Bazı gazetelerde Enver Altaylı’nın savcılık ifadesinden alıntılar yer alıyor.
Ama söyleyeyim: İfade tutanağına geçirilmesinde sorun yaşadığımız için ayrıca yazılı olarak sunduğu savunmada oldukça çarpıcı açıklamalar var. Henüz yayınlandıklarını görmedim.
Umarım onlar da bir gün, bütünlükleri korunarak ve bağlamından koparılmadan kamuoyuyla paylaşılır.
Kısır tohum ve tarım zehiri üreticisi bayer Türkiye de ki fabrikalarını 2027 sonuna kadar kapatma kararı aldı. ‘Kısır tohumlarını alıp defolup gidecekler’
Avukatın yalnızca şeklen bulunduğu; fakat dosyaya ulaşamadığı, delil toplayamadığı, soru soramadığı ve mahkeme tarafından dinlenmediği bir yargılamada savunmanın varlığından söz edilemez.
Böyle bir durumda mekanizma yine işler: duruşmalar yapılır, tutanaklar tutulur, mütalaalar açıklanır ve kararlar verilir. Fakat sistemin çalışıyor görünmesi, adaletin gerçekleştiği anlamına gelmez.
Kutadgu Bilig'deki üç ayaklı taht benzetmesinin bugüne söylediği de budur: Bir yapı dışarıdan ayakta görünebilir; fakat onu taşıyan unsurlardan biri eğilmişse denge çoktan bozulmuştur.
Geriye yalnızca düşüşün ne zaman görünür hâle geleceği kalır.
Adam 12 bin km oteden tehlikeyi gormus ve uyarmis. Peki ulkenin icindeki binlerce gazeteciden hicbirisi bunu gorememis mi? Yada gormus, ama soyleyememis mi? Gecmis olsun....
✅Türkiye’nin az sayıdaki kadın helikopter pilotlarından üsteğmen Kerime Yıldırım’ın başarılarla dolu hayatı bir gecede karardı.
✅Terör saldırısı var denilerek komutanı tarafından görevlendirilen Kerime Üsteğmen darbe girişimin olduğunu sabah öğreniyor.
✅Anne Atiye Yıldırım zorluklarla büyütüp pilot yaptığı kızının hikayesini @avhaticeyldz’a anlattı.
👇👇👇
https://t.co/jYROYZePcz
Dün gece herkes “Enver Altaylı’nın ifadesi alınsın, bakalım ne diyecek” diyordu.
Bugün Enver Altaylı ifade verdi.
Ama şimdi kimse ifadesinde ne söylediğinden bahsetmiyor.
Acaba neden?
42 yaşındayım, fakirliği de zenginliği de gördüm, dertler çektim mutluluklar yaşadım, karamsarlığıda mucizeleri de gördüm, sonuç olarak diyeceğim; iyilik her zaman kazanıyor. Sabır ister, uzun vade ister ama eninde sonunda iyilik hep kazanır, iyilik hep güldürür. İyilikten zindanlara da girsen, kötülükten saraylarda da yaşasan, sonunda kazanan hep iyilik.
Ceza muhakemesinin amacı somut gerçeğe ulaşmaktır. Bunun yolu da; ancak hukuk içinde yürütülen bir soruşturmadan geçer.
Av. Dilara Yılmaz’ın “Adalet” çığlığını duymayacaksanız sizler ne için varsınız?
@av_dilarayilmaz@ankarabarosu@istbarosu@barolar
Erdem Atay diyor ki; "Bizim için değerli okan PKK'dır. PKK bizim kıymetlimizdir. Sadece PKK için infaz düzenlemesi veya af söz konusu olabilir. Cemaatçiler kim ki PKK mertebesine çıkaralım? Varlığımız PKK'ya armağan olsun, gerisi vız-tırıs..."
Bu sabah Silivri Cumhuriyet Başsavcılığını aradım.
Enver Altaylı’nın avukatı olduğumu; ifadesini benimle birlikte vermek istediğini; 82 yaşında, hasta olduğunu; İstanbul’a seyahatinin sağlık durumuna uygun olmadığını ve bu yönde doktor raporu bulunduğunu anlattım. İfadesinin SEGBİS’le alınmasını talep ettim.
Not aldıklarını, Başsavcıya ileteceklerini ve bana döneceklerini söylediler.
Haber gelmeyince öğleden sonra yeniden aradım. Aynı hususları tekrar ayrıntılı biçimde anlattım. Yine telefonumu aldılar ve dönüş yapılacağını söylediler.
Yarım saat sonra öğrendim ki müvekkilim ifade için çoktan sevk edilmiş.
Bana hâlâ haber verilmiyor.
Soruyorum:
82 yaşında, sağlık durumu seyahate elverişli olmayan Enver Altaylı’yı, doktor raporuna rağmen yüzlerce kilometre sevk etmenin ve avukatına haber vermemenin amacı nedir?
Müvekkilimin avukatıyla birlikte ifade verme iradesi bilinmesine rağmen amaç onu yormak ve avukatsız ifade almak mı?
Sahte diploma çetesi,sahte vatandaşlık çetesi, Yenidoğan çetesi,fon vurgunu,yargıda borsa…yok yok.
Çürümeyen kurum kalmadı.
Ülke bu hale nasıl getirildi kim getirdi? Hiç bir istifa yok,sorumluluk üstlenen yok.
Habire operasyon haberi.
Bu yaşananlar geçmiş iktidarlar zamanında yaşansa neler olurdu hepimiz az buçuk biliyoruz.
Bunca kirliliğinin sebebi; korku iklimi ve aç gözlü itaatkarlar.
Baroyla duygusal ilişkimi koparalı hayli zaman oldu. Ama bazı işler var ki görmezden gelemediğim gibi öfkeleniyorum da.
Baroculuk bir meslek mi?
Baro bir siyasi parti mi?
Baro ne zamandır baro değil?
Hiç mi değildi?
Avukatlığın aslında nasıl bir meslek olduğunun zaten yeterince anlaşılmadığı bir yerde, avukatlığın nasıl bir meslek olduğunu idrak edemeyenlerin oyun alanı mı baro?
Söyleyince kızıyorlar. Kızsınlar.
Onuncu köy de düşeli çok oldu; bilmiyor değilim.
Ama birileri bazı şeyleri söylemedikçe, bir başka birileri bu meydanda diledikleri gibi at oynatmaya devam edecek.
“Öcalan’ı idam edilmemek şartıyla Amerikalılar verdi. Peki yakalandığında Öcalan’ı neden Mit sorgulamadı da Jandarma Albay olan, Perinçek ekibinden Atilla Uğur sorguladı?” diyor eski Mit’çi. Lafa değil icraata bakmayı akıl edebilenler için al sana Amerika’nın adamları..
Özlem Konur Usta, Kaşif Kozinoğlu da dahil bazı Ergenekon sanıklarını Aydınlık gastemsisi olarak nasıl karaladığınızı da yazsana. Sen bilmiyorsan Serhan Bolluk'a sor. Hatta, Doğu Perinçek'in Zekeriya Öz'e verdiği ifadeyi bir oku bakalım.
SEGBİS ile ifade almak mümkün ve doktor raporu da seyahat etmesinin uygun olmadığı yönünde iken, 82 yaşında bir insan neden Ankara'dan İstanbul'a götürülür?
Adam tutuklu zaten fetö niye öldürsün?Ötecek diye siz öldürmüşsünüz adamı. Hablemitoğlu’nu, Okkır’ı, Tatar’ı öldürdüğünüz gibi. Lağım düzeninizi anlatmak isteyen tüm silah arkadaşlarını gözünü kırpmadan öldüren katillersiniz. Tatar’ın,Hablemitoğlu’nun eşleri de buna işaret ediyor
ETÖ üyesi babası Veli Küçük'ün kızı Ergenekon Terör Örgütünü tanımlamış.
Bu korku ve panik neden Avukat Hanım? Ne oldu da Medyaya 10 yıl sonra çıktınız peki?
Çünkü Hablemitoğlu ve Kozinoğlu Cinayetleri üzerinden kıskıvrak ETÖcüler olarak yakalandınız.
peygamber, israfı sevmezdi der,
konvoylarla dolaşır. halife ömer, devletin mumunu kullanmazdı der, devleti babasının çiftliğine çevirir. imamı azam, sultan sofrasına oturmazdı der, sultan sofrasından kalkmaz. dincinin dediğine değil, yaptığına bakın her zaman.