Neden “hamle” deyince biraz da olsa tepki verenler çıkıyor, onu da anlamıyorum. İzleyici olarak biraz mizahla görüşümü sunamaz mıyım? Gerçeği elbette kendileri bilir; kimsenin beynine elimizi sokup içinde ne var ne yok göremeyiz. Ama davranışları görüyoruz, önceki ve sonraki hâlleri arasındaki farkı görüyoruz.
İlk diziye başladıklarında sevgiye, aşka dair öyle izler bıraktılar ki… Ne bileyim; biri bütün heyecanı ve coşkusuyla “Helinimmm” diye yazıyorsa, diğeri ona “canımın içi” diyorsa ve bunu tüm ahali görüyorsa; postlar atıyorlarsa, o benzersiz sarılmaları başka hiç kimsede görmediysek, beştaş oynarken bile çocuk gibi yakınlarsa… Hele ki 26 Nisan’daki yüksek profilli etkinlikte, etrafta kim varmış ne düşünürmüş umursamadan, dünyada yalnız ikisi varmış gibi sarılıp kendilerinden geçiyorlarsa; insan bir durur ve “Aşk, aşk, aşk…” der.
Sonra “mayıstan beri Serra’yla aşk yaşıyorlar” haberi geliyor.26 Nisan ve Zamanlama manidar değil mi? Eğer 1 Mayıs’ta başladıysa dört günde, 15 Mayıs’ta başladıysa on dokuz günde, 30 Mayıs’ta başladıysa bir ay dört günde duygular mı değişti? Nasıl duygularmış bunlar; temelsiz, rüzgârsız, topraksız, bu kadar kolay yön değiştiren?
Onların sevgilileriyle olan sosyal medya hareketlerini daha az romantik, daha aşksız bulmak suç mu? Biz “kesin böyledir” demiyoruz; biraz mizah ediyor, biraz gülümsüyor, gördüğümüz davranışlardan yorum çıkarıyoruz.
Hepsi bu. Bu merak diziyi daha da konuşturur, izlenme oranlarını artırır; izleyiciyi ekran başına çeker. Çünkü bu kimya, bu elektrik bizi yakacak. Erkan ve Dicle’nin yükünü Helin ile Aytaç bu kadar güzel taşıyorsa, oyuncular da devam ettiği sürece bu dizi uzun ömürlü olur. Ben sadece “Boşuna linçlediniz bu oyuncuları; bu merak diziyi izlettirir” demek istedim ve açıklamaların arasındaki zaman farkının çok yakın olduğuna kendi yorumumla dikkat çektim.Gercek bu demedim.Herkes kendi gerçeğini bilir.Davranişlari yorumlamakta bizim gibi izleyicilere https://t.co/uBcFQGkjvR Gülümseriz...
My Episode 18 theory 👀❤️
I think we might finally get Erkan & Dicle’s romantic honeymoon/wedding night. Hear me out 👀
The summary says Erkan has very different plans and makes a big decision after everything they’ve been through. The moment his family learns about it, especially Esat, a huge fight breaks out.
My theory? Erkan decides to leave the Aldur family and move out with Dicle.
Remember what he said in Episode 17: “My family is only Dicle.” ❤️🩹 After everything that happened—especially when neither of them felt supported by his family while they were in prison—I can see Erkan finally choosing Dicle and their life together over the company and his father’s expectations.
Then, after his fight with Esat, Erkan takes Dicle away with him to a place where a big surprise is waiting for him—one that makes him very happy.
And excuse me… 👀 WHAT surprise are we talking about after all that yearning? 😂
My delulu interpretation: the place is a hotel, the surprise is Dicle, and we’re FINALLY getting the honeymoon/wedding night they never really had. 🔞🫦🔥❤️
After all this suffering, please just lock these two in a hotel room and let the Aldurs solve their own problems for one episode. 😂
#SevdiğimSensin | #dicer
Hamle2
Çünkü bu nasıl rol, bu nasıl oyunculuk! Gözyaşını anlarım da kulağına kadar kızarmak nedir? Bir diğerinin bakışındaki o derinliği saklamak zaten başlı başına ustalık ister. Bravo gerçekten… Kimyalar, hamleler, bakışlar derken bu dizi Gönül Dağı’nı bile geçer; bizden söylemesi. En azından burada dağlar değil, takip listeleri devriliyor.
Arkadaşım Dicle ve ben sıradaki HAMLEyi dört gözle bekliyoruz. Hamleler izleyiciyi azaltmak yerine gün geçtikçe çoğaltıyor. Fragman da ortada. Gerisi, kimin kimi ne zaman takipten çıkaracağına bağlı.
HAMLE 1
Temmuzun 5’i gibi Helin Kandemir’in futbolcu takip haberi geliyor. 8’i gibi Boran Kuzum’la aynı yerden, Amalfi’den postlar düşüyor. İnsan ister istemez “Tesadüf mü, Amalfi’nin havası mı böyle?” diye düşünüyor. Yoksa Amalfi, ünlülerin duygusal basın danışmanı mı?
12’sinde Aytaç Şaşmaz’dan hamle geliyor: Birsen Altuntaş, Aytaç Şaşmaz ve Serra Arıtürk’ün sevgili olduğu haberini veriyor. Ortada yakalanma fotoğrafı yok; haber yapılmış hissi uyandırıyor. Üstelik ilişkinin Helin’in futbolcu takip haberinden önce, mayıstan beri sürdüğü söyleniyor. Böylece sevgili yapma önceliği Aytaç’a geçiyor. İki haber arasında yalnızca yedi gün var; magazin takviminde bu, neredeyse aynı gün sayılır.
Ardından başlıyor altı hamleyle aşk:
Serra, Aytaç’ın takip listesine ekleniyor.
“İyi ki doğdun sevgilim” postu geliyor.
“Mi amor”… Bu arada Helin’in Demet Özdemir’e de “mi amorrr” dediğini hatırlıyoruz. Demek ki bu çevrede “mi amor”, büyük aşk ilanından çok günlük selamlaşma dili olabilir. Ya da ikili aynı dili kullanmayı seviyordur. Aşkın ortak dili değilse bile, ortak Instagram sözlüğü kesin.
Karşılıklı Instagram beğenileri geliyor.
Serra’nın Aytaç’a doğum günü postu geliyor; romantizmi arıyoruz ama büyüteci elden bırakmamak gerek. Çünkü burada bir kalp bile delil, iki kalp neredeyse iddianame.
Araba röportajı… Tam Helin sorulacak sanılınca yüz biraz gerilir gibi oluyor; Serra sorulunca “Duydunuz basından,” deniyor. “Evet, onu seviyorum, çok aşığım” değil; sanki basın bülteni kendisinden önce konuşmuş, kendisi de toplantıya sonradan katılmış.
Ve yine Helin’den hamle geliyor: Dorukhan Toköz’le fotoğraf. Yan yanalar ama gözler başka yerde; göz göze gelmekten özellikle kaçınmış gibiler. Dizinin başlamasına çok az zaman var. Son hamleden sonra arada yine yedi gün… Bu kadar düzenli zamanlama olsa takvim değil, senaryo sanırsın.
Dizi başlıyor. Aman Allah’ım… Kimya, elektrik, dokunuş, bakış; sular seller gibi. Sonra Helin ve Dorukhan takipten çıkıyor, Helin beğenilerini geri alıyor, postunu siliyor. İki gün geçmeden geri eklenme haberi geliyor. Bu ilişki sanki Instagram ayarları menüsünde yaşanıyor; romantik komedi değil, uygulama güncellemesi.
Aradan çok geçmeden Aytaç’tan sonraki hamle geliyor. Gazeteci soruyor, o da “Aşkımızı gözlerden ırak yaşamayı tercih ediyoruz,” diyor. Cümle güzel de insanın aklına ister istemez şu geliyor: İlk duyuruyu zaten haber başlıkları yaptıysa, gözlerden ırak kısmı biraz gecikmeli başlamış olmalı. Önce basına servis, sonra mahremiyet talebi… Magazin usulü ters kronoloji.
Bu hamlelerin içinde kıskançlık da sürecin bir parçası mı, insan düşünmeden edemiyor. Çünkü iki taraf da röportaj vermiyor; sosyal medya hareketlerinde ise açıkça söylenmiş bir sevgi, aşk ya da özlem cümlesi yok. Oysa Helin–Aytaç tarafında küçücük bir sosyal medya hareketi bile “bebek gibi sarmalar”, “Helinimmm”, “canımın içi” gibi sıcak ve içten ifadelerle bambaşka bir anlam kazanıyordu. Burada ise sözler yok; geriye takipler, beğeniler, kalpler ve zamanı dikkatle seçilmiş postlar kalıyor. Belki de bu yüzden her hareket, olduğundan daha çok konuşuluyor. Sessizlik bile basın açıklaması gibi okunuyor.
Dorukhan’ın öncesinde siyah ve kırmızı kalpler var… Tam millet balayı sahnesine odaklanmışken Helin ve Dorukhan post atıyor. Zamanlama manidar. Dorukhan, “Güzelim benim” yazıp siyah kalp koyuyor; adeta “Sen yalnızca bana aitsin” der gibi. Karşıdan uzun bir cevap gelmiyor; sadece kalpli zarf ve emoji. Biz de oturup emoji dilinden ilişki tahlili yapıyoruz. Bir sonraki aşamada kalbin tonuna göre velayet davası açılmasını bekliyoruz.
Şimdi sıra Aytaç’ta. Onun hamlesini bekliyoruz. Magazin dünyasında top artık onda; bakalım pas mı verecek, yoksa yine basın mı golü atacak?
Ama bütün bu hamlelerin ortasında asıl mesele şu: Helin ve Aytaç gerçekten muhteşem rol yapıyor. Sıcaklık, içtenlik, dokunuşlar, bakışlar… Birinin burnu, ötekinin kulakları kızarıyor. Dizi zaten şifreydi, formülü yoktu; bu hâller de girince seyretmesi daha da zevkli oluyor.
Dicle asked him seems like Erkan bey ears turning red and don't know how to explain to her..hahaha 🤭😆
Dicle : What happens in the honeymoon you spoke about?
Erkan : What's a honeymoon...ohohooo Dicle🤭🔥
#SevdiğimSensin | #dicer
@MonikaMaw She asked him seems like Erkan bey ears turning red and don't know how to explain to her..hahaha 🤭😆
D: What happens in the that honeymoon you spoke about?
E: What's a honeymoon...ohohooo Dicle
She might not know what a honeymoon is, but she definitely knows what a "wedding night" means. 😭 Her mum must have talked to her about marriage before, especially when Dicle said her mum would be happy to see her wearing a wedding dress. And remember in Episode 1, on their wedding night, she even asked Erkan, “Will you stay/sleep here tonight?” 🥹❤️
But wait—why are your ears turning so red, Erkan Bey? 👀😂 I just can’t with these two. 🫠❤️
#SevdiğimSensin | #dicer
Dicle kapalı ailede büyümüş. Zaten ileride 'evlenecek' diye büyütülmüş. O yüzden düğün gecesini, evli insanların neler yaptığını biliyordu ve gelinlik istemişti.
Bilmediği tek şey, balayı. O da, yetiştiği kültürde yok!
Dicle'nin yetiştiği kültürde kadının, ilk gece kocası ile yatması, kadınlık görevi! Böyle rıza kavramı, balayı falan bunlardan haberi yoktu hiç
O yüzden evlendikleri gece Erkan'a "burada kalacak mısın?" diye sordu. Çünkü eş olarak görevi olduğunu sanıyordu. Erkan'la birlikte olmak istediğinden sormadı o soruyu. Erkan "askeriye, olmaz" deyince de hemen "ben yanlış bir şey yapmayayım da" dedi. #SevdiğimSensin