadım şimdiye kadar.
Ama bu cenaze, cenazesi çoktan kaldırılması gereken bir “yalan tarih”in mimarlarından birinin cenazesi olunca susmak vebaldir, diyerek usturuplu bir dille birkaç hayatî tespitte bulunmayı bir vatan, millet borcu ve büyük bir mesuliyet olarak addediyorum.
“GÖREVLİ” BİR ADAMDI
Önce hakkını teslim edelim: Osmanlı ile Sultan Abdülhamid Han -ve hatta Sultan Vahdettin- hakkındaki bazı ezberleri yıkmıştı.
Eğer bu minval üzere gitseydi, bu milletin boynuna geçirilen prangaların kırılmasına çok büyük katkılarda bulunabilirdi. Aksine o prangaların daha boğucu ve sarsılmaz bir şekilde milletin ve çocuklarının boynuna dolanmasına hizmet etmeyi tercih etti ve mezara çok büyük bir veballe gitti.
Çünkü “görevli” bir adamdı: 28 Şubat'tan sonra piyasaya sürülmüştü ve Yaşar Nuri'nin ilâhiyat alanında yaptığı “yıkım” işini o tarih alanında yapmıştı.
İsteseydi, dik durabilseydi, yalan üzerine inşa edilen ve dayatılan tarihi yerle bir edecek tarihî bir misyon üstlenebilir ve tarihe kahraman olarak geçerdi. Ama o bu dünyada ucuz kahramanlığı ve alkışlanmayı tercih etti. Kendisi gibi Kırımlı ama pek çok bakımdan büyük tarihçi olan ve milletin boynuna dolanan tapınakçı prangaları güçlendiren Halil İnalcık’ı ucuz kahramanlık konusunda fersah fersah geçen, bu toprakların çocuklarını ve tarihini “tarihe gömen” bir adam olarak mezara gitti.
UCUZ KAHRAMAN
Osmanlı tarihinin insanlık tarihindeki öncü ve benzersiz rolünü çok iyi biliyordu ama o sessiz kalmayı, yaşarken bu ülkenin altını oyan, tarihî rolünü bitiren yalan tarihin propagandisti olmayı ve pespaye, döküntü propagandistleri tarafından alkışlanmayı ve daha vahimi de Osmanlı’nın insanlığın önünü açacak benzersiz ilkelerinin dünyaya anlatılması gibi yüce bir görevi üstlenmek yerine Osmanlı’yı Üçüncü Roma ilan etme primitifliği ve “aşağılık kompleksi” sergileyerek Osmanlı’nın dünyaya, insanca yaşanacak yegâne medeniyet modelini sunacak muazzam bir medeniyet tecrübesi ürettiğini anlatma imkânını elinin tersiyle itmeyi tercih etti!
Bazı Batılı vicdanlı tarihçiler bile, “gel ey Osmanlı!” diye yazılar ve kitaplar yazarken o Osmanlı’yı bir kez daha “tarihe gömme”yi tercih etmekten tedirgin olmadı!
Hiçbir büyük tarihçi böylesine ürpertici bir tercihte bulunamazdı.
İsteseydi, Osmanlı medeniyetinin ne denli aşılamaz ve insanlığın önünü açacak temellere ve ruha sahip, bütün dünyayı yeniden silkeleyip kendine getirecek adalet, hakkaniyet ve merhamet ilkeleri üzerinden yükselen benzersiz bir medeniyet tecrübesi olduğunu hem ülkemizin çocuklarına hem de bütün dünyaya çok çarpıcı bir dille anlatabilirdi.
Ama bu fazla prim yapmayabilirdi, fazla para kazandırmayabilirdi. O yüzden o işin en kolayını, en kârlı olanını tercih etti ve resmî tarihin yalanlarını deşifre ederek kahraman olarak anılma imkânını kaybetti ve mezara hesabını veremeyeceği kadar ağır bir veballe gitti. Bir milletin boynuna geçirilen prangaları kırabilecek bir donanıma ve etki gücüne sahip bir adam konumuna ulaşmıştı çünkü.
O yüzden sırtında hesabını veremeyececeği kadar “tarihin ağır yükü”yle vefat etti gitti bu dünyadan. Artık adı tarihe, bu milletin boynuna geçirilen prangalara kıracak bir imkâna sahipken, o işin kolayını ve en ucuz olanını tercih ederek insanlığın önünü açacak ufka ve derinliğe, ruha ve zenginliğe sahip bu milleti ve tarihini tarihe gömen bir adam olarak geçecek.
FATİH CAMİİ’NİN HAZİRESİNE GÖMÜLMEMELİ!
Şehid Esad Coşan Hocamızın cenazesinin Fatih Camii’nin haziresine gömülmesini reddeden yetkililerin İlber Ortaylı’nın cenazesinin oraya gömülmesine onay vermesini protesto ediyorum.
Fatih Camii haziresi millete aittir ve bu milletin altını oyan monşerlere, masonik-baronik çetelere hizmet eden bir adamın cenazesinin oraya gömülmesi oradaki bütün büyük insanların aziz ruhlarını da rencide edecektir.
Bu karardan derhal vazgeçilmelidir!