NATO Zirvesi öncesi tutuklamaları @serbestiyetweb için yazdım.
"Hukuk, geleceği tahmin etme sanatı değildir. Hukuk, gerçekleşmiş olguların adaletle değerlendirilmesidir. Yargının görevi kehanette bulunmak değil, somut delille konuşmaktır. Çünkü suçun gelecek zamanı olmaz; olursa adı artık hukuk değil, korkudur."
https://t.co/XwY2ufyF2g
Utanıyoruz
Mücadele ediyoruz
Demokrasi ve insan hakları mücadelesi her zaman zorlu koşullarda yapılmıştır.
Kendilerini siyasal islamcı gören bu siyasi iktidar sapkın zihniyetini deli gömleğini bu ülkeye dikte ettiremeyecektir.
Silivri soğuk da olsa sıcak da olsa gidecekler
EMİRLE GİTTİ, 12,5 YIL CEZA ALDI!
Keskin T Tipi Cezaevi’nde bulunan eski uzman çavuş Necati Mert, amirlerinin talimatıyla karakola ve D-100 Karayolu’na giderek trafiği açtığını belirtiyor. @adalet_bakanlik
AİHM İhlal Kararı Sonrası Cuma Günü Yaptığımız Yeniden Yargılama Başvurusu Sonucu Bugün Beraat Kararı Verildi
Müvekkilimiz, ağır ceza mahkemesinin 23.01.2018 tarihli kararıyla, ByLock kullandığı iddiası esas alınarak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmıştı. İlk derece mahkemesi, müvekkile atfedilen ByLock ID’si, GSM hattı, kullanıcı adı, şifre ve log kayıtları üzerinden kullanıcı aidiyetinin sabit olduğu kanaatine varmış; bu kabulden hareketle örgüt üyeliği suçunun oluştuğu sonucuna ulaşmıştı.
Buna karşılık yargılama süreci boyunca, ByLock verilerinin ham hâliyle savunmaya açılmadığı, kullanıcı aidiyetinin bağımsız ve denetlenebilir teknik incelemeyle ortaya konulmadığı, dosyada mesaj, mail, grup yazışması veya örgütsel talimat içeren herhangi bir içerik bulunmadığı, ayrıca müvekkilin FETÖ/PDY hiyerarşisine bilerek ve isteyerek dahil olduğunu, örgütün cebir ve şiddet amacını bildiğini ve özel kastla hareket ettiğini gösteren somut delillerin mevcut olmadığı ileri sürülmüştü.
Bu kapsamda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yaptığımız başvuruda, özellikle AİHS m. 6 ve m. 7 kapsamında; adil yargılanma hakkının, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin, kanunilik ilkesinin, kişisel cezai sorumluluk ve suçun manevi unsurunun bireyselleştirilmesi yükümlülüğünün ihlal edildiğini ileri sürdük.
AİHM, Karslı ve Diğerleri/Türkiye kararında, Yalçınkaya kararında ortaya koyduğu ilkeler doğrultusunda, ByLock kullanımına ilişkin teknik tespitlere otomatik ve belirleyici cezai sonuç bağlanmasının AİHS m. 7 bakımından kanunilik ilkesiyle bağdaşmadığını; ayrıca dijital delillere etkili erişim, delilin doğruluğunu tartışma, savunmanın teknik verileri denetleyebilmesi ve mahkemenin kişiselleştirilmiş değerlendirme yapması bakımından AİHS m. 6 güvencelerinin sağlanmadığını tespit etti.
Bu arada, dosyaya kodlama ve fişleme iddiasına ilişkin Veri Analiz Raporu girmiştir.
AİHM’in ihlal kararı üzerine cuma günü CMK m. 311/1-f kapsamında yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduk. Mahkeme, başvurumuz üzerine derhal duruşma günü vererek dosyayı pazartesi günü duruşmaya aldı. Bugün yapılan duruşmada, önceki mahkûmiyet hükmü kaldırılarak müvekkil hakkında beraat kararı verildi.
Bu karar, AİHM ihlal kararlarının iç hukukta yalnızca şekli bir yeniden yargılama sebebi olarak görülemeyeceğini göstermesi bakımından önemlidir. Yeniden yargılama, ihlalin sonuçlarını gerçekten giderecek şekilde yürütülmeli; önceki mahkûmiyetin dayandığı delil standardı, savunmanın delile erişim imkânı, suçun maddi ve manevi unsurları, kişisel cezai sorumluluk ve kanunilik ilkesi yeniden ve etkili biçimde değerlendirilmelidir.
Ceza yargılamasında mahkûmiyet, teknik veri veya kolluk değerlendirmelerine otomatik sonuç bağlanarak kurulamaz. Özellikle TCK m. 314/2 kapsamında, kişinin örgüt hiyerarşisine bilerek ve isteyerek dahil olduğu, örgütün cebir ve şiddet amacını bildiği ve süreklilik, çeşitlilik, yoğunluk arz eden örgütsel faaliyet yürüttüğü her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve denetlenebilir delillerle ortaya konulmalıdır.
Bu dosyada verilen beraat kararı, AİHM’in Yalçınkaya, Karslı ve devam kararlarının iç hukukta etkili şekilde uygulanması; dijital delillerin denetlenebilirliği; ByLock yargılamalarında otomatik mahkûmiyet yaklaşımının terk edilmesi ve kişisel cezai sorumluluk ilkesinin yeniden merkeze alınması bakımından önem taşımaktadır.
İstanbul’un suyunu 2071’e kadar güvence altına alıyoruz diyerek büyük törenlerle temel atmışlardı. 2016 yılı için gün ve saat vererek “bitecek” dediler, 2018 yılında “yüzde 95’i tamamlandı” diye müjde üstüne müjde verdiler. Bugün 2026 yılındayız ve ortada su tutan bir Melen Barajı falan yok!
Sayıştay raporları her şeyi gün gibi ortaya döküyor. Baraj su tutmuyor çünkü temel hatalı, zemin problemli. Kanun açıkça kusurlu olanın bedelini ödemesi gerektiğini söylerken, onlar 412 milyon liralık yeni bir ihale açıp sorumlulardan tek kuruş tahsil etmediler.
Şimdi utanmadan 14,5 milyar liralık yeni bir faturayı daha milletin önüne koyuyorlar. Çiftçinin mazotuna, emeklinin maaşına gelince “kaynak yok” diyenler, kendi yarattıkları enkazı kapatmak için söz konusu milyarlar olunca hiç çekinmiyorlar.
Melen artık sadece bir mühendislik projesi değil, bir halkın parasının nasıl çarçur edildiğinin ve tutulmayan sözlerin belgesidir.
Bu dosya öyle sessizce kapanmayacak. Milletin tek kuruşunun hesabını sorana kadar peşindeyiz!!
#MelenBarajı
Terör disiplin soruşturmalarına da emsal Danıştay zamanaşımı kararı
Danıştay; Fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar, İdarenin öğrenme tarihi veya sonraki adli süreçler zamanaşımı hesabını değiştirmez.
📍'Kocaeli Milletvekili Gergerlioğlu’nun, 15 Temmuz darbe girişimi ve 2005 Şemdinli olaylarına ilişkin Meclis araştırma komisyonu raporlarının akıbetiyle ilgili soru önergelerine TBMM Başkanlığı’ndan cevap geldi.'📍
📰Detaylar: https://t.co/3qEfHFxYAv
Ayhan Bora Kaplan'ın, Yargıtay üyesi Yüksel Kocaman'a 1 araç bedeli gönderdiğine ilişkin dekont iddiaları icin neden açıklama yapılmadığını @TCYargitay önünde 3. kez sordum!
Cevap?
Tuz bile kokmuş; değerler altüst olmuş!
Ama bilinmeli ki, bir Köroğlu çıkar ve hesabını sorar.