Merhametle Korunan Hayat
İslam dini, insan hayatını dokunulmaz kabul etmiş ve onu korunması gereken en büyük emanetlerden biri saymıştır. Kur’ân-ı Kerîm’de Yüce rabbimiz şöyle buyurur:“İşte bu yüzdendir ki İsrailoğulları'na şöyle yazmıştık: Kim, bir cana veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya karşılık olmaksızın (haksız yere) bir cana kıyarsa bütün insanları öldürmüş gibi olur. Her kim bir canı kurtarırsa bütün insanları kurtarmış gibi olur. Peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler; ama bundan sonra da onlardan çoğu yine yeryüzünde aşırı gitmektedirler. ” (Mâide Suresi; 32)
Bu ayet, insan hayatının ne kadar değerli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bir insanı haksız yere öldürmek sadece bir kişiye karşı işlenmiş suç değil, bütün insanlığa karşı işlenmiş büyük bir cinayettir.
Hazret-i Peygamber (SAV) de Veda Hutbesi’nde şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz kanlarınız, mallarınız ve namuslarınız birbirinize haramdır.”(Buhârî, Hac, 132; Müslim, Kasâme, 29)
İslam hukukunda kasten adam öldürme en büyük günahlardan biri kabul edilmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de: “Kim bir mümini kasten öldürürse onun cezası, içinde ebedî kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, onu lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisâ Suresi; 93)
Buyurularak bu suçun uhrevî cezasının ağırlığı bildirilmiştir. Dünyada ise kısas, diyet ve ağır cezalar öngörülerek insanların can güvenliği korunmuştur. Fakat katillikler ve katliamlar yalnızca hukukî cezalarla önlenemez. Asıl koruma, insanın kalbine yerleşen merhamet, vicdan ve Allah korkusudur. İşte burada anne-baba, ustalar, hocalar ve öğretmenlerin rolü hayati önem taşır.
Çocuk ilk merhameti annesinin şefkatinde öğrenir. İlk adaleti babasının davranışlarında görür. İlk ahlâk derslerini ailesinden alır. Daha sonra öğretmenleri onun karakterini şekillendirir. Sevgiyle büyütülen, değer verilen, başkalarının acılarını anlaması öğretilen bir çocuk; şiddete, zulme ve cinayete uzak durur.
Merhamet ve şefkatin hâkim olduğu toplumlar yalnızca suç oranı düşük toplumlar değildir; aynı zamanda kahramanların, âlimlerin, dâhilerin ve sağlam karakterli insanların yetiştiği toplumlardır. Çünkü insanın kabiliyetleri korku şiddet ve baskı ortamında değil, sevgi ve güven ortamında gelişir. Çocukluğunda sevgi gören, değer verilen ve merhametle yetiştirilen insanlar; ileride hem kendilerine hem de insanlığa faydalı şahsiyetler olurlar.
Hazret-i Peygamber (s.a.v.) bu konuda ümmetine en güzel örneği vermiştir. Torunları Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin'i öper, kucağına alır ve onlara sevgi gösterirdi. Bir gün yanında bulunan bir bedevi bunu görünce:
"Benim on çocuğum var, bugüne kadar hiçbirini öpmedim." dedi.
Bunun üzerine Hazret-i Peygamber (SAV) şöyle buyurdu:"Merhamet etmeyene merhamet olunmaz."
(Buhârî, Edeb, 18; Müslim, Fedâil, 65)
Başka bir rivayette ise:"Allah senin kalbinden merhameti çekip almışsa ben ne yapabilirim?"
(Buhârî, Edeb, 18) buyurmuştur.
Bu hadis, çocuklara sevgi göstermenin bir zayıflık değil, aksine güçlü bir karakterin ve sağlıklı bir toplumun temeli olduğunu göstermektedir. Nitekim tarih boyunca insanlığa yön veren büyük şahsiyetlerin çoğu, sevgi, ilgi ve güzel eğitim ortamlarında yetişmiştir. Merhametli anne-babalar, fedakâr öğretmenler ve vicdan sahibi rehberler; toplumun görünmeyen kahramanlarıdır. Onların yetiştirdiği nesiller ilimde dâhi, savaşta kahraman, barışta öncü, ahlâkta örnek insanlar hâline gelirler.
Buna karşılık sevginin, şefkatin ve merhametin kaybolduğu toplumlarda ise öfke, şiddet, suç ve katliamların yayılması daha kolay olmaktadır. Çünkü merhamet, insanı insan yapan en büyük değerdir; kalpten çekildiğinde geriye çoğu zaman sertlik ve zulüm kalır.
Bugün dünyanın birçok yerinde yaşanan savaşlar, katliamlar ve şiddet olayları; yalnızca siyasî veya ekonomik sebeplerin değil, aynı zamanda merhamet eğitimindeki eksikliğin de sonucudur. İnsanlara küçüklükten itibaren sevgi, saygı, empati ve sorumluluk duygusu kazandırılmadığında şiddet daha kolay ortaya çıkmaktadır.
Bu sebeple anne-babalar, öğretmenler, hocalar ve ustalar yalnızca bilgi veren kişiler değil; aynı zamanda hayatı koruyan, toplumu inşa eden ve geleceği şekillendiren rehberlerdir. Bir çocuğun kalbine yerleştirilen merhamet tohumu, yarın nice insanların hayatını kurtarabilir.
Bir katilin işlediği cinayetden, çocukluğundan itibaren ona merhameti ö��retmeyenler, vicdanı beslemeyenler, şiddeti normalleştirenler ve ahlâk eğitimini ihmal edenler de kendi kusurlarının hesabını Allah Teâlâ'ya vermek durumundadırlar. Çünkü eğitim yalnızca bilgi aktarmak değil, aynı zamanda insan yetiştirmektir.
Hele toplu katliamların, savaş suçlarının ve insanlık dışı zulümlerin yaşandığı yerlerde; çocuklara küçüklükten itibaren kin, nefret ve düşmanlık aşılayanlar, masumların değerini öğretmeyenler, merhameti zayıflık olarak gösterenler kendilerini tamamen temize çıkaramazlar. Zira bugün silaha sarılan elleri dün yetiştirenler onlardır.
Buna karşılık bir çocuğun kalbine Allah korkusunu, kul hakkı hassasiyetini, merhameti ve şefkati yerleştiren anne-babalar, öğretmenler, hocalar ve ustalar ise yalnızca bir insan yetiştirmiş olmazlar; belki de gelecekte işlenebilecek nice cinayetlerin, zulümlerin ve katliamların önüne geçmiş olurlar. Bu sebeple eğitim, sadece bireyi değil, toplumun geleceğini de inşa eden büyük bir emanettir.
Çünkü merhametin hâkim olduğu yerde cinayet değil hayat, nefret değil kardeşlik, yıkım değil huzur, fukaralık, eşkıyalık, perişanlık değil insanlık ve medeniyet yeşerir.
Kelimeler sadece konuşmamızı sağlamaz, algıyı, tarihi ve adaleti de şekillendirir. Bugün küresel medyanın bilinçli olarak tercih ettiği taraflı dil, Filistin’de yaşanan sistematik zulmü sıradanlaştırma ve işgali maskeleme amacı taşımaktadır. Gerçeği eğip büken yapay kavramlar, bir halkın haklı varoluş mücadelesini gölgelerken, adaletsizliği meşrulaştıran görünmez birer propaganda aracına dönüşmektedir.
Zulme "çatışma", gaspa "anlaşmazlık", işgalciye ise "yerleşimci" denilen bu küresel dezenformasyon çağında, kelimeleri asıl ve doğru anlamlarıyla buluşturmak insani ve ahlaki bir sorumluluktur.
Sizi, dayatılan bu taraflı dili sorgulamaya ve zulmün üzerini örten kavramsal örtüyü hep birlikte kaldırmaya davet ediyoruz. Hakikat sözlüğünü paylaşarak adaletin sesini daha gür kılmamıza destek olabilirsiniz.
Yerleşimci DEĞİL İşgalci
Uluslararası hukuka göre Filistin topraklarında kurulan yapılar yasa dışıdır. Buradakiler yerleşimci değil, toprağı zorla gasp eden işgalcilerdir.
Çatışma DEĞİL Direniş
Yaşananlar iki eşit gücün savaşı değildir. Bir tarafta toprakları zorla gasp eden bir işgal gücü, diğer tarafta ise haklarını savunan abluka altında Filistin halkı vardır.
Tahliye DEĞİL Zorunlu Göç
İnsanların evlerinden bombalarla veya silah zoruyla çıkarılması bir "tahliye" değildir. Bu, uluslararası hukuka göre açıkça savaş suçu sayılan sistematik bir tehcirdir.
Kendini Savunma DEĞİL Savaş Suçu
İsrail’in Hastaneleri, okulları bombalanması ve sivilleri susuz, gıdasız bırakarak katledilmesi "kendini savunma" değildir. Bu, dünyaca tanınan açık bir savaş suçudur, katliamdır.
Tartışmalı Bölge DEĞİL İşgal Altındaki Bölge Filistin toprakları sahipsiz veya tartışmalı değildir. BM kararları başta olmak üzere, uluslararası hukukta burası resmi olarak işgal altındaki topraklardır.
@tahakilinctan@destekfilistine
Eğitime Destek Platformu İl Koordinasyonu Haziran ayı Toplantısı 22.06.2026 pazartesi günü KADEM ( Kadın ve Demokrasi Vakfı) Konya Temsilciliğinin ev sahipliğinde kurum,stk , edep ilçe temsilcilerininin ÇEDES Genel Koordinatörü Abdülaziz GÜVEN Bey’in katılımıyla yapılmıştır.
Büyük Müfessir İmam Âlûsî Erzurum’da
Bağdat’tan İstanbul’a yaptığı seyahat sırasında Erzurum’a uğrayarak bir müddet burada ikamet eden İmam Âlûsî, bu yolculuğunu anlattığı ve “Neşvetü’ş-Şümûl fî’s-Seferi ilâ İstanbul” adını verdiği bir eser telif etmiştir.
Erzurum’da bulunduğu sırada, dönemin büyük fakihlerinden ve halkın “zamanın İmâm-ı Âzam’ı ve Müftîü’l-Enâm’ı” diye hürmet ettiği Ömer Fazıl Efendi’ye icâzet verdiğini ifade eden İmam Âlûsî şöyle devam ediyor:
“Erzurum’a varınca biraz nefes aldım. Müşir Ahmet Hamdi Paşa tarafından güzel bir şekilde karşılandım. Cennetzâde Abdullah Efendi’nin konağında misafir kaldım. Bu şehrin halkından, ilim adamlarından ve ileri gelenlerinden büyük iltifat gördüm. On gün kadar Beydâvî Tefsiri’nden ders verdim. Bu derslerimiz Nebe’ Sûresi’nin dört âyetiyle sınırlı kalmıştı. Müderrislerden Ömer Fazıl ve Receb Efendiler muhatap mevkiinde idiler. Âlim ve fazıl olan bu iki zata, talepleri üzerine icâzet verdim ve bu icâzetnâmeleri bizzat kendim okudum. Bu icâzetler münasebetiyle büyük bir ziyafet düzenlenmişti. Zannetmem ki bunun bir benzeri Dârü’s-Selâm’dan başka bir yerde yapılabilsin…”
(Alûsî, Neşvetu’ş-Şümûl fi’s-Seferi ilâ İstanbul, Matbaatu Vilâyet-i Bağdat, Bağdat, 1293, s. 17-20)
Kelimeler sadece konuşmamızı sağlamaz, algıyı, tarihi ve adaleti de şekillendirir. Bugün küresel medyanın bilinçli olarak tercih ettiği taraflı dil, Filistin’de yaşanan sistematik zulmü sıradanlaştırma ve işgali maskeleme amacı taşımaktadır. Gerçeği eğip büken yapay kavramlar, bir halkın haklı varoluş mücadelesini gölgelerken, adaletsizliği meşrulaştıran görünmez birer propaganda aracına dönüşmektedir.
Zulme "çatışma", gaspa "anlaşmazlık", işgalciye ise "yerleşimci" denilen bu küresel dezenformasyon çağında, kelimeleri asıl ve doğru anlamlarıyla buluşturmak insani ve ahlaki bir sorumluluktur.
Sizi, dayatılan bu taraflı dili sorgulamaya ve zulmün üzerini örten kavramsal örtüyü hep birlikte kaldırmaya davet ediyoruz. Hakikat sözlüğünü paylaşarak adaletin sesini daha gür kılmamıza destek olabilirsiniz.
Milli İrade, Eğitime Destek ve Filistin’e Destek Platformlarımızın organizasyonu ile Taha Kılınç ile Kudüs’ten Kaşgar’a Eğitim Seminerleri Programı Konya' da yoğun ilgi gördü
Eğitim seminerine Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim ALTAY,
26 ve 27. Dönem Konya Millet vekili Ahmet Sorgun, Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali ÖGE ve her kesimden Konyalılar katıldı.
Kudüs ve Kaşgar'ın ortak acıları, aynı tarihlerde işgale uğramaları ve benzer uygulamalarla işgalin derinleştirilmek istendiği vurgulandı. Bütün katılımcılara Taha KILIÇ'ın dört eseri (her birinden1000 adet) hediye edildi
dustenkasgara @u_ibrahim_altay@tahakilinctan https://t.co/J5Mvjjvmcv @egitimdestek42
Milli İrade, Eğitime Destek ve Filistin’e Destek Platformlarımızın organizasyonu ile Taha Kılınç ile Kudüs’ten Kaşgar’a Eğitim Seminerleri Programları başlıyor. Eğitimlere konuya ilgi duyan herkes başvurabilir. Eğitime katılanlara Taha Kılınç’ın konuyla ilgili 4 eseri hediye edilecek olup yıl sonunda yapılacak online sınavda il derecelerine girenlere Umre, Özbekistan, Balkanlar seyahat ödülleri yanında kitap çekleri hediye edilecektir. Ayrıntılar ve başvuru için https://t.co/kGaUKLVudh adresini inceleyebilirsiniz. @tahakilinctan
Eğitime Destek Platformu İl Koordinasyonu Mayıs ayı Toplantısı 22.05.2026 Cuma günü saat:14.30 da İlim Yayma Cemiyeti Konya Şubesinin ev sahipliğinde kurum,stk , edep ilçe temsilcilerininin 26 ve 27. Dönem Milletvekilimiz Ahmet SORGUN Bey’in katılımıyla yapılmıştır.
Gazze’ye umut, kardeşlerimize nefes olmak için yola çıkan ve yaklaşık 40 ülkenin vatandaşını bünyesinde barındıran Küresel Sumud Filosu’na yönelik uluslararası sularda gerçekleştirilen alçak müdahaleyi şiddetle kınıyoruz. Silahsız insanlardan, yardım taşıyan gemilerden ve hakikatin sesinden korkanlar bilmelidir ki; hiçbir abluka merhameti durduramayacak, hiçbir zulüm gerçeğin üzerini örtemeyecektir. Mazlumun duası, zalimin silahından büyüktür. Rabbim Gazze’de sabırla direnen kardeşlerimizin yar ve yardımcısı olsun. #EyesOnSumud
@destekfilistine
#GözümüzSumudda
@ihhinsaniyardim
dergimiz @insicamdergisi ın 63. sayısı (Mayıs 2026),
“Mülkün Temeli, İnsanlığın İhtiyacı: Adalet” dosya konusu ile yayında.
bereketli okumalar dileriz.
https://t.co/WerbdsEpUf
Karakter Haline Gelen Adalet
“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun…” hitabıyla başlayan ayet, adaletin kaynağını ve yönünü tayin eder. Ayette geçen “kavvâmîne lillâh” ifadesi, adaletin geçici bir tutum değil, süreklilik arz eden bir şahsiyet özelliği haline gelmesini emreder. Bu, şartlara bağlı bir hak arayışı değil, hayatın bütününe yayılan bir duruştur. Ayrıca “lillâh” (Allah için) kaydı; adaletin menfaat, aidiyet ya da ideolojik bağlılıklar için değil, yalnızca rıza-i ilahi için ikame edilmesi -ayakta tutulması- gerektiğini vurgular. Bu yönüyle adalet, İslam toplumunun hem ahlaki hem de hukuki temelidir.
https://t.co/Lq9M22ggKK
#İnsicam’ın Mayıs (63, 2026) sayısı “Mülkün Temeli, İnsanlığın İhtiyacı: Adalet” dosya konusu ile çıkmıştır.
Konuyu bilen, konuya duyarlı olan kalem ve fikir erbabının görüşlerini, yorumlarını ve değerlendirmelerini dikkatinize sunmaya çalıştık. Umulur ki bu hasbi gayretimiz, az da olsa bir makes bulur.
İstifadenize.
Okumak için: https://t.co/5YVMbQjZLG
İnsanlığın sesi olmak ve özgürlüğün sesi Sumud’a yapılan saldırıyı kınamak için cuma namazı sonrası Kapı Camii’nde bir araya geldik.
Dün gece saatlerinde Yunanistan açıklarında bulunan Global Sumud Filosu’na İsrail donanması tarafından müdahale edildiği ve 21 geminin alıkonulduğu yönündeki gelişmelerin ardından düzenlenen basın açıklamasına katıldık.
Dualarımız Gazze’deki kardeşlerimizle…
Rabbim, mazlumların yar ve yardımcısı olsun.
Konya’da Kapu Camii önünde Cuma namazı sonrası bir araya gelen Filistin’e Destek Platformu üyeleri, 81 İlde aynı anda İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na yönelik müdahalesine tepki gösterdi. 7 Ekim’den bu yana Gazze’de yaşanan insani krizin derinleştiğini belirtilerek sivillerin hedef alındığı, yaşam alanlarının daraldığı ve insani yardımın engellendiği bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu ifade edildi.
Basın açıklamasına Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Önceki dönem Konya Milletvekili Ahmet Sorgun, Sendikalar, STK temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.
Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda yapılan müdahalenin kabul edilemez olduğu, bunu ancak korsanlık olarak değerlendirileceği vurgulandı.
#SumudİçinAyağaKalk
@destekfilistine
"Küresel Sumud Filosu'na silahlı müdahalede bulunan İsrail ordusu hem insani yardımları engellemiş hem de 20'si vatandaşımız toplam 175 Filistin dostu aktivisti alıkoymuştur. Söz konusu korsanlık eylemi açık bir savaş suçudur. İnsanlığın tüm tahammül sınırlarını aşan İsrail'i uyarıyor, zorla alıkonulan aktivistleri ve vatandaşlarımızı derhal serbest bırakmaya çağırıyoruz. Tüm Sivil Toplum Kuruluşlarımızı ve Vicdan sahibi Konyalıları Filistin'e Destek Platformu olarak, hukuksuz bir şekilde alıkonulan vatandaşlarımızın ve Gazze halkına insani yardım ulaştırmak için yola çıkan insanlık cephesinin tüm üyelerinin yanında olduğumuzu haykırarak ifade etmek için. Sumud için Mazlumlar için ses olma vakti.
Özgürlüğün yanında, zulmün karşısında olduğumuzu ilan etmek için. Cuma namazı sonrası
📷 Kapu Camii batı kapısı çıkışında buluşuyoruz.
#SumudİçinAyağaKalk
@destekfilistine
Eğitime Destek Platformu İl Koordinasyonu Nisan ayı toplantısı, 27.04.2026 Pazartesi günü saat 14.30’da Yunus Emre Kur’an Kursu Yaşatma Derneği’nin ev sahipliğinde; kurum, STK ve EDEP ilçe temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.