ChatGPT yeni bir çağ açtı.
Artık saniyeler içinde yazdıklarınızı kaliteli videolara dönüştürebilirsiniz.
Nasıl yapılacağını gösterdim (mutlaka kaydedin):👇🏻
Çok üzülüyorum, olan yine milletimize oluyor.
Bizim üzerimizden milletin iradesine vurdukları bu darbe, yıllardır harap hale getirdikleri ekonomimizi ve Türkiye’nin geleceğini daha büyük bir tehlikeye sokuyor. Bu siyasi darbe yüzünden üç gündür ülkemizin ekonomisi daha da eriyor.
Kendi bozdukları ekonomiyi millete çile çektirerek düzeltmeye çalışanlar, yine milletimizin sırtına kaldırması güç bir yük yüklüyorlar.
Allah şahittir, biz milletimize çektirdikleri çile azalsın diye çalıştık. Milletimiz biraz da olsa nefes alsın diye çalıştık. İnsanımız bu ekonomik krizde kendini yalnız ve çaresiz hissetmesin diye canla başla çalıştık.
Milletimiz bunu gördüğü için bizden desteğini hiç esirgemedi. Bu samimi destek yüzünden bizi hapse, insanımızı da yokluğa mahkum etmek istiyorlar.
Milletimize sesleniyorum:
Sizin desteğinizle önce bu darbeyi yeneceğiz, sonra da bize bunu yaşatanlar göndereceğiz.
Bu fedakar ve çalışkan millete yaşattıkları ekonomik krizi de çileyi de biz bitireceğiz!
Çok kıymetli vatandaşlarımız, hemşehrilerimiz;
Sizlere minnet duyuyorum. Milletimiz kendisine ait olan her şeye yürekten sahip çıkıyor. Sahip çıkmaya devam etmeliyiz. Cumhuriyetimize, demokrasiye, adil Türkiye'nin geleceğine, milletimizin iradesine sahip çıkıyorsunuz; onur duyuyorum, gururlanıyorum.
Milletimizin sorumluluk alma hali bütün dünyaya ilham olmaya devam ediyor. Bugünler sorumluluk alma zamanı. Yarınlarda ise milletimizin tüm haklarını alacağı, demokrasinin en üst seviyeye ulaştığı, hukukun üstünlüğünü doya doya yaşayacağı, 86 milyon insanını eşitleyen 21. Yüzyıl Türkiye'sini hep birlikte yaşayacağımız günlere ulaşacağız.
Bu sorumluluk dolu günlerde biliyorum, bu akşam da Saraçhane'de olacaksınız. Ve baharı müjdeleyen şarkılar, türküler söyleyeceksiniz.
23 Mart Pazar günü yarın, tüm Cumhuriyet Halk Partililer, Cumhurbaşkanı adayları olarak benim için oy kullanacaklar.
Bütün partili yol arkadaşlarımı, eksiksiz sandığa davet ediyorum. Ayrıca Türkiye'nin her yerinde parti üyelerimizin sandıklarının yanı sıra tüm vatandaşlarımız için de sandık kurulacaktır. Tüm vatandaşlarımızı, bu büyük coşkunun bir parçası olmaya davet ediyorum.
Son olarak;
Çocuklar ve gençler, sizlerin oy kullanma hakkınız olmasa da yaratıcı duygularınızı, sözlerinizi, sloganlarınızı aynı yerde bana ulaşmak üzere bekliyorum.
Millet büyüktür. Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.
Bu zor ve meşakkatli süreç milletimize emanettir.
Saygılarımla,
Ekrem İmamoğlu
Galatasaray’dan ODTÜ’ye, Beyazıt’tan Hacettepe’ye gençlik ayakta! İstanbul’da binlerce üniversite öğrencisi Beşiktaş’a yürüyor.
Halk iradesi yargı yoluyla engellenemez!
Ingmar Bergman ile Bir Röportaj:
"İnsanların temelde değişebileceklerine inanmam. Aydınlanma yaşayabilirler, farkındalık kazanabilirler, kendilerini tanıyabilirler, ancak hepsi bu kadardır." (1964)
https://t.co/oVAvOLhYft
Nikolai Gogol’un “Burun” öyküsü, edebiyat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Öykü, absürd bir kurguya sahip olması ve olağanüstü bir olayı merkezine almasıyla dikkat çeker.
“Burun”, Gogol’un yaratıcı ve ironik üslubunu sergileyen bir öyküdür. Olağan dışı bir olayı konu alırken, okuyucuyu güldürürken düşündürmeyi de başarır. Gogol, absürd olaylarla gerçekçi detayları birleştirirken, toplumsal eleştirilerde bulunur ve kara mizahı ustaca kullanır.
“Burun” öyküsü, Rus toplumunu ve bürokrasiyi hicveder. Burunda bedenden ayrılan ve kendi başına bir varlık gibi yaşamaya başlayan karakter, toplumdaki sınıfsal farklılıkları, bürokrasinin saçmalıklarını ve kişilik bütünlüğünün önemini sorgular. Gogol, bürokrasiye ve toplumsal kurumlara yönelik eleştirilerini bu absürd olay üzerinden yapar.
Öykü, bireysel kimlik arayışı ve kişilik bütünlüğünün önemini vurgular. Burundan ayrılan karakter, kendi kimliğini ve yerini bulmaya çalışırken, toplumun beklentileriyle ve normlarıyla çatışır. Gogol, insanın kendine özgünlüğünü ve bireyselliğini vurgulayarak, kişinin toplumun kalıplarına uymaktan ziyade kendi değerlerini takip etmesi gerektiğini işler.
“Burun”, edebiyatın sınırlarını zorlayan bir öyküdür. Gogol, geleneksel öykü anlatımından farklı bir yol izler ve sıradışı bir olayı ele alarak okuyucuyu şaşırtır. Bu yönüyle, öykü edebiyatın sınırlarını genişletir ve yaratıcı özgürlüğü vurgular. #NikolaiGogol #gogol #burun
Aylak Adam’daki C.’nin ismi verilmez. “Bence insanın adı onunla en az ilgili olan yanıdır” diyecektir C.’nin ağzından Yusuf Atılgan.
Modern dünyanın insanı da, birey olarak yaşamakta, birey olarak varlığını sürdürmekte, sadece var olmaktadır. Bu varoluş Yusuf Atılgan’ın romanında aylaklıkla kendini göstermekte, kim olduğu, ne olduğu hiç önemli olmayan hatta adı bile çok önemli olmayan, herhangi bir kişidir bu insan, C.’dır örneğin ya da A. Robbe-Grillet’nin Kıskançlık adlı romanındaki A…’dır.
Bireyin birbiriyle etkileşen iç ve dış dünyasına ağırlık veren, bireyin davranışlarının kökenine inerken psikanalitik yöntemlerin kullanıldığı Aylak Adam’da bütün bunları bulmak mümkün. Ama bir fazlasıyla… Her ne kadar kendi döneminin bakış açısıyla yeterli bulunmasa bile, C.’nin toplumla çatışması içsel olduğu kadar dışsaldır da; sevgisizlik, iki yüzlülük, yalnızlık ve yabancılaşma toplumsal düzenin sonucudur, yani genel insanlık durumudur.
Romanın ilk cümlesi, dört mevsime sığan hikâyesinin leitmotivini veriyor, sevgi arayışını; “Birden kaldırımlardan taşan kalabalıkta onun da olabileceği aklıma geldi. İçimdeki sıkıntı eridi.” Bu arayışın arkasında C.’nin dünyaya bakışının özeti vardır… Ne var ki, hikâye süresince iki aşk ilişkisi etrafında yakınlaştığımız C., “o”nu bir türlü bulamayacaktır.
Yazar açıkça söylemese de, “o”nun B. olma ihtimali vardır, ama B. ile yolları bir türlü kesişmez. Her bölümü farklı mevsimlerde geçen roman, babasından kalan miras sayesinde hayatını çalışmadan sürdüren C.’nin birbirinden farksız geçen günlerini anlatıyor. Birbirinden farksızlığın monotonluk yaratacağı düşünülebilir. Tersine, bir yandan C.’nin bu yaşam felsefesini sahiplenme nedenleri, öte yandan sözünü ettiğim sevgi arayışının psişik kökenleri okuyucuyu beklentiye, tuhaf bir gerilime sokuyor…
Aradığı aşkı, hesapsız sevgiyi bulamayacaktır C.; onu bulamadıkça toplumla bir bağ kurması da imkansızdır. Sona geldiğinde umutların tükendiği anlaşılır; “Sustu, konuşmak lüzumsuzdu. Bundan sonra kimseye ondan söz etmeyecekti. Biliyordu; anlamazlardı.”
Aylaklığı bir değer olarak savunan C.’nin susuşu bir boyun eğiş değil; tıpkı Anayurt Oteli’ndeki Zebercet gibi, C. de susarak direniyor. Kitlenin bireyi içini alıp tektipleştirmesine karşı bir tür başkaldırı aslında.
A. Ömer Türkeş’in 06/11/2009 Tarihinde Radikal Gazetesi Kitap Eki’nde Yayınlanan Yazısından bir bölüm.
Bugün Kızılay önünde açıklama yapan Mersin Sol Parti İl yöneticisi ve üyesi arkadaşlarımız evlerinden birer birer gözaltına alınıyor.
Bu gözaltılarla suçlarının üzerini örtmeye çalışıyorlar.
Kamudan, halktan yana bir düzen için mücadelemiz her yerde sürecek.
#Hükümetİstifa