Öğrenelim ve Öğretelim !
İllâ olacaksa; Devletin dini adâlet, mezhebi eşitlik, meşrebi özgürlük, tarikati ilim/medeniyet, ırkı insanlık olabilir..
Buna "Adâlet Devleti" denir.
Siyasete egemen olan politik dil, bu toplumu bölüyor, ayrıştırıyor, kutuplaştırıyor, birbirine düşman ve birbirinden nefret eden yığınlara dönüştürüyor..
Milli birlik ve bütünlüğümüzün önündeki en büyük engel, kişisel ikbal ve çıkar peşinde koşan siyasi partilerdir..
Terörsüz Türkiye Projesi kapsamında hazırlanan çerçeve yasa teklifi üzerinde tepinmek ve yıkıcı muhalefet yapmak yerine, onarıcı ve yapıcı olmaları Türkiye'nin hayrına olacaktır.
Gri zamanlarda gri ilişkiler dünyasında yaşıyoruz.. Kim dost, kim düşman.. kim mümin, kim kâfir birbirine karıştı. Artık ayırt edemez olduk..
Nereye bu gidiş?
#CUMA
Siyasi Partiler Kanunu dört başı mamur olacak şekilde değiştirilmeli, partilere hazine yardımı kesilmeli, partiler eşit koşullarda seçime katılmalı, yasama dönemi içinde partiler arası geçişi (belediyeler de dahil) yasaklanmalı, istifa etmeleri halinde vekillikte düşmelidir.. vs.
15 Temmuz 2016 yılı üzerinden koca 10 yıl geçti. O gün siyasi iktidar cevaz vermiş olsa da;
nerede ve ne zaman okunacağı dini kültürümüzde yerini almış olan salâ ritüelini siyasi istismar konusu yapmaktan artık vazgeçmelisiniz.
Ülkemizin AHBAP gibi bir gündemi daha oldu. AHBAP enselendi sıra ÇAVUŞ da.. Zira çavuşsuz ahbap ilişkisi olmaz.
Sıradan bir dernek, devasa bir para.. Kim ya da kimler göz yumdu, kimler yol verdi? Hepsi açığa çıkarılmalı.
"Ey iman sahipleri! Allah için hakkı ayakta tutan, adâletle şahitlik eden kimseler olun. Herhangi bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adâletsiz davranmaya itmesin. Adâletli olun; bu, takvâya daha uygundur."
Ebedi rehberimiz Kerim Kur'an'ın Mâide Sûresi 8. âyeti mü'minlere, insani ilişkilerde ve toplumsal hadiselerde 'adâleti' merkeze alan bir bakış açısı kazandıran ve sorumluluk yükleyen çok önemli bir ahlâk ve hukuk prensibini hatırlatır.