Yağmur altında çekilmiş bir kare; içinde vefa, saygı ve memleket sevdası var.
Bu kutlu yolda sizin öncülüğünüzde yürümek büyük bir gurur…
@RTErdogan 🇹🇷
Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız her toplantımızda terörsüz Türkiye konusundaki hassasiyetini ifade etmiştir, terörsüz Türkiye konusunda Cumhur İttifakı'nın bir ve beraber bir şekilde hareket etmesi gerektiğini net bir şekilde söylemiştir. Devlet kurumlarına talimatlarını vermiştir. Biz Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız tarafından bu süreci yürütmekle görevlendirilmiş heyet olarak, sürecin her aşamasında kendilerine bilgi verdik, kendilerinin talimatlarını aldık, o talimatlar çerçevesinde sonraki adımlarımızı şekillendirdik. Dolayısıyla Zat-ı Devletleri bu sürecin olumlu bir şekilde işlemesi, provokasyonlara ya da sabotajlara karşı dirençli hale gelmesi, yolundan çıkmaması için gerçekten mesaisinin çok önemli bir bölümünü ayırdı ve heyetimizi kendisine arz ettiğimiz konularda net talimatlarla yönlendirdi.
Tabii milletimiz her şeyin karar vericisidir, hepimiz milletimizin talimatlarıyla iş yaparız. Bu sürece dönük provokasyonlar ve iftiralar karşısında Sayın Devlet Bahçeli'nin gerek grup konuşmalarıyla gerek diğer zamanlarda yaptığı stratejik müdahaleler, cesur ve net açıklamalar bir şeyi daha göstermiştir. Türk milliyetçiliği üzerinden bu süreçleri sabote etme isteyenlere karşı aslında Türk milliyetçiliğinin bir millet milliyetçiliği olduğunu, bir ırk milliyetçiliği olmadığını, bu basiretle ve bu dirayetle bu sürecin yönetilmesi gerektiği konusunda da Sayın Bahçeli'nin açıklamaları Cumhuriyet tarihine geçecek bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü burada esas olan milletin tamamının hukukunu devletin bekasını ve milletin geleceğini gözetmektir. Sayın Bahçeli'nin stratejik müdahaleleri bu sabotajların ve yoldan çıkarma çabalarının ortadan kaldırılması bakımından son derece büyük bir işlev gördü.
DEM Parti'den, CHP'den ve diğer partilerden bütün bu süreç boyunca sürecin sağlıklı işlemesi için yapıcı eleştirilerde bulunan, fikirlerini net bir şekilde açıklayan milletvekili arkadaşlarımızın çok büyük katkıları oldu. Tabii Meclis Başkanımız Sayın Kurtulmuş'un komisyona bizzat başkanlık etmesinin de hem Türkiye'deki sürecin yönetilmesi, Meclisin iradesinin ortaya çıkması bakımından, hem de dışarıya yüce Meclis adına verilen mesaj açısından da çok büyük bir kıymeti oldu, bütün bu destek bunu oturttu.
Ve gelinen nokta, yürüyeceğimiz yol budur, silahlı terör örgütünün ortadan kalkmasından sonra Türkiye bir kere daha şimdiye kadar olduğu gibi tarihdaşlıkla yol yürüyecektir, kaderdaşlıkla yol yürüyecektir ve yüksek demokrasi standartlarında vatandaşlık ilkelerini daha ileriye taşıyarak yol yürüyecektir.
Bütün bu çerçevede baktığımızda, önümüzdeki dönemde bu bahsettiğim aşamalara, hedeflere ulaşıldığında vatandaşlık ilkelerinin güncellenmesi, siyasi sisteme, demokratik sisteme daha çok oksijen pompalanmasıyla mümkün olacaktır. Bunu her seferinde söylüyoruz, bugün bu daha da geçerlidir, böyle tarihi bir gündeyiz. Adlarımız farklı olabilir, ama adlarımız farklı olsa da hepimizin soyadı Türkiye Cumhuriyeti'dir.
Yapay zeka geliştikçe, insanlık tarihinin tek taraflı ve güdümlü yazımına dair kaygılar da ciddi biçimde tartışılıyor. “Tarih” ile “insanın tarifi” arasındaki bağ giderek daha çok tartışma konusu oluyor.
Ülkemiz insan yaşamının tarihi, genel olarak hayatın tarihi ve insanlık mirası için eşsiz bir hazine niteliğinde. En son dünyada ses getiren bir keşif daha gerçekleşti.
Aspendos Antik Kenti’nde yaklaşık 1800 yıllık Asklepios heykeli bulundu
Kazılarda, sağlık tanrısı Asklepios ile oğlu Telesphoros’un birlikte betimlendiği 2,20 metre boyundaki mermer heykel grubu gün yüzüne çıkarıldı.
Roma Dönemi Aspendos’unda Asklepios kültünün ve sağlık inancının kent yaşamındaki yerini belgeleyen çok önemli bir keşif bu.
Ülkemiz insanlığın tarih yazımına katkıda bulunmaya devam ediyor.
Kültür ve Turizm Bakanımız Sn Mehmet Nuri Ersoy’u, tüm bakanlık çalışanlarımızı, kazıları gerçekleştiren çok kıymetli hocalarımızı ve ekiplerini tebrik ediyoruz.
@MehmetNuriErsoy
İçinde hareket ettiğimiz hukuk prensipleri belli ve bu hukuk prensiplerini ilk defa biz hayata geçirmiyoruz. Devletin meşru mekanizmaları içerisinde, hukuk devletinin imkânları içerisinde konuşuyoruz. Her zaman da şunu söylüyoruz: Devletin nitelikleri ve milletin değerleri etrafında hareket ediyoruz. Birisi bu sürece karşı olabilir fakat ihanet demek siyasi bir cümle değildir. Bir siyasetçinin kuracağı cümle değildir. Yani birçok eleştiri getirebilir ama böyle işte ihanet benzeri cümleler siyasetçinin kuracağı cümleler değil. Eğer bu cümleleri kuruyorsanız parlamento niye var? Siyasi partiler niye var? Hepimizin beraber hareket ettiği meşruiyet zemini niye var? Tabii ki herkesin eleştiri hakkıdır. Fakat bu ve benzeri anti-siyaset anlamına gelen kelimeler dışında bu bahsettiğiniz partiden ve genel başkanından hiçbir söz duyulmadı. Yani bu mesele biz sizin bu yönteminizi beğenmiyoruz, yöntem şudur, şunların denenmesi gerekir, şu şekilde bakılması gerekir şeklinde bir vizyon ve kapasite hiçbir şekilde görülmedi. Bir de şöyle bir şey vardır: Siyasetçinin vizyonunun bittiği yerde cümleler agresifleşir ve galiz hale gelir. Bunun makul bir şekilde konuşulması lazım ve üstelik Türkiye Büyük Millet Meclisi gazi meclistir. İki kere gazi olmuştur. Burada bunların sükûnetle konuşulabilmesi gerekir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Sayın Devlet Bahçeli ile ihanet kelimesi asla yan yana gelmez. Bunu sokaktaki hiçbir vatandaşımıza kabul ettiremezsiniz. Bunu bu şekilde ifade ettiğinizde vatandaşımızdan alacağınız cevap bellidir. Sayın Cumhurbaşkanımızla ve Sayın Bahçeli ile yan yana gelecek kelime vatanseverliktir. Birileri ihanet için adres arıyorsa başka yerlere baksınlar.
Hukuk devletinin imkânları diyoruz, yani meşruiyet alanı içerisinde adımları attığımızdan bahsediyoruz. Ne diyoruz? PKK-KCK terör örgütü bütün şube ve uzantılarıyla silahlarını bırakacak, bu teyit edilecek ve bu yasa MGK kararının alınmasından sonra devreye girecek. Bunu yönetecek bir kurul olacak. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisinde yine bir İzleme Kurulu Komisyonu bütün bu süreci takip edecek.
İki sene önce Ahlat'ta ortaya çıkan iç cepheyi güçlendirme, iç bünyeyi sağlam tutma nasıl ortaya çıktı? Etrafımızda ve dünyada aslında kaoslara baktığınızda ülkelerin iç yapılarında çözülmelerin olduğu net bir şekilde görüldü. İç yapılarındaki çözülmelerin, yani demokrasinin artık toparlayıcı olmamasının, o ülkelerin değerlerinin, ürettikleri refahın o ülkeler içerisinde toplumsal yapıştırıcı olma kabiliyetini kaybetmesinin ardından bu uluslararası politikaya yansıdı ve kurallı düzen dönemi sona erdi. Burada Sayın Devlet Bahçeli'nin yaptığı iç cepheyi güçlendirme çağrısı Cumhuriyet tarihimizde bütün bu iç ve dış gelişmeleri okuduğumuz zaman en stratejik zamanlamayla yapılmış en stratejik müdahalelerden bir tanesidir devletimiz ve milletimiz lehine.
Arkasından Sayın Cumhurbaşkanımızın bu süreci devletimizin başı olarak, Devlet Başkanı olarak bütün kurumlara talimat vererek bir devlet politikasına bu süreci dönüştürmesi, Zat-ı Devletlerinin ortaya koyduğu yüksek irade, bunun devlet ve hükümet boyutunda yönetilmesi konusunda net bir yol haritası ortaya çıkarmıştır. Daha sonrasında bunun millet adına iradeyi temsil eden yüce Mecliste de boyutlandırılması gerektiğine dair son derece sağlıklı tartışmalar yapılmıştır. Orada da Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş doğrudan o komisyona başkanlık ederek yüce Meclisin bu sürece bütün boyutlarıyla ilgili olduğunu ve Yüce Meclisin tarihi sorumluluğunu yerine getireceğini gösteren bir çalışma o komisyonda gerçekleşmiştir.
Yüce Mecliste ve o komisyonda bu meseleyle ilgili son derece net tartışmalar yapıldı. Bu net tartışmalar neticesinde farklı siyasi partilerden son derece sağduyulu açıklamalar geldiğinde bu süreç katlanarak büyüdü.
Bütün bu tablo aslında Türkiye'nin yüksek bir iradeyi topyekûn nasıl gerçekleştirebileceğini göstermiş oldu.
Şimdi geldiğimiz noktada çok yüksek bir sayıyla bu kanun teklifi verildi. Artık burada şu çok önemlidir, yıllarca bu konuşulmuştur. Bu süreçlerle ilgili olarak tabii nihayetinde kimsenin elinde nihai bir formül yok. Dolayısıyla şimdiye kadar yapılan çalışmalar neticesinde silah bırakma, PKK terör örgütünün tasfiyesi ve silahları bırakması şeklindeki bir yaklaşımın bir yasal güvenceyle yönetileceği ve destekleneceği net bir şekilde bugün bu başvuruyla birlikte ortaya koyulmuştur. Mesele terörün gündemden çıkarılmasıdır. Bu yasal güvence, bu yasal çerçeve bunu yönetecek hukuki navigasyonu burada oluşturmaktadır. O açıdan da bu tarihi bir yaklaşımdır.
Bazen dünyadaki örneklerden bahsederken, Güney Afrika'da böyle oldu, İrlanda'da böyle oldu, İspanya'da böyle oldu, başka yerde şöyle yaklaşılmıştı falan diyorlar. Hayır, bu yaklaşımlar, şimdiye kadar yürütülen çalışmalar dünyanın hiçbir yeriyle mukayese edilemez, hiçbirine de benzemiyor bunun ayrıca vatandaş düzeyindeki temellenmesi de diğer yerlerle hiç alakası olmayan, oradaki iç savaşlara, iç çatışmalara hiç benzemeyen bir şeydir. Aynı zamanda bu metot bir Türkiye modelinin ortaya koyulması bakımından da önemli olmuştur. Bu inşallah sonuca eriştiği zaman başka ülkeler için de bir referans olacaktır.
MGK Bildirisi: “Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedeflerine ulaşma yolunda kaydedilen ilerlemeler ele alınmış; ülkemizin ve bölgemizin güvenlik, istikrar ve refahının teminat altına alınması istikametinde tarihî bir merhaleyi teşkil eden çalışmaların müteakip aşamalarına ilişkin istişarelerde bulunulmuştur.”
Silah bırakma tespit ve teyit edildikten sonra MGK kararıyla birlikte bu hayata geçecek, Meclis bunu izleme komisyonuyla birlikte takip edecek, Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında bir kurul burada çalışmalar yapacak.
Bu sürece dönük olarak bilip bilmeden bu yasada şu da var, bu da var diyerekten yasayı enfekte etmeye çalışan, süreci sabote etmeye çalışan, sürece iftira atmaya çalışan bütün argümanlar boşa çıkarılmıştır. Çok net, hedefleri belli, silahların bırakılmasına dönük yasal güvence oluşturan bir tablo burada ortaya çıkmıştır.
Yine bu süreçte yapılan tartışmalardan bir tanesi, dünyadaki farklı modelleri gözeterek bir üçüncü göz olması gerektiği şeklindeydi. Biz ısrarla buna karşı çıktık, Türkiye'nin bir üçüncü göze ihtiyacı yoktur. Üçüncü göz nerede gerekir? Üçüncü göz bazı ülkelerde iç savaş vardır etnik temelde ya da dini temelde, orada üçüncü göz gerekir. Ya da bazı ülkelerde gerçekten birbirinden ayrışmış bölgelerde yaşayanlar vardır, oralarda gerçekleşir. Bugün 86 milyon açısından söylediğinizde Türk ile Kürt’ün arasına üçüncü bir gözün girmesi dünyanın en saçma meselesi olur, hiçbir üçüncü göze gerek yok. Bütün bu sürece bakacak olan millî bir göz var, o millî göz de 86 milyon vatandaşımızın tamamıdır. Türk, Kürt, Sünni, Alevi adını saydığım sayamadığım bütün etnik gruplardan, bütün mezhep gruplarından bütün vatandaşlarımızdır, millî göz odur, üçüncü göze gerek yoktur. Bu açıdan da bu süreç kendi açısından özgün bir süreçtir. Kendi işimizi kendi irademizle, kendi sorunumuzu kendi irademizle halledebileceğimize dair net bir tutumdur. Bu da bu açıdan dünyaya verilmiş bir mesajdır. Türkiye kendi meselesini çözecek iradeye ve vizyona sahiptir.
Komisyonda ve Genel Kurulda bütün siyasi partiler hür iradeleriyle buradaki görüşlerini açıklayacaklar. Şimdiye kadar atılan imzalara baktığımızda belki de böyle bir meselede Cumhuriyet tarihinin en yüksek mutabakatına ulaşılmış gözüküyor. Dolayısıyla Meclisten çabuk geçeceğini ve bu meselenin bir an evvel çözüme kavuşması, adımların atılması için bu aşamanın çabuk kat edileceğini değerlendiriyoruz. Bu bir irade beyanıdır, Türkiye Cumhuriyeti devleti bütün dünyaya, dünyanın kaosa sürüklendiği bir dönemde biz her türlü kendi meselemizi kendi imkân ve kabiliyetlerimizle ve kendi irademizle çözebiliriz mesajını vermiştir.
Esas mesele silahlı tehdidin ve terör örgütünün gündemden çıkmasıdır. Türkiye çok uzun zamandır silahlı terör örgütünün tehdidiyle karşı karşıyadır, buna karşı mücadele etmiştir. Kahraman şehitlerimizin ve gazilerimizin eşsiz fedakârlıklarıyla bu terörün ve terörün arkasındaki siyasi projelerin hedefine ulaşması engellenmiştir. Bugün gelinen noktada yapılan yasal düzenleme, PKK, KCK terör örgütünün Türkiye'deki, Suriye'deki, Irak'taki, İran'daki, Avrupa'daki legal ve illegal bütün unsur, şube ve uzantılarıyla gündemden çıkmasını ve sona ermesini hedeflemektedir. Bu son derece açık bir şekilde şimdiye kadar ifade edilmiştir, bundan sonrasında da takip edilecek husus budur.
Terör örgütünün gündemden çıkması, devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri çerçevesinde, hukuk devleti ve demokrasinin imkân ve kabiliyetleri çerçevesinde ortaya koyduğu seçenekler sayesinde gerçekleştirilmektedir.
Geçmişte AK Parti’den önce de Millî Güvenlik Kurulu tavsiyeleriyle terör örgütünden ayrılmak isteyenlere bir zemin oluşturulması gündeme getirilmiştir. Bugün gelinen noktada ise bütün bu tecrübelerden yola çıkarak son derece güvence veren, güveni ve güvenceyi bir arada gösteren bir çerçeve yasa ortaya çıkmıştır. Tabii PKK, KCK terör örgütünün Türkiye, Irak, İran, Suriye ve Avrupa’daki bütün illegal unsurlarıyla sona ermesi, silah terör unsurunu demokrasimiz üzerinde bir yük olmaktan çıkaracaktır. Türkiye bu silahsızlanmayla birlikte bu tehdidin sona erdiğini, bu süreç başarıya ulaşırsa, ki başarıya ulaşması için hepimiz gayret etmeye devam edeceğiz, hep beraber görecektir.
Tabii bu terörün gündemden çıkmasıyla birlikte esasında yepyeni bir iklim doğacaktır. Bu yepyeni iklim demokrasimizin üstündeki yükün kalkması, demokrasimizin üzerindeki bu stresin kalkmasıyla birlikte aslında demokrasimizin ölçeğini büyütecek. Demokrasimizin derinleşmesine daha çok imkân verecek. Demokratik birtakım adımların atılması için daha güçlü bir siyasi ve demokratik iklimin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Dolayısıyla terör örgütünün yükünden Türkiye'nin kurtulması demek aynı zamanda demokrasisinin ölçeğini büyütecek, siyasi iklimine daha çok oksijen yükleyecek bir zemine kavuşması demektir. Demokrasinin ölçeğinin büyümesi demek, siyasi iklimin daha çok oksijene kavuşması demek, Türkiye'nin Türkiye Yüzyılı hedeflerine giderken, bölge barışına katkı yaparken, küresel barışa katkı yaparken çok daha yüksek bir performans ortaya koyması demektir.
Bugün bu yasal çerçeveyle atılan adım esasında bu açıdan bakarsanız bir başlangıcı oluşturacaktır. Bunun Meclisimize, ekonomimize, sivil toplum hayatımıza yansıması, bunun bugün aralarında birtakım mesafe olduğunu düşünen toplumsal kesimlere yansıması çok büyük, çok pozitif ve çok değerli olacaktır. Onun için her birimizin burada bahsettiğim çerçevede bu sürecin başarıyla tamamlanması ve bu silahlı tehdidin ve terör örgütünün gündemden çıkması, bütün bu sürecin başarıyla sonuçlanması için katkısı, esasında Türkiye'nin geleceğine atılmış bir imza olarak düşünülebilir.
Sayın Cumhurbaşkanımız Genel Başkanımız, MKYK toplantımızın açış konuşmalarında terörsüz Türkiye konusuna değindiler. Şimdiye kadar yaptığımız çalışmaların bugün geldiği nokta ve bundan sonrasında da inşallah bütün bu süreci başarıya ulaştırmak için yapılması gerekenler, kullanılması gereken tavır, üslup ve Cumhur İttifakı'nın birlik ve dirliği açısından ilgili talimatları verdiler. Tabii aynı şekilde bu konuyla ilgili devlet kurumlarının da koordinasyonu bakımından talimatlarını tekrar hatırlattılar.
Bugüne kadar her türlü darbe girişiminden tutun birtakım emperyalist ve siyonist projelerin ülkemize musallat olan kötü niyetlerine kadar her şey kahraman şehitlerimizin ve kahraman gazilerimizin büyük fedakârlıklarıyla engellendi. Buradan bir kere daha kahraman şehitlerimize Allah'tan rahmet diliyoruz, mekânları cennet olsun. Kahraman gazilerimize hürmetlerimizi sunuyoruz. Şehitlerimizin ve gazilerimizin ailelerine buradan bir kere daha AK Parti Genel Merkezi’nden en içten saygılarımızı, hürmetlerimizi arz ediyoruz. Onları her zaman hatırımızda tuttuğumuzu, her zaman gündemimizde olduklarını ifade etmek isterim.
Yasa teklifinin verilmiş olmasıyla birlikte iki yıllık bir sürecin en önemli aşamasına gelinmiş oldu.
Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci için gerçekten çok emek sarf edildi, kuşkusuz pek çok çalışma yapıldı. Biz artık AK Parti'de yaptığımız çalışmaların sayısını unuttuk, yüzlerce kere toplanmışızdır sabah erken saatlerden gece geç saatlere kadar. Bütün arkadaşlarımızla birlikte, kurduğumuz heyetle birlikte çok yoğun bir şekilde buna emek ve mesai harcadık.
Bizim terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge diyerek ortaya koyduğumuz bu irade, ortaya çıkan bu çerçeve, aslında bölgemize dönük olarak kötü niyet besleyen emperyalist ve Siyonist saldırganlığa verilmiş en büyük cevaplardan bir tanesidir. Burada devletimizin binlerce yıllık tecrübesi, milletimizin binlerce yıllık tarihin içinden süzülerek gelen kardeşliği ve basireti esasında bütün bu politikaların ana dinamiğini oluşturmuştur. Dolayısıyla terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge nedir diye bir cümleyle tanımlayacak olsak; bu bölgemizde, Türk için, Kürt için, Arap için, Sünni için, Alevi için, Şii için ve diğer herkes için kötü niyet besleyenlere bu kötü niyetlerine geçit vermeyecek şekilde verilen bir cevaptır diyebiliriz. Bugüne kadar da bununla ilgili gerçekten çok hassas çalışmalar yürütüldü. Ama günün sonunda meselenin sahibi 86 milyon tüm vatandaşımızdır. Günün sonunda meselenin öznesi, meselenin iradesini tecelli ettiren yegâne makam vatandaşlarımızın tamamıdır. Ve bu güven esasına, bu iradeye, bu tecrübeye, bu tarihin içinden süzülen büyük irfana yaslanarak bütün bu süreç yürütülmüştür.
Yüksek Askerî Şûra kararları hayata geçti. Şimdiye kadar görev yapan, görevden ayrılan bütün askerlerimize, komutanlarımıza teşekkür ediyoruz. Yeni göreve gelen, yeni rütbe alanları da tebrik ediyoruz.
Tabii sevindirici bir tarafı da var bu Yüksek Askerî Şûranın, Türk Silahlı Kuvvetlerindeki kadın general sayısı arttı. Bütün kuvvetlerimizde kadın general sayısının artmasının Türk ordusunun niteliğini göstermesi bakımından ve kadınlarımızın da bu yüksek rütbelerde bulunmasının Cumhuriyet'in bir kazanımı olarak değerlendirilmesi bakımından son derece önemli olduğunun altını çizmek isterim.
Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerine her zamanki gibi başarılar diliyoruz.
Genel Başkan Yardımcımız ve Parti Sözcümüz Sayın @omerrcelik saat 16.00'da Genel Merkez binasında MKYK toplantısına ilişkin basın açıklaması gerçekleştirecektir.
Netanyahu şebekesi cinayet işlemeye devam ediyor. Bu “soykırım şebekesi” son olarak, Gazze’de 30’dan fazla sivili katletti ve sağlık tesislerini hedef aldı.
Bu saldırılar Gazze Barış Planı’nın hayata geçirilmesini sağlayacak yol haritası üzerinde mutabakat sağlanmasının hemen ardından yapıldı. Bu bir kere daha Netanyahu şebekesinin barışı hayata geçirecek her adımı düşman gördüğünü gösteriyor.
Netanyahu’nun tek amacı Gazze’yi tamamen yok etmektir. Bu insanlığın tüm değerlerine düşmanlıktır.
Netanyahu saldırganlığıyla artık barışı savunan tüm ülkelerin politikalarına sabotaj düzenlemektedir.
Samsun Milletvekilimiz Sn. Ersan Aksu’nun annesinin vefatını üzüntüyle öğrendik.
Merhumeye Allah’tan rahmet diliyoruz. Mekânı cennet olsun.
Değerli ailesine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz.
15 Temmuz alçak darbe teşebbüsünde Marmaris’te Sayın Cumhurbaşkanımıza suikast girişiminde bulunan teröristler arasında yer alan FETÖ mensubu bir vatan haini daha yakalandı.
Cumhurbaşkanımızın o gece herşeyi göze alarak ortaya koyduğu eşsiz irade, milletimizin egemenliğini çalmaya çalışan vatan haini FETÖ saldırısını yenilgiye uğrattı.
Cumhurbaşkanımızın hayati öneme sahip o iradesi, milli egemenliğin müdafaası bakımından devlet ve millet hayatımız için tarihi bir mühür niteliğindedir.
Bu vatan haini terörist şebeke kimi odaklar tarafından bazı ülkelerde hala himaye ediliyor. Ülkemizde ve dünyanın her yerinde bu şebeke ile mücadelenin kesintisiz sürmesi milli bir görevdir.
Bu mücadeleyi hakkıyla sürdüren, vatanseverliğin hakkını veren herkesi tebrik ediyoruz.
Türkiye Yüzyılı’nın mimarları maşallah yine coşkusuyla, heyecanıyla, tutkusuyla göz dolduruyor.
Büyük ve güçlü Türkiye’nin yol başçıları, TEKNOFEST kuşağı maşallah yine yeri göğü inletiyor.