Türkiye'de yaşamak artık bir dolandırılmama mücadelesine döndü.
İnternet, telefon, banka, kapora, araç satışı... Adım attığımız her yer, ticaretin her alanı dolandırıcı dolu. Enerjimizi üretmeye değil, dolandırılmamaya çalışarak harcıyoruz.
Hayatımız onlardan kaçmakla geçiyor.
Vestel’in fabrikalarını bir kere görün.
Kapıda bekleyen işçi servislerine bakın.
Fabrikaya girip çıkan tırları izleyin, ağzınız açık kalır.
Bu kadar işçiye nasıl para yetişiyor diye düşünürsünüz.
Üretim tesisleri o kadar büyük ki o sistemi şimdi kurmaya kalksanız 5-6 milyar dolar para yetmez.
Daha önce maç izlemeye gidenler futbol sahasının büyüklüğünü bilir. O saha gibi 180-190 tanesini yan yana koyun, Vestel’in arazisi o kadar.
Manisa’da yaşayıp bu fabrikada yakını çalışmamış insan yoktur.
20 bine yakın insana iş veriyorlar.
Bir de bu şirket yıllarca kendi sektöründe ihracat şampiyonu oldu.
Türkiye’nin toplam ihracatının yaklaşık %2’sini tek başına yaptığı dönemler oldu.
Avrupa’da mağazaya girip üzerinde başka bir markanın logosunu gördüğünüz bazı televizyonların arkasında da muhtemelen Vestel vardır.
Avrupalı markalar fason mallarını hep Vestel’e ürettirdi.
Bir yandan fason üretim yaptı, bir yandan kendi markasını üretti.
Para basması gerekirken her gün milyonlarca lira borç faizi ödüyorlar.
Şöyle bir markanın bilançosunu toparlayamaması çok üzücü.
Yüksel Yıldırım, Samsunspor Başkanı olmanın yanında Kulüpler Birliği Başkan Yardımcısı. Ertuğrul Doğan ise Kulüpler Birliği Başkanı. Doğan, Trabzonspor adına arazi üretiyor, proje geliştiriyor ve gelir yaratacak kaynaklar buluyor diye suçlu mu oluyor? Devletin ilgili kurumlarıyla görüşmek, şehrinin ve kulübünün önünü açmak zaten bir başkanın görevi.
Trabzonspor’u yendiğinizde stadyumun dışına “Kuzeyin Kralı” yazıyorsanız o iddianın bir karşılığı da olmalı. Madem kralsınız Ertuğrul Doğan’ın yaptığının daha fazlasını yapın. Yapamıyorsanız sürekli Trabzonspor’u ve başkanını hedef göstermek, başarıyı tartışmak yerine kendi yönetim kapasitenizi sorgulayın.
Her meselede kendinizi Trabzonspor’la kıyaslamaktan da vazgeçin. Trabzonspor tarihiyle, camiasıyla, sportif ve toplumsal ağırlığıyla bu ülkenin en büyük kulüplerinden biri. Yönetimde ölçü, başkasının ne yaptığından ziyade sizin ne üretebildiğinizdir. Tamam mı?
Değerli dostlarım; sevgili Dorukhan’ımızı katleden ve suç delillerini karartan Tanyer Yapı A.Ş. patronları Münir Tanyer ve Taylan Tanyer’in suç ortakları 13.08.2026 Perşembe günü saat 09:30’da İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesi duruşma salonunda hesap vermeye devam edecek. Saygılarımla
Bir jübile maçı sonrası
- Fatih tekke istifa diyeni gördüm
- Şu Nwaiwu yu kovun diyeni gördüm
- Bu takım 7. Olur diyeni gördüm
- Kadro da yokken Onana ya sallayanı gördüm
- Daha neler neler
Bu eleştri değil bu artık hastalık seviyesi
Allah bize sabır versin
Türk futbolunda yıllardır değişmeyen tuhaf bir alışkanlık var!
Para İstanbul’da harcanınca adına “vizyon” deniyor. Gayrimenkul İstanbul’da geliştirilince “mali bağımsızlık projesi” oluyor. Dünya yıldızı İstanbul’a gelince “Türkiye’nin marka değerine katkı” diye alkışlanıyor. Aynı şey Trabzon’da yaşanınca birileri hemen hesap makinesini çıkarıyor:
“Bu para nereden geldi?”
Asıl konuşmamız gereken biraz da bu ikiyüzlü ölçü. Çünkü rakamlar ortada. Galatasaray, Victor Osimhen için Napoli’ye 75 milyon Euro bonservis açıkladı. Wilfried Singo için 30 milyon 769 bin Euro ödedi.
Fenerbahçe, Temmuz 2026’da Mason Greenwood için 39 milyon Euro bonservis açıkladı. Bir önceki dönemde Youssef En-Nesyri’ye 19,5 milyon Euro bonservis ödemişti. N’Golo Kanté anlaşmasında 14,4 milyon Euro imza parası ardından milyonlarca Euro’luk sezonluk ücretler KAP’a bildirildi. Ederson’un yıllık garanti ücreti ise 11 milyon Euro.
Beşiktaş, Orkun Kökçü için şartların gerçekleşmesi halinde 25 milyon Euro bonservis ve beş sezon boyunca toplam 25 milyon Euro garanti ücret içeren bir sözleşme yaptı.
Bunları eleştirmek için yazmıyorum. Parayı üretebilen kulüp harcar. Gelirini büyüten yatırım yapar. Markasını genişleten dünya yıldızını getirir. Futbol ekonomisinin doğası budur. Fakat aynı ekonomik mantığı Trabzonspor uyguladığında ortaya çıkan şu kuşku dili artık sorgulanmalı! İstanbul’un parası ticaret de Trabzon’un parası neden siyaset?
Spor kulüpleri artık haftada bir maç oynayıp bilet parası toplayarak yaşayamaz. Gayrimenkul geliştirir, mağazacılık yapar, sponsorluk üretir, marka haklarını pazarlar, dijital gelir yaratır ve tesislerini ekonomik değere dönüştürür.
Galatasaray yapınca gayrimenkul yönetimi… Fenerbahçe yapınca finansal bağımsızlık… Trabzonspor yapınca “devlet desteği”.
Bu hesabın matematiğinde bir sorun var. Aynı devletin kurumları, aynı mevzuat, aynı ekonomik modeller, aynı futbol endüstrisi…Kulübün adı değişince kavramların anlamı da değişmemeli!
Trabzonspor son yıllarda ciddi bir ekonomik dönüşüm geçirdi. Bankalar Birliği olarak bilinen yapılandırmadaki kredi anapara ve faizlerinin tamamı kapatıldı. 2025’te gerçekleştirilen sermaye artırımı sürecinde 6,4 milyar TL’nin üzerinde fon girişi sağlandı. Kulübün finansal raporlarında mali disiplin, gelir artırıcı projeler, sponsorluk faaliyetleri ve futbolcu transferlerinden kazanılan bonservis bedelleri açık biçimde yer alıyor.
Bu yapının başında da Ertuğrul Doğan var.
Fakat ortaya çıkan ekonomik dönüşümü görmezden gelerek Mohamed Salah transferini birkaç telefon görüşmesine, birkaç siyasi isme veya Ankara’dan geldiği varsayılan görünmez bir paraya bağlayarak salya sümük ağlayan gazetecilik tiplemesiyle sözüm ona ekonomik analiz sayılmaz.
Mohamed Salah satın alınan bir futbolcudan daha büyük ekonomik ölçeğe sahip bir marka. Onu Trabzon’a getirdiğiniz anda forma satarsınız. TS Club’ın müşteri kitlesini büyütürsünüz. Kombine talebini yükseltirsiniz. Locaların değerini artırırsınız. Yeni sponsorların kapısını açarsınız.
Trabzonspor armasını Kahire’den Londra’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya kadar milyonlarca insanın ekranına taşırsınız. Saha içinde sağ kanattan içeri kat eden Mohamed Salah’ı alırsınız saha dışında küresel bir dağıtım ağı kazanırsınız.
Asıl mesele şu! İstanbul’un üç kulübüne tanınan ekonomik aklı Trabzonspor’a çok görmek!. Onlar arazi geliştirince proje, Trabzonspor geliştirince iltimas demeyin. Onlar 30, 40, 75 milyon Euro’luk transferler yapınca vizyon yazıp, Trabzonspor Salah’ı getirince Ankara’da para aramayın.
Galatasaray’a sormadığınız soruyu Trabzonspor’a soruyorsanız. Fenerbahçe’de alkışladığınız ekonomik modeli Trabzon’da kriminal bir şüpheye dönüştürüyorsanız. Beşiktaş’ın tahsis edilmiş arazisini tarihsel hak sayıp Trabzonspor’un tahsisini siyasi imtiyaz diye sunuyorsanız… Orada ekonomi tartışmıyorsunuz.
Orada Trabzonspor’a biçtiğiniz sınırı tartışıyorsunuz. Aslında hepinizi iyi tanıyoruz. Sizi gidi maskeli süvariler sizi :)
@esaskenan@MoSalah Salah büyük klüpte oynamak istedi o yüzden ts ye geldi. 2 sene sonra 36 yaşında olacak suudilere gidip yıllık 50 60m euro alır o zaman. Adamın önceliği para değil. Büyük kulüpte oynayıp başarı kovalıyor hala üst düzeyken.
Bazı rekorlar sadece rakamlardan ibaret değildir…
Bazı rekorlar; bir şehrin inancını, aidiyetini ve tek yürek olmuş bir camianın gücünü anlatır.
Bugün o rekorun adı: 18.000
2026-2027 sezonu kombine satışlarında 18.000 sayısına ulaşarak kulüp tarihimizin tüm zamanlardaki en yüksek kombine satış rekorunu kırdık.
Bu rekor; doğru planlamanın, ortak aklın, sabrın ve aynı hedefe inanan yüreklerin eseridir.
Çünkü Trabzonspor; hiçbir zaman ulaştığı zirveyle yetinen bir kulüp olmadı.
Bizim hikayemiz; her zaman kendi sınırlarını aşanların hikayesi oldu.
Bugün kırdığımız rekorun gururunu yaşarken, aynı anda yeni hedefimizi de ilan ediyoruz.
25.000 kombine!
Çünkü bu şehir; hiçbir zaman zirveyle yetinmedi.
Bu arma, her zaferin ertesi günü gözünü yeni bir zafere dikti.
Bu tarihi başarıya imza atan, bu büyük yürüyüşün bir parçası olan tüm taraftarlarımıza teşekkür ediyoruz.
Trabzonspor Kulübü
From @TheAthleticFC: By signing with Turkish club Trabzonspor, Mohamed Salah will be the marquee star in a modern, Muslim-majority country for the first time since he left Al Mokawloon and Egypt in 2012. https://t.co/xR4Gvesys1