Altını çizerek ifade etmek isterim ki… Bölgeye kalıcı huzur ve barış ancak, meşruiyeti BM kararlarına dayanan, 1967 sınırlarında ve coğrafi bütünlüğe sahip, başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla ve tüm dünya tarafından tanınmasıyla gelebilir.
Bunun dışında yol aramak, bunun dışında hevesler peşinde koşmak sadece daha fazla yıkım, daha fazla gözyaşı ve can kaybı demektir.
Üç semavi dinin kutsal mekânlarını bünyesinde barındıran Kudüs’ün mahremiyetine, Mescid-i Aksa’nın içinde yer aldığı Harem-i Şerif’in statüsüne saygı göstermeyen hiçbir adımı ve tasarrufu kabul etmedik, etmeyeceğiz.
İsrail’in bir devlet olarak varlığını sürdürebilmesi ve vatandaşlarının güvenliğini güvence altına alabilmesi ancak bu şekilde mümkündür.
Aksi takdirde, geçtiğimiz cumartesi gününden beri yaşanan hadiseler son olmayacağı gibi, bunu çok daha büyük trajedilerin izlemesi de kaçınılmaz hale gelir.
Biz ne İsrail’in ne Filistin’in ne de bölgemizin böyle bir kısır döngüye sürüklenmesini asla arzu etmiyoruz.
Rabbim ülkemize, bölgemize ve dünyaya daimi huzur, barış, esenlik nasip eylesin.
Gazze’ye su verilmiyor. Elektrik yok, verilmiyor.
Hastaneler ne durumda, çalışabiliyor mu, bilmiyoruz…
Maalesef ibadethaneler, hastaneler, okullar, hepsi acımasızca vuruluyor; bunlar yapılırken dünya suskun. Kimse bir şey söylemiyor.
Hani insan hakları?
Gazze, iki gündür çok ağır bombardımana maruz kalıyor. Ateşe benzin dökmenin, hele hele sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef almanın kimseye bir faydası olmaz.
Türkiye çatışmaların bir an önce durması ve gerilimin düşürülmesi için elinden geleni yapacaktır.
Gazze halkının yaşadığı trajedinin hafifletilmesi ve insani yardımların bölgeye ulaştırılması noktasında da çalışmalarımız sürüyor.
1967 sınırları temelinde bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz, başkenti Doğu Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesi gerekiyor.
Bu konuda geç kaldığımız her gün, maalesef bölgemiz çatışma, kan ve gözyaşı girdabından kurtulamayacaktır.
Dün bir dizi telefon görüşmesi gerçekleştirdim.
Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas, İsrail Cumhurbaşkanı Yitzak Herzog, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah El Sisi, Katar Emiri Şeyh Temim bin El Sani, Lübnan Başbakanı Necip Mikati, Malezya Başbakanı Enver İbrahim ile bölgedeki son durumu ve gelişmeleri ele aldık.
Bugün Rusya Federasyonu Başkanı Sayın Putin ve BM Genel Sekreteri Sayın Guterres ile de görüşmem olacak. Bu görüşmeleri Körfez ülkeleri dâhil genişleterek, geliştirerek devam ettireceğiz.
“Adil bir barışın kaybedeni olmaz” düsturuyla bölgede etkili tüm aktörleri, barışın tesisi için sorumluluk almaya çağırıyoruz.