Kaliteli insan değil nitelikli insan olur.
-İnsan eşya değildir.
Kendine yatırım yapmış değil, eğitimli insan olur.
-İnsan yatırım aracı değildir.
Toksik ilişki / toksik insan değil, acımasız insan olur.
-İnsan zehir değildir.
Mücadele; insanı, insan onurunu korumak içindir.
Seni stajyer fatih seni, Cizre'yi yakıp yıkan, Sur'da "Fetih Hutbesi" okutan portatif uçbeyi seni, seni "vekil" başıbozuk seni; bak senin de miadın doldu, geri dönüşüme gidiyorsun, ama "em li vir in!"
Yüksek sıcaklara maruz kalan her şey bozuluyor. İnsan , meyve, sebze, medeniyet hiç fark etmiyor. O yüzden insanları doğru tanımak istiyorsak, ilk olarak içinde büyüdükleri ikilimi tanımalıyız... ✍️✍️✍️
Herhangi bir olay karşısında
Türkler; devletimin ve polisimin yanındayım
Kürtler; partinin ve kurumlarımızın yanındayız.
"Kürt kanziliği" yükselişte. Bu ileride bir çok konuda Kürtlerin, yine Kürtler adına utanacakları bir dönemin habercisi.
Yoshikazu Yosuhiko 90’ların başında daha Türkçede Mangalar pek yokken ve doğru düzgün bilinmezken “Kürt Yıldızı” adıyla Kürtler ve Kürdistan’la ilgili 3 ciltlik bir Manga-çizgi roman yayımladı. (4. foto) 2000’lerde 2 ciltlik büyük boy versiyonu elimize geçti. O günden bugüne yaklaşık 30 yıl o kitapların peşine düştük. Paris, Berlin’deki kitabevlerinde nerdeyse bizdeki kitapçılar büyüklüğünde Manga bölümleri vardı, didik didik etmemize rağmen kitapların başka bir dilde çevirisini bulamadık. Çeviriyi garanti etmeden telif almak istemiyorduk, çünkü Japoncadan Kürtçeye çeviri yapacak çevirmen bulmak zordu.
2008’de Frankfurt Kitap Fuarındaki Japonya pavilionunda yayınevini buldum, kitapların çok eski olduğunu, copyright sorumlusuna email yazmamızı istediler. Tabii ki emailimize cevap alamadık. İşin peşini bırakmadık ama, Japonya’dan arada biriyle karşılaşsak, özellikle Kürtlerle ilgili araştırma yapan doktora öğrencileri… en son Amerika’da Kürtlerle ilgili tez hazırlayan bir doktora öğrencisi ilgileneceğine söz verdi, ordaki ailesine haber verdi, yayınevine gittiler, onlar da bıkmış olmalılar ki, tmm yayımlasınlar ama bizden bir şey istemesinler, biz de bir şey istemiyoruz, çünkü albümler çok eski, dediler. Romanları Japoncadan İngilizceye çevirtip ordan da Kürtçeye çevirmeyi düşünüyorduk.
Kitapların düzgün scan edilmesi için çalışanımızla matbaaya gönderdik, yolda bir yerde yemek yerken kitapları unutup kaybetmesin mi? Tabii ki kıyamet koptu. Sonra Mustafa diye bir arkadaşımız 3 ciltlik ilk edisyonu Mardin’den gönderdi. Aradan yıllar geçiyor, hiçbir ilerleme yok ama en ufak fırsatı da değerlendiriyorduk.
2-3 yıl önce gene Japon bir doktora öğrencisi geldi Avesta’ya, meseleyi anlattık, ilgileneceğine söz verdi. Sonunda yazarı buldu. Geçen sene yazarlığının 50. yılıymış. Başta yanaşmadı ama ısrarlarımız ve Miki’nin çabaları sonucu ikna oldu.
Sözleşmemizi yaptık, telifi aldık, şu an çeviriler yapılıyor. Yakında yayımlamayı umuyoruz.
Geçenlerde Miki gene İstanbul’a gelmişti. Yosuhiko’nun 50. yazarlık-çizerlik yılı vesilesiyle basılan bu özel baskılı kitabı ve yazarın maskotunu getirmişti. Yosuhiko imzalamış bir de kitabı. Çok sevindim, uzun zamandır beni bu kadar sevindiren bir hediye almamıştım, sevincimi sizinle paylaşmak istedim. Tabi hemen yanımda getirip avesta I CULTURE Celadet Alî Bedirxan Kütüphanesi’ne bağışladım. Merak edenler, diğer kitaplarla birlikte görebilir.
"İnsanın doğal ortamı olan sessizlikten, yalnızlıktan, boş zamandan, ebediyetten korkuyorlar; durup dinlenmeden hareket ediyor, çırpınıyor, oradan oraya dönüyor, kendileri dışında her şeyle meşgul oluyorlar. Hissetmek için, var olduklarını kanıtlamak için eyleme geçiyorlar: Eylemden ve yaptıkları her şeyden bir onay bekliyorlar, aslında gerçekten eylemde bulunmuyor, eylem saplantısı yaşıyorlar."
[Imperialismo pagano, Julius Evola]
Bu gün ortaya çıkan şeyleri, bu gün ki haliyle tartışmak hiç kimseyi doğru bir sonuca götürmez. Her sorun kendi tohumlarını herkesin gözü önünde ekiyor.
Heta ku Kurd bê dewlet bin, Enfal kêm û xilas nabin!
Êşa Enfalê piştî 38 salan di dilê me de zindî ye. Enfal beguman berdewamiya Zîlan, Agirî, Mehebat û Dêrsimê bû. Herweha komkujiyên Efrîn, Şingal, Roboskî, Cizîr û Şêxmeqsût jî berdewamiya Enfalê ne.
Rûhê Şehîdên me şad be, Rehma Yezdan li wan be!
Tarihin en üzücü derslerinden biri şudur: Eğer uzun süre kandırılmışsak, bu kandırmacaya dair her türlü kanıtı reddetme eğiliminde oluruz. Artık gerçeği öğrenmekle ilgilenmeyiz. Kandırmaca bizi esir almıştır.
Carl Sagan
Önce maruz kaldığımız ve sonra normalleştirdiğimiz ne varsa, mağduriyetimiz olmaktan çıkıp, yeni kimliklerimize dönüşüyor. Çünkü bizim hikâyemizde el konulan şey sadece topraklarımız ve buradaki geleceğimiz değil, özne olarak bilincimizin ta kendisidir. Sonunda başka’sının fikriyle oluşan “kendi” bilincimizde mahsur kalıyoruz.