Atacağımız twitlerden dolayı ileride oluşabilecek kafa karışıklarına karşı şimdiden önlem almak amacıyla bazı hususları -eski hesapta yaptığımız gibi-buradan da belirtip pinleyelim.
İsrail TR'ye Kıbrıs'ta saldıracak kadar salak değil.
Eğer saldıracaksa bunu ABD, Yunanistan ve GKRYnin de içinde olacağı bir ittifakla yapar. İşlerin o raddeye gelmesi için köprünün altından çok sular akması gerek.
Oluşturulan gündemin aksine TR'nin mevcut konumu düşünüldüğünde TR ve İsrail arasında doğrudan bir savaş neredeyse imkansızdır.
Böyle bir şey olmayacak. Bu ancak TR konumunu değiştirdiği takdirde mümkün. O vakit TR çok ama çok ciddi bir sınavdan geçer. Azdan az çoktan çok gider.
tanklara sahip modern bir orduyla karşılaşırlarsa biçilirler. Tabi İsrail savaş stratejisi bu modern orduları daha karşılaşmadan elimine etmeye dayalı olduğu için bunu çok da dert ettiklerini zannetmiyorum.
Hülasa Kassam-Tank/TSK-uçak eşleştirmesi yaparken dikkatli olunmalı.
IDFnin başta Merkava'ları olmak üzere bütün zırhlılarında perspektif, asimetrik savaş koşulları gözetilerek belirlenmişti. Asimetrik savaşta modern zırhlılara sahip ordular değil düzensiz gerilla güçleri başattır. Bu güçlerin zırhlılara karşı kullanabileceği seçenekler de ister
az da olsa ATGM- ataklarına karşı görevlerini yerine getirdi.
İsrail zırhlılarının tek zayıf yönü sabotlu tank mermilerine karşı zayıf dayanımlı olmaları. Tek bir sabot darbesi zırhlarını kağıt gibi parçalayıp tankı ve mürettebatı kuşbaşı doğrar.
Eğer sabotlu mermi atabilen
Kadın "uluslararası ilişkiler uzmanı" ama ben değilim.
Siz yine de beni dinleyin ve İsrail'i gözünüzde "hak ettiği" kadar büyütün.
İsrail'in hak ettiği nedir peki? Sahaya bakın ve kendiniz karar verin.
"ABD bile arkasında değil" saçmalığına hiç girmiyorum, siz de girmeyin :)
strateji-jeo politika/strateji ekseninde İsrail'le savaş(a)maz. Çünkü İsrail TRnin meylettiği/meyletmek zorunda bırakıldığı söz konusu bloğun ortadoğudaki kilit aktörlerinden biridir ve vaz geçilemezdir.
Tabi burada kati bir şekilde "TR İsraille asla savaşmayacak" ifadesini kullanmamız mevcuttaki denklemde TRnin almış olduğu konuma nazaran bir anlam ifade ediyor. Yoksa "TR 'hiçbir surette' İsraille asla savaşmaz."ı ifade etmiyor.
TR şu anki ABD/NATO/BATI temayüllü reel politika/
Hayır TR ile İsrail asla savaşmayacak. ABD'nin İsrail'le stratejik hısımlığı;TR ile de NATO ölçeğinde aynı bloğun parçası olması bunu mümkün kılmaz.
Pasifik'te uyanayazan ejderha tarafından "kızartılmadan" önce bütün stratejik önceliğini şimdiye değin "direkt" varlık göstermek
blokta olduğu taraflara "kendi çöplüklerinde" limitli bir efelenme/yer edinme yani amiyane tabirle kapasiteleri kadar "parsayı toplama" serbestisi tanımasından ibaret o kadar.
Hayır TR ile İsrail asla savaşmayacak. ABD'nin İsrail'le stratejik hısımlığı;TR ile de NATO ölçeğinde aynı bloğun parçası olması bunu mümkün kılmaz.
Pasifik'te uyanayazan ejderha tarafından "kızartılmadan" önce bütün stratejik önceliğini şimdiye değin "direkt" varlık göstermek
İsrail Türkiye'nin Suriye'de yerleşmek istediği tüm üslere sürekli olarak hava saldırısı düzenleyip tahrip ediyor. Bu durum yakında meşru müdafa hükümlerini tartışmaya açabilir.
Türkiye Suriye'ye kalıcı olarak yerleşecek. İsrail bunun önüne geçmek için savaş ihtimali dahil her yolu deniyor ve saldırganlıktan asla geri durmuyor. ABD'yi araya sokmakla bu durumun sakinleşeceğini zannetmiyorum. Türkiye ile İsrail eninde sonunda savaşacak. Sadece tarihini öngörmek mümkün değil.
Bu coğrafya iki süper gücü kaldırmaz. Biri sindirilip yok edilmek zorunda. Bunun da kim olacağı malum.
suretiyle çekip çevirdiği bölgelerde (ortadoğu ve avrupa başta olmak üzere) bölgesel aktörler üzerinden(ortadoğu için Türk,Kürt,Arap, İsrailli) "indirekt" işleteceği bir düzen kurmaya adayan ABD buna izin vermez.
SRY'de oluşan sürtüşme/çatışma hatları,ABDnin her ikisiyle de aynı
Naber!!
Goygoyculara soğuk duş ha!
"İsrail'i çok fazla küçümsemeyin. Hele hele ABD'yle ilişkileri sarsıntılı, TR ile İsrail çatışacak türünden düşüncelerine asla kapılmayın." deyip duruyorsak görünen köy kılavuz istemediğindendir.
İsrail SRY'de bir saldırı yapılmasını gerektirecek hayati ve kaçınılmaz bir sebep bulursa ABDnin iznine bakmaz/bakmayacak.
Kahvehane goygoyundan hallice asılsız haberler bunlar.
Kobani Tugayı komutanı Mahmoud Berxwedan Nûçe TV’ye yaptığı açıklamada “Türkiye Gazetesi’nde yayımlanan bize atfedilen o demeçleri kesin bir dille reddediyoruz; açıklamalarımız çarpıtılmış olup, söz konusu röportajdaki konuların özünden tamamen uzaktır” Bu tekzibe göre, Türkiye Gazetesi kamuoyunun hoşuna gidecek şekilde bir haber allamış pullamış.
"Bağımsız Kürdistan diyerek çıktıkları yol" mu!?
"Eko Biyolojik Feminik Gotik Demokratik Cumhuriyet" :) gibilerinden epey garabet tanımları oldu ama "Bağımsız Kürdistan" diye resmi-gayrresmi 1 mottoları da amaçları da olmadı hiçbir zaman.
Özetle hariçten gazel okumayın :)
Bağımsız kürdistan diyerek çıktıkları yolda önce özerk kürdistana sonrasında sike sike demokratik Türkiye söylemine döndüler. Her geçen yıl hayallerindeki bölücülüğün sadece hayal olduğunu yavaş yavaş kabul ettiler
Artık ne Suriyede ne Türkiyede ne de Irakta bir güçleri kalmadı
reelpolitiğinin gerçek niteliğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Açıklamayı örgütün "sembol" haline gelmiş bir muhitinin sorumlusuna yaptırmaları bile başlı başına bir mesaj niteliği taşıyor.
Mahmud Berxwedan'ın açıklamalarını aşağıdaki perspektiften okuyunuz.
Her dört parçada kurulu örgütler içerisinde din diyanetle en alakasız örgütün Kobani sorumlusunun içine reis kaçmışçasına konuşması her sefer,inde hatırlattığımız gerçekten de mükemmel işleyen ABD jeo/
Daha düne kadar birbirleriyle ana-avrat sövme seviyesinde didişen devletleri aynı masaya hop diye oturtmak!
İşte ABD böyle bir imparatorluk.
Tavsiye: Aşağıdaki ve benzeri her görüntüye bu perspektiften bakınız.
-Aşağıdaki örnekte de görüldüğü üzere- bu perspektifin dışında kalan
Kürdlerle de Kürdistanla da bir sorunum yok. Türklerle ve Türkiye ile olmadığı gibi.
Zaten bu hususlardaki tavrımız ve tarzımız da öteden beri bilene ayan.
Sürece dair tek endişem sürecin hegemon ABD/NATO/BATI isterleriyle çok fazla alakalı olması. Süreç öz irademizle başlamalı
Oluşturulan algılar belli. Nasıl oluşturulduğu, niçin oluşturulduğu da.
Perspektifini algılar değil olgular üzerine inşa edebilenler zaten neyin nereye nasıl gideceğini de fark edecektir.