ADD Bakırköy Şubesi olarak, Capacity AVM'de 4-10 Kasım arası düzenlediğimiz ANILARDA ATATÜRK SERGİSİ'ne herkesi bekliyoruz.
@add_genelmerkez@HsnBozkurt#ADDBakırköy
ZEKERİYA YAPICIOĞLU Hk. SUÇ DUYURUSU
Samsun/Terme Belediyesi AKP Meclis Üyesi hadsiz Rümeysa Eker’in, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve Kemalistlere açıkça hakaret ettiği ifadelere yönelik HÜDA PAR Genel Başkanı ve Milletvekili olan şüpheli Zekeriya Yapıcıoğlu tarafından "Rümeysa Eker ile aynı görüşteyiz." açıklamasının yapıldığı haber sayfalarına yansımıştır.
Söz konusu hadsiz şahıs hakkında kamu davası açılması talepli suç duyurumuzu basınımızın ve aziz milletimizin bilgi ve ilgisine sunarız.
RÜMEYSA EKER Hk. SUÇ DUYURUSU
Kamuoyunda geniş yankı bulduğu üzere, Samsun/ Terme Belediyesi AKP Meclis Üyesi hadsiz Rümeysa Eker tarafından sosyal medya hesabında yapılan paylaşımda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve Kemalistlere açıkça hakaret edilmesi nedeniyle yaptığımız kamu davası açılması talepli suç duyurumuzu basınımızın ve aziz milletimizin bilgi ve ilgisine sunarız.
Büyük Atatürk’ün Yunus Nadi Abalıoğlu’ndan kurmasını doğrudan istediği ve adını da bizzat koyduğu, Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt, Atatürk ilke ve devrimlerinin yılmaz savunucusu, “Türk Milleti’nin ortak sesi” CUMHURİYET GAZETESİ SUSTURULAMAZ! @cumhuriyetgzt1#CumhuriyetGazetesi #CumhuriyetSusturulamaz #YenidenAtatürkCumhuriyeti #ATATÜRKTEBİRLEŞMEZAMANI
“KILIÇDAROĞLU TARİHE ATATÜRK’ÜN PARTİSİNDEN ATATÜRKÇÜLERİ ‘ARINDIRAN’ KİŞİ OLARAK GEÇTİ!”
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Hüsnü Bozkurt CHP 25-26. Dönem Konya Milletvekili sıfatıyla katıldığı Tele2 Haber Manşet Ötesi” programında gündemi değerlendirdi. Tamamını izlemek için tıklayınız: https://t.co/PhgWhnhlF6
Hukuk dışı uygulamalara karşı Taksim Gezi Parkı’nda ve yurdun dört bucağında direnme hakkının kullanıldığı GEZİ’Yİ UNUTMADIK!
Yitirdiğimiz yurttaşlarımızı saygıyla anıyoruz... #Gezi#YenidenAtatürkCumhuriyeti#ATATÜRKTEBİRLEŞMEZAMANI
BASINA VE KAMUOYUNA
TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİDİR!
Anayasamıza göre hiçbir kurum ve kişi kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. Yine anayasamız ve yasalarımız siyasi parti kongreleri dahil seçimlerin YSK denetim ve gözetiminde il ve ilçe seçim kurullarınca yürütüleceğini, itiraz sürelerini, son karar merciinin YSK ve YSK kararlarının da kesin olduğunu hükme bağlamıştır.
Hal bu iken Ankara Adliye (İstinaf) Mahkemesi; anayasayı, siyasi partiler yasasını, seçim hukukunu ve YSK'yı umursamadan CHP 38. kurultayına ilişkin "mutlak butlan" kararı vererek 3 yıl önce yapılmış, sonuçları YSK tarafından kesinleştirilip mazbataları verilmiş kurultayı geçersiz saymıştır.
Öte yandan mahkeme bir adım daha atmış -bu konuda da yetkisi olmamasına karşın- Yargıtay sürecini beklemeden icra heyeti görevlendirerek kararın uygulanmasını istemiştir.
Siyaset ve hukuk tarihimizde benzeri görülmemiş bu karar; ülkemize, milletimize, demokrasimize ve siyaset kurumumuza telafisi olanaksız zararlar verebilecek çok vahim bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.
Sorunun sadece CHP'yi değil, doğrudan anayasal düzeni, demokratik rejimi ve seçim güvenliğini ilgilendiren çok ciddi bir durum olduğu açıktır.
Bu kararın uygulanması, bundan böyle bütün seçim ve referandum sonuçlarının yıllar sonra verilecek bir dilekçe ile bir mahkeme tarafından değiştirilebileceği, böylelikle seçimlerin anlamını yitirebileceği, hatta mahkeme kararları ile Türkiye'nin anayasasız, meclissiz ve hükümetsiz bırakılabileceği gibi düşünülmesi dahi korkunç bir durum ortaya çıkarır, ki herhalde temenni de, kabul de edilemez.
Bu ağır durumdan en az zararla çıkışın ilk yolu; YSK'nın varlığını ve anayasadan aldığı yetkilerini savunarak mahkemenin yetkisiz, kararının yok hükmünde ve kendi kararlarının geçerli ve yürürlükte olduğunu açıklaması olarak görülmektedir.
Söylenmelidir; milyonlarca CHP üyesinin iradesini yok sayan, somut delil ve kanıttan yoksun, hangi delegelerin iradesinin seçimin hangi turunda ve ne şekilde sakatlandığını da belirtmeyen bir mahkeme kararıyla bir siyasi partinin genel başkanının, il başkanının ve yönetim organlarının belirlenmesinin hukukla açıklanması herhalde mümkün değildir.
Keza, Adalet Bakanı'nın bu kararı, duyulduktan sadece birkaç dakika sonra, henüz muhataplarına tebliğ bile edilmemişken kameralar karşısına geçerek savunma gereği duyması da olağan bir uygulana olarak görülemez.
Bu kararın yargı organlarınca ivedilikle düzeltilerek ülkemizin bu açmazdan kurtarılması dileğimizdir.
Demokrasiler kurumlar ve kurallarla yönetilen, hukukun üstünlüğünün, anayasanın ve yasaların kayıtsız koşulsuz uygulandığı rejimlerdir. Bundan vazgeçilemez.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!
Saygılarımızla.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL MERKEZİ
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'mız kutlu olsun.
“107 yıl önce dağ başını almış o dumanı dağıtıp açtırdığımız çiçekleri soldurmayacağız. Ulusumuza güveniyoruz.”
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ'MİZİN KURULUŞUNUN 37. YILI KUTLU OLSUN!
Atatürkçü milyonlarca yurttaşımızın örgütlü mücadeleye duyduğu ihtiyaç doğrultusunda kurulan Atatürkçü Düşünce Derneği, 37. yaşında aynı bilinç, sorumluluk ve Kemalizm pusulasıyla Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti'ni muhafaza ve müdafaa görevini sürdürmektedir. Emperyalizme ve faşizme karşı Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi Kemalizm’in yılmaz savunucularıyız!
Derneğimizin Kuruluş Nedeni
“Atatürk’ün bedensel varlığının artık aramızda bulunmamasından cesaret alan içteki ve dıştaki kimi olumsuz güçler, O’nun yeni Türk Devletini yaratma doğrultusunda ilk adımı attığı 19 Mayıs 1919’un üzerinden tam 70 yılın geçtiği bu günlerde, Atatürk devrim ve ilkelerine karşı, açık ya da kapalı saldırılarını doruğa ulaştırmış bulunmaktadır. Bundan daha kötüsü, plânlı ve sinsi bir çalışma ile, o devrim ve ilkeleri gelecekte yok etmek çabası içindeler.
Oysa Atatürk;
Sadece ‘bağımsızlığı tümüyle tehlikeye düşmüş Türk Ulusunu ve yurdunu emperyalist güçlerin işgalinden kurtaran bir büyük asker’ değildir.
O, bunun çok daha ötesinde, örneğin siyasal, kültürel ve ekonomik alanlar başta olmak üzere, her alanda bağımsızlığımızı yok edici ya da kısıtlayıcı olumsuz bağları koparan;
Ulusal egemenliği gerçekleştirerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran ;
Kişisel inançlara dokunmayarak, toplumumuzu Ortaçağ zihniyetinden ve şeriattan kaynaklanan ‘nakil’e dayalı kurum ve kurallardan kurtarıp, sürekli biçimde çağdaş ve uygar bir ulus olmanın ve böyle kalmanın yollarını gösteren , ‘akıl’a dayalı lâik düşünce, lâik hukuk ve lâik öğretim sistemlerini toplum yaşamında egemen kılan;
Tüm özgürlüklerin ve insan haklarının sosyal Hukuk Devletinin ve çoğulcu demokrasinin yolunu açan;
Yüzyıllarca insan yerine konulmamış Türk Kadınını gerçek yerine yükseltip, eşit haklara ve eşit onura sahip insan ve yurttaş yaparak ,yapay eşitsizlikleri kaldıran;
İçten ve dıştan kaynaklanan her tür sömürüye karşı çıkarak, halkın yalnız siyasal değil, ekonomik ve sosyal alanda da gerçek efendi durumuna gelmesini ve tüm yurttaşların gönencini devletin varlık nedeni ve amacı sayan;
Ulusal ekonominin girişimcilerin keyfine, yalnız kâr ve rekabet mekanizmasına göre başıboş biçimde işlemesine değil, toplumun ve tüm yurttaşların gereksinimlerini karşılayacak biçimde devlet tarafından yönlendirilmesini ilke olarak benimsemiş ve benimsetmiş olan;
Yurdumuzun yeraltı ve yerüstü zenginliklerinden, Türkiye halkının yararlanmasını benimseyen ve kabul ettiren;
Misak-ı Millî sınırları içinde ‘Türk’üm’ diyen herkesin Türk olduğu ölçütünü getirerek, ırkçılığı reddedip; yapıcı, bütünleştirici ve çağdaş Türk Ulusalcılığını yaratarak, onu devletimizin temel ilkelerinden biri yapan;
Her yurttaşın eğitimden, bilimden ve sanattan payını almasını, ‘fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür kuşaklar’ın yetiştirilmesini devletin başta gelen görevi yapan;
Kültür emperyalizminden kurtulabilmemiz ve eğitimin yaygınlaştırılabilmesi için yeni Türk harflerini kabul etmenin yanında Türk dilinin arındırılması ve zenginleştirilmesini büyük bir toplumsal görev sayan;
Türk Ulusunun tarihini, çağdaş insan kökenine bağlayan;
‘Yurtta barış, Dünyada barış’ ilkesi ile devlet yaşamında ve uluslararası ilişkilerde kaba kuvveti, ırkçılığı, saldırı savaşını mahkûm eden;
Dış politikada ‘Dünya uluslar ailesinin eşit haklara sahip onurlu bir üyesi olma’ ölçütünü ve ‘karşılıklılık kuralını’ vazgeçilmez ilke yapan;
Bütün ulusların insanlık ailesinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, insanlığın bütünleşmesi düşüncesinin tohumlarını atan Çağdaş Devlet Kurucusudur.
Bu durum karşısında Atatürk devrim ve ilkelerinin, toplumsal sorunlarımızın çözümlenmesinde ışık tutucu niteliğe ve yaratıcı güce sahip olduğuna inananlar, ‘Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kurarak, O’nun devrim ve ilkelerinin gelecekte de egemen olmasına katkıda bulunma ve onlara bekçilik yapma zorunluluğunu duymuşlardır.
“Kurucular Kurulu – 19 Mayıs 1989”
Sağlığımıza hizmet eden tüm değerli eczacılarımızın 14 Mayıs Eczacılık Günü kutlu olsun.
“Kendine, devrimin ve devrimciliğin çeşitli ve vazgeçilmez görevler verdiği Türk vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı, her zaman, üzerinde dikkatle durulacak ulusal sorunumuzdur.”
Mustafa Kemal Atatürk
#EczacılıkGünü
Emeğiyle, alın teriyle dünyayı güzelleştiren tüm üreticilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlarız.
“Efendiler! Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki çalışmasını yeni ekonomik önlemlerle son dereceye eriştirmeliyiz. Köylünün çalışmasının sonuçları ve verimlerini, kendi yararı lehine son dereceye çıkarmak, ekonomik siyasetimizin temel ruhudur.”
Mustafa Kemal Atatürk
#DünyaÇiftçilerGünü
Karamanoğlu Mehmet Bey'in 749 yıl önce yayınladığı ferman ile Türkçe ilk kez resmi dil oldu, kutlu olsun!
“Bugünden sonra hiç kimse divanda, dergâhta, barigâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil konuşmayacak.”
Karamanoğlu Mehmet Bey
“Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felaketler içinde ahlakının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görüyor. Türk dili Türk milletinin, kalbidir, zihnidir.”
Mustafa Kemal Atatürk
#TürkDilBayramı