Anayasa Mahkemesi tarafından 'süresiz nafaka' düzenlemesine yönelik verilen iptal kararı, gecikmiş bir adım olmakla birlikte büyük önem taşımaktadır.
Aynı yaklaşımın 6284 sayılı kanun için de uygulanmasını ve bu haksızlığın en yakın zamanda giderilmesini temenni ediyorum.
🔴 HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu:
Şeyh Said’in, Bediüzzaman’ın niçin mezar yerleri belli değil?
Mezar yerleri niçin açıklanmıyor? Bir mezarları olsa memleket mi bölünecek?
Sayın Cumhurbaşkanına da söyledim. Küçük bir jest yapabilirsiniz, bunun için kanun da gerekmiyor.
Son dönemde Maliye, belediyenin belirlediği rayiç bedel üzerinden tapu harcını ödeyen vatandaşa yüksek cezalar kesiyor. Oysa rayiç bedeli belirleyen belediye de bir kamu kurumudur ve bu bedelin esas alınması son derece doğaldır.
Belediye tarafından belirlenen rayiç bedellerin düşük olduğu düşünülüyorsa asıl sorunun orada aranması ve belediyeler nezdinde gerekli adımların atılması gerekmektedir. Vatandaş, birbiriyle çelişen kurumsal uygulamaların faturasını ödemek zorunda bırakılmamalıdır. Maliye Bakanlığı, yüksek ceza ve ek ödemelerle vatandaşı ezmekten vazgeçmelidir.
@memetsimsek@HMBakanligi@_cevdetyilmaz@tcbestepe
İzmir'in gururu olacak Nevvar Salih İşgören Ulu Camii, 9 yıldır kaba inşaat halinde bekliyor!
15.000 kişilik kapasiteyle ve Türkiye'nin en geniş kubbesiyle, Ege'nin en büyük camisi olacak.
Çevresinde gökdelenler yükseldi, insanlar taşındı ama cami 9 yıldır kaba inşaat olarak duruyor.
Diyanet'e devredilen bu projenin neden bitirilmediği merak ediliyor.
Diyanet İşleri Başkanımız başta olmak üzere tüm yetkililerden tek talebimiz; Bu camiye el atmaları ve bu güzelliği İzmir’e kazandırmaları yönündedir.
@diyanetbasin@DIBSafiArpagus
Meclise sunulan alkol ve uyuşturucu etkisinde işlenen suçların cezalarının artırılmasını öngören kanun teklifimiz ile;
Ceza sisteminin caydırıcılık işlevinin güçlendirilmesi, suçun önlenmesi, alkol ve uyuşturucu kaynaklı suçlarla mücadelede etkili bir cezai mekanizmanın oluşturulması amaçlanmaktadır.
Mersin Milletvekilimi Faruk Dinç:
Uyuşturucu baronları, uyuşturucu dağıtıcıları, uyuşturucu üreticilerine yönelik somut kararlar alınmalı ve bunlara ağır cezayı müeyyideler uygulanmalıdır.
Madde bağımlısı kim olursa olsun, rızasına bakılmadan zorunlu tedavi olma şartı gelmelidir.
Halkın görüşünü almadan, köylünün rızasını hiçe sayarak atılacak adımlar toplumsal huzura hizmet etmez.
Milletvekilimiz Faruk Dinç'in dile getirdiği gibi, vatandaşlarımızın yaşam alanlarını, geçim kaynaklarını ve çevreyi etkileyecek her sürecin karşısında halkın iradesi esas alınmalıdır.
Hemşehrilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
"Kendi hayat tarzınızı çocuklarımıza bulaştırmayın!
Toplumu ifsat etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Kanun teklifimizin amacı, aileyi korumak ve sapkınlıkların yaygınlaştırılmasının önüne geçmektir."
#ZekeriyaYapıcıoğlu | Genel Başkanımız
Yusuf kuyuda mı unutulacak?
Bu karanlık gecenin bir sabahı yok mu?
Kuyu ne kadar derin, gece ne kadar uzun olursa olsun; Yusuf'a kavuşan bir kader, karanlığı yaran bir sabah mutlaka vardır.
Boşanma sonrası yoksulluk yaşayan kadınların ihtiyaçlarını karşılamak devletin sorumluluğunda olmalıdır.
Kadını, boşandığı kişiden ömür boyu nafaka almaya mahkûm etmek kadının onuruyla oynamaktır.
Nafaka sisteminin hem inancımıza uygun hem de kadının onurunu zedelemeyecek şekilde düzenlenmesi gerekir.
Batının bataklığında yetişmiş ithal ideolojilerin yerine; kendi toplumsal yapımıza, köklü medeniyet değerlerimize ve adalet ölçütlerimize odaklanılmalıdır.
Mersin Milletvekilimiz Faruk Dinç:
Mut ilçemizde 50 yıl, 100 yıl, hatta 150 yıl önce ekilen tarlalar var. Orada ektikleri zeytin ağaçları, kayısı ağaçları var. Ancak bu alanlar 'orman' gözüktüğünden dolayı oradaki ağaçlar kestiriliyor ve kesmeyenlere de ceza veriliyor.
Bu konuda muhtarlarımızın, vatandaşlarımızın şikayetleri var ve bu sorunun çözmesini istiyorlar.
Bugüne kadar madde bağımlılığı nedeniyle annesini, oğlunu, hamile eşini, okul arkadaşlarını ve rastgele vatandaşları katleden onlarca vaka yaşanmıştır.
Toplum güvenliğini derinden sarsan bu durumun önüne geçilmesi için, madde bağımlısı şahısların zorunlu tedavi altına alınmasını öngören kanun teklifimiz bir an önce yasalaşmalıdır.
Kavim iyilerimizi dinlemiyor artık...
Ne yarılan deniz, ne taştan fışkıran su, ne de gökten inen sofra kâr ediyor.
Bunaldık!
Yeniden Hira Mağarası’na dönmeye ihtiyacımızı var…
Cahit Zarifoğlu’nun dediği gibi: “İnsan ara sıra içinin Hira’sına çekilmeli…”
Çünkü yola niçin çıkıldığını unuttu birçoğumuz. Birçoğumuz yolunu kaybetti. Yol kaybedilince geri dönmek ve yeniden başlamak en iyisidir. Çünkü insana nereden ve niçin başladığını tekrar hatırlatır bu dönüş...
Neydi Hira’da meleğin avuçlarımıza bıraktığı o kutlu mesaj? Ana hedef neydi? Niçin yola çıkmıştık? Ve niçin yürüyorduk?
Düşünmeye, derlenip toparlanmaya, ruhumuzu dinlemeye, kalbimize vakit ayırmaya, yalnız kalmaya ve sükûnete ihtiyacımız var.
Yeniden amelde ihlâsı, namazda huşuyu, ahlâkta örnekliği, davranışta takvayı, sözde hikmeti ve davette samimiyeti yakalamaya ihtiyacımız var.
Belki Allah’ın mescitlerinden bir mescitte, belki bir gecenin sessizliğinde, belki bir seccadenin üstünde, belki de kalabalıklar içindeyken bile tek başına...
Tüm tartışmalardan, yoğunluklardan, randevulardan, ardı arkası kesilmez koşuşturmalardan kurtulup düşünmeye, tefekküre, akletmeye ve unuttuklarımızı hatırlamaya ihtiyacımız var.
Çünkü çook uzun zaman oldu Hira’dan ineli…
Kimimizin Sevr Mağarası’na dönmeye ihtiyacı var…
Çünkü tüm dünya ve dünyalıklar takıldı peşimize. Mal, makam, iktidar, güç, servet, şehvet ve şöhret ne varsa hepsi peşimizde. Aranıyoruz. Dünyevileşmemiş kimse kalmasın diye başımıza ödül konulmuş adeta…
Hicrete ihtiyacımız var. Tüm yalanlardan, haramlardan, ikiyüzlülüklerden, kepazeliklerden, sahtekârlıklardan, samimiyetsizliklerden ve ahlâksızlıklardan…
Yeniden Sevr Mağarası’na sığınmaya, bir örümceğe, bir beyaz güvercine, sağlam bir dosta ve o mağaradaki teselliyi yeniden duymaya ihtiyacımız var.
“Üzülme! Allah bizimle…”
Kimimizin Ashab-ı Kehf Mağarası’na dönmeye ihtiyacı var…
Bu dönüş, bir başkaldırıdır aynı zamanda… Tüm haksızlıklara, adaletsizliklere, kibre, konfora ve aç gözlülüğe…
Aziz ve mübarek bir meydan okuyuştur bu... Zulüm saltanatlarına ortak olup saraylarda yaşamaktansa ceketi alıp bir mağarada bile yaşamayı göze alabilmektir…
İzzetli bir terk ediştir bu… Rabbimizle aramızdaki dünya süslerini, şeytani algıları, berbat stratejileri, baş belası reel politiği, sahte zaferleri, helvadan putları, yalancı kahramanları ve uydurulmuş fetvaları…
Mevziyi korumak, elde kalanları muhafaza etmek, duruşu bozmamak, istikameti kaybetmemek, değerleri örselememek için anlamlı bir sığınıştır bu…
Kökü çürümüş ağacın yapraklarıyla uğraşmayı bırakıp yeniden köklere dönmektir bu…
Bizden sonra gelecek nesiller için hiç olmazsa tohumu muhafaza etmektir. Onu yeşertecek uygun bir iklim için gerekirse 300 yıl sabırla beklemeyi göze alabilmektir.
Ve kutlu bir geri dönüşün hayalini kurmaktır bu…
Şirkten ve zulümden temizlenmiş yeryüzüne Nuh’un gemisinden iner gibi ayak basmanın ve yeniden tohumu toprakla buluşturmanın hayalidir…
Gün gelir Allah’ın yardımı ve bereket yeniden değer yüreğimize. Sihirbazlar da iman eder bir gün ve yıkılır tüm algılar. Mağaralardan çıkarız bir sabah. Kırılır Sâmirî’nin putları. Gözlerimizde 300 yıllık uykunun mahmurluğu, dilimizde bir zafer muştusu…
Vallahi biz kazandık!
Çünkü bir avuçtan fazla içmedik nehirden.
Vallahi biz kazandık!
Çünkü hiç terk etmedik tepeyi...
Ne güzel demiş Abdulaziz Kıranşal hoca...
Terörsüz Türkiye sürecinin gerçekleşmesi için ilk yasal düzenleme adımı HÜDA PAR'dan geldi.
Fesih kararı almamış olsa bile uzun süredir terör eylemlerine ve şiddete başvurmamış veya örgütsel vasfını yitirmiş terör örgütlerinin de bu kanun kapsamına alınmasını öngörülüyor.
Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafaka düzenlemesine yönelik verdiği iptal kararı doğrudur, isabetlidir.
Yıllardır dile getirdiğimiz üzere, boşanma sonrasında bir tarafın ömür boyu nafaka ödemek zorunda bırakılması ne adaletle ne de hakkaniyetle bağdaşmaktadır.
Adil ve dengeli bir düzenleme en kısa zamanda yapılmalıdır.
Adalet; hiç kimseyi mağdur etmeden her hak sahibine hakkını vermektir, haklar ve yükümlülüklerle ilgili dengeli olmaktır.
🗣️ HÜDA PAR Genel Başkanı Yapıcıoğlu:
“Şeyh Said’in, Bediüzzaman’ın niçin mezar yerleri belli değil?
Mezar yerleri niçin açıklanmıyor? Bir mezarları olsa memleket mi bölünecek?
Sayın Cumhurbaşkanı’na da söyledim; küçük bir jest yapabilirsiniz, bunun için kanun da gerekmiyor”
"Annelik çok yüce bir makamdır.
Kadının annelik görevi, hiç kimse tarafından yerine getirilemeyecek mukaddes bir görevdir ve bu görev kolaylaştırılmalıdır.
Kadın geçim gailesiyle bu mukaddes görevi ertelememelidir, ihmal etmemelidir."
Zekeriya Yapıcıoğlu | Genel Başkanımız