Bir okul önünde silah sesleri duyulması kabul edilemez!
Manisa’nın Turgutlu ilçesindeki bir lisede gerçekleşen silahlı saldırıyı üzüntüyle öğrendim.
Yaralanan öğrencilerimize ve vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor ve acil şifalar diliyorum.
Çocuklarımızın okula korkmadan güvenle gidebildiği bir Türkiye için hepimiz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz.
Emekli 23-25 bin lirayla nasıl geçinecek?
Kirası, pazarı, faturası, mutfağı… Bir de çocuğuna, torununa destek olacak.
Eskiden emekli ikramiyesiyle ev, araba alınabiliyordu.
Şimdi koltuk takımı bile alınamıyor.
“Olmaz, teşkilatlanamaz, başaramaz” dediler.
Bugün 800’ün üzerinde teşkilatla Anadolu’nun her karışında umudu büyütüyoruz.
Bu kalabalık bir siyasi hevesten çok milletin kalbinde karşılık bulan bir hareketin ayak sesleridir.
Güzel insanların büyüyen umuduyuz!
Bolu Dağı’nın zirvelerini aşan yollar gibi milletimizin umut ufku da her gün biraz daha büyüyor…
Bolu’da esnafımızı dinledik, hemşehrilerimizle dertleştik, teşkilatımızla omuz omuza verdik. Her selamda, her sohbette Türkiye’nin yarınlarına dair büyüyen umudu hemşehrilerimizin gözlerinde de gördük…
Faize para buluyorsunuz. Kamu-özel iş birliklerine verilen garantilere para buluyorsunuz.
Ama emekliye, çalışana, vatandaşa gelince “kaynak nerede?” diyorsunuz.
Faize bulduğunuz kaynağı milletinize de bulacaksınız.
BENZİNDE DE, MAZOTTA DA AVRUPA’NIN GERİSİNDEYİZ!
Kişi başına düşen gelirle alınabilen benzin / motorin miktarına bakın:
Avusturya: 30.713 / 27.622 litre
Belçika: 29.116 / 25.035 litre
Hollanda: 28.086 / 28.362 litre
Danimarka: 27.476 / 29.698 litre
İngiltere: 26.513 / 23.444 litre
Almanya: 24.279 / 24.310 litre
Fransa: 21.341 / 19.998 litre
Türkiye: 11.546 / 9.690 litre
Türkiye’de kişi başına düşen gelirle alınabilen benzin, Avusturya’nın ancak yüzde 38’i kadar.
Motorinde ise Danimarka’nın üçte birine ancak ulaşabiliyoruz.
Bu rakamlar yalnızca benzin ve mazot fiyatlarını değil, milletimizin alım gücünü anlatıyor.
Gelirimiz eriyor.
Paramızın değeri düşüyor.
Alım gücümüz azalıyor.
Vergi yükümüz ve hayat pahalılığı ise büyüyor.
Avrupa’da insanlar ortalama gelirleriyle 20-30 bin litre yakıt alabilecek bir ekonomik güce sahipken, Türkiye’de vatandaşımız 10 bin litre motorini dahi alamıyor.
Şimdi iktidara soruyoruz:
Türk insanının emeği neden bu kadar değersiz hâle geldi?
Türk lirası neden bu kadar değer kaybetti?
Bu millet neden daha çok çalışıp daha az alabilir hâle geldi?
Bu tabloyu millet yapmadı. Bu ekonomiyi millet yönetmedi.
Yıllardır ülkeyi yöneten, ekonomi politikalarını belirleyen, vergileri koyan, bütçeyi yapan sizsiniz. Ortaya çıkan tablonun siyasi mesuliyeti de size aittir.
Ekonominin karnesi yalnızca TÜİK tablolarında yazmaz.
Milletin deposunda yazar.
Pazar filesinde yazar.
Market arabasında yazar.
Kredi kartı ekstresinde yazar.
Biz Türk milletinin daha fazla çalışıp daha azına razı edildiği bu düzeni kabul etmiyoruz.
Bu memleketin insanı Avrupa’nın insanından daha az çalışkan değildir. Daha az üretken değildir. Daha azını da hak etmiyor.
Sandık milletin önüne geldiğinde herkes yaptığıyla, yapamadığıyla ve milletin hayatından eksilttiğiyle muhasebe edilecektir.
Vatandaş deposundan eksileni de, sofrasından eksileni de, maaşından eksileni de unutmaz.
Milletin terazisi şaşmaz.
Sandık geldiğinde hesabı da millet görür.
Akçakoca’da yağmur altında ısınan gönüller…
Zonguldak programımızın ardından Düzce’nin Akçakoca ilçesinde hemşehrilerimizle buluştuk.
Geç saate ve yağmura rağmen sahil boyunca bizimle yürüyen, selamını ve sevgisini esirgemeyen güzel insanlarla gönül gönüle geldik.
Her adımda biraz daha büyüyen bir heyecan, her sohbette memleketimizin yarınlarına dair biraz daha güçlenen bir umut gördük.
Bu güzel buluşmada bizimle yürüyen Düzce İl Başkanlığımıza, Akçakoca İlçe Teşkilatımıza ve gönüldaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.
1,3 TRİLYON TL ERİDİ: BORSADA GÜVEN KRİZİNE SEYİRCİ KALINAMAZ!
Bugün Borsa İstanbul’da yaşananlar sıradan bir günlük dalgalanma olarak geçiştirilemez.
BIST 100’de kayıp yüzde 6’yı aştı, devre kesici çalıştı. Bankacılık ve sanayi hisselerinde satışlar derinleşti.
19 fondan yaklaşık 132,8 milyar liralık çıkış yaşandığı iddiaları kamuoyunda konuşuluyor.
Ortada böylesine ciddi iddialar varken yapılması gereken bellidir:
Milletin karşısına çıkıp ne olduğunu açıkça anlatmak.
Hangi fonda ne kadar likidite var?
Yatırımcının parası nerede?
Ödemeler ne zaman ve hangi şartlarda yapılacak?
Bu satış dalgasının arkasında ne var?
Sermaye piyasalarında güven, açıklamayla değil şeffaflıkla sağlanır. Denetimle sağlanır. Kuralların herkese eşit uygulanmasıyla sağlanır.
Borsa birkaç büyük yatırımcının oyun alanı değildir.
Orada küçük yatırımcının birikimi var. Emeklinin, çalışanın, çocuğunun geleceği için üç kuruş kenara koyan vatandaşın alın teri var.
Devletin görevi böyle bir günde piyasayı seyretmek değil; yatırımcının hakkını, piyasanın güvenilirliğini ve kurumların itibarını korumaktır.
İktidara ve ilgili kurumlara çağrımız açıktır:
Ne yaşandığını bütün açıklığıyla ortaya koyun. İddiaları araştırın. Denetimi yapın. Sorumluluğu olan varsa gereğini yerine getirin. Küçük yatırımcıyı sahipsiz bırakmayın.
Ekonominin en kıymetli sermayesi paradır zannediliyor.
Değildir.
En kıymetli sermaye, güvendir.
Güveni kaybederseniz yatırımcıyı kaybedersiniz.
Yatırımı kaybederseniz üretimi, istihdamı ve nihayetinde milletin refahını kaybedersiniz.
Bu milletin alın terini sahipsiz bırakamazsınız.
Biz kocaman bir aileyiz.
86.5 milyonun ortak adı Türk milletidir.
Anayasa konuşulurken tavrımız net:
Resmî dilin yanına başka bir dil, bayrağın yanına başka bir bayrak ve başkentin yanına başka bir başkent olmaz.
Millî bünyemizden feragat etmeyeceğiz…
Demografimiz için uyarıyorsunuz.
Sınırlarımız için tedbir sözü veriyorsunuz.
Uyuşturucuyla, mafya ve çetelerle mücadele edeceğinizi söylüyorsunuz.
Mülkiyet güvencesinden söz ediyorsunuz.
Peki bunca yıldır neredeydiniz?
İş insanı yarın başına ne geleceğini düşünerek yaşıyorsa, dışarıdan sermaye beklerken güven ortamını sağlayamıyorsanız önce biraz da geçen yıllarınızın muhasebesini yapın.
Demografimiz için uyarıyorsunuz.
Sınırlarımız için tedbir sözü veriyorsunuz.
Uyuşturucuyla, mafya ve çetelerle mücadele edeceğinizi söylüyorsunuz.
Mülkiyet güvencesinden söz ediyorsunuz.
Peki bunca yıldır neredeydiniz?
İş insanı yarın başına ne geleceğini düşünerek yaşıyorsa, dışarıdan sermaye beklerken güven ortamını sağlayamıyorsanız önce biraz da geçen yıllarınızın muhasebesini yapın.
Demografimiz için uyarıyorsunuz.
Sınırlarımız için tedbir sözü veriyorsunuz.
Uyuşturucuyla, mafya ve çetelerle mücadele edeceğinizi söylüyorsunuz.
Mülkiyet güvencesinden söz ediyorsunuz.
Peki bunca yıldır neredeydiniz?
İş insanı yarın başına ne geleceğini düşünerek yaşıyorsa, dışarıdan sermaye beklerken güven ortamını sağlayamıyorsanız önce biraz da geçen yıllarınızın muhasebesini yapın.
Bir çay, bir sohbet, koca bir memleket meselesi…
Kırıkkale’de hemşehrilerimizle çayımızı içtik, dertleştik, konuştuk.
Yorgun ama umudunu kaybetmemiş bir millet gördük. Bize güç veren bu inancı, birlikte yeniden ayağa kalkacak bir Türkiye’nin umuduna dönüştürmeye kararlıyız.
Milletimizle yan yana, can cana; umudu da Türkiye’yi de birlikte büyüteceğiz…