Günlerdir sitede İstanbul'daki Yıldız Teknik Üniversitesi'nde bulunan ağaç konuşuluyor. Yok süslerdin, yok süsleyemezdin kavgası aldı yürüdü. Gelin sizinle bu konuyu biraz konuşalım:
Öncelikle belirtmek isterim ki benim öyle yılbaşı bilmem ne gibi dertlerim yoktur. Ben kendi doğum gününü bile unutan, 2 gün sonra "Anaa benim doğum günüm geçmiş lan." diyen adamım. Haliyle yılbaşı benim için sıradan bir gündür. Fakat insanların içinde bu güne önem atfeden, şu veya bu şekilde bu gün herhangi bir etkinlik yapmak isteyenler de vardır ve bu durum beni rahatsız etmiyor. Çünkü bana bir zarar vermiyorlar. Bana bir zararları dokunsaydı, ben de onların yaşam tarzına müdahale ederdim ama bana zararları yok, haliyle bana laf da düşmez.
Sosyal medyada ağacı süsledin, süslemedin kavgası ve ağaç önünde nöbet tutmaya, hatta karşılıklı küfürleşmeye ve belki de fizikî mücadeleye varan olaylar silsilesini basit bir sosyal medya geyiği olarak okumak doğru değildir. Bu olay, 21 yıllık AKP iktidarının ülkede başardığı karşı devrim ve bunun sonucunda oluşan kutuplaşmanın basit bir tezahürüdür. Siktir boktan bir ağacın bu kadar gündem olması, aslında iki ayrı yaşam tarzının çatışmasından başka bir şey değildir.
Ağacı süsleyen yahut ağaçtaki süsleri korumak için nöbet tutan gençlere saldıranları görüyorum. Arkadaşlar, siyasal İslam bir terör rejimidir. Kendisinden olmayana asla yaşam hakkı tanımaz. "Herkesin bir yaşam tarzı var, bizimki de bu, kimse bize karışmasın, biz de kimseye karışmayalım, efendi gibi yaşayıp gidelim." demezler. Gücü ellerine aldıkları vakit hayatı size zindan etmek için ne gerekiyorsa yaparlar. Kemalizm de bunu farklı şekillerde yapmıştı, şimdi de siyasal İslam yapıyor. İki terör ideolojisi arasında, ortalama 80 yıllık ömrünü normal şekilde yaşayıp bitirmek ve hayattan biraz olsun keyif almak isteyen insanlar eziliyor.
Siz bugün basit bir ağaç süslemesi kavgası diye bu olayı ciddiye almazsanız, yarın siyasal İslamcılar kampüste elini tuttuğunuz kız arkadaşınıza salça olacak. Öbür gün "Senin eteğin niye kısa, senin başın niye açık, senin niye dövmen var, sen sosyal medyaya neden şarap kadehi fotoğrafı attın?" diyecekler ve böyle böyle sizin yaşam alanınızı evinizle sınırlandıracaklar. Orda bile size rahat vermeyip, içeri kimin girip çıktığını gözetleyecekler. Unutmayın ki siyasal İslamcılar, kendilerinden olmayana hayat hakkı tanımazlar. Onlar gibi düşünüp, onlar gibi yaşayıp, onlar gibi konuşmuyorsanız size bir ciğer dolusu nefesi, bir ağız dolusu kahkahayı ya da bir sıkı ve sıcak sarılmayı çok görürler. Bu durum; siyasal İslam'ın şimdiki önderlerinin, geçmişte ilk cinsel deneyimini eşekle yaşayıp akşam ezanından sonra eve gelirse babasından dayak yiyen kişiler olması ve ilk tuttukları kadın elinin de 30 yaşına gelince analarının köyden bulup evlendirdiği kadına ait olmasıyla da ilgilidir. Kompleks, travma ve eziklik, sahip oldukları makamlara rağmen bunların içinden çıkmıyor, yukarıdan aşağı her yere bunu bulaştırıp size karşı bir tazyik aracı yapıyorlar. Elinizdeki her türlü özgürlük kırıntısını bu utangaç El Kaideli İhvan fışkırıklarına karşı savunmak zorundasınız.
Siyasal İslamcılar da boşuna kendilerini İslam'ın temsilcisi diye pazarlamasın. Sahibi oldukları ve sabah akşam İslam'ın kalesi diye pazarladıkları devlet, içki vergisiyle imam maaşı ödeyip insanları camilerde Allah'a değil de kendisine secde ettiren bir organizasyondur. Askerî üslerini Haçlı koalisyonuna açıp da Irak ve Suriye'deki Müslümanların kafasına ölüm yağmasından birinci derecede sorumlu olan bu oluşumun İslam'ın kalesi olduklarına dair 31'lerine de ancak gülüyoruz.
Son olarak, burdan Yıldız Teknik Üniversitesi'ndeki malum ağacı süsleyen arkadaşlara sesleniyorum: Hiçbirinizle aynı inanç ve ideolojiye sahip değilim, tanısanız beni sevmezsiniz de, fakat siyasal İslamcılara karşı verdiğiniz en küçük özgürlük mücadelesini dahi destekliyorum. Siyasal İslam'ın gözüne diken gibi batmanız bizi mutlu etmiştir vesselam. -SON-
Bu ilan benim son ümidim.
Beni bilen bilir, yıllardır sokak hayvanları için mücadele ediyorum. Yıllardır besleme yapıyorum ve hasta gördüğüm hayvanları hemen kliniğe alıyorum, sonra da yuvalandırıyorum.
Ama bu hafta itibariyle her şey son buldu 💔
@lordsinov Hala kaç canımız kayıp insanlar sevdiklerinin cesetlerini bulamadılar. Enkazı set olarak kullanmak, bu denli bir felaketin yıl dönümünde Hatay’da GALA yapmak hangi vicdana sığar?
Kadın erkek birlikte eğlenmesi dinen uygun değil diyerek köyde kadın ve erkeklerin birlikte eğlenmemesi gerektiği yönünde karar alınmış.
Bursa'nın Büyükorhan ilçesine bağlı kırsal Karaağız Mahallesi'nde çağ dışı bir karara imza atıldı. Köyde düğün, kına ve asker uğurlama eğlencesinde, kadın ve erkeklerin bir arada eğlenmesi, 'dinen uygun değil' denilerek yasaklandı.
https://t.co/YmKrxGLyky
🇹🇷 Antakya'da bir özel hastanede depremden iki gün sonra hastaneye giden Umke yoğun bakımda UNUTULAN biri bebek 14 hastayı buluyor…
5 hasta yaşıyor, diğer vatandaşlarımız ölmüş.
Bu yaşadıklarımız asrın ihmali değil de nedir❓
Hesap vereceksiniz…
Yitip giden , ihmal edilen her canımızın takipçisi olacağız. Hastanesinde vatandaşlarını UNUTARAK ölüme terk eden Sağlık Bakanlığı derhal istifa etmelidir❗️
@zaferpartisi
@muradcobanoglu Medeniyetler şehri olarak tanınan Hatay’a gelip, Hıristiyanlar misyonerlik yapıyor burda diyecek kadar kansızlar. Sizin yardımınıza da duanıza da ihtiyacı yok bu milletin.
@onderseren@AFADBaskanlik@ahbap@haluklevent Ne olur artik birileri seslerini duysun saatlerdir enkaz altindalar HAYATTALAR SESLERI GELIYOR lutfen paylasin yardim edin Anne baba ve 14 yasinda kizlari Iskenderun ismet inonu mahallesi fiat galeri yani hic yardim gitmemis