📌Aileden bahsedilmesin istiyorlar
📌Aile kurumunu güçlendirmeyi baskı olarak değerlendiriyorlar
📌Evlilik tavsiyesini çağ dışı buluyorlar
📌Aile kadın ve erkekten oluşur ifadesine şiddetle itiraz ediyorlar.
👉🏽Bu konuda tek gündemleri var !
👉🏽Cinsel sapkınlık propagandasının serbestliği
#ToplumZararlısıKESK
Yıllardır şahsıma ve fikirlerime yönelik eleştiri, itham ve hatta hakarete varan söylemlere cevap vermemeyi bir ilke olarak benimsedim. Ancak bir konuşmamdan, bağlamından koparılarak alınan bir kesit üzerinden başlayan ve yer yer tekfire kadar varan bu süreç karşısında, meselenin hakikatini merak eden kardeşlerim için bir ders yapma ihtiyacı duydum.
Bu konuşma bir savunma ya da saldırı değil hakikati ortaya koyma, bir muhasebe yapma ve meseleyi birlikte müzakere etme çabasıdır.
Bağlamı ve bütünlüğü içinde halisane bir şekilde meseleyi anlamak isteyen kardeşlerimin dikkatine sunuyorum.
https://t.co/ZyOpgtblTv
Hukuk, usulsüzlük iddialarını değerlendirip kararını versin ama sonrasında bu hukuksuzlukları yapanlar, yeni siyasi yolculuklarında tebrik ve teşekkürlerle karşılansın! Bu toplumun kirli siyaseti normalleştirdiği anlamına gelir. Bu da siyasetçilere, kişisel ikbal ve başarı uğruna her yolun meşru görülebileceği mesajını verir. Hukuksuzlukla elde edilen başarıları alkışlamak, benzer yöntemlere başvuracak yeni kişileri teşvik etmekten farklı değildir.
Siyasetin kalitesi, toplumun dürüst ve haysiyetli siyasete gösterdiği destekle belirlenir. Hukuksuzluk ve usulsüzlük iddiaları karşısında susmak ya da bunları kanıksamak, geleceğimizi karartır. Hukuk dışı yöntemlerin normalleştiği bir toplumda temiz siyaset beklemek gerçekçi değildir.
Siyaset kirlendiğinde onu arındıracak en güçlü unsur toplumsal vicdan ve ahlaktır. Bu nedenle dürüst ve itibarlı siyasetçilere sahip çıkmamız gerektiği gibi hukuksuzlukla elde edilen siyasi başarıları da alkışlamak yerine onlara asla prim vermemeliyiz.
@TBMMresmi@MhpTbmmGrubu@adalet_bakanlik
Rahmetli Mahir İz Hoca demiş ki:
Yok öyle sadece “Kıl beşi kurtar başı”
aslolan şudur ki:
“Kıl beşi, tut kardeşi, ye helal aşı,yap doğru her işi, bil sorumlu her kişi, ol hayır eşi, öyle kurtar başı”
"Bu otağda susan konuşur unutulan hatırlanır..."
Miray yapım, Eyüp Gökhan kardeşim Fetihler sultanı dizisinde zulme uğrayan ata toprağımız Doğu Türkistan'da
mazlum olan kardeşlerimizin sesi oldu.
Zalim Çin devletinin tepkisine ise hakettiği cevabı verdi.
Mehmet Fetihler Sultanı sadece bildiğiniz gibi bir dizi değil.
Öyle bir dizi ki, Fatihin Fethinden yola çıkıp Bosna dan Kırım'a Kosova'dan Kıbrıs'a Afganistan'dan Doğu Türkistan'a, nerede Müslüman Türkün bu gününü, ecdadını, İlayi Kelimetullah davasını ilgilendiren mevzuu varsa sesi oluyor...
Kalabalıklara bir meseleyi kültür sanat ile vermek, ecdadı sevdirmek Türkün ruhunu diriltecek enstanteneleri en güzel haliyle canlandırmak böyle olabilirdi ancak onu da yaptı, yapıyor.
Bu dizi sadece Fatihin fetih dizisi değil. Kültür sanat alanında,
-ki bu çağın en etikili silahı,- nesillerin zihnini yoğurma aparatı, kalplere sevgi veya nefret ekme vasıtası olarak kültür sanat alanında varlığımızı gösteren ve bizi şad eden bir dizi.
Emekleri zayi olmasın, çabaları daim olsun inşallah.
Şâd ediyorsun Eyüp kardeşim her bölümde bizi şâd...
Bazılarının "tarih böyle anlatılmaz" tarzı iyi niyet veya haset ile serzenişine aldırma.
Sen tarihi sevdirmek, olması gerektiği gibi bu milletin ecdadını vedahi günümüzde kulanması gereken ruhunu hatırlatmak gibi güzel bir çalışma ortaya koyuyorsun.
Yıllarca, dizi- film ve programlarla
dostu düşman düşmanı dost, iyiyi kötü kötüyü iyi, mazlumu vahşi zalimi medeni gösteren ve
milletin zihnini iğfal eden kültür sanat alanına vazifeli olarak yerleştirilen karanlık ruhlu İslam ve vatan düşmanlarının, çarkını bozmak gibi Ulvi bir çaba içerisindesin.
Rabbim gayretini artırsın muvaffak kılsın.
Çalışmalarını görünce, o sahadaki vatan millet sevdalısı insanlara sahip çıkıp yol açtığını görünce dua ediyor seviniyoruz.
Allah razı olsun senden ve emeği geçen herkesten.
Şad olduk....
#mehmedfetihlersultanı
#DoğuTürkistan
@eyupgokhan
Cami Çocuğa Ne Öğretiyor, Biz Camiye Ne Öğretiyoruz?
Son yıllarda sıkça duyduğumuz bir cümle var:
“Çocuklar camiye gelsin de nasıl gelirse gelsin…”
Hayır.
Nasıl gelirse değil.
Nasıl gelmesi gerekiyorsa öyle gelmeli.
Çocuğu camiye getirip eline tablet vererek video izletmek…
Mescidin içinde koşturmasına, bağırmasına, top oynamasına göz yummak…
Bunu da “alışsın” diyerek meşrulaştırmak…
Bu, camiyi sevdirmek değildir.
Bu, caminin anlamını boşaltmaktır.
Cami bir oyun alanı değildir.
Cami bir etkinlik merkezi değildir.
Cami bir alışma sahası değildir.
Cami; huzurun, sükûnetin, zikrin ve secdenin mekânıdır.
Eğer çocuk camiye geldiğinde oranın diğer mekânlardan farkını hissetmiyorsa,
orada farklı bir edep gerektiğini öğrenmiyorsa,
biz çocuğa camiyi değil, sıradan bir kapalı alanı öğretmiş oluruz.
Toplumsal Bir Yanılgı
Biz artık her şeyi “eğlenceli” yapmak zorunda olduğumuzu sanıyoruz.
Eğlenmezse sevmez,
oyun olmazsa bağlanmaz,
yüksek ses olmazsa ilgilenmez diye düşünüyoruz.
Oysa bazı mekânlar ciddiyetle sevilir.
Bazı değerler sessizlikle öğrenilir.
Cami; çocuğa sınır öğretir.
Mekânın hakkını öğretir.
Başkasının ibadetine saygıyı öğretir.
Sükûnetin değerini öğretir.
Ama biz sınırı kaldırıp her şeyi serbest bırakırsak,
çocuk saygıyı nerede öğrenecek?
Pedagojik Gerçeklik
Çocuk soyut kavramları yaşayarak öğrenir.
“Burası Allah’ın evidir” demek yetmez.
O evin içinde nasıl durulacağını göstermek gerekir.
Çocuk camiye neden geldiğini bilmeli.
Namazın ne olduğunu yaşına uygun bir dille öğrenmeli.
Saf nedir, sessizlik niçin önemlidir, başkası namaz kılarken neden koşulmaz…
Bunlar açıklanmalı.
Sevdirmenin yolu disiplinsizlik değildir.
Sevdirmenin yolu anlam kazandırmaktır.
Eğer cami çocuğa hiçbir sınır koymuyorsa,
çocuk büyüdüğünde camiye karşı bir hürmet geliştiremez.
Çünkü zihninde cami, oyun oynadığı yer olarak kalır.
Asıl Mesele
Çocuk camiye gelmeli.
Gelsin ki secdeyi görsün.
Gelsin ki ezanı duysun.
Gelsin ki bir cemaat bilinci oluşsun.
Ama cami, çocuğa göre şekillenen bir yer değil;
çocuğun caminin ruhuna göre şekillendiği bir yer olmalıdır.
Biz camiyi çocuklara sevdireceğiz diye
caminin vakarını zedeliyorsak,
hem çocuğa hem mekâna haksızlık ediyoruz.
Cami bir terbiye mekânıdır.
Orada edep öğrenilir.
Orada sınır öğrenilir.
Orada sevgi ve saygı öğrenilir.
Ve unutmayalım:
Çocuk camide nasıl davranacağını öğrenmezse,
yarın hiçbir yerde nasıl davranacağını öğrenemez.
(Alıntı)
❝Geleceğin Mührü❞
Geleceği inşa etmek, bugünün bilgisiyle başlar.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, milletimizden aldığımız ilham ve güçle Türkiye’nin mührünü bu asra vuruyoruz.
Eğitimden teknolojiye, savunmadan diplomasiye uzanan her alanda tam bağımsızlık idealinden taviz vermeden, güçlü Türkiye hedefiyle emin adımlarla ilerliyoruz.
📍Geleceğin Mührü
"Yapamazsınız" diyenlere inat; azimle, inançla ve milletimizden aldığımız güçle yola çıktık. Sadece yollar, köprüler, tüneller inşa etmekle kalmadık; gönüller arasında sarsılmaz köprüler kurduk.
Mavi Vatan'dan Gök Vatan'a, Siber Vatan'dan Uzay Vatan'a, yerli teknolojimizden enerji bağımsızlığımıza kadar her alanda Türkiye'nin adını dünyaya duyurduk. Ecdadımızın emanetini, çağın en ileri imkânlarıyla yarınlara taşıyoruz.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, bu asra milletimizin imzasını atıyor, tam bağımsız yarınlar için geleceğin mührünü gururla vuruyoruz!
Bu şahlanış, büyük ve güçlü Türkiye'nin hikâyesidir. 🇹🇷
Hocanızı mezuniyet töreninde protesto etme hakkınız varsa hocanın da sizi protesto etme hakkı var. Sen beni aynı karede bile olmaya layık görmüyorsan ben de seni elimden diploma almaya layık görmüyorum, git sekreterden al diyebilir. Ben olsam buna bile tenezzül etmem, hoca etmiş.
Diploma almak için sahneye çık ve hocayı yok say… Artık demode olan bu dili terk etmeniz gerekiyor. Birilerinin öğrettiği cümlelerle değil, kendi cümlelerinizle konuşmanızda fayda var.
Hoca doğru olanı yapmış, hukuka ve teamüllere uymayan kişiye verilmesi gereken dersi vermiş.
Üniversitelerimiz, TÜRK Milletinin geleceğini inşa eden eğitim-öğretim, meslek ve bilim yuvalarıdır; Devlete kin kusulan, öğrencileri kışkırtıp örgütleyen, kendilerine öğrencileri siper yapan aparatların sahası değildir! @YuksekogretimK
TÜRK gençliği, hiçbir akademisyenin şahsi hazımsızlığına veya ideolojik emellerine alet edilemez! Akademisyenlik, kendi siyasi penceresinden öğrencilerin beynini yıkamak ya da onları otoriteye karşı örgütlemek değildir. Siyasetçileri suçlayıp, arka planda gençleri manipüle ederek rol çalmak akademiye yakışmıyor. Mezuniyetlerde sahnelenen bu oyunların farkındayız. Bilim insanı yönlendirmez, aydınlatır!
Bir akademisyen elbette fikrini söyleyebilir ama yetiştirmekle sorumlu olduğu gençleri kendi siyasi hesaplarına alet edemez, kışkırtamaz! Siyaseti eleştirirken iliklerine kadar siyaset yapıp öğrencileri manipüle etmek hocalık değil, fütursuzluktur. Gençlerin geleceğini kendi hazımsızlıklarınıza kurban etmeyin! Bu tip örgütçü akademisyenlerin ‘ezilmiş, haksızlığa uğramış’ maskesi arkasına saklanarak geleceğimizi zehirlemesine asla müsaade edilmemelidir!
TÜRK istikbali sahipsiz değildir!
@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli@benguturktv@TurkgunGazetesi
Bu kervan Allah'ın kervanıdır. Bu kervanın koyunu olarak, bezmi elestten beri Mustafamızı(sav) beklemişiz. Tüm kainat bunun için yaratılmış. Bu anlamı gözünde küçültme.
Bu sürü içinde kalmayı nimet olarak yetersiz sanan, bu sürüye çoban olmak isteyen aldanır. Yol da sürü de kervan da koyunlar da Allah'ındır kardeş. Onun sürüsünü almaya kimsenin gücü yetmez.
Arkanda gördüklerin yolun aynı olduğu için arkanda yürüyen müslümanlar. Senin arkanda değiller, davete icabet ettiler hakikat istiyorlar. Yolda olduğun için onların senin peşinden geldiklerini sanıyor ve ardını kalabalık vehmediyorsun.
Kervanda bir kaç iş sana nasip olsa da kervanı senin sansan ve nefsine hizmet edecek bir başka yola zıplasan, o koyunların ''koyun gibi'' peşinden gelmediğini anlarsın.
İnsan çok aldanır. Kendi kudretine bir anlam atfeder. Gurur da mağrur olmak da aldanmaktan gelir. Beşer dediğinin kudreti nedir ? Kervanın anlamına muvafık düşen söz, amel ve fikirlerin dışında senin ne ehemmiyetin ve gücün olabilir ?
Mağrur olup nefsine aldanan gayrını da aldatmaya çalışır. Şahsına insanları davet eder. Allah'ın kervanından eşkiya gibi koyun çalmaya kast eder. Yine de zaten sürüye layık olmayandan gayrısını peşinden sürükleyemez.
Allah hak etmeyen kimsenin aldatılmasına da aldatmasına da müsaade etmez. Herkes layığını bulur.
Senin ya da benim için en büyük itibar Allah'ın kervanında yolu tamamlamaktır.
Bu kervan bezmi elestte düzüldü kardeş. Kaç zaman Mustafasını bekledi. İçindeki koyunlar da bir beşerin değil, Allah'ın sürüsüdür.
Kanye West konserinde korkunç görüntülere şahit olduk.
118 bin genç oraya hiçbir otobüsle taşınmadı. Kendileri geldiler. Üstüne orada olabilmek için "para" verdiler.
118 bin gencin gözleri önünde dünya haritası üzerinde birileri adına bir temsil sahneye kondu.
Arzın halifesi insan, arzı çiğnedi. Gençler kendilerini kaybetmişçesine eğlendiler. "I am a God"- Ben bir Tanrıyım diye bağırdılar...
Muhafazakar ailelerin çocukları da oradaydı.
Babaları-anneleri "aman ne var gençler eğleniyor" diye geçiştiriverdi.
26 Ocak 2026'ta İsrail'den-Yahudilerden önceki eleştirileri nedeniyle "özür dileyen" Kanye West en büyük konserini başka yerde değil İstanbul'da verdi.
Hz. İsa'nın tanrı olduğunu söyleyen, şarkı sözlerinde bolca Hristiyan teoloji barındıran Kanye West'in şarkılarını muhafazalar ailelerin çocukları bile ezberden çılgınca mırıldandı.
Bu durumdan, bu görüntülerden hiç kimse endişe duymadı mı?
Peygamber (sav) şöyle buyurdu:“Dua, ibadetin ta kendisidir.”
Ardından şu ayeti okudu:
“Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, size cevap vereyim…” (Tirmizî, Deavât, 1; Ebû Dâvûd, Vitr, 23.)
Duanın bir haddi, bir dili vardır. Mesela en basitinden dua Allah’a yapılır. Duada Allah’tan istenir. Kur’an dualarla doludur. Peygamberin (sav) ağzı dualıdır. Bunlar malum şeyler, öğrenilir.
Toplu dualar konferans verme, basın açıklaması yapma, süslü cümlelerle lafı eveleyip geveleme yeri değildir. İmam Nevevi’nin el-Ezkâr’ını ilkokulda ders kitabı olarak okutmak lazım. O dili bilen kendince samimi bir şekilde dualarını kişiselleştirebilir. Ama inanın neredeyse Hz. Peygamberin ettiği dualar dışında aklınıza çok da istemeye değer bir şey gelmeyecek.
Gerçekten Peygamberi seven kişi ona ittiba eder de dua nedir nasıl edilir ondan beller. Cehaletin yaşı makamı yok gerçekten. Bazen öyle dualar duyuyoruz ki insanın ellerini kapatıp mekanı terkedesi geliyor. Rabbim bizlere hidayet versin.
UYARI / YORUM
Öğretmeni
bu kadar değersizleştiren
bir sistem olmadı bu ülkede!
*
Velilerin sürreel tahakkümünün ve akran zorbalığının zıvanadan çıktığı bir sistem olmadı bu ülkede!
*
Okullarda disiplin ve öğretmen otoritesi tesis edilmeden eğitim sos vermeye devam eder…
#EgitimdeŞiddeteHayır #OkullardaKatliamaHayır #Kahramanmaraş #MilliYasİlanEdilsin