Yaklaşık bir aydır devam eden ve kamuoyunun Aziz İhsan Aktaş davası olarak bildiği davanın ilk duruşması bitti.
Baştan sona izledik, takip ettik;
📌 İddiaların hiçbiriyle ilgili somut bir delil olmadığını gördük.
📌 Belediyelerin kasasından tek bir delikli kuruşun bile çıkmadığını gördük.
📌 Başkanlarımızın hesabını veremediği hiçbir finansal işlemleri olmadığını gördük.
📌 Başkanlarımızın “partini sat kurtul” tekliflerini ellerinin tersleriyle ittiğini, bunun için bedel ödediklerini gördük.
📌 Bir yıldır sevdiklerinin yolunu gözleyen ailelerimizin çektiği kahrı ve buna rağmen dik duruşlarını koruyan haklılara mahsus mağrurluğu gördük.
Geçmişte de çok iyi bildiğimiz kumpas davalarıyla aynı yöntemlerin kullanıldığı bu dava da çürük, içi boş ve utançla anılacak.
Bugün her bir başkanımız tahliye edilmeliydi.
Suç örgütü lideri dedikleri şahıs dışarıda rahatça gezerken, bu davanın neresinde oldukları bile ortaya koyulmamış, haklarında dedikodudan hallice itirafçı beyanları dışında tek bir iddia olmayan başkanlarımızın ve yol arkadaşlarımızın tutuklu yargılanıyor olmasını kabul etmiyoruz.
Belediye Başkanlarımızı sadece seçilmiş oldukları ve iftiraya ortak olmadıkları için tuttuklarını biliyoruz.
Türkiye’de demokrasi yaşasın, yargı eliyle siyaset dizayn edilmesin diye onurlarıyla barikat kuran ve özgürlüklerinden mahrum bırakılan her bir başkanımızla gurur duyuyoruz.
En kısa sürede hepsini o zindanlardan alacağız.
CHP halktır, teslim alınamaz!
⚠️ DUYANLARA, DUYMAYANLARA ⚠️
Bir önceki döneme kıyasla 11 kat fazla teftiş, denetim yapılmıştır.
HİÇBİR KAMU ZARARI TESPİT EDİLMEMİŞ, YOLSUZLUK BULUNMAMIŞTIR.
6.12 2025 tarihli başkanlık makamı İBB İç Denetim Birimi; İBB Başkanlığı’na, İSKİ Genel Müdürlüğü’ne, İETT Genel Müdürlüğü’ne, İBB Denetim ve Teftiş Kurulu Başkanlığı’na, Mali Hizmetler Daire Başkanlığı’na, İştirakler Koordinasyon Şube Müdürlüğü’ne yazı yazarak “bağlı birimlerde herhangi bir kamu zararı veya şirket zararı tespitinin yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise; bulgu ve raporların hangi konu ve isimlere yönelik olduğu ile, zarar tutar bilgisi, sorgu ve rapor akıbetleri ile kesinleşmiş kamu zararı ve şirket zararına ilişkin yazıların” diyerek 23.06.2019 tarihinden bugüne olan soruların cevapları başkanlık makamınca talep edilmiştir.
Bu çerçevede; yazılarda “kesinleşmiş hiçbir kamu zararı bulunmadığı görülmüştür.” şeklinde cevaplar verilmiştir.
Sonuç: İBB, İSKİ, İETT ve 32 iştiraklerimizde (İGDAŞ, Kiptaş, Beltur, Kültür AŞ, Medya AŞ, İsfalt, İstaç ve diğerleri)
Belediyemiz ve bağlı birimlerinden, iştiraklerden alınan yazılarda 23.06.2019 sonrasına dair kesinleşmiş bir kamu zararı tespiti bulunmadığı, diğer yandan özel ve genel teftişler neticesinde de tarafımıza bildirilmiş, kesinleşmiş bir kamu zararının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Aziz milletim,
Böylesine asimetrik teftiş ve denetim süreci geçirilmiş olmasına rağmen, bir dönemden suçlu üretmeye çalışıldığını; yargı kumpasıyla yüzlerce masum insana ve ailelerine zulüm yapıldığını en iyi siz biliyorsunuz, görüyorsunuz. Bu yargısız infazı yapanları vicdanınızda çoktan mahkum ettiniz.
Ailelere bedel ödetmeyin, aileleri siyasete karıştırmayın diyoruz; ancak ne yazık ki adaletsizliğin sınırları her geçen gün daha da genişliyor.
Büyük oğlum Selim İmamoğlu, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Fizik Mühendisliği Bölümü'nde yüksek lisans eğitimine büyük bir emekle devam ediyor. Genç bir bilim insanı adayı olarak yürüttüğü “Katalitik Substrat ve Grafen Filmlerin, Stokiyometrik Olmayan Silikon Oksit Nanoparçacıkların Büyümesi ve Fiziksel Özellikleri Üzerindeki Etkisi” başlıklı çalışması, Alman Fizik Derneği tarafından kabul edildi.
Selim, bu çalışmasını sunmak üzere Dresden Teknik Üniversitesi’nde düzenlenen uluslararası bilimsel konferansa davet edildi. Ancak aylarca emek vererek hazırladığı sunumu gerçekleştirebilmesi için yurt dışı yasağının geçici olarak kaldırılması yönündeki başvurusu reddedildi.
Bir gencin bilimi konuşacağı, ülkesini temsil edeceği bir platforma katılmasının engellenmesi; ne adalettir ne vicdandır. Bu durum yalnızca bir aileye değil, bilime, emeğe ve geleceğe vurulan açık bir darbedir. Siyasi hırsların, bir gencin akademik geleceğinin önüne geçmesi kabul edilemez.
Evlatlarımızın hayalleri, siyasi hırslarınızdan daha büyüktür. Bu haksızlık yalnızca Selim’in değil; bu ülkede emeğiyle bir yere gelmek isteyen her gencin önüne örülen bir duvardır. O duvarları mutlaka yıkacağız. Bilimin ve aklın yolundan asla dönmeyeceğiz.
@cengizBJK1903@EskiLibas biz Müslümanlar !!!tam yönetim Değişsin diyoruz sizden biri çıkıyor! Müslüman lara hakaret ediyor!sizde arka çıkıyorsunuz !!!
Sen önce insan ol üslubunu değiştir.
Dost görünen düşman gibi Twit atııyorsun.
Kendine Müslüman arkadaş karşı taraf dediklerin senden daha Müslüman.
Bursa'da 3 gencin, gözaltına alınıp karakolda işkenceye uğradıkları iddiasıyla yaptıkları suç duyurusu hakkında 1 sene sonra dava açıldı
Gençler kendilerine işkence eden polisleri teşhis etmişti
🔗https://t.co/TeUVAmHKRh
Erdoğan:
"23 yıldır iğne ucu kadar dahi olsa emanete leke bulaştırmamaya hassasiyet gösterdik."
Dönemin başbakanı ile oğlunun konuşması...
🫅Sıfırlayabildiniz mi ?
👲Henüz 30 milyon Euro'yu eritemedik, sıfırlayacağız inşallah !
BU NASIL OLUYOR ?
1981 Şubat ayında mezun olan Erdoğan'ın diploması Prof. Dr. Ömer Faruk Batırel tarafından imzalanmış.
Fakat Ömer Faruk Batırel 1982 yılında Profesör olmuş.
Bu nasıl mümkün olabilir?🤔