Fon krizinde sonuç olarak şunu anladık:
Bir kısmımız, “Büyük Türkiye, adil dünya, Terörsüz Türkiye, Filistin’e özgürlük, Suriye devrimi, Müslüman birliği, İsrail’e karşı direniş” diyerek mücadele edip hayatlarını riske atarken,
Arkamızda organize bir ekip aynı kavramları kullanıp çalmış, yolsuzluk yapmış, servetine servet katmış…
Yaşadığımız hayal kırıklığı ve öfkenin sebebi bu ihanettir…
Fon meselesiyle ilgili çok net tavır koymak lazım.
Çalandan alacaksınız. Kimin cebinden alındıysa para oraya iade edeceksiniz
Çalmaya ve çalana kim göz yumduysa onun kulağından tutup yargı karşısına çıkaracaksınız
Suçla itham edilen herkese “eşitlik” ilkesi uygulayacaksınız
Siyaseten kimsenin gözünün yaşına bakmayacaksınız, bakarsanız bu halk sizin gözünüzün yaşına bakmaz ve sizi sandıkta cezalandırır
Kul hakkı ve kamu hakkına kim el uzatıyorsa o eli devlet kırmalı
Eski Ak Parti Milletvekili ve Yazar Aydın abinin bu konuşmasını mutlaka izleyin, izletin.
Aydın Ünal:
Vallahi de billahi de kimsenin yanına kâr kalmıyor.
Ya ahirette bunun hesabını verecekler; eğer Allah’a inanıyorlar, hesap gününe inanıyorlarsa bir kuruşun bile hesabını verecekler.
Ben çoğunun ahirete kalmayacağını, bu dünyada karşılarına çıkacağını düşünüyorum.
Fatma Betül Sayan meselesi çok ibretlik bir meseledir. Nereden nereye…
Şu anda sokağa çıkacak durumu yok.
Bu hırsızlık yapan, haram yiyenlerin hepsinin başına bu ya da benzeri vakalar gelecek.
Eğer gelmese de ahirette hesabı sorulacak. Haramdan sakının!
Abdulkadir Selvi:
"Fon krizi patlak verdiği andan itibaren AK Parti milletvekilleriyle konuşuyorum.
İnfial halindeler.
Kim en ufak bir usulsüzlük yaptıysa hesabının sorulmasını istiyorlar.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlı tavrı ve AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in bu konuda yaptığı açıklamalar umut verici.
Fon krizinin faturası borsanın yolunu bile bilmeyen gariban vatandaşa ödetilmemeli. Kimler haksız kazanç elde ettiyse faturayı da onlar ödemeli. “Herkes yer içer hesabı Dilber öder” durumu olmamalı.
Bu millet İnci Taneleri dizindeki Dilber değil.
Bu ülkede banker krizi oldu, hesabı millet ödedi. Bankalar krizi oldu, faturayı yine millet ödedi. Ancak AK Parti iktidarı döneminde buna izin verilmedi.
Fon krizinin faturası da yüksek kazanç elde edenlerden tahsil edilmeli."
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan ve eşi İlyas Kaya’yla ilgili fon iddiası, çok vahim.
İddiaya göre;
Karı koca toplam 163 milyon 46 bin lira yatırıp 5 ay sonra 2.17 milyar lira çekmişler.
Sayan ve eşi şu ana kadar bir açıklama yapmadı.
Açıkçası yorum için biraz da onu bekledim.
Eğer iddialar doğruysa, kabul edilebilir bir durum değil.
Hemen istifası gerekir.
İddialar doğru değilse, hemen yalanlamalı ve dava açmalıdır.
Hiç kimse makamını kişisel zenginleşme aracı olarak kullanamaz.
Bu arada benzer şekilde fon üzerinden zenginleşen ve servetini katlayan başka dostlar varsa onlar da fazla beklemeden gereğini yapsınlar.
Bakın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı son 3 ayda fonlardan çıkış yapanların listesini istedi, haberiniz olsun.
Hadi bekliyoruz.
@LoyaTheTrader Dil uzatmadığınız bi özel sektör işçileri kalmıştı, onu da yaptınız. Maşallahınız var. 🧿
Özel sektör işçi ile kamuda memur çalışanın iş hacmini, çalışma disiplinini vs. hepimiz biliyoruz! Velhasılı kelam, saçamalıyorsunuz!
@bekir70988@sagliksen@SSMahmutFaruk@irgat_mustafa Yok daha neler.!
“Bir taşeron işçi her ay neredeyse bir memur maaşı kadar tediye ikramiye alıyor.”
Bu yazdığınıza inanıyor musunuz hakikaten bizler de inanalım mı?
Yok böyle bir maaş!!
(Bu arada, bence de aynı işi yapan kamu çalışanı, aynı maaşı almalı)
Bugün herkesin görmezden geldiği ama sahada açıkça görülen bir gerçek var:
Aktif olarak kamuda çalışan Sağlık Meslek Lisesi mezunu bir hemşire, 100 bin TL üzeri gelir elde ederken; lisans mezunu bir hemşire özel hastanede asgari ücretin biraz üstünde, yoğun tempoda adeta tükenerek çalışıyor.
Bu tabloyu inkâr eden ya sahadan habersizdir ya da görmek istemiyordur. Çevremiz bu örneklerle dolu.
Aynı şekilde kamuda ilkokul mezunu infaz koruma memurlarının olduğu, birçok kadronun lise mezunlarıyla dolu olduğu da bilinen bir gerçek. Kimse bunu yok sayamaz.
Ama mesele burada bitmiyor…
Bazı sosyal medya hesapları, kendi maddi beklentileri ya da kişisel hırsları uğruna kamu işçilerine ve emekçilere hedef göstermeyi alışkanlık haline getirmiş durumda.
Devletten maaşını alıp, boş zamanlarında sosyal medyada insanlara saldırarak “hak aradığını” zanneden bu zihniyet, aslında sadece kutuplaşmayı büyütüyor.
Emek mücadelesi; aşağılayarak, hedef göstererek, öfke kusarak verilmez.
Bu ne hak aramaktır ne de vicdandır.
Herkes haddini bilmeli.
Kamu işçisi kimsenin hedef tahtası değildir.
Kendi içindeki öfkeyi ve yetersizlik hissini başkalarına kusan bu yaklaşım, ne topluma ne de çalışanlara bir fayda sağlar.
Devletimizden beklentimiz nettir:
Mesai saatlerinde görevini yapmak yerine sosyal medyada provokasyon yapan bu tip hesaplara gerekli denetimin getirilmesi.
Ayrıca kim “meslek etiği” dersi vermeye kalkıyorsa, önce kendi davranışlarına bakmalı.
Bugün sosyal medyada kimin ne yaptığı ortada.
Emek kutsaldır.
Ama saygı olmadan hiçbir mücadele değer kazanmaz.
@ahmetunluysafak Yine algı peşindesiniz, doğruysa diye bir şey mi var.! Teyit et öyle paylaş! Uzman değil misiniz?
Bugün Türkiye’sinde çarpsanız da toplasanız da amirinden fazla maaş alan işçi bulamazsınız. Yalanın şahikalarında geziniyorsunuz!
@mormaniscileri@06isciplatformu@emeginsesii
Orman yangınlarına karşı hazırlıklarımızı en hızlı şekilde yapıyoruz.
Bu yıl hava filomuza 14 yeni helikopter ekleyerek helikopter sayımızı 119’a, havadan su atma kapasitemizi 462 tona çıkardık.
28 uçağımız, 14 insansız hava aracımız, 2 bin 766 ilk müdahale aracımız, 1.953 arazözümüz ve 878 iş makinemizle bu sene yangınlarla çok daha etkin mücadele edeceğiz.