Yedi yıldır hayatıma tanıklık eden çok sevdiğim dosltarımdan biri var adı Recep. Yeri geldi aylarca küstük yeri geldi aynı koltukta uyuduk. Küstükten sonra hayatım kötü bir seyir almaya başladı.
Barıştıktan sonra ise tekrar işler yoluna girmeye başladı. Şunu anladım ki benle Recep yapbozun eksik parçaları gibiyiz yan yana gelince bir bütün haline geliyoruz.İnşallah bir gün eskisi gibi tekrar yollarımız kesişir ama bu sefer sonsuza dek.
Barıştıktan sonra ise tekrar işler yoluna girmeye başladı. Şunu anladım ki benle Recep yapbozun eksik parçaları gibiyiz yan yana gelince bir bütün haline geliyoruz.İnşallah bir gün eskisi gibi tekrar yollarımız kesişir ama bu sefer sonsuza dek.
Ve sesindeki o sarsılmaz tınıyla ekledi: 'Gök kubbe üzerine yıkılmış, ruhun harabeye dönmüş olsa bile, o enkazın tozunu üzerinden silkele ve yeniden düş yollara. Unutma; fırtına dindiğinde hâlâ dimdik durabiliyorsan, yenilginin küllerinden en büyük zaferini doğurmuşsun demektir.
Sosyal medya acayip saçma bir şey değil mi,ben neden bir insanın hayatını görmek isteyim,neden onlar beni görsünler isteyim ki? Harbiden anlayamıyorum şunu. Hem hayatım birine kötü gelse gören kişi ego tatmin edebilir,iyi gelse de insanlar kıskanabilir nazar edebilir. Gereksiz
Sürekli verilen dandik tavsiyeler,yok hayatını yaşa şunu yap bunu yap gez toz falan. Yav abicim sizi bunlar sarıyo olabilir beni sarmıyo belki,ben belki mağramda mutluyum. Belki sakinlik seviyorum. Sizi mutlu eden beni etmiyo diye boşa mı gecmiş oluyo hayat?