Ümit Dikbayır'ın geçmişte AKP ile ilgili sözleri:
“Ayan beyan kul hakkı yiyen AKP milletvekillerini ifşa ediyoruz. Bu torpil düzenine son vereceğiz!”
“AKP Genel Başkanı ülkeyi mahvetti.”
AK Parti demek;
Vergi, Zam, Adaletsizlik, Kişiye özel hukuk, Geçim derdi ve Yoksulluk demek.
Gerçeklikten kopmuş ya da vicdanını tamamen kaybetmiş bir grup insan tarafından yönetiliyoruz.
Sedat Peker, şehit Özel Harekat Polisi Murat Yatarkalkmaz'ın annesinin yaklaşık 4.5 milyon TL tutarındaki tedavi masraflarını karşıladı.
Uzun yıllar sağlık sorunları nedeniyle ağrılar yaşayan ve teşhis konulamayan anneye Acıbadem Hastanesi'nde net teşhis konuldu. Pankreas ve dalağı alınan anne, ameliyatı başarıyla atlattı.
-Okan Buruk’a açık mektup-
Sevgili Okan Buruk,
7 Temmuz’da 27.Şampiyonluk hedefi ile yeni sezona başlıyoruz.
Bu hedef gerçekleştirildiği takdirde Türk futbol tarihinde yeni bir ilk başarılmış olacak ve bu başarı en çok Galatasaray’a yakışacak.
Böyle bir başarının arifesine bizi getiren Teknik Direktör Okan Buruk bundan 26 yıl önce yine aynı günlerde bu sefer futbolcu olarak aynı başarının arifesinde 2000-2001 sezonuna başlamıştı.
Bir önceki sezonu Avrupa’dan iki kupa getirerek kapatmış olan Türk futbol tarihinin en iyi takımını durdurmak için her yolu denemekten geri durmayacak olan, benzer marifetlerini yine aynı gözü karalıkla icra ettikleri bir başka sezonda kendi ifadeleri ile “hız sınırını aşmış ve radara yakalanmış” ve neticesinde tarihlerine kara bir leke bulaştırmış olacak bir rakiple karşı karşıyaydı.
Dönemin Galatasaray Başkanı ve yönetimi her ne kadar çok büyük başarıların kazanıldığı bir dönemde görev almış da olsalar bu en önemli sezona başlarken takımın önemli isimlerinin ayrılmalarına engel olamamış hatta bazı ayrılıkların sebebi olmuşlardır.
Fatih Terim’in yerine Mircea Lucescu, ayrılan çok önemli oyuncuların yerine yine çok önemli oyuncular getirilmiş, Türkiye’deki en güçlü kadroya sahip olduğumuz gerçeği değişmemişti.
Ama bir gerçek de futbolculara verilen sözleri uzun zamandır tutamayan, asli görevlerini yerine getiremeyen yönetimle takım arasındaki bağların koptuğu, yöneticilerin bu ortamda bir de oyunculara karşı davranışlarındaki yanlışlar sebebiyle takımın ahenginin eskisi gibi olmadığı gerçeğiydi.
Bu ortamda en çok haksızlık yapılan, hatta kaybedilen şampiyonluğun sorumlusu olarak görülen futbolcu Okan Buruk Galatasaray terbiyesi gereği sessiz sedasız ayrıldı, ileriki yıllarda kendi tribünlerinden ona yöneltilen aşırı tepkilere rağmen gerçekte neler yaşandığını hiç anlatmadı.
Tarih kürsüsünden o günlere yakından tanıklık etmiş ve gerçekleri bilen bir Galatasaraylı olarak tam da 27. Şampiyonluğun arifesinde bunları hatırlatmak gerektiğini düşündüm.
Galatasaray tarihi çok büyük başarılara olduğu kadar bu başarıların ardından gelen ve tamamen iç çekişmelerden dolayı engel olunamayan tuhaf başarısızlıklara da şahitlik etmiştir.
26 yıl önce Galatasaray’da yaşanan buydu.
Bir de sahalardaki asker hakemlerin Galatasaray gollerini tereddütsüz kaldırdıkları bayraklarıyla iptal edişleri, Galatasaraylı futbolcuları ve tribünleri tahrik edecek tavırlar takınıp buldukları her fırsatta kullandıkları kartlarla sonuçlara Galatasaray’ın aleyhinde olacak şekilde etki ettiklerini de eklemem lazım.
Bu organize hikaye ligin finalinde Kadıköy’e gözlerini kapatıp görevini yapmaya çıkan hakem Orhan Erdemir’in utanç verici yönetimiyle taçlanmıştır.
O sezonun hikayesi “bir tanık” tarafından televizyonlarda en ince ayrıntısına kadar anlatılmış, dönemin Fenerbahçe futbolcusu Serhat Akın’ın ligin son maçı olan Samsunspor deplasmanında gelen şampiyonluğu kutladıkları sırada soyunma odasında Başkanlarının kendilerine “Fazla sevinmeyin, siz nasıl şampiyon olduğunuzu bilmiyorsunuz” dediği tarihe bir delil olarak bırakılmıştır.
Sevgili Hocam,
Dört kere üst üste şampiyon olan ve beşinci şampiyonluğu bu şartlar altında yaşayamamış olan futbolcu Okan Buruk bugün aynı başarının arifesinde Galatasaraylıların sevgilisi ve Teknik Direktörü Okan Buruk olarak bulunuyor.
Küçük bir çocuk olarak katıldığı Galatasaray ailesinin en sadık evlatlarından biri olarak bu senenin ne kadar önemli olduğunu çok iyi bildiğinize hiç şüphem yok.
Galatasaray’daki iç çekişmelerin, futbol takımının transferleri, sevk ve idaresi ile alakalı Başkan ve yönetimle farklı görüşlerde olunmasından kaynaklanan “sessiz mücadelenin” Galatasaray’a yine zarar vermesine müsade etmeyin.
Adanmış hayatların umudu olan bu formayı hakettiği bu başarıya bu sefer kavuşturun.
Ne kendi içimizde yaşanacak olumsuluklara ne de yıllar önce izledikleri yoldan giderek yine aynı neticeyi bekleyecek olan rakibe fırsat vermeyin.
Allah yardımcınız olsun.
Levent Gültekin: (Kahramanmaraş’ta ölen 10 yaşındaki Tarık’ın cenazesine hiçbir bakanın gitmemesi ve Tarık’ın adının anılmaması hk.)
“Tarık’ın babası 4-5 yıl hapis yatmış, çıkmış. Babası KHK’lı polis diye çocuğun cenazesine katılmamışlar. Çocuğun adını bile listeye koymamışlar.
50 bin kişinin katili Öcalan’la görüşüyorsunuz, dost oluyorsunuz, kurucu önder diyorsunuz!
Eğer sırf cemaatin bir mensubu olmak suçsa, bunun en büyük suçlusu Tayyip Erdoğan’dır. Övgüler diziyordu arkadaş!
Nasıl bir nefretiniz var ki öldürülmüş çocuğu listeye koymuyorsunuz ya. Babasına ceza vermişsin, haklı haksız. Cezasını çekmiş, hapiste yatmış, çıkmış. Cezanın bir mantığı var. Bedelini ödemiş!
Abi sen zaten ölmüşsün. Bakan olsan ne olur? Milletvekili ol. Sen ölmüşsün zaten. Senin canlılığının temel emaresi merhametindir, vicdanındır, insanlığındır, ahlakındır. Demek ki hiçbiri kalmamış yani!”
Kahramanmaraş’ta şehit olan, cenazesine hiçbir üst düzey yetkilinin katılmadığı ve ismi listede parantez içinde yazan YUSUF TARIK GÜL’ün babası mezar başında tek başına acısını yaşıyor.
Ölümde bile ayrımcılık olur mu? Küçücük masum bir çocuğun bedeni bile dışlanır mı? Yıllarca babasını bekledi, babası beraat etti, geldi. Defterine “babama kavuştum” yazdı. Babasına doyamadan vefat etti.
Şimdi babası tek başına acısını yaşıyor.
Mekanın cennet olsun YUSUF TARIK GÜL.
Unutmayacağız.
Bülent Kaya: Bakanlar bir tek kişinin cenaze töreninde hazır bulunmadılar. Yusuf Tarık Gül'ün cenazesinde. Hiçbir vicdanlı AK Partili çıkıp Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Bakanlar yaptığınız bu davranış doğru değil, hepsi bizim çocuğumuzdur diyecek bir vicdanı ne zaman kaybettiniz ya?
Muhammet Emin Akbaşoğlu: Sayın Cumhurbaşkanımız hiçbir kimseyi istisnasız bir şekilde gerekli taziyelerde bulunulmuş hem 8 yavrumuza hem de fedakar Ayla öğretmenimizin ailesine başsağlığı dilekleri ifade edilmiş.
Bülent Kaya: Hala konuşmasında 8 yavrumuz ve öğretmenimiz bizim için aynı değerdedir... Ya 9 kişi diyorum. Bilinçaltına o kadar yerleşmiş ki söylerken bile 8 diyor.
Kahramanmaraş'ta katledilenlerden biri olan Yusuf yavrumuzun adını rumuzla yazan, fotoğrafını gizleyen işgüzar memur ve gazeteciler var.
Sebebi, babasının KHK'lı bir polis olmasıymış.
Buna itiraz edenler var. Haklılar.
Da, itiraz edenlerden bazıları da başka bir hassasiyetsizliğe imza atıyor.
Diyorlar ki: "Üstelik babası beraat etmiş."
Oysa babası hüküm giyse bile çocuğun ne suçu, ne günahı var?
Suç ve günah, bireysel değil midir?
Dinimiz ve kanunlarımız böyle demiyor mu?
Lafz ile fiil, söylem ile eylem farklılığı ahlakî duruşun men ettiği bir meziyet zafiyeti değil midir?
Mattia Ahmet Minguzzi’nin ailesi 1 sene boyunca benim çocuğumun başına gelenler başka çocukların başına gelmesin diye uğraştı. Bizim yaşadıklarımızı başka aileler yaşamasın diye uğraştı ! O aileye bile şov peşinde dediler bu ülkede namussuzlar.