Ali Ayten ve Sebiha Yıldız’ın Ilahiyat Studies’de yayımlanan yeni makalesi siber maneviyat kavramını masaya yatırıyor. Dijital alanda varoluşsal varlığın, yeni manevi pratiklerin izini süren çalışma
📌 Ilahiyat Studies (2026), 17(1), 165-93.
🔗 DOI: 10.12730/is.1647299
İsmail Kara hoca, zihin dünyamızın en üretken kalemlerinden birisi. Bu kez bizi kitapların efsunlu dünyasına götürüyor. Kalemi daima velut, ömrü aziz olsun.
2/2
Dolayısıyla, gerçek sekülerleşme, yalnızca dinî kurumların veya bireysel dindarlığın gerilemesiyle değil, dünyanın giderek daha rasyonel ve dünyevî temellerle açıklanmasıyla gerçekleşir. Yani, sekülerleşme ile rasyonelleşme arasındaki bağ tesadüfi değil, kurucu niteliktedir.
1/2
Sekülerleşmeyi kurumsal ve bireysel dindarlığın gerilemesine indirgemek, kavramsal-teorik-tarihsel bir hatadır. Din zayıflarken, astroloji, büyüsel-irrasyonel-metafiziksel inançlar güçleniyorsa, yaşanan şey sekülerleşmeyle değil, inancın biçim değiştirmesiyle açıklanabilir.
Depresyon durduk yere gökten düşmez. Bazen de kişinin kendi ihtiyaçlarını, düşüncelerini, hele de öfkesini bastırmasının bedelidir. Niçin? Bir ilişkiyi ayakta tutmak için. İnsan, bağını korumak için sesini kısar. Kısılan ses zamanla koca bir benlik kaybına dönüşür. Dışarıya uyumlu, kibar, fedakâr bir yüz gösterirken içeride bambaşka biri birikir. Kırgın, görünmez, hiç konuşamamış bir gerçek benlik. Hiç itiraz edememiş. Kendi hikayesini anlatamamış. Yani dışarıdan gördüğümüz o sakinlik çoğu zaman sağlığın değil, sorunun ta kendisidir. Üstelik bu hep kişisel bir tercih de değildir. Çoğu zaman “iyi insan, özverili insan, herkesi memnun eden insan” olmamız beklenir ve sessizlik bize bu rolün sessizce ödettiği faturadır.
Bu sessizlik bir kader değil. Çoğu zaman bir kişilik özelliği bile değil, sadece hayatta kalmak için bulunmuş bir yol. Küçükken sevgiyi kaybetmemek, incinmemek için gerçek duygularımızı bastırmayı öğreniriz; uysal bir cephe kurarız. Sorun şu ki o cephe bir süre sonra bizim kendimiz sanılır ve canlılığımız, kendiliğindenliğimiz de o maskenin ardında kalır. İyileşmek susturulmuş o sesi yeniden konuşabilir kılmaktır. Çünkü sessizlik aslında insanı korumaz, sadece onu yalnızlaştırır. Asıl mesele, kişinin kendi hayatının yazarlığını geri kazanması, başkalarının onun üstüne yazdığı, onu tanımlayan o baskın hikâyenin yerine yavaş yavaş kendi sesini, kendi hikâyesini koyabilmesidir.
Suskunluğun yükü ağırdır. Herkes, olabildiğince kendi sesini bulmalı ve hayata cevap vermeli.
Prof. Dr. Ali Ayten ile gerçekleştirdiğimiz “Erdemli Yaşamanın Motivasyonu Nedir? ” isimli yeni videomuz yayında. İyi seyirler dileriz.
https://t.co/npsBDUTUFB
@fatmaozkayaa@AcizanAli
Gençler neden dinden uzaklaşıyor? David Kinnaman, Hristiyan gençlerin üç profilini inceliyor: göçebeler, sürgündekiler, müsrifler. Kilise, kültür ve birey arasındaki gerilimleri anlamak için çarpıcı bir analiz. Ali Ayten takdimiyle.
#izyayıncılık#DavidKinnaman#AliAyten
https://t.co/nH8wRl57ee
✨ Proje Kitaplığımızın 8. kitabı çıktı.
Geleceğin Akademisyenlerini Arıyoruz Projesi’nin 2020 Yaz Kampında gerçekleştirilen “Dinin İnsan Hayatındaki Tezahürleri ve Etkileşimi” temalı ders serisi okurlarıyla buluşuyor.
Editörlüğünü değerli hocamız Prof. Dr. Rahim Acar’ın ve proje ekibimizden Sahra Dora’nın yaptığı bu eseri sizlere sunmaktan büyük bir mutluluk duyuyor, okurlarına ve literatüre faydalı olmasını temenni ediyoruz.
🔻 Kitabı aşağıdaki linkten satın alabilirsiniz.
https://t.co/vXmbiPwL4v
Erdem sadece bir değer değil, bir yaşam biçimidir.
Ali Ayten’in Erdeme Dönüş kitabı; affetmenin, şükrün ve alçakgönüllülüğün sağlık ve mutlulukla nasıl derin bir bağ kurduğunu anlatıyor.
İyi yaşamak, iyi olmakla başlar.
#izyayıncılık#aliayten#psikoloji#kişiselgelişim #mutluluk
@AcizanAli
https://t.co/gEC8EiWjCU
Değerli kardeşlerim @ibrahimtenekeci ve @gokhanergur e nezaket ve gayretleri için çok teşekkür ederim. Muhit dergisine, bugüne dek olduğu gibi, faydalı ve bereketli bir yayın hayatı diliyorum.
Herhangi bir “hocaefendi”eleştirildiğinde, taraftarlarının ağzından dökülen nefret ve küfür diline bakınca insan ister istemez, “Bunca vaaz, ders ve irşad, tam olarak kimi ne kadar eğitti, dönüştürdü?”diye soruyor. Yoksa, “bizden” olanlara nezaket, “onlardan” olanlara hakaret mi!
Hem meraklısına bir rehber hem de alana yeni başlayanlar için derli toplu bir kaynak olmasını hedefledik. Kitabımızın alanımıza hayırlı olmasını ve okuyan herkese fayda sağlamasını temenni ediyoruz.
#yenikitap#dinpsikolojisi#psikoloji#101soru#duruşyayınları
Kitapta din ve maneviyat psikolojisinin alanına giren pek çok sorunun cevabını psikoloji penceresinden, herkesin anlayabileceği en sade dille vermeye çalıştık. Teorik tartışmalara boğulmadan, merak edilenleri doğrudan yanıtladık.
Yeni eser: 101 Soruda Din Psikolojisi 📘
Merhabalar, uzun ve titiz bir çalışmanın ardından @AcizanAli ve Rahime Eymen Bakır ile kaleme aldığımız yeni kitabımız “101 Soruda Din Psikolojisi” @durusyayinlari’ndan çıktı 📚✨ Alanımıza hayırlı olması temennisiyle.
Bırakın evde iki çocuğuyla başa çıkmayı, iki koyunu gütmekten aciz kimi aileler; onlarca sorunlu gençle, ergenle uğraşan öğretmeni beğenmiyor; suçluyor. Sorumluluğu hiç üzerlerine almadan, bütün yükü sınıfta tek başına mücadele eden insana yıkıyor.
Üzgünüm. Allah rahmet eylesin.
MFÖ’dan: Peki peki anladık!
Geçmişte en çok hatayı siz yaptınız, zifiri karanlıkta en uzun süre siz kaldınız.
Eee, şimdi hakikati bulduğunuza göre geçmişi rahat bırakın!
Bırakamazsınız!
Zira geçmişinize küfretmekten besleniyorsunuz; keşfettiğiniz hakikatin aydınlığından değil.