Bugün İstanbul’un kalbinde, Fatih Camii’nden Ayasofya Camii’ne uzanan yürüyüşte Gazze’nin ve Kudüs’ün sesi oluyoruz!
Mazlumların yanında olduğumuzu, adaletin ve özgürlüğün safında durduğumuzu bir kez daha haykırıyoruz. Zulme karşı susmuyor, sessizliğe razı olmuyoruz.
Filistin'de şehit olan tüm kardeşlerimizi rahmetle, minnetle anıyoruz.
Direniş devam ediyor, yürüyüş sürüyor!
#Gazze
Gazze İçin Dertleştik, Umutla Şenlendik
Bugün, Uluslararası Kudüs Federasyonu Genel Sekreteri Üstad Münir Said ve beraberindeki heyeti misafir etmekten büyük bir bahtiyarlık ve şeref duyduk.
Zaman, hak ile bâtılın arasının giderek daha çok karıştığı, ümmetin istikamete olan ihtiyacının arttığı bir zaman. Böyle bir dönemde; kalbinde ümmetin yükünü taşıyan, ömrünü cihada ve hizmete adamış mücahidlerle bir araya gelmek bizler için hem bir teselli hem de bir ümit kaynağı oldu.
Dertle dertlenmek, kalbin diri olduğunun işaretidir. Bugün o diriliği hissettik. Gönüllerden yükselen duaları dinledik. Ve fark ettik ki, Gazze için yapacak çok şeyimiz var; yeter ki kalbimiz uyanık, yönümüz kıbleye dönük olsun.
Allah-u Zülcelal, hepimize Gazze başta olmak üzere tüm mazlum İslam beldeleri için daha fazla şeyler yapabilme gücü versin.
Birliğimizi, dirliğimizi muhafaza buyursun. Bizleri, mücahidlerin hep yanında eylesin.
Ziyaretleriyle gönlümüzü mesrur eden tüm mücahidlere ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Rabbim muvaffakiyetler versin.
Neden bazı insanlar zenginlik içinde yüzüp alkışlarla yürüdükleri sahneden bir gün sessizce çekilirler?
Neden serveti, şöhreti, makamı olan insanlar bazen bir odanın karanlığında gözyaşlarına boğulur?
Neden insanlar dertleriyle ya da vicdanıyla baş başa kaldığı zaman içi içini kemirir?
Neden milyonların olmak istediği yerde duranlar özellikle oradan kurtulmak ister?
Allah-u Zülcelal ayet-i kelimelerde bu dünyayla, dünya malıyla ilgili; uyarıda bulunduğu zaman hep onun aldatıcılığından bahsediyor.
Çünkü dünya gerçekten sadece kullanılmaya elverişlidir.
Dünyanın en zengini de olabilirsiniz. "Mü'minin zengin olanı hayırlıdır" buyuruyor Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem. Çünkü kendi malını Allah yolunda kullanacak.
Zahid olmak fakir olmak değildir. Hazreti Ebubekir, Hazreti Osman, Hazreti Abdurrahman bin Avf radıyallahu anh sahabelerin en zenginleriydi ve en zahidleriydi aynı zamanda. Bu nedenle dünyanın en zengini de olabilirsiniz ama bunu nerede kullandığınız önemlidir ve bununla avunup, avunmadığınız önemlidir.
Dünya senin avucunun içinde olsun. Onu elinin arasında gezdir, dolaştır, oynat ama o seni oynatmasın. O seni kontrol etmesin. Sen ona bağlı olma, Allah'a bağlı ol. Dünya senin malın, sana bağlı olsun. Senin tahakkümünün altında olsun. Sen dünyanın hükmünün altında olma. Onun peşinden koşma. Yoksa o, Allah korusun seni hep arzularının peşinden koşturur.
Oysa bilmiyordu;
dün bu gün'ün,
bu gün yarın'ın geçmişiydi.
Geçmemişti...
Oysa fark etmedi;
dün, bugünün tohumuydu.
Bugünse yarının bahçesi...
Ve yarın,
bu gün ekersen,
mutlaka filizlenir.
Vel hasıl-ı kelam;
Dün, bugünün hikâyesi,
bugün, yarının bir varmış bir yok muş'u...
Ey vicdan sahipleri! Ey insaf ehli ve merhamet yüklü yürekler!
"Filistin'in onuru, insanlığın sınavıdır."
Yahya Ebuznaid adında bir Filistinli kardeşimiz, göç idaresinde maruz kaldığı şiddet ve haksız ithamlarla insanlık dışı muamelelere kurban edilmiş. Onun çektiği acı, yalnızca bir ferdin değil, tüm bir ümmetin, tüm mazlumların ortak ıstırabıdır.
Filistin’e tam manasıyla el uzatamadık, bari Filistinlilere sahip çıkalım!
Onların onurlarına dokunmayı kendimize hak görmeyelim. Zira Filistin'in izzeti, hepimizin izzetidir; bir mazlumun zulme uğraması, hepimizin yarasıdır.
Yahya kardeşimiz hakkında sınır dışı edilme kararı verilmiş. Bu tarihe kara bir leke olarak geçmiştir. Bir Filistinliye bu kararı reva görenleri, adaletin terazisi önüne çıkarmak, Hak ehli'nin boynunun borcudur! Unutmayalım ki, zalimlerin en büyük korkusu, mazlumların sesinin yankı bulmasıdır. Bugün Yahya için, yarın kim bilir hangimiz için susarsak, suskunluğumuz tarih önünde hesabını veremeyeceğimiz bir vebal olacaktır.
Ey hakkın ve adaletin temsilcileri!
Bu topraklar, asırlardır mazlumun sığınağı, zulme karşı direnişin kalesi olmuştur. Bir Filistinlinin haksız yere dövülmesine, itibarsızlaştırılmaya çalışılmasına göz yummak, bu kadim geleneğe ihanettir.
Ey yetkililer!
Filistin’in çığlığına kulak verin, bir Filistinlinin hakkını da teslim edin.
Ey insaf ehli yürekler!
Adalet, er ya da geç tecelli edecekse, bizler onun sesi, nefesi ve yürüyen ayağı olalım. Yahya’nın çilesi son bulsun, bu zulmü kim yaptıysa hesabı sorulsun!
Bu duygularımız, sitemimiz ve temennilerimiz, geçen günlerde Özbekistan'a gönderilen bir Alim için de ve Türkiye'yi mazlumların güvenli limanı olarak görüp sığınan tüm Mü'min kardeşlerimiz için de aynıdır ve acıları her zaman kalbimizde tazedir.
#YahyaYalnızDeğildir
#FilistineSahipÇık
#Gazze
Gazze'deki mücahidler, oradaki yiğitler kendi nefisleriyle mücadele ederek bu cihadı yapıyorlar. Nefislerini terbiye etmemiş olsalardı Allah korusun şimdiye kadar çoktan kaybederlerdi.
Bizim imanımız onlarınki kadar kuvvetli değildir. Çünkü onlar kötülüğe elleriyle engel olmaya çalışıyorlar. Biz şu anda sadece dilimizle söyleyebiliyoruz. İmanın en yüksek derecesi ise eliyle o kötülüğü def etmektir.
Elhamdülillah, Allah'a şükürler olsun ki onlar var. Onlar olmasaydı yeryüzü şu anda Allah-u Zülcelal'in tufanını bekliyor olacaktı belki de. Nuh'un tufanı gibi bir tufan...
Allah-u Zülcelal; o bir avuç topluluk için, onların hatırı için, onlar yeryüzüne bir nefes verdikleri için yeryüzünü tekrar yaşamaya müsait hale getiriyor.
Hamas’ın silah bırakması gerektiğine dair sözler söyleniyor, teklifler yapılıyor. Böyle bir teklif niçin yapılır? Ev sahibine, sen nasıl böyle bir teklif yaparsın? Bir insan hangi vicdanla, hangi insani duygularla bunu yapabilir? İnsani duygulardan sıyırılmamışsa, yapamaz!
Ancak insani duygulardan, İslami bir bakıştan sıyırılmışsa, kendini İslam'dan çıkarmışsa, bu teklifi çok rahat yapabilir.
Oysa Gazze, Müslümanlarındır! Filistin, Müslümanlarındır! Gecekondu devlet olan israildir. O geldi, oraya kondu. Yoktu önceden... Kaçak yapı yani o. Kaçak bir şekilde geldiler, oraya devletlerini kurdular.
Yaser Arafat döneminde silahı bıraktırdılar. Hamas bırakmadı! Hamas şerefini korumak için, "Ben Mücahidim" dedi. Müslümanca imanını kullandı. İmanının gereğini ilk başta ortaya koydu. Dik durdu. Eğilmedi. Bükülmedi. Esir olmadı. Esir olmayı kabul etmedi. Çünkü O, İslami bir bakışla yola çıkmıştı.
O prensiple yola çıktı. “Biz Allah'tan başkasından korkmayız” dedi. O dönemde Yaser Arafat şimdi ise Mahmud Abbas, ‘Allah'ı karıştırmayın’ dediler.
Laikçe bir bakışla bakarak, “Biz haşa Allah'ı bu işin içine karıştırırsak, dindar olmayan insanlar bize gelmez” dediler. Gelmesin! Cehenneme kadar yolu var.
Biz de tam da böyle bir zamanda şöyle bir teklifte bulunuyoruz:
israil gecekondu bir devlettir, kaçak bir devlettir. Sonra teröristtir. Teröristlerin elinde silah bulunması tehlikelidir. Biz de tüm insanlığa faydalı olan bir teklifte bulunuyoruz. israil derhal silah bırakmalı. Silahlarını, tüfeklerini, tanklarını Hamas'a teslim etmeli ve teslim olmalı! Hamas'ın güzel, merhametli, şefkatli kanatlarının altında, onun yönetiminde hayatına devam etmeli. Kabul etmezlerse, hayat onlara kabus olacak.
Olacak! Bakmayın siz şimdi hiçbir şey yokmuş gibi görünüyor, Müslümanlar uyanıyor. Siz de uyanın. Hepiniz uyanın!
Çocuklarınızı teknolojiye meylettirin, teşvik edin. Öğrensinler, güçlü olsunlar. Çünkü çağın gücü teknolojidir. Mühendis olsunlar ama aynı zamanda dindar olsunlar. Medrese okusalar bile en azından bir alanda kendilerini geliştirsinler.
Bunu örnek ve teşvik olsun diye söylüyorum:
Biz medresemizde şu anda elhamdülillah çizim ve bilgisayar programlarını; tasarım ve animasyon modelleme programlarını öğretiyoruz.
Bunun dışında yapay zekayı ve kodlamayı öğreniyorlar.
Bütün medreselere tavsiyemdir:
Medreselerde en az böyle bir şey uygulanabilir. Kodlama zor mu geliyor? Sadece animasyon programları, çizim tasarımı öğrensinler, yeter. Çünkü kodlama programları, animasyon filmleri aslında Müslümanların mesleğidir! Tebliğ aracıdır. O kadar ilim öğreniyorsun, o ilmi insanlara nasıl aktaracaksın? Sadece sohbet ile mi? Herkes bunu dinlemiyor ki! Çocuklar dinlemez, büyükler de yine böyle dinlemez. Onlara bir şekilde anlatman lazım! Bu çok etkili bir yoldur. Mesela sinema, tiyatro sektörü hepsi kimin elinde biliyorsunuz değil mi? Yahudilerin elinde. Onları suçlu bulma! Sen yapmadığın için onlar yaptı.
Sen de yap işte!
Medreselerimiz çok acil bir şekilde -her medrese kendine göre- bir dal seçebilir. Her medrese bir fenni ilim üzerine durabilir. Kimya olabilir, matematik, geometri olabilir, fizik olabilir. Medresede sadece özellikle kitap üzerinde okuyarak bile yapabileceği bir ilim varsa -faydalı olabilecek bir ilim- bunlar yapılabilir.
Onun için başta medreselere tavsiye ediyorum! Alimlere tavsiye ediyorum! Hocalara tavsiye ediyorum!
Çocuklarınıza da Müslümanların menfaatine olabilecek meslekler edindirin.
Önce medreseye gönderin bir yandan da dünyevi olan mesleklerden de en azından bir tanesini onlara öğretin! Onları teşvik edin! Kafirlere karşı her zaman ellerinde bir güç olsun. Biz zillet içinde yaşamayı kabul edemeyiz! Müslüman azizdir! İzzet içinde yaşar. Bunun için de bilmen lazım! Ne kadar bilirsen o kadar güçlü olursun.
Ümmetin yüreği parçalanırken kimse kendini bu feryattan azade sayamaz. Saymamalı. Saysa da hiçbir şey ifade etmez. Hiç kimse bu feryattan azad değildir. Herkes mes'uldür.
Zalime meyletmeyin. Sessizliğiniz zalimin sesi olmasın. Sessizliğiniz zulme zulüm katmasın.
Sakın bu rahatlığınız Allah'ın azabından önceki sessizlik olmasın. Buna dikkat edin! Azapla rahatınız bozulmadan siz rahatınızı bozun. Siz rahatınızı bozmazsanız bir gün bu felaket gelir. Sizin rahatınızı kökten yıkar geçer. Bir sel gibi alıp götürür her şeyi...
-Allah korusun -
Bugün gönlümüz Filistin’den gelen ilim ve direniş ehli kardeşlerimizle şereflendi. Zorlukların ortasında sabrı, işgalin ortasında ümidi, gözyaşının içinde duayı taşıyan bu aziz alimlerle bir arada olmak; bizim için rahmet ve berekete vesile oldu.
Allah-u Zülcelal yollarını açık, davalarını muzaffer eylesin. Rabbim Filistin'i özgür, alimlerimizi izzetli kılsın. Bizleri de Kudüs'e hizmetkâr, Kudüs'ün Mücahidlerine yoldaş eylesin. (Amin)
Filistin Alimler Birliği Başkan Yardımcısı Dr. Said Bekr'e, Kurul Üyesi Dr. Mahmud Mustafa'ya, Filistin Alimler Birliği Türkiye Çalışmaları Sorumlusu Muhammed Dal'a, Dr. Hüseyin Sudan'a, HÜDA-PAR Konya İl Başkanı Mehmet Zülfi Tan'a ve beraberlerindeki heyetlere nazik ziyaretleri için kalbi teşekkürlerimi sunuyor, hayırlı ömürler diliyorum.
🗣️ Seyda Feyzullah Konyevî: (@SeydaMFKonyevi)
Başta çağrıyı kendi devletimize yapacağız. Devletimizin, İsrail’le bütün ilişkilerini çoktan kesmiş olması gerekirken, hiç olmazsa zararın neresinden dönülse kârdır diyerek şimdi harekete geçmesini istiyoruz.
Artık kesin olarak onlarla ilişkinizi kesin. Petrol akıtmayı bırakın. Bu durum, tarihe büyük bir leke olarak geçecek. Bu leke, sizin hanenize yazılacak, sayfalarınıza kaydolacak.
Kıyamet gününde herkes, 'Nefsi nefsi' derken; Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, 'Ümmeti ümmeti' diyecek. Ümmetinin derdiyle dertlenen bir peygamberin ümmetiyiz…
O bizim için böyle dertlenirken biz O'nun için ya da O'nun ümmeti için ne kadar dertleniyoruz?
Biz Gazze'miz için, Doğu Türkistan için, Lübnan için, Yemen için, Sudan için, Myanmar için ne kadar dertleniyoruz? Orada Müslüman kardeşlerimiz katlediliyor. Biz ise onlara yardımcı olabilmek için ne kadar çalıştık? Kendimizden ne kadar bir şeyler ayırdık oralara? Sesimizi ne kadar orası için yükselttik?
Bu da bizim liyakatımızı gösterir. Aynı zamanda bize kalbimizdeki Allah ve Resulü'nün sevgisini gösterir.
Üzülebilme nimeti bizde yoksa mahrumuz demek ki...
Ramazan-ı Şerif'e veda ederken; istiğfarın huzur ikliminde aff ve mağfireti teneffüs etmeye nail olmak için son gün...
Allah-u Zülcelal cümlemizi o saadet ikliminde ağırlaması ve beraet ile uğurlaması duasıyla...
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur:
“Bir kimse, Ramazan ayını tamamen oruçlu geçirdikten sonra, şevval ayından da altı gün oruç tutar ise bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi olur.”
(Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai)