Aziz Türk Milleti, Kıymetli Takipçilerim,
Tarih boyunca bu asil millete diz çöktürmeye, bizi kendi topraklarımıza ve denizlerimize hapsetmeye çalışan emperyalist güçler ve onların maşaları bugün bir kez daha hüsrana uğruyor!
Doğu Akdeniz'den Kızıldeniz'e, Kafkaslardan Körfez'e kadar artık emir alan bir Türkiye değil; kendi savaş gemisini denize indiren, kendi milli uçağını uçuran,
MİLGEM'iyle, KAAN'ıyla, İHA'ları ve SİHA'larıyla vurduğunu indiren, "Bu coğrafyada oyun kurulacaksa, o oyunu Türk milleti kurar!" diyen tam bağımsız ve kudretli bir Türkiye var.
Bizi ambargolarla korkutacaklarını sananlar, bugün savunma sanayiimizin ayak sesleri karşısında sıraya giriyor, hizaya geliyorlar.
Unutmayın; masada diplomatik olarak sözünüzün geçmesi için, sahada çelik bilekli ve caydırıcı bir gücünüzün, arkanızda şanlı Türk ordusunun sarsılmaz iradesinin olması şarttır!
Açık ve net söylüyorum: Önümüzdeki birkaç yılı içimizdeki birliği bozmadan, bu sarsılmaz duruşla atlatırsak 2030 YILINDA TÜRKİYE'Yİ KİMSE TUTAMAYACAK!
Küresel güçlerin Akdeniz'deki sinsi planlarını nasıl yırtıp attığımızı, savunma sanayiimizin bizi nasıl durdurulamaz bir küresel aktöre dönüştürdüğünü ve Türk devletlerinin ayak seslerini yeni YouTube videomda tüm çıplaklığıyla, enine boyuna anlattım.
Milli bekamız ve şanlı yürüyüşümüz üzerine yaptığımız bu kritik değerlendirmeyi kaçırmayın. Sesimizin daha gür çıkması, bu kutlu yürüyüşün milyonlara ulaşması için hepinizi videoyu izlemeye, beğenmeye ve paylaşmaya davet ediyorum!
Hemen izlemek için tıklayın: https://t.co/fOzDUzi2BV
Fon krizi üzerinden “Ülke bitti.” propagandası yapılıyor.
Peki, gerçekte neler oluyor?
Türkiye’yi yok sayabileceğini düşünenler, bugün Türkiye ile ortaklıklarını güçlendirmenin yollarını arıyor.
Bir Kanada başbakanı, ilk kez Türkiye’ye ikili resmî ziyaret gerçekleştirdi. İlişkiler stratejik ortaklık düzeyine yükseltildi; savunma, enerji, ticaret ve ulaştırmada yeni adımlar atıldı.
Dünya değişirken Türkiye’nin artan önemini dışarıdakiler, içeridekilerden önce görüyor sanki.
@DuyguToplan Bende bakınca masadakilere yarın katılacak amerikan solcusu, emperyalist uşağı liberal komprodor oğlumu görüyor Mustafa Kemal muhafaza diyorum.
@smmm_akbas@kozatv01 Ver bana yetkiyi hepsinin üzerinden silindir gibi geçerim ama ya işbirlikçilerce öldürülürüm ya da zora gelemeyen halk ayaklanmasına kurban giderim. Mustafa Kemal gibi Ankara'dan bak pensilvanya veya brüksel'den değil.
@smmm_akbas@kozatv01 eşime söyledim ve haklı da çıktım, bu ülkenin tek şansı Gazi Mustafa Kemal'di ondan sonra her geçen gün daha çok soyulmaya devam ettik, bu kadar hırsıza rağmen ülke olarak büyüdük buralara geldik, geleceğimiz parlak ama hırsızla itle uğursuzla uğraşarak büyümeye devam edeceğiz
@smmm_akbas@kozatv01 Yaşım 58 hortumlanan bankaları da banker facialarını da develuasyonları da darbeleri de gördüm, bu da finansal darbe kaldı ki eşimle aynı eğitime sahip ceo'da içeride eşim ise 60.000 tl.emekli maaşı alamıyor, bunun finansal mossad darbe girişimi olduğunu en başında ekonomist
Hâlâ; 'biz size, Milli Mücadelede pul verdik, biz, Karabağ’da yardım ettik, siz şunu yaptınız biz bunu yaptık' atışması…
Etrafımız ateş çemberi.
İçimiz karışık dayanışma ihtiyacı içinde olduğumuz, kendi kimliğimizi koruyamazsak egemenliğimizin tehlike içinde olduğu bu evrede gene neyi konuşuyoruz?
Cevap basit, birbirimize Türk olduğumuz için yardım ettik.
Nokta!..
Ahmet Cevad’ı hatırlarsak belki aklımız başımıza gelir.
Galiba Ahmet Cevad’ın şiirini herkes anlasın da ona göre davransın diye Azerbaycan dilinden Türkçeye tercüman mı kullansaydım!
Susmaram
Men bir gulam, yük altında ezilmişem, gardaşım,
Sevinç bilmez bir mahkumam, ah-u zardır sırdaşım.
Damga vurub, zencirleyib tullamışlar zindana,
Karlı, buzlu cehennemler mesken olmuşdur bana.
Mene dinme, sus deyirsen, ne vahtacan susacam,
Buhranların, hicranların, mahbesinde galacam?
Niye susum, danışmıyım…? insanlıkda payım var,
Menim ana vatanımdır talan olan bu diyar.
Niye susum, danışmıyım, Türk yurdudur bu torpak,
Oğuzların, Elhanların vatanında kimdir, bak!
Susmıyacam…Goy atsınlar, yük altında ölünce
Tekdirlere döze döze, düşmen mene gülünce…
Süd vererken doğma anam bele demiştir mene:
“Seni gurban besleyirem türk yurduna, vetene
Bu dünyada azadlığı şan şöhretten üstün tut
Alçaklığı, yaltağlığı, rezilliği sen unut
Senin sevgin veten olsun, millet olsun, men olum
Südüm sene haram olsun heyanet etsen oğlum…”
Nece susum, danışmıyım, men eyliyim heyanet?
Hanı sevgi, hanı vatan, di harda galdı millet?
Men bir gulam, yerim altun, suyum gümüş, özüm aç,
Atam mahkum, anam salih, elim her şeye möhtaç.
Dil yaranır danışmağa, men danışabilmirem
Aç galbimi, yar sinemi ciğer veremdi verem
Köramal tek sürünmekde denen varmıdır mena?
Ne vahtacan çörek üçün girek her alçak dona?
Men Türk evladıyam, derin aklım, zekam var,
Ne vahtacan çiynimizde gezecekdir yağılar?
Ne kadar ki, hakimlik var, mehkumluk var, men varam,
Zülme garşı isyankaram, ezilsem de
SUSMARAM !
T��rk halkının iki kardeş devletinin başkanları nihayet dün (21 Ekim 2026) telefonla görüştüler. Bu, Türkiye ile Azerbaycan arasında değişik gündemlerle çıkarılan ve köpürtülen, giderilmesinin koşulu olarak da yerine getirilmesi imkânsız taleplerde bulunulmasına yol açan "KRİZ"in çözümünde önemli bir adımdır. Umarız Ankara’da yapılacak Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesine kadar bu gereksiz, bölgemizdeki durum nedeni ile son derecede zamansız ve akıl gözüyle baktığımızda temelsiz krizi eski krizler gibi tarihe gömeriz.
Türkiye, üçüncü devletlerle olan ilişkilerini Türk devletleri ile olan ilişkileri ile irtibatlandırmamalıdır. Meseleye onların açısından bakıp kararını ondan sonra vermelidir.
İsrail onlar açısından zarar vermeyecek kadar uzak ve küçük ama yararlı olacak kadar güçlü bir devlettir. ABD ve AB ile olan ilişkilerinde yardımcı olabilecek nüfuza sahiptir. Üstelik Arap halkına manevi bir borçları olmadığını, haklı olarak, düşünürler.
Türkiye’nin Türk devletleri ile dış etkiye kapılmadan yürütülmesi gereken ilişkilerine İsrail ve siyonist unsuru karıştırmak bir işe yaramadığı gibi zarar da verir.
Dine ulusal kimliğin parçası olarak önem verilir. Ancak rejim ve yaşam tarzı konusunda bir rol oynaması devlete karşı bir tehdit olarak görülür. Bu ülkelerin aydınları 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Çarlık Duma'sında temsil edilmeye kadar uzanan Türk uyanışının önünde engel olarak dinî taassubu görmüşlerdir. Mollalar, Şair ve Heccav Sabir’e “Harda müselman görürsem kerhirem” (Korkarım) dedirecek kadar mukavemet göstermişler, neredeyse Rus hâkimiyetinin devamını kendi laik aydınlarının yönetimine tercih etmişlerdir.
Bu bağlamda İran faktörü/korkusu özellikle Azerbaycan ve Tacikistan açısından önemlidir. Taassubun sembollerle başlayıp yayıldığını düşünürler ve bu nedenle başörtüsünü kişisel hak açısından değil, olası etkisi nedeniyle değerlendirirler.
Bunlar değişmezleridir. Bu konularda taviz veremezler.
Türk Devletleri Teşkilatı bir mucize ve stratejik bir gerekliliktir. Aralarında bin yıllık bir açık olan ve birbirleri ile daima savaşan Türkiye ve diğer Türk devletleri tarihlerinde ilk defa iş birliği yapmaya karar vermişlerdir. Her devlet bunu baltalamaktan kaçınmalı, sabır ve dikkatle güçlendirmeye çalışmalıdır.
⚓Mavi Vatan'da ateşle oynayan Yunanistan ve arkasına sığındığı Fransa ile İtalya'ya Türk milletinin açık uyarısıdır! 🇹🇷
Türkiye'ye akıllarınca göz dağı veriyorlar, mütekabiliyete zorluyorlar!
Türkiye, denizlerindeki hak ve menfaatlerinden ASLA taviz vermez! Günü gelir o Türk gemilerinden füzeler ateşlenir; sadece Yunanistan değil, ona güvenip bölgemizde boy gösteren Fransızlar ve İtalyanlar da bundan nasibini alır!
Zorlamaya kalkarlarsa, ordumuz ve donanmamız gereken cevabı en sert şekilde verir. Gerekirse o Yunan fırkateynlerini suların altına gömer!
Yeni YouTube videomda detaylıca değerlendirdim...
İzlemenizi dilerim
https://t.co/8X9WysA04F
Yuhhhh Ohaaaaaa Bu Ne Milyar Dolarlar Londra'da Almanya'da AVM'ler Gayrimenkuller
TAMAR TANRIYAR:
1999-2014 yılları arasında
Mustafa Sarıgül Şişli ilçesi belediye başkanlığı
yaptığı dönemde çeşitli usulsüzlüklerle
büyük paralar elde etti.
Resmi evraklardan söylüyorum. Resmi evraklar. Örneğin o dönem Kanyon AVM, Metrocity AVM, Maya Center, Büyükdere Caddesi'ndeki rezidanslara para karşılığı ruhsatlar verildi.
Bu şekil milyar dolar paralar elde edildi. 2014 yılında Hayri İnönü belediye başkanı olduktan sonra Mustafa Sarıgül çeşitli tehditlerle belediyede ağırlığını devam ettirmeye çalıştı.
Hayri İnönü'nün Amerika'da bulunan oğullarına kadar ulaşıp istifa etmeye zorlandı. Karşılığında oğlu Emir Sarıgül'ü belediye başkanı yapmaya çabaladı.
Mustafa Sarıgül belediyeden kazandığı paraları aklamak için oğlu Emir Sarıgül'ü 2008 yılında Fatma Altınbaş'la evlendirdi. O dönem Fatma Altınbaş'ın ailesinin Kıbrıs ve Kapalıçarşı'da küçük kuyumcu dükkanları vardı.
Mustafa Sarıgül parayı sisteme sokarak Altınbaşlar üzerinden legalleştirmeye başladı. Aslında şirketin büyümesine sebep olan paralar Mustafa Sarıgül'ün usulsüz elde ettiği rüşvet paralarıdır.
Altınbaş'ın kısa sürede holding düzeyine gelmesinin sebebi de budur. Hatta 2019 yılında boşanma aşamasında 600 milyon euro Altınbaşlardan alınıp Sarıgül'e verildi; bir kısmı nakit, bir kısmı ise gayrimenkul olarak. Toplantı Süzer Plaza'da yapıldı. Tarafsız hakem heyeti olarak iş insanları katıldı.
Mustafa Süzer, Zeki Yasemin tarafsız hakem heyetiydi. Altınbaşlar o dönemin firması Şirkat'ı satıp Beykoz'da bulunan yalıyı devrederek bu rakamı karşıladılar. Levent'teki villa ise Emir Sarıgül'ün gizli toplantılarını yapıp kadınlarla görüldüğü mekandır. Portekizli mankenle... neyse burasını geçelim
Ve illa bir manken atmış falan, neyse. Emir, Otto Melih isminde birine borsa işlemlerini yaptırır, tahta kağıtları tutarak birtakım insanları zarara uğratır.
Biz buna manipülasyon diyoruz halk arasında. Emir bu şekilde aldığı paraların bir kısmını aklamaktadır ve bahsedilen önemli bir isim Volkan Arslanbaş.
Tüm tahsilat işleri bu kişi üzerinden yapılır. Emir ve Volkan sürekli Almanya'ya gider ve burada para aklama faaliyetleri yaparlar.
Almanya'daki KaDeWe AVM Sarıgül'e aittir. Sarıgül elde ettiği rüşvet paralarının büyük bölümünü yurt dışına çıkarmış ve bu AVM'yi almıştır. Şişli'de bulunan Holiday Inn Otel Sarıgül'e aittir. Londra'da bir sürü gayrimenkuller almıştır.
Kensington Sokağı'nda bile evleri vardır. Acarkent'te malikaneler, Bodrum Mandarin'de villa ve yine başkasının ��zerine yapmış oldukları Başakşehir Kayabaşı'nda arazileri vardır.
Hatta Belek'te bulunan Titanic Oteli'nde %50 ortağıdır. Bir de İsviçreli İlhami diye biri varmış. İsviçreli İlhami, çok güzel. Selim Daşdemir, Sadullah Ergün hep bunların takımıymış.
Maslak'ı da es geçmemişler. Geçerler mi, asla. Aaa, lütfen. Spine Tower'daki birçok yeri imar karşılığı olarak Can Gürkan'dan almışlar.
Sanıyorum bu Can Gürkan, Soma faciasından bildiğimiz Can Gürkan. Hani şu malum video var ya, "Koruma Ömer". Mustafa Sarıgül aslında onun nikah şahidiymiş ama işte sonra olanlar olmuş. Herhalde Mustafa Sarıgül şey dedi,
"Dön oğlum" dedi, "bana doğru" dedi. Şöyle dedi, herhalde önünde mi yürüyordu, ne oluyordu. Bana dön deyince çocuk da dönmüş, ne yapsın. O kaset için 200 bin dolar ödenmiş.
Hani Ekrem İstanbul için "İstanbul nimet nimet" diyordu ya. Partidaşı ve kankası Mustafa Sarıgül bu sözün değerini en iyi bilenlerden sanırım. Hiç ayrılmadı şu üçlü: Ekrem, Özgür, Sarıgül. Dün Özgür'ün Ekrem'i nasıl tatlı tatlı satacağını söylemiştim ya, Sarıgül konusunda sus puslar.
Esas ilk satışlar oradan başlayabilir ama Sarıgül de onlar hakkında çok şey biliyor. Yani artık kim kimi satacak bilmiyorum. Ne olacak şimdi?
Mekke Anlaşması’nın açıklanan 16 maddesi, daha önce dile getirdiğim endişeleri güçlendirmiştir. Türkiye’nin ihtiyacı olmayan bu askerî ittifak, Batı Asya’da tehlikeli bir mezhepsel ve jeopolitik bloklaşmayı derinleştirme potansiyeline sahiptir.
1. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın oluşturduğu askerî ittifakın İran karşısında Sünni bir blok olarak algılanması ciddi bir stratejik tehlikedir. Mezhepsel ayrışmaların jeopolitik rekabete dönüştüğü Batı Asya’da Türkiye neden böyle bir kutuplaşmanın parçası olsun? Türkiye’nin güvenlik politikası mezhep aidiyetlerine değil, millî çıkarlara dayanmalıdır.
2. Cui bono? Kim kazanacak? Bölgedeki Müslüman ülkelerin mezhep ekseninde birbirine karşı konumlanması kimin çıkarınadır? Kanaatimce bu kutuplaşmadan en büyük stratejik yararı İsrail sağlayabilir. Türkiye ile İran’ın karşı karşıya gelmesi, Washington’daki neocon çevrelerin İran’ı çevreleme stratejisine hizmet eder. Böyle bir gelişme, Batı finans kapitalinin ve sömürgeci deniz hegemonyasının bölgeyi parçalı tutma çıkarlarıyla örtüşür.
3. Suudi Arabistan’ın düşmanları Türkiye’nin düşmanı değildir. Anlaşmanın 1. ve 2. maddeleri, ortak tehdit değerlendirmesi ve kolektif savunma yükümlülükleri yaratıyor.
Riyad’ın İran veya Yemen kaynaklı güvenlik sorunları neden Türkiye’nin askerî sorumluluğuna dönüşsün?
Türkiye’nin İran’la tarihsel rekabeti vardır, ancak bu, iki ülkenin mezhep temelli askerî kamplara ayrılmasını gerektirmez
4. Ensarullah’ın Suudi Arabistan’la çatışması, Türkiye’nin savaşı değildir. Beşinci maddedeki terörizmle mücadele iş birliği, farklı tehdit tanımlamalarının operasyonel sonuçlar doğurması bakımından dikkatle incelenmelidir.
Türkiye’nin Kızıldeniz’deki önceliği deniz ticaretinin güvenliğidir. Babülmendep’te yeni düşmanlar edinmek, Mavi Vatan’ın çıkarlarına hizmet etmez.
5.Altıncı madde askerî konuşlanma ve ortak faaliyetleri, onuncu madde savaşta silah, mühimmat, yakıt ve lojistik desteği düzenliyor. Türk askeri cepheye gönderilmese bile Türkiye, İran veya Yemen merkezli bir savaşın lojistik destekçisi hâline gelebilir mi?sorgulanması gereken tehlikelerden biri de budur.
6. İstihbarat paylaşımı, ortak askerî karar mekanizmaları ve anlaşmadan ilk on yıl çekilememe hükmü, Türkiye’nin gelecekteki hareket serbestisini daraltabilecek niteliktedir.
7. Suudi Arabistan Türkiye’den kapsamlı askerî dayanışma beklerken neden KKTC’yi tanımıyor? Kıbrıs’taki millî davamıza somut destek vermeyen bir ülkenin bölgesel güvenlik sorunlarında Türkiye neden ağır sorumluluklar üstlensin?
8. Türkiye’nin görevi Şii veya Sünni blokların askerî gücü olmak değildir. Türkiye, mezhep çatışmalarının değil, bölgesel barışın ve stratejik dengenin tarafı olmalıdır.
TBMM, bu anlaşmanın yalnızca askerî hükümlerini değil, yaratabileceği mezhepsel ve jeopolitik sonuçları da değerlendirmelidir.
9. Batı Asya’da Şii-Sünni kutuplaşmasını derinleştiren her gelişme, bölgesel güçlerin birbirini tüketmesi ve dış müdahalelere daha açık hâle gelmesi riskini taşır.
Atatürk’ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi, Türkiye’nin başka devletlerin mezhepsel ve jeopolitik hesaplaşmalarına sürüklenmemesini gerektirir.
Türkiye ne Sünni bir askerî blokun öncü kuvveti ne de İran karşıtı bir cephenin lojistik üssü olmalıdır.
Mavi Vatan’ı savunmak başka, Batı Asya’daki mezhep savaşlarının tarafı olmak başkadır.
Libya ile Deniz yetki alanı sınırlandırmasında yaşanan son güzel gelişmeler sonrası Mekke anlaşması maddelerinin ülkemize yaratacağı riskleri umarım meclisteki vekiller aklı selim içinde değerlendirir.
Metni açıklanan Mekke Anlaşması geçtiğimiz haftalarda ifade ettiğimiz endişelerin hepsini ihtiva eden bir muhtevaya sahip.
İmza koyan ülkelerden birine yapılacak saldırının üçüne birden yapılmış kabul edilerek hemen harekete geçilmesini öngören ikinci madde sorunlu. Her ne kadar her ülkenin kapasitesi oranında askeri destek sağlayacağından bahsedilmiş olsa da vaziyetin kötüleşmesi (eskalasyon) halinde bunun bütün askeri imkanlarıyla müdahil olma şekline dönüşmesi kaçınılmaz olur.
Terörizm konusunda tam bir işbirliği getiren beşinci madde ciddi sorunlara yol açacaktır. Örneğin Suudi Arabistan'a göre Ensarullah hareketi terörist hatta Hizbullah bile Riyad tarafından aynı kategoride değerlendirlebilir. Bu durumda ne yapacağız?
İstihbarat işbirliği çok genel yazılmış ve sanki her ülke her konuda elde ettiği istihbaratı diğerleriyle paylaşacakmışmış gibi bir izlenim ortaya çıkıyor. Bunun uygulamada sorunlar çıkarması kuvvetle muhtemel.
Diğer yandan anlaşmanın süresiz olması ve çıkmak isteyen ülkenin on yıldan önce çıkamayacağının hükme bağlanması, üstelik bu dönemde çıkmak isteyen ülkenin önceden kararlaştırılmış aktivitelerden ve projelerden çıkamayacağının kayıt altına alınmış olması tam bir garabet.
Örneğin ilk seçimde iktidara gelecek farklı bir hükümet hem on yıl bu anlaşmadan ülkeyi çıkaramayacak hem de şimdiki hükümetin kabul ettiği aktiviteler ve projeleri sürdürmek zorunda kalacak. Umarın hem muhalefet hem de iktidar milletvekilleri bunların uygulamada ne anlama geldiğini/geleceğini iyi düşünerek oy verirler.
Esas mesele ise bizim böyle bir anlaşmaya nasıl ve neden ihtiyaç duyduğumuz. Bu anlaşma bizim güvenliğimize herhangi bir katkı sağlamayacak; buna karşılık Suudilerin Yemen ve hatta İran ile sorunları ve çatışmalarında Türkiye'yi aktif taraf olmaya zorlayacaktır.
Eğer Suudilere yardım etmek bu denli önemliyse neden KKTC'yi tanımalarını istemiyoruz? Sonuçta imza koyduğumuz anlaşma Suudiler açısından hayat memat meselesi. Kıbrıs ise Türkiye'nin milli davası...
Bölgenin böyle bir anlaşmaya hiçbir ihtiyacı olmadığını söylemeye bile gerek yok. İran karşısında ciddi zemin kaybetmiş ve bütün dünyada giderek nüfuz kaybına uğrayan Amerika ile haydut devlete dönüşmüş İsrail'in bu bölgede güç ve etkisinin hızla azaldığı/azalacağı bir bölgede ihtiyaç, ülkeler arasında güven oluşturucu tedbirler ve ekonomik entegrasyon olmalıydı. Bu tür ittifaklar karşı ittifakları doğurarak Amerika ve özellikle İsrail'in manipülasyon alanını genişletir.
Bir yandan sürekli İsrail eleştirisi yapıp öte yandan da İsrail ve Amerika ile birlikte Suudi Arabistan'ın kendisinin başlattığı ve altından kalkamadığı çatışmada imdadına koşmak siyasi/askeri tarihin ve diplomasinin tuhaf örnekleri arasında ön sıralarda yer alacak gibi görünüyor.
🎯Özgür Özel'in memleketi Manisa AKP'ye geçiyor!
📍Ferdi Zeyrek'in ardından 'mirasyedi' olarak anılan Manisa BB Besim Dutlulu, AKP'ye geçiş için aracılarla görüşmelerini yapmış.
📍Özgür Özel'in sevgili dostu Bülent Arınç'ın oğlu aracı olmuş!
📍Manisa'nın ilçelerinden de AKP'ye geçiş yapmayı düşünen belediyeler var.
📍Özgür Özel'in, belediye başkanlarına görüşmesi için izin verdiği Murat Kurum ve Hamza Dağ, Erdoğan ile Manisa'nın geçişi için görüşmelerini yapmışlar.
@medreyata
Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan, SPK Başkanını görevden aldı.
Maliye Bakan Yardımcısı ise emekliliğini istedi. Damadı FBSK çiftinin fon skandalında para yatırdığı Özata Denizcilik’in yöneticisiydi.
Skandal ortaya çıkmasan kısa süre önce firma yönetiminden istifa ettiği ortaya çıkmıştı.